“Göklerin altında tek şeytan. Yeryüzünün üzerinde basit bir tavuk.. “ #Emperor’s Domination

Lord Of The Demons - Bölüm: 22 - Kötü Değil...


Shiina'nın notu: Keyifli okumalar.

 

Kayra kızın hüzünlü ve yalnız ifadesine bakarken nazik bir ses tonuyla ‘’Benimle gelmek ister misin?’’ dedi. Kayra en değerli hazinesini bulmuş gibiydi, sesini yükseltip onu incitmek istemiyordu. Kayra’nın nazik sesini duyan kız öldürme niyeti salarken etrafındaki köle tacirlerine bakıp ‘’Öldür! Hepsini Öldürürsen seninle geleceğim.’’ dedi.

 

 

Kız bunları söylemesine rağmen Kayra dışında kimse sesini duyamıyordu. Konuşmaması için tüm kölelerin ağzı kapatılmıştı. Toplanan kalabalık Kayra’nın sorusunu duyduklarında şaşırmışlardı. Herkes melezin konuşamayacağını ve bugün satılmayacağını biliyordu.

 

 

Kayra kızın öldürme niyetiyle söylediği sözlere şaşırmamıştı. Nasıl olduğunu bilmese de kızın hissettiği öfkeyi ve acıyı hissedebiliyordu. Kız konuşmadan önce cevabını biliyor gibiydi. Onun öldürme niyetiyle birlikte kendi öldürme niyeti de artıyordu. Artık bu insanlara öfke ve kin besliyordu. Bu insanları öldürüp kızın öfkesini dindirmek istiyordu.

 

 

 Kayra’nın öldürme niyetini hisseden Lu Tantai şaşırmıştı. Ailesindeki yaşlıların bile aurası bu kadar korkunç değildi. Kayra, Lu Tantai’ye hiçbir şey söylemeden hızla platformdaki kafese doğru ilerledi. Bu aynı zamanda Lu Tantai’nin sadakatini test etmek için bir denemeydi.

 

 

Kayra kafesin yanında ortaya çıktığında Müdür Mu bir şeylerin yanlış gittiğini yeni anlamıştı. Yakınına gelen Kayra’ya bakıp ‘’Genç adam Mu Klanı rahatsız edebileceğin bir klan değil’’ dedi. Herkes Mu Klanı’nın birçok sırrı olduğunu biliyordu. Güçlü bir uzmanı olmayan bu klan nasıl bu şekilde ayakta durabiliyordu? Ancak Kayra Müdür Mu’nun sözlerini duymuş gibi görünmüyordu. Bu insanları nasıl acı çektirerek öldüreceğini düşünüyordu.

 

 

Kayra öldürmeye karar verdiğinde bunu hızlıca yapmayı tercih ederdi. Öldüreceği biriyle konuşup vaktini boşa harcamak istemiyordu. Ancak kafesteki kızın öfkesini ve acısını dindirmek için bu insanları umutsuzluk içinde açı çektirerek öldürmeye karar vermişti. Belki bu şekilde kafesteki kız sakinleşebilirdi.

 

 

Kayra Müdür Mu’nun sözlerini umursamadan kızın bulunduğu kafesi parçaladı ve kızı omzuna aldı. İlk önceliği kızın güvenliğiydi. Burada ölseydi bile ona zarar gelmesine izin vermeyecekti. Ardından köle tacirlerinin oturduğu bölgeye ilerledi. Müdür Mu’yu sona bırakmaya karar vermişti. Ona diğerlerinin acı çığlıklarını dinleterek, umutsuzluk içinde acı bir ölüm verecekti.

 

 

‘’Genç adam eğer melezi bize verirsen yaşamana izin verebiliriz.’’ Kayra’nın onlara doğru yürüdüğünü gören köle tacirlerinden biri şehvetli bir ifadeyle konuştu. Kayra adamın şehvetli ifadesini gördüğünde tereddüt etmeden adama doğru atılıp hançeriyle kollarından birini kesti. Adamın acı çığlığını umursamadan diğer köle tacirlerinin de bir kolunu ya da bacağını kesmeye başladı. Daha önce coşkulu teklifler veren köle tacirleri şimdi acı çığlıklarla yerde yatıyorlardı.

