Bölüm 109: Çıkarım

avatar
300 13

Lord Of Mysteries - Bölüm 109: Çıkarım


Çevirmen: Dnightshade

 

Klein, telaşlı ayak seslerini duyduğunda rahatlamıştı, iş arkadaşlarını koruma odasının girişinde bekliyordu.

 

İlk gelen, elinde tabancasıyla Leonard oldu. Ciddi bir tonda sordu, "Ne oldu?"

 

Leonard'ın kendini durdurmak için mücadele ettiğini gören Klein'ın aklına aniden Rozanne'in geçmişte bahsettiği bir şey geldi. 3 yıl önce, henüz yeni Uykusuz olmuş olan Leonard, iksirin gücüne henüz adapte olmamışken merdivenlerden koşarak inmeye çalışmış ve düşüp yuvarlanmıştı.

 

Klein öksürerek kendini topladıktan sonra Chanis Kapısı'nı işaret etti, "İçeriden kapıya vuruldu, sonra ses yoğunlaşarak çarpma sesine dönüştü. O sırada kapı biraz aralanmıştı."

 

"Chanis Kapısı açıldı mı?" diye sordu Kenley şaşkın bir şekilde.

 

"Evet, biraz." Klein açıklamaya devam etti. Leonard, Kenley ve Royale'in kapıya yaklaşmayı bıraktığını, bunun yerine onun çevresinde ay şeklinde geriye çekildiklerini fark etmişti.

 

Bir an durakladıktan sonra sordu, "Benden mi şüpheleniyorsunuz?"

 

"Hayır, şüphe değil. Protokol bu." Dedi Kenley başını iki yana sallayarak.

 

Leonard, bu gergin ortamda bile uçarı tavrını kaybetmemişti, gülerek ekledi, "Diğer kiliselerde bunun gibi olaylar oldu. Chanis Kapısı'nda bekleyen Beyonder kontrolü kaybetti ve çanı çaldıktan sonra yardıma gelen iki ekip arkadaşını öldürdü."

 

"Pekala." Klein artık öfkeli hissetmiyordu, meselenin özünü anlamıştı. Sorunu çözmek için adım attı, "O halde kontrolü kaybetmediğimi size nasıl kanıtlayacağım?"

 

Leonard'ın yüzündeki uçarı gülümseme kaybolmuştu, eliyle göğsünde dört noktaya dokundu. Boğuk bir sesle, yumuşak bir tonda konuşmaya başladı, "Ne giyecek ne yemek, soğukta sığınacak yerimiz bile yok.

 

Onlar yağmurlarla ıslatıldılar ve sığınacak yerleri olmadığından kayaların çevresinde toplanıyorlar.

 

Onlar ana kucağından koparılan yetimler, umutları kaybolmuş; onlar düzgün yoldan zorla koparılan yoksullar.

 

Evernight onları terk etmedi, onları sevgiyle kutsadı."

 

...

 

Kutsal ancak acıklı dua bodrumda yankılanarak oradaki herkesin bedenini, kalbini ve ruhunu sakinleştirdi.

 

Klein'ın herhangi bir anormal tepki vermediğini gören Leonard şiiri yarıda kesip gülümsedi.

 

"Sorun yok. Hala güvenilir ortağımızsın."

 

Başından beri hiç konuşmamış olan Madam Royale, Chanis Kapısı'na bakarak sordu, "Kapı aralandığında ne gördün?"

 

"Bez Talihsizlik Kuklası, siyah, klasik, muhteşem giysili olan, 3-0625," diye yanıtladı hala biraz da olsa korku içinde olan Klein. "Ancak üç saniye sonra, biçimsiz bir güç kuklayı geri çekti ve Chanis Kapısı yeniden kapandı. Neler oluyor?"

 

Leonard, Kenley ve Royale aralarında bakıştılar.

 

"Heh heh, biz de seninle aynı gemideyiz. Sebebin ne olduğunu bilmiyoruz. Ancak Chanis Kapısı artık kapalı olduğuna göre, alışılmışın dışında bir şey yoktu, bu saatte içeri girmemeliyiz. Günün ağarmasını, Kaptan'ın gelmesini beklemeliyiz."

 

Royale de sakince ekledi, "Ben burada kalıp seninle bekleyeceğim."

 

"Pekala." Leonard muzip bir tavırla güldü. "Buradaki en güçlü kişi olarak, ben de kalsam iyi olur. Kenley, ikinci kata dön, belki polis acil bir davayla gelir, kapıda kalmasınlar."

 

Kenley bir şey söylemeden başıyla onaylayıp yukarı çıktı.

 

O anda Leonard dönüp Klein ve Royale'e baktı.

 

"Belki de kart oynamaya devam edebiliriz? Böyle durumlarda rahatlamak için eğlenceli bir şeyler yapmak lazım."

