“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

Lord Of The Demons - Bölüm: 52 - Garip Kutu, 40. Grup


Shiina'nın notu: Keyifli okumalar.

 

Daha önce birçok kez kristallerin yerlerini değiştiren ve bununla övünen Bay Sin bugün de birkaç değişiklik yapmak istiyordu. Ancak Bay Sin henüz ne yapacağını planlayamadan, genelevdeki tüm kristaller aniden  renklerini kaybedip soluk gece mavisi ışıklar yaymaya başlamıştı.

 

 

9 katlı genelevin en üst katında bulunan Bay Sin kapı sesiyle kendine gelene kadar şaşkın bir şekilde odasındaki gece mavisi kristallere bakıyordu. Daha önce birçok renk dekorasyonu yapsa da gece mavisinin bu kadar güzel olacağını düşünmemişti.

 

 

Bay Sin bu renkle yapabileceklerini düşünürken kısık bir sesle ‘’Gir.’’  dedi. Genelevdeki herkes onun bu saatlerde dekorasyonla uğraştığını bilmeliydi. Neden şimdi onu rahatsız ediyorlardı? Aşağı kattaki kristallerde gece mavisine dönmüş olabilir miydi? Bay Sin bunu düşündüğünde öfkelenmeye başlamıştı yıllardır uğraşıp yaptığı dekorasyonların bu şekilde yok olmasını istemiyordu.

 

 

Bay Sin dikkatini gece mavisi kristallerden ayırıp açılan kapıya baktığında gece mavisini ilk gördüğü zamanki gibi şaşırmıştı. Açılan kapıdan giren kişi 20 yaşlarında bir genç kızdı. Gece mavisi paltosuyla aynı renkte saçlara ve gözlere sahipti. Genç kız çevresine üstün ve ulaşılamaz bir aura yayıyordu. Odadaki Işık Kristallerinin yaydığı ışıkla bir araya gelen kız, Bay Sin’in daha önce hayal edemeyeceği bir görüntü ortaya koyuyordu.

 

 

Yıllardır genelev yöneten Bay Sin bu görüntüyle büyülenmişti. Bu onun ve yönettiği genelev için yeni bir başlangıç olabilirdi. Odaya giren Ria odanın kapısını kapatırken karşısındaki adamın büyülenmiş şehvetli bakışlarını gördüğünde gülümseyip, yavaş adımlarla Bay Sin’e doğru yürümeye başladı. Bay Sin atılan her adımla biraz daha heyecanlanıyordu. Ölümlü Aleme ulaştığı zamandan bu yana onu bu derece heyecanlandıran bir şey yaşamamıştı. Bu eski dostlarının ona bir hediyesi olabilir miydi?

 

 

Bay Sin bunları düşünürken yavaş adımlarla yürüyen Ria, aniden Houtian Alemi’ndeki aurasını salıp elinde ortaya çıkan kırbacıyla basit bir hareket yaparak, gece mavisi kırbacını Bay Sin’in boğazına sardı. Bay Sin neler olduğunu fark etse de hiçbir tepki verememişti. Kırbaç boğazına değdiği anda artık ne hareket edebiliyor ne de konuşabiliyordu. Daha önceki büyülenmiş şehvetli ifadesi yerini korku ve öfkeye bırakmıştı.

 

 

Ria kristallerle süslenmiş odayı incelerken Işık Kristalleriyle süslenmiş bir koltuğa yavaşça oturdu. Daha önce olanları ve Bay Sin’in varlığını umursamıyormuş gibi görünüyordu. Bir süre etrafı inceledikten sonra tekrar gülümseyerek Bay Sin’e bakıp çekici sesiyle konuşmaya başladı. ‘’Sen şehirdeki herkesin bahsettiği dekorasyon ustası Bay Sin olmalısın. Gerçekten bu işte iyi olduğunu söylemeliyim. Tek eksiğin seçtiğin renklerin çok kötü olması, bunca yıl bu işle uğraştıktan sonra gece mavisini hiçbir yerde kullanmadığın için bir aptal olmalısın.’’

 

 

Bay Sin duyduğu sözlere cevap vermek istese de konuşamıyordu. Korkulu ifadesinin daha da artması dışında hiçbir tepki verememişti. Ria bir süre daha odayı inceledikten sonra ‘’Aslında seni doğrudan öldürüp bir an önce buradan ayrılmayı planlıyordum. Ancak duyduğum bir dedikodu oldukça ilgimi çekti. Bu dedikodu Bay Sin’in bulduğu küçük bir taşla ilgiliydi.’’ diyip Bay Sin’in değişen ifadelerini incelemeye başladı.

 

 

Bay Sin bu sözleri duyduğunda burada öleceğini anlamıştı. İntihar etmeye çalışsa da kendini öldüremiyordu. Bu kız da kimdi? Aniden ortaya çıkıp onu öldüreceğini söylüyordu. Şehirde sadece birkaç kişinin bildiği küçük taşı bile biliyordu. Eski dostları ondan önce gitmiş olabilir miydi?

 

 

‘’Ah, benim kim olduğumu ve bunları nereden öğrendiğimi merak ediyorsun. Küçük taşı alabildiğim sürece sorularına cevap bulabildiğin gibi o an ki ruh halime göre yaşama ihtimalin bile olabilir.’’ Ria neler yaptığını bildiği bu iğrenç insanla daha fazla vakit kaybetmek istemese de bu küçük taşı merak ediyordu. Daha önce Bay Sin’le alakalı olan herkesi gelecekte problem olmaması için öldürmüştü. Bay Sin yüzünden öldürülenler küçük taş hakkında bilgi vererek Bay Sin’in kurtulmasını engellemek istiyorlardı.

