Bölüm 116: Lanevus'un Çocuğu

avatar
227 14

Lord Of Mysteries - Bölüm 116: Lanevus'un Çocuğu


Çevirmen: Dnightshade

 

Christina, kahinin boş bakışlarını fark etmemişti. Resepsiyonda duran Angelica'ya kaçamak bir bakış attıktan sonra sesini alçaltıp devam etti, "Yani, Lanevus'un çocuğu."

 

Elini uzatıp yanındaki genç kızı işaret etti, "Bu benim yeğenim, Megose. Annesi ablam olur. Zamanında Lanevus'un olağanüstü bir genç adam olduğunu düşündüğüm ve onu Megose ile tanıştırdığım için çok üzgün, çok pişmanım. Birbirlerine aşık oldular.

 

Megose'nin ebeveynleri de ilk başta Lanevus'tan memnundu. Onlar nişanlandıktan sonra tüm birikimlerini çelik şirketine yatırmayı planlıyorlardı. Neyse ki bu olmadan önce Lanevus kaçtı. Aile hayati bir tehlikeyle karşı karşıya kalmadı. Ne yazık ki ablam ve eniştem çevrelerine nişan töreninin neden iptal olduğunu açıklamak zorunda kaldı, şimdi bir de Megose'nin karnındaki çocuk için endişeleniyorlar.

 

Biz, Fırtınalar Lordu'nun değil Buhar ve Makinecilik Tanrısı'nın takipçileriyiz. Evlilik öncesi birlikteliğe karşı değiliz. Megose'yi suçlamıyor, hatta ona üzülüyoruz. Ancak çocuğun varlığı işleri zorlaştırıyor, özellikle de babası böyle bir adam olunca."

 

Lanevus insanlardan hem finansal hem de cinsel olarak faydalanmış... Klein, sessizce kadının yanında duran Megose'ye baktı. Kızın oldukça güzel olduğunu fark etti.

 

Parlak bir yüzü, uzun sarı saçları ve Christina'nınkilere benzer koca gözleri vardı. Bunalmış ancak sakin görünüyordu, dudaklarını birbirine sıkıca bastırıyordu.

 

Ne sinir bozucu bir dolandırıcı, kaçmayı da başardı... Klein bir süre düşündükten sonra cevap verdi, "Çocuk doğmuş olsa, onu kullanarak Lanevus'un yerini öğrenebilirdim belki. Ancak ne yazık ki bunun için birkaç ay daha beklememiz gerekecek. Evet, bu önceki kehanet sonucunun yansıması olabilir. Sabırlı olun, böylece yeniden güneş ışığını görme şansınız olacak."

 

"Birkaç ay..." diye mırıldandı Christina başını iki yana sallarken. "Hayır, o kadar uzun zaman sonra Lanevus'u bulsak bile paramızı geri alamayız ki..."

 

Bu sırada yanındaki Megose'ye bakıyordu. Sonra sesini iyice alçaltıp sordu, "Lanevus'a ait bir şey var mı sende?"

 

"Hayır," diye yanıtladı Megose nazik bir tonda. "Bana verdiği yüzük sayılır mı?"

 

"Uzun süre üzerinde taşıdığı bir şey olmalı." Dedi Klein başını iki yana sallarken.

 

Christina bir süre sessiz kaldıktan sonra Megose'ye bakarak şöyle dedi, "Bir karar vermen lazım. Bu çocuğu doğurmanın geleceğini zorlu hale sokacağını düşünüyorum. Çocuğuna babasının bir dolandırıcı olduğunu, sen dahil herkesin parasını alıp kaçtığını mı söyleyeceksin?

 

Kliniğe, hastaneye gitme vakti geldi. Ayrıca, böylece Lanevus'u da bulabilir, kaybettiğimiz parayı geri alabiliriz."

 

Hey, bu kehanet biraz zorlu olmaz mı? Elbette Klein insanların aile meselelerine burnunu sokmayacaktı. Bu nedenle sessizce beklemekten başka seçeneği yoktu.

 

Megose başını eğip aşağı baktı. Bir süre sessiz kaldı.

 

Sonra karnına dokunup hafifçe gülümsedi.

 

"O, babası gibi değil. Düşünceli ve sevimli bir çocuk olacak.

 

Beni her gün hafifçe tekmeleyip ruh halini bildiriyor. Hatta şarkı bile mırıldanıyor, uyumama yardım etmek için ıslık çalıyor..."

 

Klein anında bir tuhaflık olduğunu anlamıştı.