 

"Sorun değil." Klein tabancasının güvenlik kilidini ayarladıktan sonra kolunun altındaki kılıfa yerleştirdi. Royale fikrini dile getirmek yerine, yumuşak, siyah saçlarını okşayarak nöbetçi odasına yöneldi.

 

Klein, Fighting the Landlord*, hayır - Şeytanla Savaş oynarken kuklayla ilgili konuşmaya başladı, "Bez Talihsizlik Kuklası, yani 3-0625, açıklamaya göre bu kukla yaşam kabiliyetine sahip değil..."

 

"Haha, üç as." Leonard kartlarını gösterdikten sonra sohbeti sürdürdü, "3-0625, geçtiğimiz kırk yılda hiç yaşam belirtisi göstermedi. Öncelikle bilginin doğru olduğunu varsayar ve buna dayanarak tahminler yaparız."

 

"Pas. Bir fikrin mi var?" Dedi Royale de sohbete katılarak.

 

Klein elindeki ikiliyi oynayıp oynamama konusunda tereddüt ederken, Leonard taze demlenmiş kahvesinden bir yudum aldıktan sonra devam etti, "Evet, 3-0625'in yaşam belirtisi göstermemesi gerektiği göz önüne alınırsa, bugünkü eylemlerini başka bir faktör tetiklemiş olmalı. Ve bu faktör oldukça yeni olmalı; aksi halde bu hadiseyi uzun zaman önce gözlemlemiş olurduk.

 

"Son bir ayda, Chanis Kapısı'nda herhangi bir farklılık meydana geldi mi?"

 

Royale, Klein'ın üç ikilisini attığını gördükten sonra birkaç saniye düşündü.

 

"Farklı olan tek şey var, Antigonus ailesinin defteri ve Mühürlü Eser 2-049 bir geceliğine Chanis Kapısı'nın ardında saklandı."

 

Leonard elindeki kartlara bakarken parmaklarını masanın kenarına vurarak gülümsedi, "2-049, Talihsizlik Kuklası'nın anormal davranmasına yol açabiliyor olsa, Backlung'un Chanis Kapısı'nın ardında buna benzer bir şey uzun zaman önce meydana gelmiş olmalıydı. Bu nedenle ben sorunun Antigonus ailesinin defterinde olduğuna inanıyorum."

 

Klein bir an düşündükten sonra başıyla onayladı.

 

"En olası açıklama bu... Leonard, çıkarım yapmada bu kadar iyi olacağın hiç aklıma gelmezdi."

 

Genellikle, romantik bir şair mizacı taşıyanlar çıkarım yapma yeteneklerine sahip olmayan kişiler olurdu...

 

"Son zamanlarda dedektiflik romanlarına merak saldı da..." diye açıkladı Royale kayıtsız bir tavırla. "İki kral, 8'den doğrudan Kral'a. Kimse istemiyor mu? Üç tane altı, bu kadar."

 

Bunu gören Klein ve Leonard sessizdi.

 

Oyuna konsantre olamadıklarından önemli bir şeyi unutmuşlardı.

 

Bu turda 'Şeytan' Royale'di!

 

Royale'in desteyi kestiğini gören Klein bir soruyla araya girdi, "O halde 3-0625'i geri çeken nasıl bir güçtü?"

 

Leonard ona bakıp kıkırdadı.

 

"Chanis Kapısı'nın ardındaki savunma mekanizmasının yalnızca gömülü mühürlü hazneden ve birkaç yaşlı bekçiden oluştuğuna mı inanıyorsun gerçekten?

 

Aslında, güneş tamamen battığında bekçiler çoktan Chanis Kapısı'nı terk etmiş, Aziz Selena Katedrali'ne dönmüş oluyor.

 

Kapının gücü geceleri zirveye ulaşıyor, yani geceleri orası herhangi bir canlı için güvenli olmaktan çıkıyor. Güç ancak güneş yeniden doğduğunda zayıflıyor. Kaptan da bu yüzden ne duyarsak duyalım Chanis Kapısı'nı açmamamız gerektiğini söylüyor zaten."

 

Başka bir deyişle, Kaptan bana sebebi söylemeyi unuttu... Klein bir an düşündükten sonra cevap verdi, "Rabıta oluşumları gibi savunma mekanizmaları mı?"

 

Muska ve tılsımların büyütülmüş versiyonları gibi?

 

"Evet." Royale kartlarının kenarını okşarken başıyla onayladı. "Chanis Kapısılarının her şehrin merkez katedralinde bulunmasının bir sebebi var. Kapı, her gün bu kiliselere giden inançlılar tarafından korunuyor. Onların içten duaları, maneviyatlarının bir kısmının rabıta oluşumlarına girmesine olanak tanıyor ve ufak katkılar bolluğa dönüşüyor."

 

"Anlıyorum..." diye cevap verdi Klein, bu sırada elinin ne kadar berbat olduğunu fark etmişti.

