"Beyin bir paraşüt gibidir, sadece açık olduğunda iyi çalışır." #James Dewar

Lord Of The Demons - Bölüm: 8 - Karıncalar


 

 

 Kayra bu sesin kendi sesi olduğuna inanmakta zorluk çekiyordu. Fark etmeden gözyaşları gözlerinden düşmeye başlamıştı. Söylemek istediklerini bile dile getiremiyordu. Annesi onu tek başına büyütmüştü ve her an yanındaydı. Şimdi onu bir daha göremeyeceğini bilmek ona dayanılmaz bir acı veriyordu. Kayra yaşıtlarından daha olgun olsa da hala 11 yaşındaki bir çocuktu. Bu acıya dayanması onun yaşındaki biri için çok zordu.

 

 

 Demirci, Kayra’nın bu kötü durumunu fark etmişti. Kayra’nın ağlamasının iyi bir şey olduğunu düşünüyordu, ağlamak rahatlamasına yardımcı olabilirdi. Ama o an Demircinin beklemediği bir şey oldu. Kayra’nın gözyaşları annesinin ona verdiği gözyaşına doğru akmaya başladı. Bu gözyaşı Ange’nin hafızasını ve klanlarının gizli sanatlarını içeriyordu. Klanın soyundan gelmeyen biri için bu bilgileri almak imkansızdı. Tüm bu bilgileri gözyaşından emmek normal bir insanın birkaç gün bilinçsiz kalmasına neden olurdu. Demirci, Kayra bilinçsiz olursa işlerin daha kolay olacağını düşündüğünden onu durdurmamaya karar vermişti.

 

 

 Aynı zamanda malikanenin avlusunda yüzden fazla siluet belirmişti. Birkaçı dışında hepsi Ange’ye ve kardeşine doğru eğiliyorlardı.  ‘’Sizler kalkabilirsiniz.’’ Ange bunu söylerken iç çekti. Bu insanların hepsi akrabalarıydı ve klanlarının ana üyeleriydi. ‘’Ayrılmak isteyenler şimdi ayrılabilir. Klanı yanlış yönettim ve bizi bu hale sürükledim. Benimle beraber sürüklenmenize gerek yok.’’ Bu insanlar klanlarının ana üyeleriydi. Buradaki insanlar öldüğünde klan onlarla birlikte yok olacaktı. Ange klan yok olacağı için değil akrabalarının onun yüzünden ölmesini istemediğinden bunları söylüyordu.

 

 

 ‘’Ange buradaki herkes senin planlarını daha önce onaylamıştı. Eğer suçlayacak bir şey varsa o da kendi kötü şansımızdır. 1.Prens’in kan yeteneğiyle doğacağını ve Kan Tarikatı'na kabul edilmesini kimse beklemiyordu.’’ Siluetlerden biri bu sözleri sakin bir şekilde söyledi. Sesinden çok yaşlı olduğu anlaşılıyordu. Yaşlı adamın ses tonundaki kararlılık niyetlerini gösteriyordu. Onun için ayrılmak bir seçenek değildi.

 

 

 ‘’Klanla yaşa klanla öl! Klanımız uzun yıllar boyunca ayakta kaldı ve benim soyumu da ayakta tuttu. Bugün borçlarımı geri ödeme fırsatını nasıl kaçırabilirim?’’ Yaşlı adam ortadan kaybolurken söyledi. Yaşlı adam artık konuşmak istemiyordu. Herkes soğuk öldürme niyetinden yaşlı adamın hala etrafta olduğunu anlayabiliyordu. Ange kimsenin ayrılmaya niyeti olmadığını görebiliyordu. Daha fazla söze gerek yoktu. Şimdiye kadar birlikte yaşadıkları gibi bugün birlikte öleceklerdi.