 

 

 Kalabalıkta Kayra’nın hareketlerini görebilen Lu Tantai’yle birlikte birkaç insan vardı. Kayra her ortaya çıktığında bir köle tacirinin kolu ya da bacağı kanlar içinde yere düşüyordu. Lu Tantai, Kayra’nın onu test ettiğini anlamıştı. Şimdi ona yardım etmezse Kayra’yı kaybedeceğini biliyordu. Bir süre düşündükten sonra Kayra’nın bedenindeki mührü düşünerek ona yardım etmeye karar verdi. Mu Klanı’nın arka planını bilmese de Şeytan Tarikatı kadar güçlü olması imkansızdı. Lu Klanı’ndakilerin düşünce yapısı çıkar üzerine kuruluydu.

 

 

Lu Tantai’nin de Kayra’ya katılmasıyla kısa sürede tüm köle tacirleri eksik kol ve bacaklarla alanda inliyorlardı. Müdür Mu çevresindeki insanların kollarının ve bacaklarının aniden kesilmesi dışında bir şey göremiyordu. Sonunda sıranın ona geleceğini düşündüğünde tüm bedenini soğuk terler kaplamıştı. Mu Klanı’nın güçlü destekçileri olsa da şuanda onu kurtaramayacaklarını biliyordu. Aniden Müdür Mu yüksek sesle ağlayarak yere diz çöktü ve yalvarmaya başladı. ‘’Her şeyi yaparım yeter ki beni öldürmeyin…’’ Tombul bedeniyle tam olarak diz bile çökemiyordu. Toplanan kalabalık Müdür Mu’nun tepkisine şaşırmışlardı. Mu Klanı’nın yüzünü hiç düşünmüyor muydu?

 

 

‘’Yakında gelirler.’’ Müdür Mu yere diz çökmüş yalvarırken Kayra tekrardan zihninde küçük kızın sesini duymuştu. Kayra bu sesi duyduğunda kafasını çevirip omzundaki küçük kızın mavi gözleriyle buluştu. Ardından platforma çıkıp hançerini Müdür Mu’nun boğazına soktu. Gözlerinin buluşması kısa bir an sürse de Kayra kızın öfkesinin dindiğini ve buradan ayrılmak istediğini anlamıştı. Kısa sürede sakat kalan tüm köle tacirlerini öldürüp, kölelerin hepsini serbest bırakıp Lu Tantai’yle birlikte buradan ayrıldı. Kimin geleceğini ya da ne olacağını bilmese de kızın isteklerine uymaya karar vermişti. Köleler minnetlerini ifade etmek isteseler de Kayra çok hızlı ayrılmıştı.

 

 

Üçü ayrıldıktan kısa süre sonra beyaz kıyafetler giymiş 10-15 kişilik bir grup alanda ortaya çıktı. Grubun arasında göze çarpan genç bir adam Müdür Mu’nun cesedine bakarken alandaki yaşlı bir adama öfkeli bir sesle ‘’Burada neler olduğunu anlat!’’ dedi. Kalabalık uzun zaman önce dağılmıştı. Birkaç meraklı insan dışında kimse kalmaya cesaret edememişti.

 

 

Beyaz kıyafetli grup yaşlı adamdan olanları duyduklarında birbirlerine şaşkın bakışlar attılar. Kaş Ülkesi’ndeki çoğu Ölümlü Alemi uzmanını tanıyorlardı. Tanımadıkları 2 kişiyle karşılaşmaları onları şaşırtmıştı. Kısa bir şaşkınlıktan sonra Kayra ve Lu Tantai’nin ayrıldığı yöne doğru ilerlediler. Buraya gelmelerinin sebebi Mu Klanı’nın elde ettiği melezdi. Kısa süre önce Mu Klanı’nın bir melez elde ettiğini öğrenmişlerdi.

