Bölüm 123: Beyonder Çatışması

avatar
160 15

Lord Of Mysteries - Bölüm 123: Beyonder Çatışması


Çevirmen: Dnightshade

 

Binanın dışındaki bakımsız bahçenin her yerini asmalar sarmıştı. Yavaşça akan nehirde, gökyüzündeki yıldızların yansımaları vardı.

 

Her şey sessizce geceyi bekliyor gibiydi.

 

Sıradan yüz hatlarına sahip olsa da şaşırtıcı bir biçimde güzel görünen Trissy, pencereden çekilip hızla elbise asklığına doğru ilerledi ve başlıklı, uzun, siyah pelerinini aldı.

 

Pelerini hemen sırtına geçirip düğmelerini ilikledikten ve kemerini taktıktan sonra başlığı başına geçirip bir Suikasçı'ya dönüştü.

 

Sağ elini kaldırıp yüzüne dokundu ve anında bulanık bir görünüme kavuştu.

 

Hemen sonrasında, belindeki gizli bölmede bulunan parlak tozdan bir avuç alıp efsunlar fısıldayarak kendi üzerine döktü.

 

Böylece Trissy'nin figürü yavaş yavaş kaybolmaya başladı, silinen bir yazı gibi parça parça gözden kayboluyordu.

 

Saklanma büyüsünü tamamladıktan sonra sessizce yatak odasından çıktı. Karşı odaya geçip parmaklıkları olmayan pencereyi açtı.

 

Hafifçe sıçradı ve pencere pervazında durup binanın arkasındaki çimlik alana baktı. Çelik çitler gecenin karanlığına karışmıştı. Orada, sessizce çitlere yaklaşan Ceset Toplayıcı Frye'yi gördü.

 

Derin bir nefes aldı ve bir tüy gibi süzülerek hiç ses çkarmadan çimlik alana adım attı.

 

Üzerinde siyah bir rüzgarlık olan, elinde ise özel yapım bir altıpatlar olan Frye, dikkatli bir şekilde etrafını inceliyor, ortaya çıkabilecek intikamcı ruhları ya da şeytani ruhları arıyordu.

 

O, bu tür varlıkları çıplak gözle görebiliyordu!

 

Trissy sessizce Frye'ye yaklaşıp arkasına geçti. Bir anda elinde, 'siyaha boyalı' bir hançer belirmişti.

 

Puf!

 

Hızla hareket ederek hançeri Frye'nin sırtına sapladı.

 

Ancak o anda önündeki sahne parçalanmıştı, sanki tüm gördükleri bir halden ibaretti.

 

Kısa süre içinde kendine gelen Trissy hala pencere pervazınd durmakta, çimlik alana ve çitlere bakmakta olduğunu fark etti.

 

Ancak bu kez çitlerin dışında yalnızca Ceset Toplayıcı Frye yoktu. Silahını pencere pervazına doğrultmuş olan Leonard Mitchell ve Dunn Smith de oradaydı. Gece Kuşları'nın Kaptanı parmağını kaşlarının arasına bastırdı, gözleri kapanırken bedeninden biçimsiz dalgalamalar yayılmaya başladı.

 

Trissy gözlerini kıstı. Az önce olan her şeyin bir rüya olduğunu anlamıştı. Farkında olmadan uykuya dalmıştı!

 

Bang! Bang! Bang!

 

Leonard ve Frye, üç el ateş ederek hala uyku sersemi olan görünmez hedefi vurdu.

 

Çatırt!

 

Trissy'nin figürü yeniden ortaya çıkmaya başlamıştı, önce çatırtılar duyuldu, sonra da gümüş bir ayna gibi tamamen parçalara ayrıldı!

 

Bir yer değiştirme büyüsü kullanmış olan Trissy, kaçmak için hemen arkasını döndü. Koridordan geçerek merdivenlerden aşağı koşmaya başladı.

 

Vooş! Birinci katta, insanı dondurabilecek kadar soğuk, uğursuz bir rüzgar esiordu. Biçimsiz, saydam figürler uyuşuk bir şekilde binanın içinde dolaşıyordu.

