Eğer hakim olsaydım, yapacağım ilk şey kölelik ve aristokratik sistemi değiştirmek olurdu. Eğer kanunun karşısında eşitsek, o zaman herkes her şeyde eşit olmalı ve sınıf farklılıkları olmamalı! #The Dark King

Kıyametten Sonra - Bölüm 5 | Normal Bir Hayat Yaşa


“Diğerlerinin yanına git.”

“Emredersiniz.”

Goro boş gözler ile hiç bilmediği bir yerde yürüyordu. Sadece nereye gideceğini biliyordu. Kendini bile tanımıyordu daha. Acaba onun isimi neydi?

Gideceği yere varmıştı. Kapıyı açıp içeri girdi. Karşısında dört kişi vardı. İki erkek ve iki kız. Goro onlara baktı. Sonrasında yumruklarını sıktı. Aynı şekilde onlardan da karşılık geldi. Goro kendini saldırmak için hazırladı. Şu anda beşinin de yabani bir hayvandan farkı yoktu.

Lucifer koşarak içeriye girdi.

“Durun! Birbirinize saldıramazsınız. Sizler özelsiniz. Hadi gelin gelin.”

Beşi de bir anda sanki onlarca yıldır dostmuş gibi yakınlaştı. Hiçbirisi konuşmuyordu. Ses çıkarmıyordu. Nefes sesleri bile diplerine gidince duyuluyordu. Tek bildikleri şey önlerinde yürüyen adamı takip etmek zorunda oldukları idi.

 

 

Büyük bir kapının karşısına geldiler. Hiçbirisi etrafa bakmıyordu. Sadece tek gördükleri şey kırmızı gökyüzü olmuştu. Ayrıca hiçbiri güneşi görememişti. Lucifer kapıyı açtı ve içeriye girdi. Diğerleri de onun arkasından içeriye geçti.

İçeride hiçbir şey yoktu. Bomboştu. Lucifer biraz ilerledi. Sonrasında durdu.

“Eğilin.”

Hepsi bir anda yere kapaklandı. Sonrasında arkalarından içeriye bir adam girdi. Adam yanlarından geçtiği anda beşi de yere yığıldı. Bilinçleri açıktı ancak vücutlarını hareket ettiremiyorlardı.

“Her şey hazır değil mi? Bu işin bozulmasını istemiyorum. Beş kişi şu ana kadar ki en fazla rakam. Eğer bunda batırırsak bir daha şansımız olmaz.”

“Merak etmeyiniz. Her şey istendiği gibi hazırlandı.”

“Umarım öyledir.”

Beşini de bir kişi kaldırdı ve götürmeye başladı. Gözleri açıktı ve görebiliyorlardı. Ancak ne Lucifer’in konuştuğu adamı ne de onları taşıyanları görebilmişlerdi. Adamlar beşini de dışarıya çıkardı ve bir at arabasının arkasına fırlattı. Sonrasında araba hareket etmeye başladı.

 

 

Yaklaşık üç saatlik yolculuk sonrasında araba durmuştu. Beşi de aynı pozisyonda duruyorlardı. Arabanın arkasına adamlar girdi ve hepsini aldılar. Bir yere götürdüler. Goro gökyüzünü tekrardan gördü. Hâlâ kırmızı renkliydi.

Adamlar beşini de bir yatağa yatırıp bağladılar. Daha sonra içeriye beş kişi daha girdi. Diğerleri de çıktı. Yeni gelen adamların üzerinde ters haç vardı. Hepsi bunu ilk anda fark ettiler. Çünkü gözleri istemsizce adamlara kilitlenmişti. İçlerinde bir şey onları yok etmeleri gerektiğini söylüyordu.

Adamlar beşinin de başına oturdu. Ceplerinden ufak ama yazıları okunan bir kitap çıkardılar. Okumaya başladılar.

“Tek Yüce’ye sesleniyorum. - - - -(kulak çınlaması)”

Beşinin de kulakları çınlıyordu. Duyamıyorlardı. Goro bir anda bayıldı. Gözleri kapanmıştı. Ancak gözlerinin önünde karanlıkta bir şeyler geliyordu. Onlara gitmek istiyordu ancak yapamıyordu.

