Bölüm 9: İddia

avatar
5792 24

Library of Heaven's Path - Bölüm 9: İddia


 

Çevirmen: W2G

 

Bu işe yaramaz hocayla ilgili çok fazla dedikodu vardı. Akademiye gelmeden önce bile, onun hakkında kulakları hissizleşecek kadar fazla şey duymuşlardı.

 

Hiçbir konuda yetenekli olmadığını ve öğrencilerine yanlış yönlendirdiğini söylüyorlardı.

 

Nasıl yetiştirileceğini bilmediğini ve dövüş sanatlarından hiç anlamadığını söylüyorlardı.

 

Her şeyi hesaba katarsak, her türlü kötüleme mevcuttu.

 

Bir öğrencinin, ondan mümkün olduğunca uzak durması en iyisiydi. Bu adama bulaşmayın, aksi halde çılgına dönmeniz an meselesi tavsiyesi veriliyordu. En kötüsü de, onun ellerinde ölme ihtimalinin bile olmasıydı.

 

İki kardeş akademiye hoca aramak için geldiklerinde, onlar da bu tip söylentileri duymuşlardı. Başından beri, dikkatli bir şekilde ilerliyorlardı fakat bu saf ve inanılmaz ustanın, o efsanevi işe yaramaz olduğunu rüyalarında bile hayal edemezlerdi.

 

“Hocam, eğer bu kadar inanılmazsanız, neden siz…”

 

Zheng Yang soru sormasına engel olamadı.

 

Birbirlerini tanıyalı kısa bir zaman olmasına rağmen, önündeki hocanın sınırsız yeteneklere sahip olduğunu söyleyebilirdi. Her hareketinde zarif bir eğilim vardı. Nasıl işe yaramaz biri olabilirdi?

 

“Dünyada, yetenekli olanları kıskanan birçok insan var. Bu tür şeyler hiçbir anlam ifade etmiyor!”

 

Gözlerinden keder ve pişmanlık okunurken, Zhang Xuan gözlerini 45 derece yukarı kaldırdı, dünyanın anlayışsızlığından dert yanıyor gibi duruyordu.

 

Yüz ifadesi yerindeydi, fakat kalbinde argo sözler tefekkür ediyordu.

 

Cennet Yolunun Kütüphanesi olmasaydı, vücudun önceki sahibi göz önüne alındığında, negatif bir puan almamak bile oldukça zordu. Sıfır puan… pek ala yüksek bir skordu zaten!

 

“Ben hocamın lekelenmiş itibarını temizlemeye gönüllüyüm!”

 

Hocasının dünyanın anlayışsızlığı karşısındaki bunalımlı hali, Zheng Yang’ın kalbine dokundu ve kendini böyle bir açıklama yapmaktan alıkoyamadı.

 

“Sorun değil, öğretmen itibarının bir önemi yok. Sen sıkı çalıştığın sürece, ben memnun olacağım. Yatak takımını talep etmek için kimlik tokenini al. Yarın vaktinde sınıfa gel, geç kalmadığına emin ol!”

 

Zhang Xuan’ın havalı davranışlarından sonra, tam olarak öğrencisinin hayranlığını kazanmış gibi göründü. Zheng Yang başıyla onayladı.

 

“Tamam!”

 

Zheng Yang arkasında duran Mo Xiao’yu yanına çekti ve birlikte yürüyerek dışarı çıktılar.

 

“Dört öğrenci!”

 

İkisinin ayrıldığını görünce, Zhang Xuan’ın gözleri heyecanla parladı.

 

Şaşkın genç bayan Wang Ying, iddiadan kazandığın öğrenci Liu Yang, kendini beğenmiş genç hanım Zhao Ya ve mızrak dahisi Zheng Yang.

 

Başlangıçta, bugünün de tıpkı diğer günler gibi olacağını düşünmüştü, tek bir öğrenci bile toplayamadan, gün başarısızlıkla sonuçlanacaktı. Dört tanesini birden sınıfına katmayı başaracağı aklının ucundan bile geçmezdi.

 

“Kimlik tokeni olmadan, öğrenciler gelse bile, yeni öğrencileri kabul edemem. Bu boş zamanı biraz daha kimlik tokeni almak için kullanmalıyım!”

 

Dört öğrenciyi toplamasının üzerine yaşadığı heyecandan kurtulan Zhang Xuan, hiç tokeni kalmadığını fark etti.

 

Bu eşya akademi tarafından veriliyordu. Kötü itibarından dolayı, tokenlerin dağıtımından sorumlu hoca ona sadece dört tane vermişti. Zhang Xuan’ın bunların hepsini kullanamayacağını bile düşünmüştü. Eğer daha fazlasını talep etmezse, yeni gelen öğrenciler olsa bile onları kabul edemeyecekti.

