Bölüm 105: Ruh Medyumluğu

avatar
369 13

Lord Of Mysteries - Bölüm 105: Ruh Medyumluğu


Çevirmen: Dnightshade

 

Klein, kapağını açtığı şişeyi burnuna yaklaştırdı. Kendisine enerji veren uyarıcı kokuyu içine çekti.

 

Bu, uyku çiçeği, ejderha kan otu, koyu kırmızı sandal ağacı, nane ve bir takım başka bitkiler kullanılarak yapılmış Kutsal Gece Tozu'ydu. Yapmak kolay olduğundan Klein, yer altı marketinden malzemeleri aldığında bundan bir sürü yapmıştı. Şimdi işine yarayacaktı.

 

Kutsal Gece Tozu'ndan biraz avucuna döküp kendisini topladı. İrisleri koyulaştı.

 

Daha sonra metal şişeyi kaldırdı ve tinselliğini aşıladığı tozu yere döktü.

 

Sirius'un cesedinin etrafında daire oluşturacak şekilde yürürken tozu dökmeyi bitirmişti.

 

Biçimsiz bir bariyer yükselerek onları dış dünyadan ayırdı.

 

Klein elinde kalan tozu silkeledikten sonra başka bir metal şişe çıkardı. Amantha saf çiyini ve diğer sıvıları de etrafa döktü.

 

Amaçları farklı olduğundan, onun ritüeli, Yaşlı Neil'ın Ray Bieber'ın evinde kullandığından farklıydı.

 

Mesela Yaşlı Neil, Kutsal Gece Tozu'nu kullanmadan önce sıvıları dökmüştü. Bu, gerçek bir sunak olmadığında sakin ve kutsal bir durum yaratabilecek ikinci en iyi şeydi. Klein, Sirius'un kalan tinselliğinin çevredeki nesneler tarafından rahatsız edilmesini önlemek için, sıvıları dökmeden önce Kutsal Gece Tozu'nu kullanmış, buna rağmen ritüelin gereksinimlerini karşılayan bir ortama oluşturmayı zar zor başarmıştı.

 

Yaşlı Neil'ın yöntemini kullansa, Sirius'un kalan tinselliği arındırılır, bağlantı kurmak imkansız hale gelirdi.

 

Klein hazırlıklarını tamamladıktan sonra malzemeleri kaldırıp Trans durumuna girdi. Yumuşak bir tonda Hermes dilindeki efsunları seslendirdi, "Kara gecenin gücü için dua ediyorum.

 

Gizemin gücü için dua ediyorum.

 

Tanrıça'nın sevgi dolu lütfu için dua ediyorum.

 

Bu sunağın içinde, sapkının maneviyatıyla iletişim kurmama izin vermeniz için dua ediyorum."

 

...

 

Efsunlar mühürlü alanda yankılanırken, Klein aniden üzerine, devasa, korkunç ve gizemli bir enerjinin çöktüğü hissetti.

 

Göz bebekleri ve gözlerinin beyazı kaybolmuş gibi, gözleri tamamen siyah olmuştu.

 

O anda hemen kehanet ifadesini içinden tekrarladı, "Palyaço iksirinin formülü.

 

Paylaço iksirinin formülü."

 

...

 

İfadeyi tekrarladıktan sonra Trans'ın yardımıyla geçici olarak rüyayı andıran bir hale girdi.

 

Geldiği yer, göğü ya da yeri olmayan puslu, gri bir dünyaydı. Klein, saydam, eterik figürü incelerken alışılmadık bir şekilde tetikteydi.

 

Sağ elini uzatıp Sirius'un ruh kalıntılarına dokundu.

 

O anda bir gümbürtüyle karşısındaki sahne değişti.

 

Şu anda, koyu kırmızıya boyanmış bir çalışma masası vardı önünde. Burada, gümüş bir tepsinin üzerinde duran üç mum ve boş bir kağıt vardı.

 

Sirius'un elinde kalemle göründü. Loen dilinde şunları yazıyordu, "Bu ikinci formül, defterdeki adı 'Palyaço.'"

 

"80 milimetre saf su, 5 damla tatula suyu, 7 gram siyah çizgili güneş çiçeği tozu, 10 gram altın örtü otu tozu, 3 damla zehirli baldıran. Bunlar ek malzemeler."