 

Megose'nin ilk söyledikleri normal görünüyordu, ancak ikinci kısım bir delinin söyleyebileceği şeyler gibiydi.

 

Olay sebebiyle mental sorunlar yaşamaya mı başladı acaba? Klein sağ elini kaldırıp kaşlarının arasına götürdü. Masaj yapıyormuş gibi davranıyordu.

 

O anda Megose aniden arkasını dönüp kapıya yöneldi, bu sırada şu sözleri söylediği duyuldu.

 

"Belki o doğduğunda babası da gizlice gelir, belki paranın bir kısmını çocuğu için saklıyordur..."

 

Klein kızın böyle bir cevap vermesini beklemiyordu, o kadar şaşırmıştı ki Ruh Görüsünü aktif hale getirmeyi unuttu. Sonra d Megose'nin merdivenlerden inişini çaresizce izledi.

 

O anda Christina iç çekti, "Üzgünüm Bay Moretti. Sizi rahatsız ettiğimiz için bağışlayın, Lanevus'un yanında taşıdığı bir şey bulmaya çalışacağız."

 

Klein hafifçe başını salladı. Kadının da merdivenlere yöneldiğini görünce iç çekti.

 

...

 

Klein ertesi sabah, Blackthorn Güvenlik Şirketi'ne girip Rozanne'e ile selamlaştıktan sonra sordu, "Bugünün gazetesi nerede?"

 

Sevimli, kahverengi saçlı Rozanne şaşkın bir şekilde Klein'a baktı, "Klein, çok tuhafsın."

 

"Neden ki?" Diye sordu Klein gülerek.

 

Rozanne gözlerini devirdi, "Sabahları mistisizm derslerin olduğundan gazeteyi hep öğle molasında okursun. Yaşlı Neil seni cephanelikte bekliyor!"

 

"Geçenlerde bir adamın arandığını, bulana ödül verileceğini öğrendim, yani suçlunun görünüşünü hafızama kazımak için gazeteyi istiyorum.   Belki de aranan kişiyle bir yerlerde karşılaşırım?" Diye açıkladı Klein gülümseyerek.

 

"Öyle mi?" Rozanne günün gazetesini alıp merakla sayfaları çevirmeye başladı. "Aranıyor... Lanevus, değil mi?"

 

Klein hemen cevap verdi, "Evet."

 

"Evet."

 

"... Aşağılık dolandırıcı! On bin pound çalmış!" Rozanne yirmi saniye kadar dikkatli bir şekilde okuduktan sonra aniden öfkeyle küfretti.

 

Klein da onunla aynı hisleri paylaşıyordu.

 

"Gerçekten komik! Ben bile bu davayı üstlenmek için başvurmak istiyorum!"

 

Rozanne okumaya devam ederken başını iki yana salladı.

 

"Doğaüstü faktörlerle bir ilgisi yok gibi görünüyor. Öyle olsa bile dosya muhtemelen, Fırtınalar Lordu'nun takipçileri Manda Altındaki Cezalandırıcılar'a verilirdi."

 

Rozanne'in ne demek istediğini pek anlamamış olan Klein gazetede yazanları okuduktan sonra iç çekti.

 

"Evet, pek çok insanı dolandırmış. Üç büyük kilisenin takipçileri de ağına düşmüş olmalı, ayrıca Lanevus'un çelik şirketinin de Güney'de olduğu söyleniyor."

 

Doğaüstü güçlerle bağlantılı olan bir davada, yalnızca bir Tanrı'nın inananlarını etkileyen bir durum söz konusuysa, dava ilgili ekibe yönlendirilirdi. Ancak eğer üç kilisenin takipçilerini de etkileyen bir durum söz konusuysa, dava yargı sınırına bakılarak yönlendirilirdi. Gece Kuşları, Altın Indus Kenti, Kuzey Bölgesi ve Batı Bölgesi'nden sorumluydu. Manda Altındaki Cezalandırıcılar, Doğu Bölgesi, Güney Bölgesi ve limandan, Makinecilik Kolektif Zihni'nin birlikleri ise üniversite ve banliyö bölgelerinden sorumluydu.

 

Klein, Lanevus'un görünümünü hafızasına kazımak için sayfayı dikkatle inceledi.

 

Adamın dolgun bir alnı, siyah saçları, kahverengi gözleri ve neredeyse yuvarlak camlı bir gözlüğü vardı.   Sanki herkesle alay ediyormuş gibi hafifçe sırıtmıştı.

