Korku dağları bekler. #Atasözü

Lord Of Darkness - Bölüm 3 | Posta


“Cidden. Bunu öğrenmen için biraz erken.”

“Sorun yok. Öğrenmek istiyorum.”

Babasının suratını bir gülümseme kapladı. Sanki eski zamanları hatırlayıp mutlu olmuştu.

“Fredie Chugie. Yani babam. Sana deden hakkında hiçbir şey anlatmamıştık değil mi?”

“Evet. Öldüğünü söylemiştiniz.”

“Muhtemelen hâlâ yaşıyor. Muhtemelen hâlâ bizi arıyor.”

“Nasıl yani?”

“Ahh. Zamanında annen ile dedenden kaçmıştık. Aslında hiçbir sorun yoktu. Sadece benim aptallığımdı. O zamanlar deden gideceğin okul yani Charmise Büyü Akademisi’nin Müdürüydü.”

“Ciddi misin?!”

“Evet. Dedenden sonra ben oturduğum o koltuğu. 30 yaşına kadar o koltuğun görevini üstlendim. Bu sırada annen ile tanıştık ve evlendik. Sen doğduğun vakit sırf benim saçma heyecan arayışım yüzünden köye yerleştik.”

“… Anlıyorum… Ee? Geri dönemez miyiz?”

“Muhtemelen bizi kabul etmezler. Şu anda okul müdürü amcan. Ayrıca aile olarak 5 Lord’dan daha zenginiz. Bu yüzden bir anda gitmemiz kötü olur.”

“Nasıl yaa? Onları ilgilendirmez ki.”

“Eğer biz bir anda gidersek mirasa bir ortak daha çıkacaktır. Bu da 5 Lord’un gözünden kaçmaz. Ne oluyor diye bir bakarlar. Mirasa bir ortak daha demek daha fazla genişleyecek Aile Serveti demek. Ama tabii geri de gidebilir.”

“Anlıyorum. Ama bir yerde hatan var baba.”

“Nasıl?”

“Dedem bizim burada olduğumuz %100 biliyor. Er ya da geç benim için gelecektir.”

“Gelem-“

“Okula gidince bizi ona bildirmeyeceklerini mi düşündün?”

“Aa! Ben… Ben… Bunu nasıl atladım?! Olamaz! Olamaz!”

“Sakin ol! Benim için fazla bir sorun yok. Sadece senin bu gece çıkman daha iyi olacaktır.”

“Haklısın. Haklısın haklısın haklısın. Şimdi çıkıyorum.”

Babası koşarak diğer odada bulunan bavulunu düzenlendi. Hızlıca aldı. Goro ile vedalaştı. Yanına biraz erzak aldı. Sonrasında hızlıca evden çıktı.

Goro için bu kadar olay fazlaydı. Babasının başını yakmamak için göndermişti ama kendisi ne yapacağını bilmiyordu. Fazla çaresiz bir durumdaydı. Bunların yanında böyle köklü bir aileden geldiği için okulda da başarılı olmak zorundaydı.

O gece Goro başı ağrıdığı için erkenden yattı.

 

 

Sabahleyin yüksek sesle çalan çan sesi ve güneşin tatlı ışığı Goro’yu uyandırmıştı. Yatağında boş boş yatıyordu. Ancak uyanıktı. Bir çırpıda kalktı.Yaşadığı ev bir banyo bir oda ve salon ile birleşmiş mutfaktan oluşuyordu.

 Yatağından kalktı dümdüz mutfağa ilerledi. Tam karşısındaydı çünkü. Yatağının tam yanında bir adet koltuk ve onun önünde bir masa vardı.

Goro mutfağa geçince kendine ufak tefek bir şeyler hazırladı. Sonrasında masayı kurdu ve yemeğini yedi.

Yemeğin ortasındayken kapısı çalındı. Goro kapı sesi ile derin bir şekilde yutkundu. Korkuyordu. Kimdi gelen kişi? Ne yapacaktı?

Yavaşta sandalyesinden kalktı ve kapıya doğru ilerledi. Koridor dardı ve bu onu iyice geriyordu. Kapıyı açtı ve güneşin ışığı gözüne geldi. Karşısında bir adam vardı ve elinde bir kağıt vardı. Arkasında da on büyük kutu vardı.

“Goro… Chugie. Sen misin?”

“Chugie… Evet! Evet benim.”

“Bir şeyler gönderilmiş. Şuraya parmak izinizi alayım.”

Adam Goro’ya bir kap mürekkep uzattı. Goro’da mürekkebe baş parmağını batırarak parmak izini bıraktı. Yani bir nevi imza atmış oldu.

Sonrasında adam kutuları teker teker içeriye koydu. Daha sonra gitti.