 

Bu tokenler hocanın bilgisini barındırıyordu. Bir öğrencinin üzerine kan akıtarak, tokenin sahipliğini talep etmesi, hocayı akıl hocası olarak kabul ettiği anlamına geliyordu. Öte yandan, dersten ayrılmak isterlerse tek yapılması gereken, hocanın tokenin üzerine bi damla kan akıtmasıydı, böylelikle öğrencinin bilgisi temizlenmiş oluyordu.

 

Ayağa kalktı ve sınıftan dışarı çıktı.

 

Dışarıda güneş ışıl ışıl parlıyordu. Ağacın gölgesine doğru saldıran bir sıcak hava dalgası, insanların bolca terlemesine neden oldu.

 

Çömezler ve onlardan daha üst sınıftakiler akademinin kaldırımlarında yürüyorlardı. Yüzlerinden heyecanlı oldukları okunuyordu.

 

Yeni bir ortama girip, bir hocayı kabul eden birinci sınıflar oldukça sevinçliydi. Diğer taraftan, yeni gelen öğrencilerle uğraşmayı düşünen eski öğrencilerin de yüzü gülümsemeyle doluydu.

 

Kaldırım boyunca yürürken, Zhang Xuan’ın önünde büyük bir altyapı tesisi belirdi. Binanın ortasındaki, asılı duran tahtada iki devasa kelime yazılıydı, ‘Lojistik Binası’!”

 

Bir öğretmenin kimliğini temsil eden tokenler bu binadan temin ediliyordu.

 

“Yo, bu gelen de kim? Bizim ‘yıldız hocamız’ değil mi? Yeni öğrenci toplamak yerine beni ziyarete geliyorsun, ne istiyorsun? Oh, dur tahmin edeyim, hiçbir kimlik tokenini kullanamadın ve onları iade etmek için buradasın!”

 

İçeri girdikten hemen sonra, iğneleyici bir ses Zhang Xuan’ın ağzını aradı.

 

Zhang Xuan başını kaldırdı ve gözünün önüne, yüzü yağlarla dolu tombul bir adam geldi.

 

Bu adam en azından 300-400 kilogram ağırlığındaydı. Uzaktan, devasa bir et topu gibi görünüyordu.

 

“Qian Biao!” Hafızasının derinliklerinden bir isim yükseldi.

 

Qian Biao lojistikten sorumlu hocalardan biriydi. Başkalarının az miktardaki tokenlerini kemirmeyi seven kindar bir adamdı. En alt seviyedeki hoca olarak, Zhang Xuan’ın maaşı çok azdı ve talep edebileceği kaynaklar minimum seviyedeydi. Bu nedenle, Qian Biao ona hiç saygı göstermemişti.

 

Hal böyle olunca, onu rencide etmeyi hobi haline getirmişti. Buluştukları an, her türlü iğneleme ve hakaret havalarda uçardı.

 

Daha önce, Zhang Xuan’ın tokenleri kullanamayacağını ileri sürerek, dört token verdirilmesi bu adamın işiydi.

 

“Kimlik tokenlerimin hepsini kullandım. Onlardan biraz daha almak istiyorum!” Karşı tarafın söylediklerini umursamayan Zhang Xuan sakince konuştu.

 

“Hepsini kullandın mı?” Qian Biao kahkaha patlatmadan önce bir anlığına şaşırdı. “Haha, millet, gelip bir bakın. Akademinin en dibindeki hoca buraya, tüm kimlik tokenlerimi kullandım diye övünmeye gelmiş! Haha, bu hayatım boyunca duyduğum en komik şaka…”

 

“Ona zamanında dört tane kimlik tokeni verdin diye hatırlıyorum! Bitirmiş mi? O? Ne şaka ama!”

 

“Sondan ikinci sıradaki hoca, Sun Yan laoshi şu anda sadece bir öğrencisi olduğunu söyledi. Öğretmen Yeterlilik Sınavından sıfır puan alarak tarih yazan senin, bir öğrenci bile kabul etme ihtimalin var mı? Ne hakkında övünmeye çalışıyorsun?”

 

“Dışarı atın onu. Nasıl olsa, bugünden sonra, kovulacak…” (Ç:N: Tiplere baksana, hepsi birbirinden şerefsiz :D)

 

……

 

Qian Biao’nun bağırmasını duyan lojistik şubedeki birkaç hoca aceleyle geldi. Küçümseyici bir şekilde Zhang Xuan’a baktılar.

 

[En dipte ve Öğretmen Yeterlilik Sınavından fena şekilde çakan bir öğretmen olarak, ne hadle hava atmaya çalışıyor?

 

Senin ismini duyan öğrenciler arkalarına bakmadan kaçar. Seni hocaları olarak kabul etmeleri… Nasıl bir şaka bu?]

 

“Oh, hava attığımı mı söylüyorsun? Pekala, neden bunun üzerine bir iddiaya girmiyoruz?” Zhang Xuan sinirlenmedi. Aksine, gülümsüyordu.

