Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

Lord Of The Demons - Bölüm: 63 - Yalnızlık Nedir?, Doğru...


Shiina'nın notu: Keyifli okumalar.

 

Kayra neler olduğunu anlamaya çalışırken sahne tekrar değişmişti. Bu sefer hissettiği his tamamen farklıydı.

 

Hiçbir şey göremediği karanlık alandaydı. Tüm bedenini ve ruhunu sonsuz bir yalnızlık sarmaya başlamıştı. Bu yalnızlıkta Lanetli Şişe gibi derinliklerine sızıyordu.

 

Bu hisle Kayra’nın zihnini her şeyi bastıran bir arzu sarmaya başlamıştı. Birilerini… Bir şeyleri… Görmek, hissetmek istiyordu. Kim ya da ne olduğu önemli değildi. Bu yalnızlık hissini biraz olsun hafifletebilecek bir şeyler arıyordu gözleri.

 

Arayışlarının sonuçsuzluğu, daha önce kaçtığı boşluk hissini aramaya itmişti Kayra’yı. Korkup, çekindiği o hissin geri dönmesini istiyordu, Lanetli Şişenin karanlığını arıyordu.

 

Tüm istekleri, tek arzusunun yansımasına dönüşmüştü artık. Düşünebildiği her şeyin sonucu bu arzusuyla kesişiyordu. Bu yalnızlığın bir an önce son bulmasını arzuluyordu…

 

Ancak ne yaparsa yapsın nafileydi. Dantian’ındaki kıvılcımlara odaklanmak bile onu kurtaramıyordu bu histen. Bilinmeyen bir zaman sonra arayışlarını hiç durdurmadan bu histen kurtulmaya çalışan Kayra bir ses duydu. Ağaç yapraklarının ince hışırtısına benzeyen sesle, Kayra’nın yavaş yavaş artan yalnızlığı aniden ortadan kaybolmuştu.

 

Tüm çabalarına rağmen kurtulamadığı yalnızlık hissi bu sesle öylece yok olmuştu. Kayra sesin geldiği yöne dönerken şimdiye kadar hissedemediği bedeninin varlığını hissedebilmeye başlamıştı. Artık Lanetli Şişeye girmeden önceki hali gibiydi. Ancak hala hareket edemiyordu.

 

Sesin geldiği yönde 4-5 metre yüksekliğindeki yaşlı bir ağacın, yavaş yavaş netleşen bulanık görüntüsü vardı. Ağacın kuru dallarındaki kahverengiye çalmış birkaç yaprak, rüzgar olmasa da sallanıp ses çıkarıyorlardı. Kayra bunu gördüğünde istemsizce gülümsedi. Tüm çabalarına rağmen kurtulamadığı yalnızlık hissi, bu kuru yapraklarla ortadan kaybolmuştu.

 

Kayra Ağacın netleşen görüntüsüyle altında birinin oturduğunu fark etti. Ağacın gövdesi görüşünü engellediğinden sadece birinin oturduğunu görebiliyordu. Gittikçe netleşen görüntüyle bundan daha da emin olmuştu. Görüntü netleşmeyi bıraktığında fısıltı gibi gelen bir ses ‘’Yalnızlık nedir?’’ dedi.

 

Kayra bir an düşünüp konuşmaya hazırlanırken fısıltı ‘’Doğru… Gerçek yalnızlık, her şeyinle kurtulmayı arzuladığındır. Kimse, daha sonra her şeyiyle kurtulmayı arzulayacağı bir şeyi istemez.’’ dedi.

 

 

Kayra bu duyduklarıyla şaşırmamıştı, daha önceki boğuk seste düşüncelerini okuyabiliyordu. Lanetli şişeye girdiği andan itibaren hiçbir şey onun kontrolünde değildi. Tek bildiği direnmesi gerektiğiydi. Fısıltı ‘’Bulunduğun bu yer tüm evren tarafından dışlanıp yalnız kalan biri tarafından yapıldı. Varlıklar, yasalar her şey onu dışlamıştı. Yalnızlığının dayanılmazlığında kendine bağımsız bir alan yaratmak istedi. Yalnız olmayacağı bir alan… Çoğu buna bir lanet olarak bakarken, çok azı bunun arzuların anahtarı olduğunu fark etti…’’ Sahne tekrar değişirken Kayra hala fısıltıyı duyabiliyordu.

