Bölüm 102: Giysi Tüccarı

avatar
188 8

Lord Of Mysteries - Bölüm 102: Giysi Tüccarı


Çevirmen: Dnightshade

 

Bu, Klein'a düşündükçe daha mantıklı geliyordu. Aksi halde, kim o dergi sayılarını sebepsiz yere alsındı ki?

 

Evet, Hornacis sıra dağlarının ana zirvesiyle alakalı araştırma oldukça az rağbet gören bir alan. İlgili öğretim üyeleri ve doçentler dışında, halktan bir meraklı bunu asla duymuş olamaz. Bir tarih mezunu olan gerçek Klein bile bunu yalnızca Antigonus ailesinin defterinden öğrenmişti... Tingen bir üniversite şehri olabilir ancak konuyla ilgilenen o kadar insan olması olası değil. Ve ilgilenen birileri olsa bile, çoğu üniversitenin yerleşkesi içinde kalırdı. Deweyville Kütüphanesi'nden kitap ödünç almaya gerek olmazdı.

 

En önemli nokta da, o sayının henüz yeni ödünç alınmış olması...

 

Bu şekilde analiz edince, ortada gerçekten de bir sorun var. Yeterince zeki değildim ve bunu fark edemedim... Ah, görünüşe göre detektiflikte ya da Sherlock Holmes gibi davranmada yetenekli değilim...

 

Klein bu düşünceler içinde boğuşurken, Şeytan Ejderha Barı'nın patronu Swain şaşkın bir şekilde sordu, "Bir sorun mu var?"

 

Etrafta müşteriler ve barmenler olduğundan ancak dolaylı bir şekilde sorabilirdi.

 

"Pek sayılmaz. Yalnızca bu beyefendiyi nasıl araştırabileceğimi düşünüyordum. Bildiğiniz gibi Hanass Vincent evinde öldü." Klein bu bahaneyi çok önceden hazırlamıştı.

 

Manda Altındaki Cezalandırıcılar'ın, Hornacis sıra dağlarının ana zirvesindeki antik kalıntıların peşine düşmesini istemiyordu.

 

"Vincent, Tingen Şehri'ndeki ünlü falcılardan biriydi. Buraya sık sık gelirdi." Swain gerçekten de yarım yamalak bir cevap vermişti, ancak anımsamaya devam ederken şöyle dedi, "Şimdi düşününce, portredeki beyefendi en başında buraya Vincent'la gelmişti..."

 

"Bilmek istediğim tam olarak buydu. Adını hatırlıyor musunuz?" Diye bastırdı Klein hemen.

 

Swain başını iki yana sallarken kıkırdadı.

 

"Müşteriler, Yaşlı Neil gibi zaten tanıdığım kişiler değilse onlara isim ya da kimlik sormuyorum."

 

"Pekala o alde." Klein kasıtlı olarak üzgün bir ifade takındı.

 

Onun için Swain'in ismi bilip bilmemesi önemli değildi, çünkü Dewyville Kütüphanesi'ne bakabilirdi.

 

Özel bir şekilde finanse edilen bir kütüphaneden kitap ödünç alabilmek için kişisel bilgilerin verilmesi gerekliydi ve adamın kimliği yeterli güvenilirlikte olmalıydı!

 

Sonuçta Klein, kütüphane kartı alabilmek için bir Kıdemli Doçent'in referans mektubunu kullanmak zorunda kalmıştı.

 

Beyefendi sahte bilgiler vermiş olsa bile, ardında kehanetimde bana yardımcı olacak bazı ipuçları bırakmış olma ihtimali yüksek... Klein, Swain'in arkasını dönüp bar tezgahına geçişini izledikten sonra derin düşünceler içinde bilardo odasına girdi.

 

Araştırmasına devam etmek üzere Deweyville Kütüphanesi'ne dönmek için acele etmiyordu. Önce alışverişini tamamlamayı planlamıştı. Sonuçta, önüne çıkacak gelişmelerde tehlikeyle karşılaşıp karşılaşmayacağı ve ritüalistik büyü kullanması gerekip gerekmeyeceği bilinmiyordu.

 

Klein, birkaç odadan geçtikten sonra yeraltı marketine ulaştı. Çok az tezgah ve müşteri vardı, bu da henüz en yoğun saatin gelmediğinin göstergesiydi.

 

Klein tam bir adım atmıştı ki aniden, ölümün kokusunu alabilen canavar Ademisaul'un bir köşede durduğunu gördü.