 

 

Bay Sin’in korkulu ifadesi bu sözlerden sonra küçük bir umut izi taşıyordu. Ria’nin doğruyu söyleyip söylemediğini anlayamasa da yaşamak için tek şansını öldüğünde işine yaramayacak bir taş için atmayacaktı. Ria, Bay Sin’in ifadesini fark ettiğinde gülümseyip boğazındaki kırbacını gevşetti.

 

 

 Kırbacın gevşemesiyle Bay Sin birkaç kez öksürdükten sonra hızlı bir şekilde konuşmaya başlayıp ‘’Genç hanım kim olduğunuzu ve sizi nasıl rahatsız ettiğimi bilmiyorum. Bunu telafi etmek için elimden geleni yapacağım. Lütfen küçük taşı ilk hediyem olarak kabul edin.’’ dedikten sonra odada kristallerle kaplı olan bir dolaba doğru yürüyüp alt raflardan birindeki bir ışık kristalini aldı. Bu kristalin diğer Işık Kristallerinden tek farkı ışığının biraz daha sönük olmasıydı.

 

 

Bay Sin, Ria’nın meraklı bakışları altında elindeki kristalin belirli noktalarına dokunmaya başladı. Birkaç dokunuştan sonra kristali önündeki bir masaya bıraktı. Kristal masaya konulduğu anda yaydığı sönük ışık kaybolurken şekli değişmeye başlamıştı. Kısa bir süre sonra daha önceki Işık Kristali küp şeklinde parlak bir kutuya dönmüştü.

 

 

Kristal dönüşümünü tamamladığında Bay Sin kutuyu masadan almak için uzandı. Ancak kutuya dokunamadan kutu aniden önünden kaybolmuştu. Bay Sin neler olduğunu anlamak için Ria’ya baktığında kutunun Ria’nın elinde olduğunu gördü. Daha önce uzaktan merakla izleyen Ria elindeki kırbaçla kutuyu Bay Sin’in önünden almıştı. Bay Sin tekrar bir şeyler söylemek için ağzını açsa da hiçbir şey söyleyemeden olduğu yere yığıldı. Nasıl öldüğünü bile bilmeyen Bay Sin’in anlında küçük bir delik vardı.

 

 

Ria yere düşen Bay Sin’i umursamadan meraklı bir şekilde elindeki kutuya bakıyordu. 2 ŞT puanı için yaptığı bir görevde böyle bir kutu bulabileceğini düşünmemişti. Burada daha fazla oyalanıp dikkat çekmek istemediğinden elinde oluşan gece mavisi küçük bir kıvılcımı Bay Sin’in cesedine fırlatıp ortadan kayboldu. Kutunun içinde ne olduğunu bilmese de kutunun kendisi uğraşlarına değerdi.

 

 

Ria’nı ayrılmasının ardından genelevin en üst katı gece mavisi alevlerle yanmaya başlamıştı. Yaydığı ışıkla şehirdeki Işık Kristallerini bastırmıştı, Kristal Şehrin hemen hemen her yerinden görülebiliyordu. Ateş kendi bilincine sahip gibiydi en üst kat dışında hiçbir yeri yakmamıştı. Ateşi gören şehirdeki uzmanların hepsi Bay Sin’in artık yaşamadığını anlamışlardı.

 

 

O anda bir araya gelmeye çalışan grup üyelerinin ve Zan Şehri’nde Sha’yla plan yapan Kayra’nın zihnine yeni bir bilgi aktarılmıştı. Gece Mavisi Grubu suikast görevlerinden birini yapıp aldıkları 2 ŞT puanıyla Mavi Gezegen’in 40’ıncısı olmuştu. Bu kurulan 50 gruptan 10’unun henüz ŞT puanı kazanmadığı anlamına geliyordu. Aynı zamanda gruptaki herkes Mavi Gezegendeki diğer grupların ŞT puanlarıyla sıralamalarını biliyordu.

 

 

Kayra bu bilgiyi aldığına şaşırmamıştı. Ria’yı ilk gördüğünde seviyesini tam olarak anlayamasa da Houtian Alemi’ne ulaştığından emindi. İri adam Niu’nun aldığı 3 suikast görevi de Ölümlü Alemi’ndekilerin yapabileceği görevlerdi.

 

 

Kayra, Sha’ya Kral Zan’ın seviyesini bilmediğinden böyle davrandığını söylese de biraz risk alıp, Çift Hançer tekniğindeki gizlenme sanatını ve Anı Taşından edindiği tecrübeleri kullanarak 1.Prensi kimse fark etmeden öldürebilirdi. Anı Taşındaki bilgiler üst seviye bilgiler olmasa da yılların bir araya getirdiği tecrübelerin değeri büyüktü.

 

 

Ancak Kayra bu biraz riski Sha yanında olduğundan almak istemiyordu. Kayra risk almak istemediğini söylediğinde bunu açıklamasa da, Sha bunun nedeninin kendisiyle alakalı olduğunu anlamıştı. Kayra’yla arasındaki bağ birbirlerine yalan söyleyerek bir şeyleri gizlemelerine engel oluyordu. Sha’nın yük olduğu için kendini biraz kötü hissetmesi dışında, ikisi de aralarındaki bu bağdan ve bir arada olmalarından şikayetçi değildi….

 

 

İyi günler...

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 978

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 919

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 760

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 721

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 603

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 532

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 516

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 491

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 446

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 426

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 212

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 195

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 159

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 159

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 132

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 96

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 68

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 63

Site İstatistikleri

  • 8825 Üye Sayısı
  • 221 Seri Sayısı
  • 13705 Bölüm Sayısı


creator
manga tr