Bölüm 98: Bay Azik

avatar
370 14

Lord Of Mysteries - Bölüm 98: Bay Azik


Çevirmen: Dnightshade

 

Kız kardeşinin sorusunun karşısında Klein'ın yapabileceği tek şey pişman bir gülümsemeyle yanıt vermekti; "Kas ağrısı."

 

Başlangıçta Dizi iksirini içtiğinde bünyesinin bir Beyonder olarak gelişeceğine inanıyordu ancak haşin gerçeklik ona, Kahin'in istatistik noktalarının hepsinin maneviyatında, zihninde, sezgisinde ve yorumunda olduğunu söylemişti. Onun hızla dövüş idmanına alışmasına yardım etmemişti.

 

Orijinal Klein'a gelince, çalışmalarına odaklanmıştı ve yeterli beslenmiyordu. Bu, onun fiziksel durumunun ortalamanın altında kalmasına yol açmıştı. İdman yapmaktan dolayı hamlaması beklenen bir şeydi.

 

"Kas ağrısı mı? Dün gece yemekten dönüp başka bir şey yapmadığını hatırlıyorum...Alkol kas ağrısına neden olur mu?" Melissa meraklı bir şekilde bakıyordu.

 

Alkol kas ağrısına sebep olur mu...Kardeşim, bu soru...Aklıma uygunsuz düşünceler gelmesine engel olamıyorum...Klein kuru kuru güldü, "Hayır, bunun alkolle alakası yok. Dün öğleden sonra oldu. Şirketin dövüş eğitimine katıldım."

 

"Dövüş mü?" Melissa daha da şaşırmıştı.

 

Klein düşüncelerini toparladıktan sonra yanıt verdi, "Evet, olan bu. Düşündüm ve bir güvenlik şirketinin tarih ve kalıntı danışmanı olarak sonsuza dek ofiste ya da liman deposunda kalmam imkansız. Belki bir gün, bazı kalıntıların bulunduğu yerlere, köylere ya da eski kalelere giderken onlara eşlik etmem gerekir. Bunun için de bolca tırmanış ve yürüyüş yapmam, nehirleri aşmam gerekecek. Doğanın her türlü testine katlanmak zorunda kalacağım, bu nedenle yeterince sağlıklı bir bedenim olmalı."

 

"Yani dayanıklılığını geliştirmek için dövüş idmanına katıldın?" Melissa ağabeyinin niyetini anlamış gibiydi.

 

''Bu doğru," dedi Klein.

 

Melissa kaşlarını çattı, "Ancak bu bir beyefendinin yapacağı bir şey değil...Sen hep standartlarını bir profesör ayarında tutmaz mıydın? Profesörlerin yalnızca tarihi belgeleri okuma, zor sorular üzerinde düşünme yeteneğine sahip olması ve nazik ve beyefendi tavırlarını sürdürmesi gerekir."

 

"Elbette bunların iyi şeyler olmadığını söylemiyorum. Ben, çözümün kas ya da beyin gerektirip gerektirmediğine bakılmaksızın, sorunları kendi başına çözebilen bir adamı tercih ederim."

 

Melissa gülümsedi.

 

Klein da gülümsedi, "Hayır, hayır, hayır Melissa. Senin profesör tanımış yanlış anlaşılmalar içeriyor. Gerçek bir profesör insanlarla nazik bir şekilde iletişim kurabilir ancak bu profesör aynı zamanda, iletişimde bir sorun olduğunda birini ikna etmek için bastonunu kaldırarak fizik ilkelerinden yardım alarak o insana ders de verebilir."

 

"Fizik ilkeleri..." Melissa ilk şaşkınlığını üzerinden attıktan sonra ağabeyinin ne demek istediğini hemen anladı. Artık verecek cevabı kalmamıştı.

 

Klein başka bir şey söylemeden, büyük bir zorlukla adımlarını hızlandırarak banyoya gitti.

 

Melissa orada durup birkaç saniye arkasından baktı. Sonra aniden başını iki yana sallayarak Klein'a yetişti.

 

"Yardımıma ihtiyacın var mı?"

 

Ağabeyini destekliyormuş gibi davranıyordu.