 

"Ana doğaüstü malzemeler şunlar: yetişkin, gri bir Hornacis dağ keçisinin tek boynuzundan bir kristal ve bir tane insan suratlı gül sapı."

 

Yazmayı bu kadar hızlı bitirdiğine göre, Sirius Palyaço iksirinin formülünü ezberlemiş olmalıydı.

 

Bir an duraklayıp kahvesinden bir yudum aldı, sonra da bileğindeki gümüş sarkacı çıkardı.

 

Gözlerini kapatıp kendi kendine mırıldanmaya başladı; 'günlerin sonu', 'huzur', 'Tanrı'nın rızasını ummak', 'itiraf'...

 

Sirius duasını bitirdiğinde, Klein sarkacı net bir şekilde görebilmeye başlamıştı.

 

Gümüş zincirin altında, parmak büyüklüğünde bir insan figürü vardı.

 

Figürün tek bir gözü vardı, devlere has bir özellik. Baş aşağı duruyordu, bacakları ise yukarı doğru bağlanan zincirlere tutturulmuştu.

 

O anda, devin tek gözünden soluk bir kırmızı parıltı yayıldı.

 

Çatırt!

 

Dizleri bükülürken Klein'ın tanık olduğu sahne aniden parçalandı, Klein neredeyse yere düşecekti.

 

Sanki bir sopayla başına vurulmuş gibi başında inanılmaz bir acı hissetmeye başlamıştı. Dizlerini korumak için istemsizce ellerini uzatırken tek görebildiği koyu kırmızı renkti.

 

Birkaç saniye sonra kendine gelip ayağa kalktı. Tinselliğinin alışılmadık derecede güçsüz olduğunu hissetti, sanki zihnine nüfuz eden fısıltıları yeniden duymuştu.

 

Ancak büyülü ilacı 'sindirme' konusunda kaydettiği ilerleme sayesinde, bu olumsuz tepki kısa sürede hafiflemişti.

 

Asılan Dev, Gerçek Yaratıcı... Sirius ve Hanass, ikisi de Aurora Düzeni üyesi miymiş? Ancak Kaptan, Hanass'ın rüyasında dev bir haç görmüştü. Hacın üstüne asılmış olan korkunç varlık, Aurora Düzeni'nin Asılan Devi değildi... Klein derin nefesler alıp verirken maneviyatının toparlanmasını bekledi.

 

Aurora Düzeni, iki-üç yüzyıl önce ortaya çıkmış gizli bir kuruluştu. Gerçek Yaratıcı'ya tapıyor ve onu Asılan Dev figürüyle sembolize ediyorlardı. Her insanın kutsal nitelikleri olduğuna ve azmettikleri, sayısız zorluğu başarıyla atlattıkları sürece, yeterince kutsal nitelik biriktirip sonunda melek olabileceklerine inanıyorlardı.

 

Gece Kuşları'nın kayıtlarına göre, Aurora Düzeni'nin Dizi 9'u, Sırlar Dileyen idi. Bu Beyonderlar, gizemli ve korkunç varlıkların mevcudiyetini sezebiliyordu ve kurban ayinleriyle ve ritüalistik büyüyle ilgili yeterli miktarda bilgiyle donanımlılardı. Kıdemli Sırlar Dileyenlerin, bakış açılarında distorsiyonlar deneyimlediği ve kolayca kontrol kaybettiğini iddia etmek için yeterli kanıt vardı.

 

Aurora Düzeni'nin sahip olduğu Dizi 7 hakkında pek fazla bilgi yoktu. Dizi 8 Dinleyici idi. Bu, bir Beyonder için oldukça korkunç bir 'iş' olarak görülüyordu.

 

Her Dinleyici, gizli varlıkların fısıltılarını doğrudan dinleyebilirdi; bu nedenle sık sık güçlü, çarpık ve eşsiz yeteneklerle temas kurarlardı. Ancak bundan dolayı, eğer ilerleme kaydedemezlerse, Dinleyici olduktan sonraki beş yılda hayatta kalmaları zordu. Dahası, Gece Kuşları'nın raporlarındaki yorumlarda, her Dinleyici'nin bir deli olduğu yazıyordu. Görünürde normal dursalar da, içlerinde daima çılgınlık vardı.