 

“İddia mı? İyi, madem bu kadar çok kaybetmek istiyorsun, isteğini yerine getireceğim. Ne kadar fakir olduğun göz önüne alınırsa, ortaya koyabileceğin bir şey olduğu konusunda şüpheliyim!” Qian Biao her zaman hor gördüğü bu adamın iddiaya girerek onun otoritesine meydan okuyacağını beklemiyordu. Küçümseme içinde kıs kıs güldü.

 

“Fakir olup, olmamam seni ilgilendirmez. Bu iddiayı önerdiğime göre, tabii ki üzerine bahise girmek istediğim bir şeyi ortaya koyacağım!” Zhang Xuan’ın gözleri açıldı.

 

“Oh? Ortaya bir şeyler koyabilecek misin? Geçmişini göz önüne alırsak, ortaya koyacağın şeyler büyük ihtimal kokuşmuş biraz metal ya da buna benzer işe yaramaz bir şey olacak. Bu büyük babanın, yani benim, seninle iddiaya gireceğimi mi düşünüyorsun? Seninle bahse girerek itibarımın zedelenmesine izin veremem!” Qian Biao aşağılayarak açıklama yaptı.

 

Zhang Xuan, tüm akademideki en alt seviyedeki hocaydı ve buna ilaveten en dipteki hoca olduğunu sınav sonuçlarıyla beraber tastiklemişti. Nasıl tek bir öğrenci bile bulamaması şöyle dursun, hiçbir artı özelliği de yoktu. Eğer birisine akademideki en zavallı hocayı göster desen, kesinlikle onu gösterirdi.

 

Günlük hayatında bile çok tutumlu yaşamak zorundaydı, yetiştirme için gereken kaynaklara girmeyelim bile.

 

“Hehe!” Aşağılamaları Zhang Xuan’ın hiç umrunda olmamıştı. Kıkır kıkır güldü ve devam etti, “Üzerine bahse girmek istediğim şey bir hazine veya nesne değil. Bu şey… yüz! Eğer sen kaybedersen, herkesin önünde seni üç kere tokatlayacağım! Ben kaybedersem, beni üç kere tokatlamana müsade edeceğim! Benimle bahse girmeye cesaretin var mı?”

 

“Yüz tokatlamak mı?”

 

Karşı tarafın böyle bir şeyin üzerine iddiaya gireceğini tahmin etmemişti. Qian Biao bunun hakkında tereddüt etmesine engel olamadı.

 

Akademinin en kötü hocası tarafından tokatlanmak, kaybederse yaşamasının bir anlamı kalmayacaktı. Bu utançla yaşamaktansa ölmek isteyecekti.

 

“Nasıl, cesaretin var mı yok mu?” Zhang Xuan ona doğru gülümsedi.

 

“Qian Biao, neyden bu kadar korkuyorsun? Onun ne kalitede birisi olduğu belli!”

 

“Öğretmen Yeterlilik Sınavından sıfırla çakan adam, bir öğrenci bile bulabilir mi? O sadece hayal görüyor!”

 

“O sadece seni korkutmaya çalışıyor. Eğer o dört öğrenci toplayabiliyorsa, benim şu ana kadar birkaç yüz öğrencim olmaz mıydı? Bu seneki öğrenciler kör bile olsa, bu derece kör olduklarını düşünmüyorum!”

 

……

 

Lojistik şubedeki diğer öğretmenler sırıttı.

 

Hiçbiri Zhang Xuan’ın öğrenci toplayabildiğine inanmamıştı.

 

Bu bir domuzun ağaca tırmanması kadar imkansız bir şeydi.

 

“Pekala, sizinle aynı fikirdeyim!” Milletin söylediklerini mantıklı bulan Qian Biao başını onaylar nitelikte salladı.

 

“Geri kalanınız da çok neşeli bir şekilde destek verdiğine göre, hepiniz benimle iddiaya girmeye ne dersiniz? Onunla aynı koşullarla?”

 

Qian Biao’nun onayladığını gören Zhang Xuan, lojistik şubedeki diğer üç hocaya doğru baktı.

 

Biraz önce aşağılayıcı tutumda bulunan bu üç hoca, zaten içlerinden bir tanesi kabul ettiği için, bahse katılma konusunda tereddüt etmediler.

 

“Neden? Yüzün çok kaşındığı için birkaç kez daha mı vurmamızı istiyorsun? İyi, ben varım!” İçlerinden birisi kibirle açıkladı.

 

“Ben de varım!”

 

“Senden kim korkar! Sıfırlık bir hoca olmana rağmen, karşımıza geçip hava attığına göre, ölümünü arıyor olmalısın!”

 

Yüzlerinde bir sırıtmayla beraber üçü de başıyla onayladı.

 

Onlara göre, Zhang Xuan’ın bu iddiayı kaybetmesi garantiydi. Bugün, kesinlikle onun tokatlandığı gün olacaktı!

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 28897 Üye Sayısı
  • 273 Seri Sayısı
  • 39509 Bölüm Sayısı


creator
manga tr