 

Genç adamın rengi atmıştı, bakışlarında dehşet ve delilik vardı. O da Klein'ı fark etmiş ve ona doğru dönmüştü.

 

Tam göz göze geldiklerinde, Ademisaul aniden ellerini kaldırıp yüzünü kapattı. Paniklemiş bir halde duvarın köşesine doğru hareket etti.

 

Kısa süre sonra yanındaki kapıya yönelip sendeleyerek kaçtı.

 

Buna gerek var mıydı? Geçen sefer, yalnızca seni neredeyse kör ediyordum... Ancak bir şey yapmadım... Cidden, sanki şeytanmışım gibi. Klein'ın yüz ifadesi biraz sertti.

 

Başını iki yana sallarken gülümsedi. Canavarı düşünmeyi bırakıp bir tezgaha yaklaştı. Kafasında bir amaçla, alışveriş yapmaya başladı.

 

Yarım saat kadar sonra, çoğu gizli zulasından olmak üzere birkaç pound harcamıştı.

 

Kalan üç pound, on yedi solisini saydı ve kalbine bir acı saplandığını hissetti. Ancak, siyah rüzgarlığının iç cebindeki ufak, metal şişeye dokundu.

 

"Bu, Madam Daly'nin kullandığı çiçek özü, Amantha.

 

Bu, drago ağacının kabuk ve yapraklarının tozu.

 

Uyku çiçeklerinden damıtılmış öz yağı.

 

Kurutulmuş papatya yaprakları.

 

Bu, daha önce ellerimle hazırladığım Kutsal Gece Tozu."

 

...

 

Klein, her bir küçük cebinde bulnan nesneleri anımsadı ve tekrarladı. Bunu, kritik bir anda ihtiyacı olan malzemeyi bulmakta zorlanmamak için yapmıştı.

 

Mistisizmdeki eşsiz nitelikleri sayesinde hızlı bir şekilde hepsini hafızasına kazıdı ve kapıya yöneldi.

 

O anda aniden, gözünün kenarıyla tanıdık bir figür gördü.

 

Bu, günlük yeşil bir elbise giymiş olan genç bir hanımdı. Pürüzsüz siyah saçları yumuşak ve parlaktı. Yuvarlak bir yüzü ve uzun gözleri vrdı. Bu da ona sevimli bir hava, zarif bir görünüm veriyordu.

 

Toplu taşıma aracında tuhaf bir şekilde titreyen kız? İyi görünüyor... Onun da bir mistisizm meraklısı olabileceği hiç aklıma gelmemişti... Klein yavaşladı ve birkaç saniye düşündükten sonra sonunda kızın kim olduğunu hatırladı.

 

Kabul etmesi gerekiyordu ki, asla net olarak görmediği Adalet'i saymazsak, bu dünyaya ruh göçü yaptığından beri gördüğü en güzel kadın bu genç kadındı.

 

Tatlı ve zarif kız, mistisizm kitapları satan bir tezgahın önünde durdu ve görgü kurallarını yok sayarak diz çöküp parmaklarıyla eski bir kitabı okşadı.

 

Bu eski kitap siyah ciltliydi. Kapağında, Hermes dilinde "Cadılar Kitabı" yazıyordu.

 

"Cadıların kara büyülerinin bulunduğu kitap. Ben henüz bunları denemeye cesaret edememiş olsam da, tanıdığım biri cesaret etti ve gerçekten de işe yaradı." Satıcı fırsatı kaçırmadan kitabı anlatmaya başlamıştı.

 

Güzel genç kadın bir an düşündükten sonra şöyle sordu, "Sizce, bir cadı nasıl görünür?"

 

"Bir cadı mı? Felaketler, hastalıklar ve acı getiren çarpık bir kimse," diye cevap verdi satıcı biraz düşündükten sonra.

 

Klein bu ikili arasında geçen konuşmayı duymamıştı, çünkü çoktan ön girişten hızla çıkmıştı. Kardeşleri için akşam yemeği hazırlamak üzere eve dönmeden önce her şeyi halletmek için bir an evvel Deweyville Kütüphanesi'ne gitmesi gerekiyordu. Menüde Öküz Kuyruklu Domates Çorbası vardı.

 

...

 

Backlund. Taç Çimen Kulübü.

 

Audrey Hall, fırfırlı kenarları ve göğsünün çevresinde dantel olan, volan kollu bir elbise giymişti. Bir VIP odadan, atların dört nala koşuşunu izliyordu.