 

O anda Leonard gülerek araya girdi, "Chanis Kapısı'nın ardında tek bir savunma mekanizması yok. Aziz Selena'nın külleri içeride gömülü. Aziz Selena hayattayken Yüksek-Dizi bir Beyonder'dı."

 

Aziz Selena'nın külleri ha? Yüksek-Dizi bir Beyonder'ın külleri? Kutsal küller? Bunlar ne işe yarıyor ki? Klein şaşkındı.

 

Evernight Tanrıçası Kilisesi kurulduğunda, Aziz Selena onun bir takipçisiydi. Üçüncü Dönem'de aktifti ve yaptığı işler pek çok kutsal yazıtta yer alıyordu. Bu nedenle Aziz Selena, Evernight Tanrıçası'na inananlar arasında sıkça kullanılan bir isimdi.

 

Leonard, Klein'ın aklını okumuş gibi devam etti, "Söylentilere göre, Yüksek-Dizi Beyonderların iskelet ya da külleri inanılmaz derecede güç taşıyor. Elbette bunlar yalnızca birer söylenti."

 

Klein başıyla onayladıktan sonra elindeki kartlara odaklandı.

 

İlerleyen birkaç saatte Chanis Kapısı'nda herhangi bir hareket olmamıştı, ancak Klein tam olarak iki soli kaybetmişti. Bu da içini acıtıyordu, ancak oynarken romantik, şair havasını sonuna kadar belli eden Leonard dört soli ve beş peni kaybetmiş, Royale ise kazanan olmuştu.

 

"Güneş doğdu, sıra bende." Sesiz Yazar, Madam Seeka Tron saat altıda içeri girdi.

 

Klein önceki gece yaşanan olayı kayıt defterine yazdıktan sonra Leonard ve Royale ile birlikte Blackthorn Güvenlik Şirketi'ne döndü.

 

İnanılmaz derecede yorgun hissediyordu, ancak yanındaki ekip arkadaşları Gece Yarısı Şairi ve Uykusuz oldukça enerjikti.

 

İşte çeşitli Diziler arasındaki farklar... Klein tam eve dönüp biraz uyumayı planlıyordu ki Kaptan'ın içeri girdiğini gördü.

 

"Günaydın Kaptan." Onu selamlarken esnemesini bastıramamıştı.

 

Siyah bir rüzgarlık giymiş olan Dunn, şapkasını çıkarıp gri gözlerini Klein'a çevirdi.

 

"Günaydın. Eve gidip dinlenmelisin. Dün gece bir şey oldu mu?"

 

Klein hemen Talihsizlik Kuklası ve Leonard'ın çıkarımıyla ilgili kısa bir özet geçti.

 

"Tamamdır." Dunn fikir belirtmemişti. Ofisine doğru yönelmişti bile. "Kutsal Katedral'e bir telgraf göndereceğim."

 

Klein da daha fazla oyalanmadan yola koyuldu. Sakin bir şekilde 36 Zouteland Sokağı'nda yürürken soğuk sabah havasını içine çekti.

 

Bu, biraz daha enerjik hissetmesine, unuttuğu bir şeyi hatırlamasına sebep olmuştu.

 

Kaptan'a ve diğerlerine Talihsizlik Kuklası'nın elindeki kağıttan bahsetmeyi unuttum!

 

Bunu nasıl unuturum?

 

Sanki bir güç beni etkiliyor, diğer Gece Kuşları'na bunu anlatmaktan alıkoyuyordu...

 

Antigonus ailesinin defteri zaten bir süredir Chanis Kapısı'nın ardındaydı. Yani Talihsizlik Kukları 3-0625 uzun zaman önce etkilenmiş olmalıydı. Neden bunca zaman sonra dün gece böyle bir olay oldu?

 

Bunun sebebi, benim ilk kez Chanis Kapısı'nda görevde olmam mıydı?

 

Kağıttaki resmi bana göstermek için tüm gücünü kullandı mı?

 

Antigonus ailesinin defterinin motifi ne?

 

Bunun, benim defterle temas etmiş olmama rağmen hayatta kalmış olmamla bir ilgisi mi var? Ve Kahin olmuş olmamla?

 

...

 

Kafasındaki bu soru işaretleri, Klein'ın olduğu yerde donup kalmasına neden olmuştu. Hiçbir şey hatırlamamış gibi eve mi dönse, yoksa yukarı çıkıp kağıttan Kaptan'a bahsetse mi bilemiyordu.                                                                                                                                    


*Fighting the Landlord; Türkçeye 'Ev Sahibiyle Savaş' olarak çevirebileceğimiz, orijinal adı 'Dou dizhu' olan kart oyunu, Çin'de oynanan en popüler kart oyunlarından biridir.

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 28232 Üye Sayısı
  • 265 Seri Sayısı
  • 38532 Bölüm Sayısı


creator
manga tr