Goro’nun kafası karışmıştı. Bu kadar çok eşyayı ona kim gönderebilirdi? Kutulardan birisini kaldırmaya çalıştı. Ancak elini düşecekken son anda kurtardı elini. Kutular çok ama çok ağırdı. Sürükleyerek içeriye götürdü.

Daha sonra çekmeceleri karıştırmaya başladı. Bıçak arıyordu ki sonunda buldu.

Kutulardan birisini seçti ve bıçak ile üzerinde ki bantı çıkardı. Kutuyu açtığı zaman karşısında bir sürü kitap gördü. Kapaklarda sadece sayılar yazıyordu. Kitapları teker teker çıkardı. 41-60 arası bu kutudaydı. Kitaplara bakarken gözüne kutuda ki “3” sayısı takıldı.

Sonra diğer kutulara baktı.  Fark etti ki tüm kutular sıralıydı. 1, 2 ve 3… Goro hızlıca 1.kutuyu açtı. Kutuda bir not ve 1-20 arası kitaplar vardı. Goro notu aldı ve okumaya başladı.

“Bu notu kendi ellerim ile yazıyorum…”

“Goro… Eğer oradaysan Tom. Tom, zamanında kaçmış olsan bile bu bazı şeyleri değiştirmez evlat. Herkesin seni reddeceğini düşünmen de doğal. Ancak biz seni hiçbir zaman reddetmedik.”

Goro’nun gözüne sayfanın üzerinde ki ıslaklıklar ve kayan ama okunan boya takıldı. Muhtemelen yazan kişi ağlamıştı.

“Seni her zaman bekleyeceğiz. Burada yerin her zaman var… Goro. Benim güzel torunum. Akademiye kayıt olmuşsun. Kaydını kutlarım. En kısa sürede seni görmeye geleceğim. Sana gönderdiğim kitapları hepsini eline al ve kapağını aç. Hepsi özel olarak hazırlandı. Umarım akademide başarıyı elde edersin.”

Goro yazanlardan pek bir şey anlamamıştı. Ancak yazan kişi dedesiydi. Bundan emindi. Üzerinde “1” yazan kitabı eline aldı. Ne olacağı bilmiyordu. Derin bir nefes aldı ve kitabın kapağını açtı.

Açtığı anda kitap toz olarak yok oldu. O anda Goro müthiş bir şey hissetti. Bir anda kafasına asla unutmayacağı bilgiler dolmuştu. Nasıl olduğunu anlamamıştı ama bu his çok muhteşem hissettiriyordu. Ayrıca bunları asla unutamayacağını da biliyordu.

Hiç beklemeden direkt olarak diğerlerine atıldı. On kutuyu da toplam iki saate yakın bir sürede bitirdi.

Her ne kadar çok güzel hissettirse de bir isteği ile hatırlayacağı bilgileri hafızasına almıştı. Bu da beynini çok yormuştu. O yüzden deli gibi başı ağrıyordu. Ayrıca burada ki çoğu şeyi uygulayacak Mana’sı yoktu.

Başının ağrısı o kadar kuvvetliydi ki her nefes alışında kafası patlıyor gibi hissediyordu. Şu anlık Mana’sının 10 civarı olduğunu düşünüyordu. Başının ağrısını geçirecek bir Şifa Büyüsü ise 50 Mana’ya yakın bir Mana gerektiriyordu.

Bunu yapmak şu anda onun için imkansızdı. En azından ilk iki yıl adam gibi büyü yapamayacaktı. En azından o öyle sanıyordu.

Goro yavaşça oturduğu yerde kalktı. Her adım atışında canı o kadar çok yanıyordu ki tarif edilemezdi. Yatağına güç bela yatmayı başardı. Ancak bir anda kapı zorla açıldı. Goro bir anda ne olduğunu şaşırdı.

Başı fazla ağrıyordu. Bu yüzden tepki veremezdi.

İçeriye yavaşça yapılı iri yarı, beyaz uzun arkadan örgülü saçları olan, yakışıklı ve üzerinde siyah bir takım bulunan bir adam girdi. Takımda ki beyazlıklar onu çok daha güzel yapıyordu ancak bu Goro’nun gözlerini ağrıtıyordu ve bu da başının ağrısını daha da fazlalaştırıyordu.

“Rahatsızlık için özür dilerim evlat…”

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1289

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1096

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 908

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 834

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 719

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 677

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 652

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 613

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 559

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 530

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 401

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 207

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 189

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 105

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

White
White
Beğeni Sayısı: 55

Site İstatistikleri

  • 16110 Üye Sayısı
  • 432 Seri Sayısı
  • 21293 Bölüm Sayısı


creator
manga tr