"Ben Li Qiye'yim ve bu tek başına yeterli." #Emperor's Domination

Lord Of The Demons - Bölüm: 14 - Sulu Gözlerin Kralı


Shiina'nın notu: Keyifli okumalar

 

 

Yulang Şehri’nin fakir caddelerinden birinde

 

Kayra çamurlu yollarda ağır adımlarla yürüyordu. Bu insandan yoksun caddede kendini dünyadan soyutlamaya çalışıyordu. Bu şekilde zihnindeki acı çığlıkları da soyutlayabileceğini umuyordu. Yaptığı katliam, her an zihninde tekrar tekrar canlanıyordu. Öldürdüğü insanlar arasında masumların olup olmadığını bile bilmiyordu. Gelecekte olabileceklerin korkusuyla ayırt etmeden hepsini öldürmüştü.   ‘’Hahaha, sadece hızlı olduğum için güçlü olduğumu düşündüm. Yetiştirici? Hahaha, ben sadece zayıf bir insanım.’’ Kayra çılgınca gülerek, bundan sonra ne yapacağını bilmeden amaçsızca kimsesiz sokaklarda ilerliyordu.

 

 

Kayra bir an önce düşmanlarından kurtulup annesini iyileştirmek istemişti. Annesini iyileştirmeye o kadar odaklanmıştı ki birçok şeyi göremeyecek kadar kör olmuştu. Bu körlük, Lu An’dan annesini iyileştirmenin Kaş Ülkesi’nde imkansız olduğunu öğrenene dek sürmüştü. Dört gün kısa bir süre olsa da Kayra bu dört günde iki büyük tarikatı tamamen yok etmişti.

 

 

Doğumundan şimdiye kadar yanında olan annesinin aniden ortadan kaybolacağını düşünen Kayra göz yaşlarına engel olamıyordu. Anı taşındaki anıları gördüğü için her şeye katlanabileceğini düşünmüştü. Ancak şimdi ne kadar yanıldığını anlamıştı. O sadece zayıf bir çocuktu.

 

 

Düşüncelere dalan Kayra nazik bir ses tarafından uyandırılmadan önce ne kadar yürüdüğünü bile bilmiyordu. ‘’Hmm, genç adam neden bu kadar acı çekiyorsun?’’ Nazik sesi duyan Kayra zihnindeki çığlıkların dindiğini hissetmişti. Ses zihnindeki çığlıkları bastıran bir melodi gibiydi. Kayra kurtarıcısını bulmuş gibi hızlıca başını kaldırıp konuşan kişiye doğru baktı.

 

 

Soluk caddede kar beyazı elbisesiyle dikkat çeken bir kız ona meraklı gözlerle bakıyordu. Kızın elbisesi Kayra’nın giydiklerine oldukça benzerdi. Gözleri dışında zarif bedeninin tamamını kaplamıştı. O meraklı gözlere bakan Kayra, yavaş yavaş dünyadan soyutlandığını hissediyordu. Tüm sıkıntıları ve pişmanlıkları tek tek kayboluyordu. Bu duygu kısa bir an sürse de Kayra için sonsuz bir döngü gibiydi. Zihninde tekrar tekrar başını kaldırıp o gözlere bakıyordu ve tekrar tekrar dünyadan soyutlanıyordu.

 

 

Kız, Kayra’nın kaybolmuş gözlerle ona baktığını görünce nazik sesiyle  ‘’Ah, anlıyorum başından beri unutmak istiyordun.’’ dedi. Kayra, kızın söylediklerini duysa da kayıp gözlerle ona bakmaya devam ediyordu. Kayra’ya bakan kız herhangi bir tepki vermediğini görünce iç çekti ve ayrılmak için döndü. Artık Kayra’yla konuştuğu için pişman hissediyordu. Konuşmasaydı belki de unutmanın imkansız olduğunu anlayabilirdi.

