"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Lord Of The Demons - Bölüm: 44 - Kimler İlginç?


Shiina'nın notu: Keyifli okumalar

 

 

Kayra dışında gruptaki herkes Küçük Ayıcığın sırtına binebilmişlerdi. Kayra birkaç kez binmeyi denese de her yaklaştığında ayı yönünü değiştirip hırlayıp homurdanıyordu. Birkaç başarısız denemeden sonra Kayra denemeyi bırakıp bu durumu şimdiki dayanıklılığını ölçmek için kullanmaya karar vermişti. Kaç gün hiç durmadan Ölümlü Alemin 8. seviyesindeki hızı sürdürebilirdi? Kayra ayının neden böyle davrandığını bilmese de ayının çok zeki olduğunu fark etmişti. Yaptığı şeyleri içgüdüsel olarak yapmadığı belliydi.

 

 

Grup ayının varlığıyla bir sonraki ülkeyi es geçip doğrudan simyacının bulunduğu Lin Ülkesi’ne doğru ilerlemeye başlamışlardı. Yaklaşık 4 aylık yolculukları ayıyla birlikte 15-20 günlük bir süreye düşmüştü. Ayı kullandıkları atlardan daha hızlı olduğu gibi dayanıklılığı da daha fazlaydı. Daha önceki 1 aylık süreyle yolculuklarının 45.-50. gününde Lin Ülkesi’ndeki simyacıyla buluşmuş olacaklardı.

 

 

 Lin Ülkesi kendi gibi birkaç ülkeyle birlikte Zu Bölgesi’nin merkezi olan Zu Ülkesi’nin yakınında bulunuyordu. Bu durum ülkelerin gelişme hızlarını büyük oranda arttırsa da Zu Ülkesi’yle Zu Ormanı arasında kaldıkları için zaman zaman Zu Ormanı’nın güçlü yaratıkları tarafından saldırıya uğruyorlardı. Bu saldırılar bu ülkelere yolculuk yapan grupları da büyük ölçüde etkiliyordu. Lin Ülkesi’ne doğru ilerleyen Kayra ve diğerleri şimdi daha hızlı ve daha güçlü olsalar da yolculuklarının öncekinden daha tehlikeli olacağını biliyorlardı.

 

 

 Grup Küçük Ayıcıkla Bahar Ülkesi’nin sınırlarını terk edemeden Kayra ve Lu Tantai kaşlarını çattılar. Lin Ülkesi’nde onlara doğru yavaşça ilerleyen simyacı aniden daha hızlı bir şekilde zıt yönde ilerliyordu. İlerlediği yön grup üyelerinin tamamına ters düşüyordu. Kayra ve Lu Tantai bir süre bakıştıktan sonra Kayra ‘’Birileri tarafından alıkoyulduğu belli oluyor.’’ dedi. Düşündüğü olasılıklardan en ağır basanı buydu. Lu Tantai de Kayra gibi birilerinin simyacıyı kaçırdığını düşünüyordu. Simyacı yeteneklerini gizlemediyse kaçırılması doğaldı.

 

 

 Kayra bir süre düşündükten sonra Lu An ve Lu Tantai’ye bakıp ‘’Siz bir sonraki ülkeye ulaşıp orada bir süre dinlenebilirsiniz. Simyacıyla birlikte geri döndüğümde diğer üçüyle buluşmak için doğrudan Zu Ülkesi’ne doğru gidebiliriz. Bu şekilde Zu Ormanı’nın yakınındaki tehlikelerden de uzak durmuş olacaksınız.’’ dedi. Kayra simyacıyı grup üyesi olarak kabul ettikten sonra öylece kaçırılmasını izlemeyecekti. Kaçıranların kim olduğunu bilmese de çok hızlı olmadıklarından şuanda yola çıkarsa onlara yetişebileceğini düşünüyordu. Houtian Alemi’nin önünde Savaşçı ve Ölümlü Alemi’ndekiler karıncalar gibiydi.

 

 

 Lu Tantai ve Lu An bu sözleri duyduklarında başlarını salladılar. Lu An yük olacağını bildiğinden Kayra’yı onaylamıştı. Lu Tantai ise başından beri simyacı için Zu Ormanı’na yaklaşmaya razı değildi. Zu Ormanı’nda neler olacağını tahmin etmek zordu. Xiantian Alemi’nde bir yaratıkla karşılaşsaydılar yolculukları başlayamadan bitmiş olacaktı. Kayra başlarını salladıklarını gördüğünde Sha’ya bakıp gidelim dedi.

 

 

 Kayra yolculuk tehlikeli olsa da Sha’yı bir başkasına bırakma düşüncesini kabul edemiyordu. Sha bu sözleri bekliyormuş gibi Küçük Ayıcığın sırtından inip Kayra’nın onu taşımasına izin vermişti. Küçük Ayıcık bu olanları gördüğünde tekrar homurdanmaya başlamıştı. Bu durumdan memnun olmadığı belliydi. Ancak Kayra ayının durumunu umursamadan hızını limitlerine çıkararak Lin Ülkesi’ne doğru ilerlemeye başladı. Kısa gecikmelerinden daha sonra pişman olmak istemiyordu.

 

 

 Lu An, Kayra ve Sha’nın ayrılışını izlerken ‘’Tantai, Sha hakkında neler biliyorsun? Ona bu kadar değer vermesinin sebebini merak ediyorum.’’ dedi. Lu Tantai böyle bir soruyu beklemese de bunu garip bulmamıştı. Daha önce birçok kez kendisi de bunu düşünmüştü. Lu An’a bakıp ‘’Bildiklerimi bilsen de sorunun cevabını alamayacaksın. Bunu bende merak ediyorum.’’ dedikten sonra alaylı bir sesle ‘’Ne o? Onu kıskandığını söyleme.’’ dedi. Lu An, Lu Tantai’den bir şeyler elde edemeyeceğini anladığında başını iki yana salladı. Hisleri bu sefer yanılmıştı. Lu Tantai’den bir şeyler elde edebileceğini hissetmişti.