 

 

 Ange gerçekten de çok şanssız olduğunu düşünüyordu. 1.Prens Kan tarikatına katılmıştı ve onlarla işbirliği yapmıştı. Kendi klanları kurulduğu zamandan bu yana Ay Tarikatı'yla savaş halindeydi. Şimdi Ay Tarikat'ıyla Kan Tarikatı 1.Prens yüzünden klanlarına karşı birlik olmuştu. Bütün bunlar 1.Prens’in nadir kan yeteneğiyle doğmasından kaynaklanıyordu. 1.Prens çok açgözlüydü hem Ay Tarikat'ından hem de Ange’den birçok şey istemişti. Sonunda istediklerini yapmalarına rağmen Ay Tarikat'ıyla birlik olmuştu. Klanları bir suikast klanı olduğu için düşmanları çoktu şimdi tüm düşmanları Ay Tarikat'ıyla birlik olmuşlardı. Ange ve klan üyeleri malikanenin farklı noktalarına dağıldı. Savaşı malikanede yapmaya karar vermişlerdi.

 

 

 Aynı zamanda Yulang Şehri’nde 1.Prens’in yaş töreni için dövüş turnuvası yapılıyordu. Yakında bir katliam olacağını bilmesine rağmen mutlu bir şekilde yaş törenini kutluyordu. 1.Prens duyurusunu turnuva başlamadan önce yapmıştı. 2.Prens’in Klanına Şeytan Klanı dendiğini ve bir suikastçı klanı olduğunu, para karşılığında satın alınıp kullanılabilen mallardan farklı olmadıklarını söylemişti. Bu tehlikeli şeytanlar ortadan kaldırılmalıydı. Bu duyuruyu yapılacak olan katliamı haklı göstermek için yapmıştı. Kan Tarikatı'na katılmasına rağmen Yulang Şehri’nden vazgeçmek istemiyordu. Alabileceği her şeyi almalıydı. Buradan ne kadar açgözlü olduğu belli oluyordu. Kan Tarikatı için Yulang Şehri küçük bir köy gibiydi.

 

 

 Yue, seyirciler arasında annesiyle birlikte oturuyordu. Annesi Kayra’nın turnuvaya gelmeyeceğini söylemesine rağmen Yue durmadan etrafta Kayra’yı arıyordu. Daha önce annesi Kayra’yı görebileceğini söylemişti. Neden şimdi göremeyeceğini söylüyordu? Kayra’ya bir şey olmuş olabilir mi? Her ne kadar annesi ona olmadığını söylese de Yue gözleriyle görmeden artık kimseye inanamıyordu. Bunu söyleyen kişi kendi annesi olsa bile inanamıyordu. Olayların annesinin yeteneğini çok aştığını fark etmişti. Yue bunları düşünürken 1.Prens’in ona kötü niyetli bakışlar attığını fark etmemişti. Ay Tarikatı’yla birlik olmasının sebebi Yue ve Kayra’nın yakınlığını kıskanmasıydı.

 

 

 Kutlamalar gün batımına kadar devam etmişti. İnsanların dağılmasıyla Ay Tarikatı ve Kan Tarikatı bir araya gelip savaşı nasıl yapacaklarını tartışmaya başladılar. Tarikatlarının üst düzeylerinin hepsi bu tartışma için sarayda toplanmıştı. Kimse ayrı hareket etmeye cesaret edemiyordu, hepsi bir suikastçı klanının ne kadar korkunç olduğunu biliyorlardı. Tek tek avlanmaktan korktukları için bir araya gelmişlerdi. Her ne kadar tek başlarınayken korksalar da toplu bir savaşta Ay Tarikatı’nın savaşı kazanma şansı %50’ydi. Kan Tarikatı’nın katılmasıyla kazanmak için kendilerinden eminlerdi. Daha önce birçok savaşa katılan bu uzmanlar planlarını uzun zaman önce yapmışlardı.

 

 

 Şeytan Klanı’nın iki çok güçlü uzmanı vardı. Bunlardan biri Ange’nin kardeşi iken diğeri daha önce konuşan yaşlı adamdı. Tartışan güçlü uzmanlar ilk olarak bu ikisinden kurtulmaya karar vermişti. Sadece iki kişi olmasına rağmen onları hafife almaya cesaret edemiyorlardı. Ange’nin de 11yıl önce kardeşine benzer bir gücü vardı. Ay Tarikatı’yla yapılan küçük çatışmalarda zehirlendiğinden gücünü ve hayatının büyük bir kısmını kaybetmişti.

 

 

 Güneş ufku kırmızıya boyarken 2.Prens’in Malikane’sinin önünde kırmızı ve beyaz giyinen birçok insan toplanmıştı. Bu insanlar Kan ve Ay Tarikatlarının uzmanlarıydı.  Daha önceki tartışmalarında karanlık çöktüğünde saldırmayı planlamışlardı.