 

 

‘’Unutma senden öncekiler unuttu. Bu anahtar sadece bir kapıyı açabilir. Bir laneti ya da bir cenneti, her şey sana bağlı…’’ Fısıltının sesi kaybolduğunda Kayra kendini Yüzen Şehrin açık arttırma salonun girişinde bulmuştu. Sağ eline baktığında daha önce Eski Ayığın elinde olan Lanetli Şişe kendi elinde olduğunu gördü.

 

Dışarıda bir an sürse de Kayra uzun bir yolculuktan geri dönmüş gibi hissediyordu. 16 yıllık yaşamıyla, anı taşından edindiği tecrübeleri, Lanetli Şişede yaşadıklarının yanında küçük bir nokta gibi kalmıştı. Uzun geçmişte kalan küçük anılar gibiydi.

 

 

Kayra elindeki şişeyle arasında bir bağ olduğunu hissedebiliyordu. Sanki şişe onu çağırıyor gibiydi. Kendini bu çağrıya bıraktığında önündeki sahne değişmeye başladı. Tekrar siyah kubbeye ilk girdiği karanlık ortamdaydı. Öncekinden tek farkı, uzak bir noktada daha önce gördüğü ağacın siluetini görebilmesiydi. 4-5 metrelik ağaç birkaç santim gibi görünüyordu.

 

 

Kayra bir düşünceyle bu alana girip çıkabildiğini fark etti. Sha’nın onu beklediğini bildiğinden alandan çıkıp, şişeyi yüzüğüne koyup arenaya doğru ilerlemeye başladı. Kayıkla vakit kaybetmek istemediğinden, hızını sınırlarına çıkarıp su kanallarından atlayarak ilerleyip kısa sürede arenaya geldi. Arenaya geldiğinde daha önceki kalabalık hala oradaydı. Lanetli Şişedeyken gördüğü sahnedeki gibi Sha ve Ria arenadan biraz uzak bir noktada durmuşlardı.

 

 

Önceki görüntüden tek farkı siyah kubbenin artık orada olmamasıydı. Bu görüntüyle Kayra sadece bir an geçtiğinden daha da emin olmuştu. Arenaya yaklaşmasıyla Ria ve Sha aynı anda ona doğru döndü.

 

Sha ve Ria daha önce Zu Denizine düştüklerinden elbiseleri hala ıslaktı. Kayra gibi çocukluğundan beri görünüşünü gizleyen Sha, ne paltosunu kurutmaya çalışmış, ne de düşerken çıkan şapkasını geri takmıştı.

 

Sha ona doğru gelen Kayra’yı gördüğünde bir süre duraksayıp, ağlamaktan kızarmış gözleri tekrar dolarken Kayra’ya doğru koşup, kendini Kayra’nın kollarına attı. Siyah kubbe ortadan kaybolduğunda Sha zihnindeki kötü düşüncelerin esiri olmuştu. Ancak şimdi kendini aşina olduğu o kollara bırakmıştı.

 

Kayra, Sha gibi kötü düşüncelere sahip olmasa da binlerce yıldır Sha’yı görmemiş gibi hissediyordu. Sha’nın endişelerini ve sevincini hissederken Sha’da, Kayra’nın özlemini hissedebiliyordu. Kayra gülümserken ‘’Ağlama, benden bu kadar kolay kurtulamayacağını bilmeliydin.’’ dedi.

 

 

Sha bu sözleri duymamış gibiydi. Kayra’ya daha sıkı sarılırken ağlamaya devam ediyordu. Ria bu sahneyi gördüğünde gülümseyip ‘’Aradan 20 dakika geçse de şu halinize bakın. Daha önceki ‘’Sana bırakıyorum.’’ sözü daha çok, ‘’Yakalamazsan öleceksin.’’ sözüne benziyordu. 20 dakika boyunca siyah kubbeye girmeye çalışan bu küçük kızdan bahsetmiyorum bile. Bu bağınızı kıskanmaya başlıyorum. Acaba Küçük Ye benim için aynısını yapar mıydı?’’ dedi.