 

Saklanma yetisini kaybetmiş olan Trissy, ruhların arasında her adım atışında derecenin biraz daha düştüğünü hissediyordu. Sonunda kurban sunağına ulaştığında, artık titremesini kontrol edemez haldeydi.

 

Sunak, ortasında kemikten yapılmış bir ilah heykelciği bulunan yuvarlak bir masaydı.

 

Heykelcik, yetişkin bir erkeğin başı büyüklüğündeydi, yalnızca gözlerinden anlaşılsa da, bu güzel bir kadın heykelciğiydi.

 

Kadının topuklarına kadar uzanan saçları, zehirli yılanlar gibi kalın telliydi.

 

Her bir saç telinin dibinde, kimisi açık kimisi ise kapalı olan bir göz bulunuyordu.

 

Heykelciğin çevresinde pek çok kukla vardı. Kuklalar pek incelikli bir şekilde yapılmamıştı. Kuklaların üzerinde isimleri ve bilgileri yazıyordu; bir tanesi Joyce Mayer diye adlandırılmıştı.

 

Masadaki üç mum, soğuk, uğursuz rüzgarlara rağmen sarımsı-yeşil bir alevle yanmaya devam ediyordu.

 

Trissy ilahın heykelciğine eğilerek hıza efsunlarını seslendirdi.

 

Kuklaları itip mumları söndürdükten sonra da heykelciği eline aldı.

 

Vooş!

 

Şiddetle esen rüzgarlar kapalı pencereleri titretiyordu.

 

Çlank! Çatırt! Her yerde kırık cam parçaları uçuşmaya başladı.

 

Binanın öbür tarafına henüz ulaşmış olan Frye, doğrudan kurban sunağına yönelmeye cesaret edemiyordu. Kanının buz kestiğini hissedip titredi. Bu kadar üşüdüğü için eylemleri büyük oranda yavaşlamıştı.

 

Aniden, sanki bir şey kendisini bileklerinden yakalamış gibi hissetti.

 

Topuklarından yukarı bir soğukluk hissi yayıldı. Onun yerinde Dizi 9 bir Beyonder olsa şimdiye tamamen hissizleşmiş olurdu. Ancak Frye, bir Ceset Toplayıcısı olarak bu tür durumlara yabancı değildi.

 

Tabancasını topuklarına doğru çevirip tetiği çekti. Sanki düşmanın kim olduğunu ve tam olarak nerede durduğunu görebilmişti.

 

Bang!

 

Gümüş iblis avlama mermisi havayı delerek hedefe ulaştığında tiz bir çığlık duyuldu.

 

Biçimsiz figür dağılırken Frye de hareket kabiliyetini yeniden kazanmıştı.

 

Sunaktaki ön saldırıdan kaçınarak ikinci kata ulaşmak isteyen Dunn Smith de soğuk rüzgarlardan eşit derecede etkilenmişti. Kırıl bir pencerenin dışında dururken bedeni dondu.

 

Voooş! Pencerenin perdeleri aniden havalandı ve avlanmak için ağzını açan bir canavar gibi Dunn'ı yuttu.

 

Perde sanki canlı bir varlıkmış gibi Dunn'ın başına dolandı. Perde öyle sıkı yapışmıştı ki, Dunn'ın yüz hatları kumaşın üstünden belli oluyordu.

 

Boğulmak üzere olan Dunn, sıçrayıp iki ayağını sertçe yere vurdu. Dizlerini dikleştirip belini bükerek perdenin etkisinden kurtuldu.

 

Sol eliyle perdenin bir köşesini yakaladı ve hızla çektikten sonra yere fırlattı.

 

Bang!

 

Bir kez daha saldırmasına engel olmak için, perdenin pencerenin arkasında kalan kısmına ateş etti.

 

Anında hareketsiz kalan perdeden koyu kırmızı bir sıvı akmaya başlamıştı.

 

Vooş!

 

Diğer tarafta, şiirlerini okuyarak durumu kontrol altına almaya çalışan Leonard Mitchell de uğursuz rüzgarların etkisine maruz kalıyordu. Dişleri takırdadığından şiirleri zorlukla okuyabiliyordu.

 

O anda, bahçedeki bakımsız otlar aniden uzanıp Leonard'ı bileklerinden yakaladı. Şiddetli rüzgarların arasında, siyah bir gölge ona saldırdı.

