Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

Lord Of The Demons - Bölüm: 59 - Sana Bırakıyorum!, Göster Bana!


Shiina'nın notu: Keyifli okumalar.

 

 Eski Ayık, Zu Yang ve Tan Xiong’a bakıp ‘’Neden geçici hevesleriniz için bu eskinin huzurunu bozuyorsunuz? Bu eskinin hakem olmasını istiyorsanız yeni bir koşul eklemesine izin vermelisiniz.’’ dedi.

 

 Arenada duran ikili birbirine sorgularmış gibi baktıktan sonra Zu Yang, Eski Ayığa bakıp ‘’Peki, kabul ediyoruz.’’ dedi. İkisi de Eski Ayığın şartını umursamamış görünüyorlardı. Daha sonra bu şartı uygulamasalar bile kimse onları suçlamazdı.

 

 Eski Ayık bu sözlerin ardından duraksamadan ‘’Bu eskinin koşulunu buradaki herkesin kabul etmesi gerekiyor.’’ dedi. Bunu söylerken Eski Ayığın ses tonu biraz değişmişti. Sesi daha kararlı ve gür geliyordu. Önemli bir karar almış gibiydi.

 

 Kalabalık Eski Ayığın neden böyle bir şey söylediğini bilmese de iki klanın genç dahileri kabul ettiğinden onlarda kabul etmişti. Kimse kabul ettiğini sözlü olarak belirtmese de  sessizlik kabul ettiklerini gösteriyordu.

 

 Eski Ayık bunu gördüğünde garip bir şekilde gülümseyip dikkatini ona vermiş kalabalığı taramaya başladı. Bir süre böyle bakıştıktan sonra elindeki şişeden bir yudum alıp alaylı bir sesle ‘’Gitme zamanım gelmiş görünüyor. Merak ediyorum hala saklanabilecek misin? Hehehe, hepiniz kuyunun sonunda ne olduğunu merak ediyorsunuz değil mi? Merak etmeseniz de artık ayrılmak için çok geç. Size verdiğim bu küçük hediyemi kabul edin.’’ dedi. Eski Ayık konuşurken sesi titremeye başlamıştı.

 

 

Bu konuşmayla Kayra ve Sha’da dahil herkes şaşırmıştı. Eski Ayık’tan etrafa soğuk bir aura yayılırken çevresine garip bir his veriyordu. Kirli örtünün üstünde rahat bir şekilde otururken bedeninden etrafa siyah dumanlar yayılmaya başlamıştı. Yayılan siyah dumanların hızı yavaş yavaş artarken arenanın etrafını çevrelemeye başlıyordu. Kimse bunun ne olduğunu bilmese de arenadaki herkes gördükleriyle ürpermişti.

 

 

Siyah dumanlar Eski Ayığı merkez alarak kalabalığın etrafında bir çember oluştururken, arenadaki herkes siyah dumanın verdiği kötü hissi dağıtmak için auralarını salmaya başladılar. Yüzen Şehirde yetiştirici olmayan çok az insan olduğundan kalabalığın tamamı yetiştiriciydi. Arenadaki herkesin aynı anda aurasını salmasıyla çevreye yıkıcı bir güç yayılmaya başlamıştı.

 

 

Kayra da öldürme niyetiyle birleşmiş soğuk aurasını salıp iç enerjisinin küçük bir parçası dışında tamamını Sha’yı çevreleyen bir kalkana dönüştürmek için kullandı. Houtian Alemi’nin iç enerjisinden oluşan bu kalkan, Houtian Alemi’nin orta aşamasındaki birinin birkaç darbesini engelleyebilecek güçteydi.

 

 

Kayra tereddüt etmeden geride kalan iç enerjisinin küçük parçasıyla Sha’yı da alarak Eski Ayığın oturduğu yerin tersine koşmaya başladı. Herkes gibi onunda içinde kötü bir his vardı. Siyah dumanlarla çevrelendiğinde bir daha dışarıya çıkamayacakmış gibi hissediyordu. Arenadakiler de Kayra’nın hareketini bekliyorlarmış gibi aynı anda farklı yönlere kaçmaya başladılar. Kimse neler olduğunu bilmese de içgüdüleri siyah dumanlardan kaçmalarını söylüyordu.