 

Klein'ın zihninde, Aurora Düzeni'yle ilgili raporun detayları canlandı. İlk teorisi, Sirius'un bir Sırlar Dileyen olduğuydu.

 

Tanımlamaya bakılırsa, Sırlar Dileyen de bu savaşta en az Kahinler kadar umutsuz. Bu, Sirius'un az önceki eylemleriyle uyuşmuyor. Sonrasında olan, yaralanmanın sebep olduğu bir kontrol kaybı mıydı? Evet, bir keresinde Frye, her Beyonder'ın öldükten sonra az çok bazı tuhaf değişimler geçireceğini söylemişti... O anda Klein göğsünde dört noktaya dokunarak Tanrıça'ya şükretti.

 

Maneviyatı tamamen toparlandığında uygun prosedürle ritüeli sonuçlandırdı ve maneviyat duvarını dağıttı.

 

Güçlü bir rüzgar eserken, Klein kendisini Sirius'un cesedine bakmaya zorladı.

 

Sirius'un ezilmiş yüzünde hala belirgin bir siğil olduğunu fark etti. Siğil koyu mor, neredeyse siyahtı. İçinde sıvı vardı ve bir ışık parlıyor gibiydi.

 

"Bu ne tür bir dönüşümdü?" Siğile dokunmaya cesaret edemeyen Klein şakaklarını ovuşturdu.

 

Eğilip bastonunu alarak ağırlığını ona verdi.

 

Az önce olanlardan sonra Sirius'un tinselliğinin tamamen yok olduğunu biliyordu. Ruh Medyumu Daly bile onunla iletişim kuramazdı.

 

Klein bir süre sonra Kaptan Dunn ve ortakları Leonard ile Kenley'i gördü.

 

"Beyonderlar ve şeytani güçler kaderinde yazılı sanki. Yalnızca birkaç hafta içinde, normalde birkaç ayda görmeye alışık olduğumuzdan fazla doğaüstü olayla karşılaştın," dedi Leonard yerdeki cesede bakarken.

 

"Bu bir tesadüf olmayabilir," dedi Klein, aklına aniden rüya kehanetinde gördüğü kırmızı baca, Hornacis sıra dağlarının ana zirvesindeki görkemli saray ve kendisi üzerindeki biçimsiz odak gelmişti. Hazır fırsat gelmişken bundan da bahsetmek istemişti.

 

Dunn çevreyi inceledikten sonra gri gözlerini Klein'a çevirdi, "Ruh medyumluğu mu denedin?"

 

Yerde hala Kutsal Gece Tozu kalıntıları vardı ve öz yağlarının kokusu da baskındı.

 

"Evet," dedi Klein açık bir şekilde. "Geç kalacağınızdan ve tinselliğinin kalıntılarının dağılacağından endişelendim."

 

"İyi görünmüyorsun. Bir şeyin yok ya?" diye sordu Kenley endişeli bir şekilde.

 

Klein, Sirius'un cebinden çıkan mektupları kaptana verdikten sonra en başından anlatmaya başladı.

 

"Yer altı pazarına ritüel malzemesi almaya gittiğimde aniden Selena'nın da bir seferinde Şeytan Ejderha Barı'na gittiğini hatırladım ve onu oraya götüren Hanass Vincent'dı. Bu da Hanass'ın oraya düzenli olarak gittiği anlamına geliyordu. Bu nedenle, portredeki, Hanass ile kesinlikle bir bağlantısı olan kişinin de yer altı pazarına gitmiş olabileceğini düşündüm.

 

Patron Swain'e portreyi gösterdim ve o da beni doğruladı. Portredeki adamın bir seferinde, Hornacis Dağları'yla alakalı belgeler ve nesneler almak için geldiğini söyledi. Bu da aklıma kütüphaneyi getirdi. Kütüphanecinin, birinin benim almak istediğim dergi sayısını daha yeni teslim ettiğinden bahsettiğini anımsadım..."

 

Leonard kenarda durmuş yüzünde bir gülümsemeyle dinliyordu. Aniden Klein'ın sözünü kesti, "Ve sen de ödünç alma kayıtlarına göz atmak için kimlik belgelerin ve rozetinle buraya geldin? Aslında, çok merak ettim; neden bu adamla burada çatışmaya girdin? Doğrudan bir karşılaşma olsa bile, senin adamı tanımıyormuş gibi davranıp kütüphaneden ayrılmanı beklerdim. Zouteland Sokağı'na gelip bizden yardım isterdin."