Sonrasında bir anda onlar ona geldi. O kişilere çok yakın hissediyordu. Bir anda yüzleri değişti. Hiç tanımadığı kişilere dönüştü. Sonrasında onlar Goro’ya doğru yürümeye başladı. Ona sıkıca sarıldılar.

 

 

 

Goro bir anda uyandı. Kafasını hızlıca çevirip etrafa baktı. Evindeydi. Neler olduğunu hatırlamaya çalıştı.

Hiçbir şey yoktu…

“Ne oldu bana?”

Daha sonra içeriden tıkırtı geldi. Goro hızlıca kafasını sesin geldiği yöne çevirdi. Yatağından bir anda fırladı ve o yöne doğru koştu. Oraya gittiği anda karşısında babasını gördü. Ancak nedense ona hiç öyle gelmiyordu.

“Baba?”

“Yakalandık desene. Seni uyandırmadan gitmek istemiştim.”

“Ne?! Öyle şey yapılır mı?”

Babası Goro’nun saçını okşadı.

“Baba. İsimin ne?”

“O nasıl soru ya? Bilmiyor musun?”

“Biliyorum. Ancak tekrardan doğrulamak istiyorum. Okula gidince söylenen şeyleri hâlâ kafam almıyor.”

“Tom. Şimdi daha iyi mi?”

“… Evet.”

Goro isimi duyduktan sonra birazcık rahatlamıştı ancak içinde hâlâ bir sıkıntı vardı. Babası ile vedalaştı sonrasında babası evden çıktı. O anda hatırladı. Babası daha önce gitmişti.

“…”

“…”

“Giden kişi kimdi? …”

Goro’nun içini büyük bir korku kapladı. Sonrasında arkasını dönüp yatağına gitmek istedi. Ancak ayağı bir kutuya takıldı. İleriye baktı. On tane kutu vardı. O anda hatırladı. Bunları dedesi daha önce göndermişti.

“Ne oluyor? …”

Goro hızlıca koştu. Kutulardan üzerine bir yazanın kutusunu yırtarak açtı. Kutuda bir not vardı. Ancak eskiden gelenden tamamen farklıydı.

“Tek bir görevin var ve bunu hayatın boyunca uygulayacaksın…”

“Her şeyi unut ve normal bir hayat yaşa. Sadece aileni, mutlu ve üzgün anları hatırla. Kızıl gökyüzü, adamlar, ters haç, çarmıh… Hepsini unut. Sadece normal bir hayat yaşa.”

Goro kâğıdı bir anda yere düşürdü. Sonrasında kâğıt yerde parçalara ayrıldı. Goro etrafına baktı. Sonrasında kapı çaldı. Goro oturduğu yerden kalktı. İçindeki korku yok olmuştu. Kapıyı açtı. Karşısında babasını gördü.

“Dün akşam çıkmıştım ama çok önemli bir şeyi unuttum. Onu alıp tekrardan çıkıcam.”

“Ne yani sabaha kadar geldiğin yolu geri mi geldin?”

“Aslında yola çıkmamıştım. Neyse boş ver.”

Goro bir anda babasının anılarını gördü. Bir odadaydı. Karanlıktı ancak yanan iki üç tane mum vardı. Sesleri duyamıyordu. Goro babasının anılarının içinde gezinmeye başladı. Sonrasında bir şey gördü. Dün gece babasının nerede olduğunu gördü.

Babasının yanında üç tane kadın vardı… Goro anılarını izlemeye devam etti. Babası dün gece annesini üç tane kadın ile aldatmıştı.

Goro bir anda kendine geldi. Gözleri adeta sinirden ateş gibi yanıyordu. Babasını şuracıkta boğmamak için kendini zor tutuyordu. Affedemezdi. Unutamazdı. Susamazdı. Ancak yapmak zorundaydı. Affetmese bile, unutmasa bile, susmak zorundaydı. Annesine bu acıyı fazla görüyordu. Ancak o anda karar verdi. Zamanı geldiği vakit annesini yanına alacaktı.

“Goro. Çıkıyorum ben.”