 

 

Kayra kızın uzaklaşan siluetine bakarken konuşmak istiyordu. Ona unutmak istemediğini, kaçmak yerine her şeye katlanmak istediğini söylemek istiyordu. Bunları söylemek istemesine rağmen bu sözleri söyleyemiyordu. Bunlara katlanmak için güçsüz olduğunu biliyordu.

 

 

Kayra kızın gözden kaybolmak üzere olduğunu görünce kendini zorlayarak konuştu. ‘’Güçsüz’’ Kayra bu tek kelimeyi o kadar kısık bir sesle söylemişti ki fısıltı gibi geliyordu. Gözden kaybolmak üzere olan kız bu kelimeyi duyduğunda gözleri parladı. ‘’Güçsüz? Ne demek istiyorsun?’’ Kız Kayra’ya doğru bakarak konuştu. Çok uzakta olmalarına rağmen Kayra kızın nazik sesini rahatlıkla duyabiliyordu.

 

‘’Dayanmak için güçsüzüm.’’ Kayra uzaktaki kıza bakarken konuştu. Artık sesi o kadar kısık gelmiyordu.

 

Kız, Kayra’nın sözlerini duyunca kıkırdadı. ‘’O zaman anlat herkese! Ne kadar zayıf olduğunu anlat! Anlattığında güçleneceksin.’’ Kızın daha önceki nazik sesi, yerini güçlü ve gururlu bir sese bırakmıştı.

 

 

Kızın güçlü ve gururlu sesi Kayra’nın zihninde yankılanırken, Kayra tekrar kendi düşüncelerin de kaybolmuştu. ‘’Anlatmalıyım, anlattığımda güçleneceğim. Peki, kime anlatmalıyım?’’ Kayra düşüncelerde kaybolmuşken aniden zihninde güzel bir kızın silueti belirdi. Sürekli onun yanında olan ve onunla her şeyi paylaşan bir kızın silueti. ‘’Yue? Evet, Yue’ye anlatırsam beni dinleyecektir.’’

Başını aşağı yukarı sallarken düşüncelerinden kurtulan Kayra, artık caddede yalnız olduğunu fark etti. Kızın uzaktaki silueti de ortadan kaybolmuştu.

 

Bütün bu olanlar Kayra’ya bir rüya gibi geliyordu. Kimsenin olmadığı bu terk edilmiş caddede böyle biriyle karşılaştığına inanmakta zorlanıyordu. Ancak Kayra bunların rüya olmadığını biliyordu. Kayra, kızın sesini ve görüntüsünü zihnine kazımıştı. Bir gün tekrar karşılaşırlarsa ona olan borcunu ödeyecekti.

 

Bu olaydan sonra Kayra oldukça rahatlamış hissediyordu. Henüz kimseye bir şey anlatmamış olsa da bu sıkıntılara dayanabilmek için bir yöntemi olduğunu bilmek bile onu rahatlatmıştı. Daha fazla oyalanmak istemeyen Kayra, başından geçenleri Yue’ye anlatmak için saraya doğru ilerledi.

 

Kayra saraya doğru ilerlerken, Yue saray avlusunda oturmuş önündeki kitabı okumaya çalışıyordu. Birçok kez Kayra’yı görmek için saraydan çıkmak istese de annesi ona engel olmuştu. Yue de endişelerini dağıtmak için kitap okumaya karar vermişti.

 

O sırada avluya giren Kayra, Yue’nin avluda kitap okuduğunu görünce gülümsedi. Yue’yi bir yıldan uzun bir süredir görmemişti.

 

Kayra ses çıkarmadan Yue’nin oturduğu yere yaklaştı ve elleriyle Yue’nin gözlerini kapattı. ‘’Bil bakalım ben kimim?’’ Kayra fısıldayarak konuştu. Yue’nin onun sesini tanıyacağını biliyordu.

 

‘’Anne dışarı çıkmama izin vermediğin sürece seninle konuşmayacağım.’’ Yue yüzündeki elleri çekip arkasını dönerken söyledi. Arkasını dönen Yue, karşısında annesinin değil de ona sıcak bir gülümsemeyle bakan Kayra olduğunu görünce, bir süre yerinde dondu. 1 yıldır görmek için uğraştığı Kayra önünde duruyordu.