 

 

 O sırada Yulang Şehri’nin Batısında Demirci, bilinçsiz Kayra’yı taşıyarak Canavar Dağları’na doğru ilerliyordu. Kayra’nın bilinçsiz olmasından bu yana yaklaşık 2 saat geçmişti. Demirci yüksek hızda ilerlemesine rağmen yaklaşık 2 saat boyunca birini taşıyarak ilerlemesi hızını düşürtmüştü.

 

 

 Demirci daha önce birilerinin onu takip ettiğini fark etmişti. Takip edenler onun kadar hızlı olmasalar da Kayra’yı taşıdığı için onları atlatamamıştı. Demirci yavaşladığını ve takip edenlerin gittikçe yaklaştığını hissedebiliyordu. Daha fazla böyle kaçmaya devam edemezdi yorgunluktan bitkin düştüğünde kolayca öldürüleceklerdi.

 

 

  Demirci, Kayra’yı yere bırakıp savaşmaya karar verdi. Takip edenlerin Kayra’dan haberi olmayabilirdi. Onu takip edenlere doğru ilerlemeye başlayan Demirci kısa sürede rakiplerini gördü.

 

 

 ‘’Kimin beni takip ettiğini merak ediyordum. Ay Tarikatı'nın çöplerinden biri olduğunu düşünmek için…’’ Demirci alaycı bir şekilde söyledi. Dışarıdan alay ediyormuş gibi görünse de şansının bu kadar kötü olduğu için üzülüyordu. Ay Tarikatı'ndan daha önce savaştığı biriyle karşılaşmak, rakip onun hızını biliyordu ve Kayra’yı tahmin etmesi zor değildi.

 

 

 ‘’Hahaha, prensi taşıyarak bu kadar hızlı ilerleyenin sen olduğunu düşünmek, önceki karşılaşmamızı bugün sonuçlandıralım.’’ Ay Tarikatı'ndan gelen beyazlı adam gülerek söyledi. Böyle söylemesine rağmen teke tek dövüşmeye niyeti varmış gibi görünmüyordu. Kan Tarikatı'ndan gelen kırmızılı adamla birlikte durmaya devam etti.

 

  Demirci, beyazlı adamın söylediklerini duyunca kaşlarını çattı. Durum hiç istemediği bir noktaya gelmişti. Beyazlı adamın gücünü biliyordu daha önce savaşmışlardı ve güçleri neredeyse eşitti. Ama şimdi yanında onun gücüne yakın Kan Tarikatı'ndan biri vardı. Kayra’yı alıp kaçmaya devam mı etmeliydi? Yoksa burada durup savaşmalı mıydı? Demirci daha fazla kaçamayacağını düşündüğünden en azından onunla birlikte birini götürmeyi istiyordu. Bunları düşünen Demirci’nin elinde Kayra’nın hançerinden 10 cm daha uzun olan bir hançer belirdi. Hançerin şekli Kayra’nın hançeriyle bire bir aynıydı.

 

 

 ‘’Birinizi benimle götürdüğümden emin olacağım.’’ Demirci öldürme niyeti salarken söyledi. Demirci’nin bunları söylemesinin sebebi Kayra’nın herhangi bir yetiştirme yolundan ilerlemediğini bilmesiydi. Belki rakipleri onun gibi zayıf ve cahil biri için kendilerini tehlikeye atmazdı.

 

 O anda Demirci’nin Kayrayı sakladığı yerde

 

 Yerde bilinçsizce yatan Kayra’nın kirpikleri hafifçe hareket etti ve gözleri yavaşça açıldı. Kendine gelen Kayra etrafına soğuk öldürme niyeti salıyordu.‘’Hahaha, karıncalar, Dao’nun önünde hepsi karıncalar’’ Kayra bir yandan öldürme niyeti salarken bir yandan gülüyordu.

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1220

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1055

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 872

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 688

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 643

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 600

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 548

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 518

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 346

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 192

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 179

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 97

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14826 Üye Sayısı
  • 455 Seri Sayısı
  • 19507 Bölüm Sayısı


creator
manga tr