Babası Goro’nun yanına gelmişti. Goro kafasını kaldırdı. Sinirden alev atan gözleri ile babasına baktı. Ancak gülümsedi. Babası Goro’nun gözlerine baktı. Bir anda içini korku kaplamıştı. Sonrasında hızlıca gözlerini kaçırdı.

“Güle güle. Anneme selamlarımı ilet.”

“T-Tamam.”

Babası hızlıca kapıdan çıktı. Ancak sonra biraz geri döndü.

“Bu arada. O kitap ve kutular ne?”

Goro o anda ne diyeceğini bilemedi. Gördüklerinin öfkesi ile patladı. Goro babasına döndü.

“Seni ilgilendirmez!”

Babası Goro’nun o halini gördüğü anda hızla oradan uzaklaştı. Goro kapıyı kapattı. İçeriye geçti. Kitapların kapaklarına baktı. Geçen sefer gelenden tamamen farklıydı. Kitapların hepsi siyah renkliydi ve ortalarında beyaz bir renkte büyük şekilde sayılar yazıyordu.

“Sanırım birazcık bekleyebilirler.”

Goro kutuları sürükleyerek diğer odaya götürdü. Diğer oda da büyük bir kitaplık vardı. Ancak boştu. Adam kitaplarını almıştı. Ayrıca bir masa ve sandalye de vardı. Oda da hiç cam yoktu. Kapı duvarın en sağındaydı. İçeriye girildiği anda göze ilk olarak masa ve sandalye geliyordu. Sonrasında ise sadece duvarları kaplayan kitaplık. Masanın kenarlarına kadar kitaplıktı oda.

“Sanırım okumayı çok seviyordu.”

Goro kutuları teker teker açtı. Hepsini sıra ile raflara dizdi. Sıra onuncu kutuya geldiği vakit ise şaşırdı. Çünkü içinde kitap yoktu. Onun yerine yüzlerce küçük şişeler içinde siyah bir sıvı, siyah bir kapağı bile boş olan kitap, onlarca küçük şişede küçük siyah tozlar, siyah bir cübbe ve bir not vardı. Goro notu eline aldı.

“Siyah sıvıdan 150 şişe, siyah tozdan 50 şişe var. Sıvıdan 10 tane iç. Tozdan beş tanesini üzerine serp. Diğerlerine sakın dokunma.”

“Onlar Mana’nı şimdilik yükseltecektir. Ancak uyarayım Karanlık Mana’ya geçiş yapacaksın. Bir daha normal büyüler kullanamazsın.”

“Boş kitap ise tüm büyüleri içeriyor. Eğer kitapların kapaklarını açmadıysan içi ve kapağı boş olur. Kitapları okuduktan sonra yani kapağını açtıktan sonra yavaşça içerisine yapabileceğin büyüler ve kaç mana oldukları işlenir. Siyah cübbe ise tamamen zevk meselesi. İster tak ister takma. Sadece bir yerde takma zorunluluğun var. O da diğer dört kişi ile tanışmaya gittiğin zaman tak. Sonrası önemli değil.”

“Umarım diğer dördünü hatırlıyorsundur.”

“Ayrıca tüm kitapları okursan, boş olan kitap sana bir mühür koyacak. Sadece ihtiyacın olduğu zaman açılan bir şey. Fazla uçma diye.”

Goro kafasın kaşıdı. Sonrasında ise derin bir nefes aldı.

“Şaşılacak iş ki hepsini anladım.”

Şişeleri de bir rafa dizdi. Sonrasında masaya ilerledi. Masanın çekmecesini açtı. Boş kitabı oraya koydu. Onun üzerine de cübbeyi koyarak çekmeceyi kapattı. Odadan çıktı. İçeriye geçti. Yatağının hemen üzerinde bulunan takvime baktı.

01.06.11209

“Daha okulların açılmasına iki ay var. Sanırım uzun bir süre dinlenip düşüneceğim. Nasıl bu hale geldiğimi.”




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1333

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1132

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 943

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 867

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 753

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 704

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 683

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 619

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 575

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 547

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 461

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 212

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 198

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 150

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 125

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 119

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 118

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 101

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 76

Site İstatistikleri

  • 17701 Üye Sayısı
  • 480 Seri Sayısı
  • 23836 Bölüm Sayısı


creator
manga tr