 

Bedeni kaskatı kesilen Leonard ateş edememişti. Tek yapabildiği omuzunu geri çekip kolunu kaldırmak oldu.

 

Pat! Siyah gölge, Leonard'ın alnına çarparak bedenindeki dikenleri onun derisine sapladı.

 

Bu gölge, nereden geldiği bilinmeyen parlak kırmızı bir çiçeğe aitti.

 

Acı içindeki Leonard, kendi kanıyla lekelenmiş olan çiçeği bir kenara fırlattı.

 

Bang! Asmalara doğru ateş ettiğinde asmalardan koyu kırmızı bir sıvı aktı.

 

Pat!  Pat! Pat! Leonard adımlarını hızlandırarak, sunağın arkasında bulunduğu birinci kattaki kırık pencereye atıldı.

 

Az önce durduğu yerdeki asmalar, görünmez bir şeyden saklanıyormuşcasına aniden geri çekildi.

 

Trissy, sunağın yok edilmesiyle meydana gelen kaosu fırsat bilerek bir kez daha kendisini gizlemek için saklanma ritüeli gerçekleştirdi. Gece Kuşları'nın Ruh Görülerini aldatmayı başarmış ve kıskaç saldırıdan kaçarak üç Gece Kuşu'nun arkasındaki bir noktaya ulaşmıştı.

 

Böylece sağ elini kaldırarak bir kez daha soğuk bir rüzgar esmesine neden oldu. Bu elinde, üzerinde Leonard'ın kanının bulunduğu çiçek de vardı.

 

Elbette durmaya niyeti yoktu. Elinde çiçekle, çevik hareketlerle çelik çitin üstünden atlayıp Tussock Nehri'ne doğru kaçmaya başladı.

 

Birinci kata henüz girmiş olan Leonard aniden başını çevirdi, bir ses duymuş gibiydi.

 

Yüz ifadesi değişti. Gömleğinin kolunu çılgınca açıp çiçeğin sebep olduğu yaraya baktı.

 

Kanama çoktan durmuştu. Geriye yalnızca kırmızı bir şişlik kalmıştı.

 

O sırada yüzünde korkunç bir ifade belirdi. Sol işaret parmağını çimdikledi ve tırnağını çekip çıkardı!

 

Yüzü acıyla buruşsa da durmadı. Sessizce bir şeyler mırıldanırken, pıhtılaşan yarayı tırnağının yardımıyla açtı. Tırnak koyu kırmızı kana bulandığında, başından birkaç saç teli koparıp bunları tırnağın etrafına sardı.

 

Trissy, Tussock Nehri'ne ukaştığında yavaşladı. Başını eğip elindeki çiçeğe baktı.

 

Bir şeyler mırıldanırken aniden elinde hayali bir alev belirdi.

 

Alevler çiçeği sardı ve onu anında küle çevirdi.

 

İşini bitiren Trissy nehre atlayıp su altında kayboldu.

 

Bu sırada Leonard, saçıyla sardığı kan lekeli tırnağı bahçenin bir köşesine fırlatmıştı. Kısa bir süre sonra tırnağın yandığını gördü, yanma sonucunda korkunç bir koku yayılmıştı.

 

Tırnak ve saç telleri hızla kayboldu, geriye yalnızca ufak bir miktar toz kalmıştı.

 

Bunu gören Leonard rahat bir oh çekti. Pencereden geçerek birinci kata girdi ve sunağı yok etmekte olan Dunn ve Frye ile karşılaştı, "Hedef kaçtı. Ancak sorun değil, birincil amacımız ritüeli durdurmaktı."

 

Dunn iç çekerken masadaki kuklalara baktı.

 

"Çok temkinli ve güçlüydü. Yaklaştığımızı erken fark etti, yoksa... en azından Dizi 7 bir Beyonder olmalı.

 

Klein'a sinyali verin. Artık gelebilir."

 

Dunn, rüyadaki kısa etkileşim aracılığıyla düşmanın kadın olduğunu belirlemişti.

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 28232 Üye Sayısı
  • 265 Seri Sayısı
  • 38531 Bölüm Sayısı


creator
manga tr