 

 

Tan Xiong kaçarken bağırmaya başlamıştı ‘’Lanet sarhoş ne yapıyorsun? Benim Tan Klanı’nın ana soyundan olduğumu bilmiyor musun?’’ Tan Xiong’un bağırmasıyla arenadaki yüksek klanlardan gelenler de onun gibi bağırmaya başlamıştı. Bağırırken son hızlarında kaçmayı da sürdürüyorlardı.

 

 

 Eski Ayık kirli örtüsünden yavaşça ayağa kalkarken bedeninden yayılan siyah dumanlar arenayı saniyeler içinde kaplayacak bir hıza ulaşmıştı. Eski Ayık açık elini havaya kaldırırken ‘’Hehehe, biraz daha çabalamanız gerekiyor. Hepiniz küçük karıncalar gibi çok yavaşsınız.’’ diyip havaya kaldırdığı açık elini kapattı.

 

 

Elini kapatmasıyla arenayı çevreleyen siyah dumanlar yükselerek gökyüzünü de kapatmaya başladılar. Kayra gökyüzüne yükselen dumanları gördüğünde, arenanın bulunduğu caddeye yaklaşan kayıklara doğru dönerken, tüm bedenini kaplayan siyah kıvılcımları umursamadan, Dantian’ında kalan küçük enerji parçasıyla hızından aldığı kuvveti de kullanarak, koluna var gücüyle sarılan ve durmadan ‘’Hayır hayır hayır…’’ diyen Sha’yı gelen kayıklara doğru fırlattı. Fırlattığı sırada kayıklara doğru gök gürültüsü gibi gelen bir sesle ‘’RİA! Onu sana bırakıyorum!’’ dedi.

 

 

Arenadaki olayları duyup oraya yönelen Ria, arenanın etrafındaki siyah dumanları gördüğünde kaşlarını çatmıştı. Siyah dumanlar bir kubbe gibi arenayı kapatmak üzereydi. O anda Ria aniden gök gürlemesi gibi gelen Kayra’nın sesini duyduğunda, neredeyse kapanmak üzere olan siyah dumanların arasından gökyüzüne fırlayan Sha’yı fark etti.

 

 

Ria gökyüzünden ona doğru korkutucu bir hızla gelen Sha’yı gördüğünde tereddüt etmeden, Kayra gibi iç enerjisini kendini kaplayan bir kalkana dönüştürürken Sha’ya doğru fırlayıp yakaladı. Daha önce ona kâbus gibi gelen ses tereddüt bile etmeden hareket etmesine neden olmuştu. Sha’yı yakalamasıyla ikisi de kayıklardan birine çarpıp parçalayarak, büyük bir gürültüyle Zu Denizi’nin derinliklerine battılar.

 

 

Kapanan siyah kubbeyle görüşünü kaybeden Kayra bu gürültüyü duyduğunda gülümsedi. Bu ses ona başarılı olduğunu söylüyordu. Kayra görüşünü kaybettiğinde zaman algısını da kaybetmişti. Artık çevresini ve bedenini hissedemiyordu. Hissedebildiği tek şey Dantian’ında hafifçe titreyen siyah kıvılcımlardı.

 

 

 Arenayı kaplayan siyah kubbenin üstünde, Küçük Şeytan kaşları çatık bir şekilde havada durmuş, siyah kubbeye bakıyordu. Kısa bir süre sonra Eski Ayık kubbede oluşan küçük bir aralıktan çıkıp Küçük Şeytan’ın önünde durdu. Karşısında Küçük Şeytan olsa da Eski Ayık bunu umursamıyormuş gibi görünüyordu.  Elindeki şişeyle oynarken soğuk bir sesle ‘’Sonunda buradasın. Bunca zaman oralarda bir yerlerde hala bekleyenlerin olduğunu umursamadan çiçeklerinle oynuyordun. Çiftliğini terk edip bu lanet mezara gelmek için değerli bir şeyler bulmuş olmalısın. Hepimizden daha değerli bir şeyler…’’