 

Mavi fiyonklarla ve ipek çiçeklerle süslenmiş, tüllü bir şapka ve açık renkli file eldivenler takmıştı. Soğuk ve mesafeli bakışları, bu hareketli mekanda yersiz görünüyordu.

 

Tam yarış atları bandı genişlerken, Audrey'nin arkadaşı Vikont Glaint ona yaklaşıp kısık sesle şöyle dedi, "Audrey, seni ne zaman görsem, farklı bir açıdan güzel görünüyorsu."

 

"Sana nasıl yardımcı olabilirim?" Audrey geçmişte genç adamın iltifatlarından zevk almış olabilirdi, ancak artık, konuşmasından ve tavrından Glaint'in gizli amaçlarını görebiliyordu.

 

Glaint'in babası erken öldüğünden, kendisi yirmi yaşındayken onun soyluluk unvanını miras almıştı. Biraz çelimsiz bir genç adamdı. Soluna ve sağına birer bakış attıktan sonra hafifçe güldü, "Audrey, gerçek bir Beyonder tanıyorum, kraliyet ailesine ait olmayan bir Beyonder."

 

Bunu ne zaman söylesen beni hayal kırıklığına uğrattın.. Audrey ileri bakarken zarif bir şekilde cevap verdi, "Gerçekten mi?"

 

"Babamın adı üzerine yemin ederim. Adamın Beyonder güçlerini gördüm," diye fısıldadı Glaint.

 

Eskiden olsa bu haber Audrey'i heyecanlandırırdı, ancak artık değişmişti. O artık bir Beyonder'dı, ancak Glaint'in şüphesini çekmemek için gözlerini kocaman açarak şaşırmış gibi gülümsedi. Titrek bir sesle sordu, "Onu nerede görebilirim?"

 

Evet, başka Beyonderlarla tanışmak harika olurdu. Her önemsiz meseleyi Tarot Kulübü aracılığıyla çözemem... Ayrıca, Bay Aptal ve Bay Asılan Adam'la takas yapabilmek için kendi kaynaklarımı toplamalıyım... Her şey parayla çözülemez... Ah, bin poundu da gönderdiğime göre artık daha tutumlu olmalıyım...

 

Audrey'nin tepkisi Glaint'i çok memnun etmişti. Hipodroma doğru bakarak şöyle dedi, "Yarın öğleden sonra, benim evimde bir edebiyat ve müzik salonu olacak."

 

...

 

Deweyville Kütüphanesi'nde.

 

Klein, cebinden kimlik kartını ve rozetini çıkarıp birkaç kütüphaneciye gösterdi.

 

"Awwa İlçe Polisi'nin Özel Harekat Departmanı'ndan stajyer bir memurum. Bir araştırmayla ilgili işbirliğinize ihtiyacım var," dedi eskiden izlediği polis filmlerinden anımsadığı derin bir ses tonuyla.

 

Kütüphaneciler kimlik kartına ve rozete baktıktan sonra aralarında bakışıp başlarıyla onayladılar.

 

"Buyurun, dinliyoruz Memur Bey."

 

Klein, Yeni Arkeoloji gibi dergilerin isimlerini sıraladıktan sonra şöyle dedi, "Bu dergilerin son iki aylık ödünç alma kayıtlarını istiyorum."

 

Karşısındaki kütüphanecilerden birinin, daha önce kendisiyle ilgilenen kişi olduğunu fark etmişti ancak belli ki adam onu tanımamıştı.

 

"Pekala. Bir dakika bekleyin." Kütüphaneciler aramaya başladı ve kısa süre içinde ödünç alma kayıtlarını buldular.

 

Klein ciddi bir tavırla kayıtları inceleyerek kendisiyle aynı dergiyi alan adamı aradı.

 

Karşısına tek bir isim çıktı. Klein'ın bildiği sayı da dahil, dergiyi birkaç kez ödünç almıştı. En erken girdi Mayıs'ın sonunda ve en yeni olan da geçen Cumartesi'ydi, Hanass Vincent'in ölümünden bir gün önce.

 

Klein paraklarını kayıtların üzerinde gezdirdi ve adamın bilgilerini hafızasına kazıdı.

 

Sirius Arapis, giysi tüccarı, 19 Howes Sokağı'nda ikamet ediyor...

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 27760 Üye Sayısı
  • 248 Seri Sayısı
  • 37937 Bölüm Sayısı


creator
manga tr