 

 

 Kayra ve Lu Tantai birilerinin onları takip edeceğini tahmin etmişlerdi. Kayra daha önce Lu Tantai’den kendi başına gizlenebileceği bir yöntemi olduğunu duymuştu. Bu yüzden başkentte buluşmak üzere farklı yönlerde ilerlemeye karar verdiler. Kayra yüksek dayanıklılığını kullanarak tüm gün ilerleyebilirdi. Takip eden birileri olsa da hız farkı çok fazla olmadığı sürece ona yetişmeleri mümkün değildi.

 

 

Kayra omzunda küçük kızla birlikte başkent görüşlerine girene kadar 15-16 saat durmadan ilerlemişti. Küçük kızı saklamak için siyah bir örtüyü pelerin gibi üzerine örtmüştü. Bu süre boyunca tek bir kelime bile konuşmamışlardı. Kayra’nın soruları olsa da ya kıza sormadan cevabı biliyor ya da cevap alamayacağını anlıyordu. Bu garip olay Kayra’ya yaşlı adamın sözlerini hatırlatmıştı. ‘’Genç adam buluşmamız kader olduğu gibi kaderinde yüzleşmen gereken kişiler var.’’ Bu küçük kızın kim olduğunu ve nereden geldiğini bilmese de şimdilik bunun bir önemi yoktu. Kaderleri birbirine bağlanmıştı. Kayra gelecekte bunun sebebini anlayabileceğini düşünüyordu.

 

 

Başkent görüşlerine girdiğinden Kayra ilerlemesini durdurmuştu. Omzundan beline kaymış olan küçük kızı yere indirip, üzerindeki yırtık köle elbisesini değiştirmesi için siyah elbisesinden bir takımı verdi. Birbirleriyle hiçbir şey konuşmasalar bile önceden planlamış gibi hareket ediyorlardı. Küçük kız giyinirken Kayra sırtındaki pelerini ikiye bölüp yarısını kıza verdi. Pelerini bedenine sararak ona çok büyük olan elbiseleri saklayabilirdi.

 

 

Bir süre burada dinlendikten sonra başkente doğru ilerlemeye devam ettiler. İkili başkanete yaklaşırken Kayra şimdiye kadar kızın adını bilmediğini fark etti. Kayra bunu düşündüğü anda küçük kız ‘’Benim adım Sha’’ dedi.

 

 

Kayra bunu birkaç kez yaşamış olsa da her seferinde şaşırıyordu. Nasıl birbirlerinin düşüncelerini bilebiliyorlardı? ‘’Bilmiyorum. Bende senin gibiyim. Karşılaştığımızda duyduğum aşinalık hissi seninle gelmem için yeterliydi.’’ Sha, Kayra’ya okyanus mavisi gözleriyle bakarken konuştu. Sesi Kayra’nın ilk konuşmasındaki gibi nazikti. Kayra onu nasıl değerli hazinesi gibi görüyorsa Sha da Kayra’yı öyle görüyordu.

 

 

İkisi de bu konuşmayı yapmadan önce sorularının cevabını biliyordu ve İkisi de şuanda aynı şeyleri düşünüyordu. Bu duygu biraz garip olsa da kötü olduğunu düşünmüyorlardı. Onları gerçekten anlayabilecek birinin olması kötü değildi. Kayra ve Sha başkente bakarak aynı anda konuştular. ‘’Kötü değil...’’

 

 

Shiina'nın notu: Keşke benide anlayan biri olsa dediğinizi duyar gibiyim *-* Herkese iyi günler diliyorum.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1220

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1055

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 872

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 688

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 643

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 600

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 548

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 518

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 346

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 192

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 179

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 97

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14826 Üye Sayısı
  • 455 Seri Sayısı
  • 19507 Bölüm Sayısı


creator
manga tr