"Beyin bir paraşüt gibidir, sadece açık olduğunda iyi çalışır." #James Dewar

Lord Of The Demons - Bölüm: 26 - Ütopik Dünya, Tekrar Yalnız Kalmak


Shiina'nın notu: Umarım keyif alarak okursunuz.

 

 

Bilinmeyen bir yer de. Karanlık gökyüzünün tamamında öfkeli siyah şimşekler çakıyordu. Sanki her şeyi yok etmek istiyorlarmış gibi! Her şey yok olursa huzura ereceklermiş gibi! Ancak ne kadar uğraşsalar da geniş gökyüzünde küçük bir noktayı yok edemiyorlardı.

 

  

 ‘’Hahaha.’’ Gökyüzünde küçük bir nokta gibi görünen siyah pelerinli adam, yüksek sesli kahkahalar atarken şimşeklere bakıyordu. Öfkeli şimşekleri umursamıyormuş gibi görünüyordu. Siyah şimşekler bedenine çarptığında küçük bir iz bile bırakamıyordu.

  

 

 Karanlık gökyüzü sanki adamın kahkahasını duyuyormuş gibi daha da karanlıklaşıyordu. Çakan şimşekler daha şiddetli ve daha yıkıcıydı. Ancak bunun siyah pelerinli adama bir etkisi yoktu. Yüksek sesli kahkahalarla gökyüzüne alaycı bir şekilde bakmaya devam ediyordu. O anda şimşek seslerinden daha gürültülü ve daha şiddetli bir ses çaldı. ‘’Defol! Ashal de senin gibi birine yer yok.’’ Bu sesle birlikte karanlık gökyüzünde büyük bir kara delik oluşmuştu. Kara deliğin ortasında 3 metre uzunluğunda, uzun boynuzları olan iri bir adam duruyordu.

  

 

 Adam bu sözleri söyledikten sonra arkasındaki kara delikle birlikte siyah pelerinli adama doğru atıldı. Siyah pelerinli adam bu hareketleri alaylı bir ifadeyle izliyordu. Aralarında kısa bir mesafe kaldığında elini hafifçe salladı. Elini sallamasıyla boynuzlu adam kara delikle birlikte eski konumuna geri dönmüştü. Daha önceki halinden tek farkı gururlu yüzünün solmuş olmasıydı.

  

 

 ‘’Hahaha, Ashal? O çok değerli Ashal’inizi bugün yok edeceğim.’’ Bu sözleri söylerken siyah pelerinli adamın aurası yükseliyordu. Aurasının yükselişiyle bedeni karanlık gökyüzünde 100 metrelik bir deve dönüşmüştü. Adamdan yayılan öldürme niyeti karanlık gökyüzündeki şimşekleri korkutmuş görünüyordu. Daha önce her şeyi yok etme niyetiyle çakan şimşekler yavaş yavaş solmaya başladılar.

 

  

 ‘’Sen! Ashal’den ne istiyorsun? Senin gibi birini rahatsız etmediğimize eminim!’’ Kara deliğin ortasındaki adam şaşkın bir sesle konuştu. Bu seviyedeki biri nasıl burada ortaya çıkmıştı? Bu Ashal’in sonu olabilir miydi?

 

 

 ‘’Hahaha, Ashal? Rahatsız etmek? Sadece her şeyi yok etmek istiyorum. Kurduğunuz bu sahte ütopik dünyayı bugün yok edeceğim. Hepiniz lanet rüyalarınızdan uyanacaksınız.’’ Siyah pelerinli adam bunu söylerken öldürme niyeti daha da yükseliyordu. Kara deliğin ortasındaki adam bu niyetten titremeye başlamıştı. ‘’Yaptığınız tek şey kendi lanet fikirlerinizi dayattığınız zavallı kuklalar üretmek. Bugün onları bu lanet sonsuz döngüden çıkarıp aradıkları huzura erdireceğim.’’

 

 

  ‘’Şuanda izleyen lanet korkaklar. Ben yok edenim! Ben hiçliğim! Yaptığım işe karışmayı planlayan herkes bunu unutmasın! Bugün nasıl Ashali yok ettiysem gelecekte de hepinizi yok edeceğim.’’ Siyah pelerinli adam belirli yönlere bakıp bu sözleri söyledikten sonra elini salladı.

 

 

 Elini sallamasıyla karanlık gökyüzü aniden aydınlandı. Herkesin görüşüne havada duran büyük bir kıta girmişti. Kıta o kadar büyüktü ki kapladığı alan küçük bir gezegenle karşılaştırılabilirdi. Kıtanın üstünde karıncalar gibi görünen birçok canlı vardı. Bugün her gün yaptıkları işleri yapmaya devam ediyorlardı. Dışarıda olan olaylardan habersiz kendi küçük dünyalarında kendi doğrularını savunuyorlardı.

 

 

 Siyah pelerinli adam kıtaya bakarken iç çekti. Başından beri ilk defa gerçek bir duygu belirtisi gösteriyordu. Üzgündü. Bu kısa iç çekişten sonra tekrar elini salladı. Bu hareketle önündeki her şey kara delikteki adamla birlikte ortadan kaybolmuştu. Gezegen büyüklüğündeki bu kıta öylece yok olmuştu.

 

 

 ‘’Bu hepinize ibret olsun. Ashal’in yolunu izleyenler, hiçlik bir gün hepinizi bulacak’’ Siyahlı adam tekrar belirli noktalara bakıp konuştuktan sonra ortadan kayboldu. Sanki burada daha önce karanlık bir gökyüzü yoktu. Daha önce görülen kıta hiç var olmamış gibiydi. Siyah pelerinli adamla birlikte hepsi hiçliğe karışmıştı. Siyah pelerinli adamın gidişiyle daha önce baktığı noktalarda siluetler belirmeye başladı. Hepsi daha önce Ashal’in yok olduğu yere bakıyordu. İçlerinden biri düşük sesle ‘’Hiçlik geri döndü…’’ dedi. Bunu düşük bir sesle söylemesine rağmen ortaya çıkan tüm siluetler bu sözleri duymuştu.