 

"Hayır, gerek yok. Az önce biraz abarttım." Klein aşağılanmış hissediyordu. Aniden duruşunu dikleştirip normal bir şekilde yürüdü.

 

Ağabeyinin banyoya doğru ilerleyip kapıyı kapattığını gören Melissa dudaklarını büzdü, "Klein gittikçe daha da gösterişçi birine dönüşüyor...Ben bile kas ağrısının ciddi olduğuna inandım..."

 

Klein banyoya girdikten sonra kapıyı sıkıca kapattı, yüzü aniden acıyla kasıldı.

 

Ah, ah ah...Nefesini tutup vücudunu gerdi ve yedi-sekiz saniye boyunca bekledi.

 

Sonunda büyük zorlukla aşağı indiğinde kahvaltısını yaptı, Melissa ve Benson'ın gittiğini gördüğünde ağrıları sonunda hafiflemeye başlamıştı.

 

Bir süre dinlendikten sonra bastonunu alıp şapkasını takarak evden ayrılıp toplu taşıma aracına bindi.

 

 

Yaz boyunca Khoy Üniversitesi'nin bahçesi gölgelik sağlayan ağaçlar, kuşlar ve rengarenk çiçeklerle dolu olurdu. Huzurlu ve sakindi.

 

Nehrin yanından yürüyen Klein tarih bölümüne doğru döndü. Sonra eski olduğu belli olan ve danışmanı Cohen Quentin'in ofisinin içinde bulunduğu üç katlı binayı buldu.

 

Kapıya tıklayıp içeri girdiğinde şok oldu, danışmanının koltuğunda öğretim görevlisi Azik vardı.

 

"Günaydın Bay Azik, danışmanım nerede? Mektupta burada onda buluşmak için randevulaştık." Diye sordu Klein şaşkın bir şekilde.

 

Cohen Quentin'in en yakın arkadaşı olan ve akademik konularda sık sık danışmanıyla tartışan Azik gülümsedi, "Cohen'in ani bir toplantısı çıktı, Tingen Üniversitesi'ne gitti. Benden seni burada beklememi istedi."

 

Adamın bronz bir teni vardı, boyu ve yapısı ortalamaydı, saçları siyah, gözleri kahverengiydi ve yumuşak yüz hatları vardı. Onun karşısında olmak tarifsiz bir his veriyordu, adamın bakışlarından, hayatta pek çok deneyimi olduğu anlaşılabiliyor gibiydi. Sağ kulağının altında, dikkatli bakılmadıkça fark edilemeyecek bir ben vardı.

 

Sebebi açıklamış olan Azik aniden kaşlarını çatıp dikkatle Klein'ı inceledi.

 

Ani inceleme nedeniyle kafası karışmış olan Klein kıyafetine baktı. "Görgü kurallarını mı ihlal ettim?"

 

Smokin, siyah yelek, beyaz gömlek, siyah papyon, koyu renkli pantolon, düğmesiz deri botlar...Her şey normal görünüyor...

 

Azik kaşlarını çatmayı bırakıp usulca güldü.

 

"Bana aldırma. Aniden senin öncekine göre daha enerjik olduğunu fark ettim. Artık daha da beyefendi görünüyorsu."

 

"İltifatınız için teşekkür ederim." Klein sakince devam etti, "Bay Azik, danışmanım okul kütüphanesinde 'Hornacis Dağ Zirvesi Kalıntıları Araştırması'nı bulabildi mi?"

 

"Benim yardımımla buldu," Azik nazikçe gülümsedi. Sonra çekmeceyi açıp gri kapaklı bir kitap çıkardı. "Artık Khoy Üniversitesi'nin öğrencisi değilsin. Kitabı eve götüremezsin ancak burada okuyabilirsin."

 

''Tamamdır.'' Klein keyifle akademik monografiyi aldı, bir parça da korkuyordu.

 

Kitabın tasarımı mevcut trendlerle tamamen uyumluydu; kalın bir kapağı vardı ve üzerinde, Hornacis sıradağlarının zirvesinin soyut bir versiyonu gibi görünen bir görüntü bulunuyordu.

 

Klein kitaba göz attıktan sonra oturacak bir yer buldu. Kitabın kapağını açıp cümle cümle dikkatle okumaya başladı.