 

 

Küçük Şeytan bu sözlerle kubbeye bakmayı bırakıp Eski Ayığa döndü. Eski Ayığa bakarken kaybolmuş bir ifadeye sahipti. Eski Ayık bu kaybolmuş ifadeyi umursamadan gözlerini Küçük Şeytan’ın gözlerine dikip ‘’Peki ya bu eski? Bu eskimi daha değerli yoksa bulduğun umut zerresi mi? Sonsuz gibi gelen bunca yıldan sonra bu eski hala her şeyi hatırlıyor. Peki ya sen? Sende hatırlıyor musun bu eskinin neler yaptığını? Bu eskinin sarsılmaz iradesini?’’ Eski Ayık bu soruları sorarken gözlerini kırpmadan Küçük Şeytan’ın gözlerine bakmaya devam ediyordu. Bu sorunun cevabı onun her şeyiymiş gibiydi.

 

 

Küçük Şeytan bedeni titrerken, gözünü üzerine dikilmiş bakışlardan kaçırmamak için büyük bir çaba harcıyordu. Bu gözler, bu gözler değil miydi aşılmaz zamanları görmezden gelen? Bu gözler değil miydi sonsuz pişmanlığının sebebi? Küçük Şeytan’ın gözleri kızarırken gözyaşları gözlerinde birikmeye başlamıştı. Eski Ayık düşmeyi reddeden gözyaşlarını gördüğünde ‘’Neden konuşmuyorsun? Sözleri kullanmakta her zaman iyi olmuştun. Küçük umudun konuşmana da mı engel oluyor?’’

 

 

Küçük Şeytan sesi titrerken zorlukla konuşmaya çalışsa da ‘’Sen… Sen de onlar gibi gidiyor…’’ sözlerini bitirmeden Eski Ayık tekrar konuşmaya başlamıştı.‘’Bu eskiye böyle mi veda edeceksin? Bunca yıl lanet bir ruh olmama rağmen ayrılmayı bu saçmalıklar için mi reddettim sanıyorsun? Göster! Senden geriye neler kaldığını göster bana! Çabalarımızın bir hiç için olmadığını göster… Ben böyle biri için mi zamana direndim? Gerçekten umudunu küçük bir çocuğa bırakacak kadar düştün mü?  Hayır, bunu kabul etmeyeceğim. Oralarda bir yerlerde olduğunu biliyorum, yaşlı bunak yıllar önce oralarda olduğunu söylemişti. Gerçekten halefini şimdiki sana emanet edeceğini mi düşünüyordun? Bu eski ona gösterecek. Ona gerçek, sarsılmaz bir iradenin ne olduğunu gösterecek. Sen? Sen Küçük Şeytanı göster bana!’’

 

 

 Küçük Şeytan bu sözlerle artık Eski Ayığın gözlerine bakamıyordu. Bedeni titrerken gözyaşları içinde kafasını eğmişti. Şimdi yaşlı adamın neden küçük çocuğa bakmasını istediğini anlamıştı. Yaşlı adam bunca zaman kaçıp saklandığı yerden çıkmasını, görmezden geldiği bu yere gelmesini istiyordu. Çocuğu koruması kullandığı bir bahaneden başka bir şey değildi...

 

 

Shiina'nın notu: Burası bu şekilde belirsiz kalmayacak merak etmeyin. Daha önce belirsizlikten memnun olmayanlar vardı, bu yüzden yazma ihtiyacı hissettim.

Umarım beğenmişsinizdir. İyi günler dilerim... 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1008

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 932

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 769

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 735

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 619

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 542

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 532

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 500

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 462

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 429

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 230

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 161

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 160

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 134

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 111

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 95

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 67

Site İstatistikleri

  • 9288 Üye Sayısı
  • 246 Seri Sayısı
  • 14326 Bölüm Sayısı


creator
manga tr