 

"Evet, risk almana hiç gerek yoktu. Hedefi doğruladığın ve Tingen'den ayrılmadığına emin olduğun sürece, muhakkak onu bir şekilde bulurduk," diye ekledi Dunn da mektuba göz atarken.

 

Klein hemen utançla açıkladı, "Kütüphaneci onu tanıdı ve bağırarak yardım istedi.

 

Duymamış gibi yapmam imkansızsı..."

 

Leonard ve Kenley aralarında bakıştılar. Biri gülümsemesini bastırmaya çalışırken diğeri başını yana çevirdi.

 

Dunn ise bakışlarını mektuptan kaldırıp başıyla onayladı.

 

"Ruh medyumluğundan bir şey çıktı mı?"

 

"Asılan Dev şeklinde bir sarkıt gördüm. Devin tek gözünde kan kırmızısı bir parıltı vardı, ancak o anda ritüelden çıkmak zorunda kaldım," dedi Klein dürüstçe.

 

İki düşüncesi olduğundan şimdilik Palyaço iksirinden bahsetmek istememişti.

 

Birincisi, Dunn ve diğerleri Sirius'un saklandığı yeri ve ilgili kayıtları bulabilirlerse, zaten söyleyip söylememiş olması bir fark yaratmayacaktı çünkü kendisi katkı sağlamış sayılmayacaktı.

 

İkincisi de, Dunn ve diğerleri bulamazsa, gelecekte iksirin formülünü bildirebilirdi. Böylece yeni bir katkı yaptığı için ödüllendirilir, iksir yapmak için gereken malzemeleri alabilirdi. Tek bir görevden iki ödül almanın yolu buydu, bunu Yaşlı Neil'ın yeni öğretilerinden kapmıştı.

 

"Aurora Düzeni?" Dunn kendi kendine mırıldandıktan sonra konuyla alakalı birkaç soru sordu.

 

Klein tüm sorularına cevap verirken, Dunn onun gözündeki yorgunluğu örmüştü.

 

"Fena değil. Tingen'i hedef alan bir komployu bozdun. Gidip dinlenebilirsin. Kenley, Yaşlı Neil'ı getir."

 

Dunn talimatları verdikten sonra acı acı gülümseyerek başını iki yana salladı.

 

"Uykusuz yolunu takip eden Beyonderlar, Dizi 6'ya ulaşmadıkları sürece ek yeteneklerden yoksunlar. Yalnızca en basit ritüalistik büyüyü gerçekleştirebiliyoruz."

 

"Kaptan, Uykusuz yolunu takip eden bir Beyonder'ın Dizi 6'dan itibaren ilgili alanlarda beceriler kazanacağını mı söylemek istiyorsun?" Dihye sordu Klein merakla.

 

"Evet," diyerek onayladı Dunn.

 

...

 

Klein, Deweyville Kütüphanesi'nden ayrılmış, toplu taşımayla Daffodil Sokağı'ndaki evine giderken neredeyse uyuya kalacaktı.

 

Kendisini sürükleyerek eve girdikten sonra şapkasını ve ceketini çıkarıp kanepede uykuya daldı.

 

Bir süre sonra aniden uyandı ve cep saatini çıkarıp kapağını açtı.

 

"Melissa'nın gelmesine yarım saat var, Benson'ın ise kırk beş dakika... Şimdi kalkmazsam akşam yemeği için bir saat beklemeleri gerekecek..." Klein alnını ovuşturarak mutfağa girdi.

 

Yüzünü soğuk suyla yıkadıktan sonra,, öğleden sonra aldığı öküz kuyruğunu, domatesleri, havuçları ve soğanları çıkardı.

 

Malzemeleri hazırladıktan sonra, aniden donup kaldı. Eylemlerinin, öğleden sonra yaşanan olayla tuhaf bir dizilim oluşturduğu hissine kapılmıştı.

 

"Ben, az önce Tingen'i kurtarmış olan kişiyim..." Diye mırıldandı neşeyle. Sonra da beyaz bir önlük giyip yemeği hazırlamaya başladı.

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 28232 Üye Sayısı
  • 265 Seri Sayısı
  • 38531 Bölüm Sayısı


creator
manga tr