 

 

 Aynı zamanda Zu Ülkesi’nin Kayra ve grubuna zıt tarafında 5 metrelik iki kaplan Zu Ülkesi’ne doğru ilerliyorlardı. Kaplanların birinin üzerinde genç bir adamla koyu kahverengi palto giymiş iri bir adam birlikte oturuyorlardı. Yüzünde birçok yara bulunduran iri adam korkunç görüntüsüyle çevresine ağır bir aura yayıyordu. Yanındaki genç ve iki kaplan bu ağır auradan rahatsız olmuş görünüyorlardı. Onların aksine diğer kaplanda oturan genç kız bu aurayı hissetmiyor gibiydi.

 

 

20 yaşlarında görünen genç kız gece mavisi dar bir palto giymişti. Palto bedeninin ne kadar mükemmel olduğunu vurgulamak için tasarlanmış gibiydi. Paltosuyla uyumlu gece mavisi uzun saçları havada dalgalanırken saçlarıyla aynı renkte olan gözleriyle etrafı inceliyordu. Genç adam ve iri adamın aksine çevresine üstün ve ulaşılamaz bir aura yayıyordu. Bir eliyle bindiği kaplanın tüyleriyle oynarken bir yandan da elindeki uzun kırbaçla havada desenler çiziyordu. Çizdiği her desenle bindiği kaplan memnun olmuş bir ifade gösteriyordu.

 

 

Üçlü bu şekilde ilerlerken aniden genç kız gece mavisi gözleriyle Zu Ülkesi’ne doğru bakıp kendi kendine ‘’İlginç çocuk yanındaki engellerden kurtulmayı başarmış gibi görünüyor. Ah, bende kurtulmak istiyorum, özgürce hareket edebilmek güzel olmalı.’’ dedi. Genç kızın sesi üstün ve ulaşılamaz aurasının aksine nazik ve çekiciydi. Ardından yanında ilerleyen genç adama bakarak alaylı bir şekilde ‘’Hey, Küçük Ye ilginç çocuğun hızına bakılacak olursa Houtian Alemi’nde olmalı. Buluştuğumuzda seni tek edip ilginç çocukla ilgilenebilirim.’’ dedi. Ses tonu alaylı olsa da genç adam bu sözleri duyduğunda kaşlarını çattı. Yanındaki iri adamla nasıl yarışacağını düşünürken şimdide bu garip çocuğun Houtian Alemi’nde olduğunu öğrenmişti.

 

 

 Genç adam kaşları çatık üzgün bir şekilde yanındaki genç kıza bakıp ‘’Ria beni terk edemezsin hepsini geçmek için çok çalışacağım.’’ dedi. Ria adlı kız genç adamın ifadesini gördüğünde kıkırdayıp ‘’Küçük Ye gerçekten hiç değişmiyorsun. Bunun için seni terk etmeyeceğimi bilmelisin.’’ dedi. Bunları söylemesine rağmen genç adamın ifadelerinden memnun olduğu belliydi.

 

 

İkili konuşurken iri adam konuşmalarını duymamış gibiydi. Donmuş bir heykel gibi Zu Ülkesi’ne doğru bakıyordu. Bir süre sonra yavaşça kafasını çevirip Ria’ya doğru bakıp boğuk ve kalın bir sesle ‘’Birine ilginç demeni beklemiyordum. Şimdiye kadar karşılaştığım en anlaşılmaz ve garip kişisin.’’ dedi. Konuşurken bile hareketleri gibi yavaş konuşuyordu.

 

 

Ria tekrar kıkırdayıp iri adama ‘’Hmm, benim ilginç biri olduğumu mu düşünüyorsun? Buna ne dersin? Yüzündeki yaraların nasıl oluştuğunu anlatırsan sana bütün sırlarımı söylerim.’’ dedi. Ria bunu doğal bir şekilde söylese de gözlerindeki merakı gizlemiyordu. İri adam herhangi bir tepki vermeden ‘’Küçük kız ilginç olduğunu düşündüğüm gibi fazla meraklı olduğunu da düşünüyorum.’’ diyip tekrar Zu Ülkesi’nin yönüne doğru bakmaya başladı. Artık konuşmayacağı belli oluyordu.

 

 

 Ria beklediği bu davranışları gördüğünde ‘’Hmph, otuzlarında olmana rağmen yaşlı bir adam gibi davranıyorsun. İlginç kişiler kendisinin bile sırlarından bihaber olduğu kişilerdir. Bende senin gibi kendi sırlarımın farkındayım.  Senden daha uzun süre dayanabilecek olsam da bilinen sırlar uzun süre saklanamaz.’’ dedi. Bunları söylerken iri adamın taklidini yaparak yavaşça konuşmuştu.

 

 

 Kayra onun arkasından konuşulanlardan habersiz hızla Lin Ülkesi’ne doğru ilerliyordu. Ona çok yavaş gelen Ölümlü Alemin hızından kurtulup kendi hızıyla ilerleyebildiği için halinden memnundu…

 

 

İyi günler...*-*




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1303

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1112

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 918

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 844

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 732

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 685

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 663

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 616

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 562

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 535

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 423

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 209

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 75

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16700 Üye Sayısı
  • 455 Seri Sayısı
  • 22429 Bölüm Sayısı


creator
manga tr