 

Kitaba daldığında aniden yanında zengin ve hoş aromalı bir kahve olduğunu fark etti.

 

"Şeker ve süt istersen al." Azik gümüş tabağı koydu ve süt ve şeker kabını işaret etti.

 

"Teşekkür ederim." Klein minnettar bir şekilde başını salladı.

 

Kitabı okumaya devam etmeden önce kahvesine üç küp şeker ve bir kaşık süt ekledi.

 

Kitap, Hornacis Zirvesi Kalıntılarına Dair Araştırması, çok kalın bir kitap değildi. Neredeyse öğlene doğru, Klein kitabı bitirmiştii. Kayda değer birkaç noktayı da not etmişti.

 

Birincisi, Hornacis Dağı'nın ana zirvesindeki yerleşim ve alan bariz bir şekilde, eski bir ulusun bir parçası olarak var olan gelişmiş bir uygarlıktı.

 

İkincisi, duvar resimlerine bakılırsa hayata bakış açıkları insanlarınkine benziyordu. Şimdilik insan olduklarını varsayabilirim.

 

Üçüncüsü, gecenin karanlığına saygı duyuyor ancak ondan korkuyorlardı. Bu nedenle tanrılarına Evernight'ın Hakimi, Gökyüzünün Anası adını vermişlerdi.

 

Dördüncüsü, en tuhaf olan araştırmacıların koca alanda hiç mezar bulmamış olmasıydı, bu da insanların ölmedikleri için gömülmeye ihtiyacı olmadığını belirtiyor gibi görünüyordu. Ancak bu, duvar resimlerinin içerikleriyle çelişki oluşturuyordu. Duvar resimlerinden anlaşıldığı üzere bu ulusun insanları ölümün son olmadığına inanıyordu. Vefat eden ailelerinin onları geceleri koruyacaklarına inanıyorlardı. Bu nedenle ölen aile üyelerini 3 gün boyunca evde, yatakta, yanlarında tutuyorlardı.

 

Gömülmeleri içermediği için, duvar resimlerinde bunun ötesinde bir şey yoktu.

 

Klein kahvesinden bir yudum alıp düşüncelerini yazmaya devam etti.

 

Gökyüzünün Annesi, Gökana çok büyük bir ünvan, Evernight Hakimi ise bariz bir şekilde Evernight Tanrıçası ile örtüşüyor...Bu, köklerindeki bir çelişki mi?

 

Hornacis sıradağlarının ana zirvesindeki kalıntılarda ve çevresindeki alanda, tüm düzenleme ve dekorasyon iyi korunmuştu. Duvar resimlerinde bile herhangi bir aşınma belirtisi yoktu. Keşfedilmeden önce hiç kimse tarafından rahatsız edilmemiş gibi görünüyordu burası...Masada çatal bıçak takımı vardı ve yemek tabaklarında çürük lekeleri bulunuyordu...Bazı odalarda, neredeyse normal suya dönüşmüş olan yarı dolu alkol şişeleri vardı...

 

Ulusun insanlarına ne olmuştu? Evlerinden alelacele, hiçbir şey almadan ayrılmış ve hiçbir zaman dönmemiş gibi görünüyorlardı.

 

Hiç gömülme olmadığı da göz önüne alınınca, bu çok garipti.

 

Yazar Bay Joseph, kalıntıları ilk keşfettiğinde orada yaşayan insanların aniden kaybolduğuna bile inandığını belirtmişti.

 

Klein yazmayı bırakıp gözünde canlandırdı.

 

John Joseph' Hornacis zirvesini üçüncü kez ziyaret ettiğinde, tek renkli bir fotoğraf çekmek için yeni model bir kamera kullanmıştı.

 

Fotoğrafta yüce sarayın çökmüş bir duvarı vardı ve burada yabani otlar büyümüştü. Tasarımı ihtişamlıydı.

 

Klein fotoğrafı gördüğünde ilk önce bunun hayalinde gördüğü saray olduğunu düşündü.

 

İki stil aynıydı. Tek fark, kendi hayalindeki sarayın zirvede ve daha görkemli oluşuydu. Orada da insan için yapılmamış gibi görünen dev bir sandalye-onur koltuğu-vardı. Sayısız saydam kurtçuk toplanıp yavaş yavaş sandalyenin altına kümelendi.