 

 

 Kayra, Yue’nin gözlerinin gittikçe kırmızılaştığını görünce hemen ona sarıldı. ‘’Yue ağlamana gerek yok bak ben iyiyim. Her zaman sulu gözlerden hoşlanmadığını söylersin’’ Yue, Kayra’nın bu sözlerini duyduğunda hemen onu itti. ‘’Hmph, Kayra sensin sulu göz.’’ Yue gözleri kırmızıyken, öfkeyle karışık mutlu bir sesle konuştu. Kayra, Yue’nin sözlerini duyunca başını iki yana salladı. Bu kız hiç değişmemişti, hala eskisi gibi çok inatçıydı. ‘’Evet, evet, benim. Sulu gözlerin kralı benim.’’ Kayra gülümserken söyledi. Yue’nin değişmesini istiyor gibi de değildi. Yue, Kayra’nın sözlerini duyunca gülmeye başladı. Sulu gözlerin kralı da ne demekti?

 

 Kayra, Yue’nin 1 yıldır malikaneden ayrılmadığını öğrenince, Yue’nin annesine tüm sorunların halledildiğini söyleyerek dışarı çıkmak için izin almıştı. İkili malikaneden ayrıldıktan sonra uzun bir süre ayrı kaldıklarından tüm gün boyunca sohbet ettiler.

 

 

Kayra, başından geçenleri Yue’ye anlatıp onu üzmek istemediğinden yaşadığı her şeyi, farklı karakterlerin ve farklı yerlerin olduğu bir hikayeye çevirerek anlatmaya karar verdi. Bu şekilde Yue onun için endişelenmezdi.

 

 

Bundan sonra Kayra günlerini annesiyle ve Yue’yle geçirmeye başladı. Kayra bir şeyler anlatabileceği ve paylaşabileceği yakınları olduğu için kendini çok şanslı hissediyordu. Bu şekilde Kayra vaktini yakınlarıyla geçirirken 1 yıl göz açıp kapayıncaya dek geçti. Ange’nin hastalığı ilerlediğinden artık günün çoğunluğunu uyuyarak geçiriyordu.

 

 Kayra annesinin bir gün bu dünyadan ayrılacağını biliyordu. O güne hazırlanmak için Kayra, annesinin uyuduğu vakitlerde zamanını Yulang Şehri’nin fakir sokaklarında hikaye anlatarak geçiriyordu ve Bir gün o kızı tekrar görebileceğini umuyordu.

 

Kayra 1 yıl önce prens konumunu da terk etmişti. Saray onun için hiçbir şey ifade etmiyordu. Caddelerde insanlar ona büyük kardeş diyordu. Uzun ve sıkıcı hikayeler anlatan büyük kardeş, Kayra ona neden büyük kardeş dediklerini bilmese de bunu sorgulamamıştı. Her ne kadar insanlar onu uzun ve sıkıcı hikayeler anlatan büyük kardeş olarak adlandırsa da hikayelerini dinlemek için bekleyen birçok insan vardı.

 

 

 Shiina'nın uzun notu: *Öncelikle iyi günler*. *Umarım herkesin sıkıntılarını paylaşabileceği bir yakını vardır.*  *Her ne kadar bugün bölüm atmayı planlamıyor olsam da 13. bölümdeki uzun notumu okuyup dikkate alan birkaç arkadaşa teşekkür etmek için atmaya karar verdim. Ben yapmadım ama okuyorum diyenlere de benden hediye olsun:D* *Tekrardan iyi günler*




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1324

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1126

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 940

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 862

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 747

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 699

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 678

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 618

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 574

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 453

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 148

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 123

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 118

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 118

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 95

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17486 Üye Sayısı
  • 466 Seri Sayısı
  • 23555 Bölüm Sayısı


creator
manga tr