 

 

Bu olay kısa sürede birçok güçlü tarikat ve klana yayılmıştı. Ashal öylece yok olmuştu. Kimin yaptığından tam olarak emin olmasalar da herkesin benzer tahminleri vardı. Bu tahminler uzun zaman önceki bir efsaneye dayanıyordu.

 

Başkentte Lu Klanı’nın malikanesinde

 

Kayra toplanma vaktinin yaklaştığını fark edene kadar annesinden aldığı tekniği uygulamaya devam etti. Ardından Sha’yı bekletmemek için hızlıca duş alıp onunla aynı anda odasından çıktı. Sha, Kayra’yı hissettiğinden aynı anda çıkmalarına şaşırmamıştı. Ancak Kayra Sha’yı gördüğünde bir an sersemledi.

 

 

  Sha kar beyaz tenini ve saçlarını öne çıkaran, kan kırmızısı uzun bir palto giymişti. Uzun paltonun geniş şapkası omuzlarında bir aksesuar gibi duruyordu. Köle elbiseleriyle bile iyi görünen Sha, parlak okyanus mavisi gözleriyle birleşen bu elbiseyle çok daha iyi görünüyordu.

 

 

  Sha, Kayra’nın sersemlemiş halini görünce gülümsedi. Kayra’nın bu şekilde tepki vermesini beklemiyordu. Her zaman yaşına göre kısa olduğu için kötü göründüğünü düşünmüştü. Düşüncelerinin aksine Kayra böyle bir tepki vermişti. Sha bu tepkinin doğal olduğunu hissedebiliyordu. Kayra’nın görünüşünden etkilenmesi onu hem gururlandırmış hem de utandırmıştı.

 

 

  Utanan Sha’nın görünüşü Kayra’yı tekrar sersemletmişti. Kayra çevresindekilerin görünüşüne fazla önem vermediğinden, birinin görünüşüyle sersemleyebileceğini düşünmemişti. Kayra bu önem vermeyişin Yue’den kaynaklandığını biliyordu. Yanında Yue’yle çoğu insan sıradan görünüyordu. Ancak Sha bu durumu değiştirmişti.

 

 

  Kayra kendine geldiğinde ortamın oldukça garip olduğunu fark etti. Bu konuda herhangi bir bahane ortaya atamazdı. Sha’nın onun duygularını hissettiğini biliyordu. Sonunda Kayra yürürken ‘’Pekala, gitmezsek geç kalacağız.’’ dedi. Bu konuda söyleyecek bir şey bulamadığından hiçbir şey söylememeyi seçmişti. Sha, görünüşünü gizlemek için paltonun geniş şapkasını giyerken kıkırdadı. Kayra’nın çaresiz görünüşü onu güldürmüştü. Kayra, Sha’nın kıkırdamasını duyduğunda başını iki yana salladı. Önceki gün birkaç eşyayı bile alamayan bu kız şimdi onunla alay ediyordu.

 

 

  Kayra ve Sha malikanenin geniş salonuna geldiğinde Lu Tantai de dahil herkes gelmişti. Masadakileri selamlamak için hafifçe eğilip yerlerine oturdular. Sha’nın yeni görüntüsü biraz ilgi görse de bu ilgi kısa sürede kaybolmuştu. Giydiği şapkayla çok fazla dikkat çekmiyordu.

 

 

  Kayra ve Sha oturduğunda Lu An görevlilerden birine baktı. Görevli bu bakışı bekliyormuş gibi hızlı adımlarla salondan çıktı. Kısa bir süre sonra çeşitli yiyecekler taşıyan birçok görevli farklı girişlerden salona girmeye başladılar. Görevlilerin özenli hareketleri ne kadar eğitimli olduklarını gösteriyordu.

 

 

 Masadakiler böyle bir hizmeti daha önce yaşadıkları için çok fazla önemsemeseler de bu durum Sha için geçerli değildi. Daha önce böyle bir sahne görmemişti. Görevli hızlı ve pratik hareketlerle eşyaları diziyor ve kimseye takılmadan geldikleri yerden geri dönüyorlardı. Kayra Sha’nın bu halini gördüğünde gülümsedi ve ‘’Özel olarak istediğin bir şey varsa bunu söyleyebilirsin. Herhangi bir şey olabilir.’’ dedi. Daha sonra yolculukta neler olacağını bilmediğinden Kayra, Sha’nın bu fırsatı kaçırmasını istemiyordu. Yolculuklarının ne kadar süreceğini kim bilebilirdi ki?

 

  

Sha, Kayra’nın sözlerini duyduğunda derin düşüncelere daldı. Çok önemli bir şey düşünüyormuş gibi görünüyordu. Kayra, Sha’nın bu davranışına şaşırmıştı. Birkaç yiyeceği neden bu kadar derinlemesine düşünüyordu? Sha, Kayra’nın şaşkınlığını umursamayarak ‘’Herhangi bir şey değil mi? Tekrar yalnız kalmak istemiyorum.’’ dedi.

 

 

 Shiina'nın notu: Umarım kötü ruh halimi bölüme yansıtmamışımdır. İyi geceler dilerim.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1261

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 892

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 822

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 701

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 661

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 644

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 602

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 524

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 196

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15586 Üye Sayısı
  • 512 Seri Sayısı
  • 20989 Bölüm Sayısı


creator
manga tr