 

 

Daha önce Ria ve Sha, Zu Denizinden çıktıklarında Sha’nın ilk yaptığı şey siyah kubbeye doğru koşmak olmuştu. Ria yanında olup onu engellemeseydi siyah kubbeye girmiş olacaktı. Kayra’nın son sözleri hala zihninde yankılanıyordu. Bilinçsizce Sha’yı korumaya adamıştı kendini.

 

Kayra kollarında küçük bir bebek gibi ağlayan Sha’nın kar beyaz saçlarını okşarken, özür dileyen bir ifadeyle ‘’Teşekkürler.’’ dedi. Kayra, Ria burada olmasaydı işlerin daha farklı olacağını biliyordu. Eski Ayığın ve Lanetli Şişenin yaşlı adamla alakalı olduğunu anlasa da, Lanetli Şişenin içinde olabileceklerin hiçbir garantisi yoktu.

 

Kayra bunun, onun için hazırlanmış bir test olduğuna inanmak istese de şişeyle ilgili farklı hisleri vardı. Daha önceki sahnelerden Yaşlı adam ya da Eski Ayığın şişeyi bir lanet olarak gördüğünü anlamıştı. Bu onların sondaki ağacı görmediklerini ve duyduğu fısıltıyı duymadıkları anlamına mı geliyordu?...

 

 

Aynı zamanda Yüzen Şehrin dışındaki ormanda Küçük Şeytan kararlı bir ifadeyle siyah pumaya bakıyordu. Siyah puma bu ifadeyi gördüğünde şaşırmıştı. Küçük Şeytan ne kadar saklamaya çalışsa da, çevresine her şeyini kaybeden yaşlı bir adam gibi umutsuz bir aura yayıyordu. Siyah puma daha önce bunu hissettiğinde nefret ettiği insanlardan biri için ilk defa üzülüyordu. Bazen Küçük Şeytana yardım etmeyi bile düşünmüştü.

 

 

Ancak şimdi onun yardımı olmadan Küçük Şeytan üzerindeki umutsuzluğu atmış kararlı bir aurayla karşısında duruyordu. Küçük Şeytan ‘’Küçük kız kaybettiklerimi geri almaya gidiyorum. Gideceğim yer şuanda ulaşabileceğin bir yer değil.’’ diyip elinde ortaya çıkan Şeytan Tarikatı’nın Rozetini siyah pumaya atarken ‘’Kısa süre birlikte olsak da sır saklayabilecek biri olduğunu biliyorum. Çocuğunki gibi kendi yıkım auranı da gizlemelisin.  Bir gün Mistik Aleme ulaşıp gerçekten uçabilene dek gizlemelisin. Artık özgürsün…’’ dedi.

 

 

 Küçük Şeytan konuşmasının ardından siyah pumanın tepkisini beklemeden ortadan kayboldu. Kaybolurken sadece Kayra’nın ve küçük pumanın duyabileceği bir sesle ‘’Karma izin verirse tekrar görüşeceğiz…’’ dedi. Kayra Yüzen Şehirde olmasına rağmen bu sesi duymuştu…

 

 

Shiina'nın notu:

Daha önceki bölümlerde verilen alemleri hatırlamayanlar için Savaşçı, Ölümlü, Houtian, Xiantian, Mistik, Ölümsüz. şeklinde...

Basit yazım hataları varsa söylerseniz sevinirim, artık beynim durdu. *-*

İyi akşamlar dilerim...




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1008

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 932

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 769

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 735

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 619

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 542

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 532

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 500

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 462

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 429

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 230

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 161

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 160

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 134

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 111

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 95

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 67

Site İstatistikleri

  • 9288 Üye Sayısı
  • 246 Seri Sayısı
  • 14326 Bölüm Sayısı


creator
manga tr