 

Hayalimin, Hornacis sıradağlarının ana zirvesindeki kalıntılarla bağlantılı olduğundan eminim...Antigonus ailesinin defterinde bahsi geçen Evernight Ulusu olmalı bu...Klein hafifçe başını sallayıp kitabı kapattı.

 

O anda karşısında oturan Azik sağ kulağının altındaki, göze çarpmayan benine dokundu, "Nasıldı? Bir şey bulabildin mi?"

 

"Oldukça. Bakın, bir sürü not aldım." Klein masayı işaret ederken gülümsedi.

 

"Neden aniden bu meseleyle ilgilendiğini anlamıyorum." Azik iç çekti, "Klein, Backlund Üniversitesi'nde okurken kehanete merak sardım ve bu konu üzerine epeyce araştırma yaptım. Eh, senin kaderinde...uyumsuzluk olduğunu fark ettim."

 

Ne? Kehanet mi? Benimle kehanetten mi konuşuyorsun? Bir Kahin olarak, Akademisyen Azik'e neşeli bir şekilde baktı.

 

"Nasıl uyumsuzluk?"

 

Azik bir an düşündü.

 

"Son iki ayda çok fazla tuhaf tesadüfle karşılaştın mı?"

 

"Tesadüf mü?" Bay Azik'e minnettar olan Klein soruyu hemen kulak ardı etmek yerine düşünmeye başladı.

 

Tesadüflerden bahsediyorsak, en ortada olan, çocuğu kaçıranların peşine düştüğümüzde olan şeydi. Günlerdir kayıp olan Antigonus ailesi defterine dair ipuçlarını, çocuğu kaçıranların bulunduğu dairenin karşısında bulduk.

 

Ayrıca, Ray Bieber Tingen'den aceleyle kaçmamıştı; defter tarafından ihsan edilen gücü sindirmek için bir yer bulmuş ve böylece Mühürlü Eser 2-049 onu kolayca bulabilmişti. Bu, sağduyuya aykırı gibi görünüyordu. Aiur Harson mantıklı bir açıklama yapmış olsa da, ben hep bunun tesadüfi olduğunu hissetmiştim...

 

Oh, Selena Hanass Vincent'in gizli büyülerine baktı ancak bunu denemek için doğum günü ziyafetini bekledi ve bu şekilde ben durumu fark ettim, bu da büyük bir tesadüftü. Aksi halde öyle aniden ölen tek kişi Hanass Vincent olmazdı...

 

Klein birkaç dakika boyunca ciddiyetle düşündükten sonra yanıt verdi, "Üç tane var. Ne çok fazla ne de az. Dahası, bunlarda herhangi birinin rehberliğini gösteren en ufak bir belirti yok."

 

Azik hafifçe başını salladı.

 

"İmparator Roselle'in de dediği gibi, tek bir tesadüf herkesin başına gelebilir. İki de hala normaldir. Üçüncü kez olduysa, bu tesadüfleri etkileyen iç faktörleri gözden geçirmek gerekir."

 

"Bana başka ne söyleyebilirsiniz?" Dedi Klein.

 

Azik gülerek başını iki yana salladı

 

"Yalnızca uyumsuzluk olduğunu söyleyebilirim. Benim gerçek bir kahin olmadığımı anlaman gerekiyor."

 

Bu şey anlamına gelmiyor mu...Bay Azik çok tuhaf...Benim gibi bir şarlatanın karşısında şarlatan rolü yapıyor...Klein derin bir nefes alıp Bay Azik'in ayağa kalkmasını fırsat bilerek kaşlarının ortasına iki kez dokundu.

 

Ruh Görüsü aracılığıyla ona baktığında Azik'in aurasının oldukça normal göründüğünü fark etti.

 

Ne yazık ki insanların Eter Bedenini ve Astral İzdüşümünü yalnızca gri sisin üzerinde görebiliyorum...Ayağa kalkarken yeniden kaşlarının arasına dokundu Klein.

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 27966 Üye Sayısı
  • 250 Seri Sayısı
  • 38108 Bölüm Sayısı


creator
manga tr