 

Gözlükleri dışında, Lanevus'un herhangi bir belirgin özelliği yok gibi görünüyordu, oldukça sıradan bir görünüme sahipti.

 

Klein kısa bir süre Rozanne ile sohbet ettikten sonra aşağı inmek için bölmeye yöneldi.

 

Bu sırada soğuk tavırlı Ceset Toplayıcı Frye ve beyaz saçlı, siyah gözlü yazar Seeka Tron'un eğlence odasından çıktıklarını gördü.

 

Basit bir selamlaşmadan sonra onların yanından geçen Klein, siyah rüzgarlığı içindeki Dunn Smith'in kapının yanında durduğunu fark etti.

 

"Hadise mi var?" Diye sordu Klein merakla.

 

Günün o saatinde iki Gece Kuşu sebepsiz yere dışarı çıkmazdı.

 

Dunn gri gözleriyle Klein'a bakıyordu. Başıyla onaylayarak gülümsedi.

 

"Batı Bölgesi'nde paranormal bir olay var gibi görünüyor. Seeka ve Frye'yi kontrole gönderdim, ancak senin endişelenmene gerek yok. Dövüş tekniklerinde ustalaşana kadar seni herhangi bir göreve göndermeyi planlamıyorum. Takım arkadaşlarımın sorumluluğu benim omuzlarımda sonuçta."

 

Kaptan, ne kadar naziksin. Dökülen saçların ve kötü hafızanı saymazsak, kusursuzsun... Elbette Klein bunları içinden söylemişti. Doğrulamak için sordu, "Yani, tek yapmam gereken mistisizm derslerine ve dövüş eğitimine katılmak. Herhangi bir katkı sağlamama gerek yok ve yine de maaşımı alacağım öyle mi?"

 

"Bu geçici bir durum," diyerek onayladı Dunn.

 

Dolgun maaşımı almak için tek yapmam gereken 'derslere katılmak' ve 'egzersiz yapmak'. Bu harika... Diye düşündü Klein neşeli bir şekilde.

 

Umarım başka tesadüfler çıkmaz! Diye de dua etti sessizce.

 

...

 

Cuma gününe kadar olağan dışı bir şey yaşanmadı, günler oldukça huzurluydu. Klein dövüş eğitimini tamamlamış, Besik Sokağı'na giden araca binmişti.

 

Henry'nin Özel Dedektiflik Şirketi'nin önünde indiğinde, sağına ve soluna dikkatle baktı. Kimsenin kendisini izlemediğinden emin olduktan sonra maskesini takıp rüzgarlığının yakasını kaldırarak hızla içeri girdi.

 

Kapıyı açan orta yaşlı, iri yarı Dedektif Henry olmuştu.

 

"İyi günler bayım. Bizden istediğin işlerden biri tamamlandı." Koyu mavi gözlü Dedektif Henry'nin sesi, alkol ve sigara tüketiminden dolayı oldukça boğuktu.

 

Klein sesini alçaltarak adama cevap verdi, "Şeytan Ejderha Barı'ndaki adamla ilgili bilgi edindiniz mi?"

 

Seyirci iksirinin ek malzemelerini satın alan adam...

 

"Evet." Henry elindeki pipoyu salladı.

 

Başka bir şey söylemeden gülümseyerek Klein'a baktı.

 

Klein adamın ne demek istediğini anlamıştı, dört adet bir poundluk banknot çıkarıp adama verdi.

 

"Bu ikinci ödeme."

 

Bir an durakladıktan sonra ekledi, "Fatura istiyorum."

 

Zulasındaki paradan geriye bir pounddan az kalmıştı...

 

"Elbette." Henry öksürdü. Banknotların üzerindeki bandrolleri kontrol ederken personelden bir kalem ve kağıt getirmesini istedi.

 

Daha sonra Klein'la oturma alanına geldi ve faturayı yazıp damgaladı.

 

Bütün bu işler bittiğinde piposundan bir nefes çekti, "Asistanımla üç gün boyunca Şeytan Ejderha Barı'nda bekledik ve sonunda adam geldi.

 

Oldukça uyanık bir beyefendi, gözlem yetenekleri de iyi. Neyse ki biz yeterince deneyimliyiz...

 

Adı Daxter Guderian, Greenhill Akıl Hastanesi'nde bir doktor."

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 28232 Üye Sayısı
  • 265 Seri Sayısı
  • 38532 Bölüm Sayısı


creator
manga tr