Lms 20.5 : Seulroeo'nun Hikayesi

avatar
474 3

Legendary Moonlight Sculptor - Lms 20.5 : Seulroeo'nun Hikayesi


Çevirmen : Clumsy-nim



“Yüz kere dövülünce ölmeyen canavar yoktur. Saldırın!”

 

Weed bir yandan ölümsüz lejyonuna Kaos Savaşçılarına saldırmalarını emrediyor, bir yandan da lanet büyülerine hazırlık yapıyordu.

 

Baltalı Kaos Savaşçıları yarım düzine ölümsüzü indirmişti ve Weed’in onları başarıyla mağlup etmek için hızlıca lanet büyüsü yapması gerekiyordu.

 

“Karanlık ve nemli hava, ölülerin çürüme kokularını taşıyan rüzgarı üfle.”

 

Bu yalnızca çok sayıda zombinin varlığında kullanılabilecek bir lanet büyüsüydü!

 

Mana, dayanıklılık ve canlılığın yanı sıra çeşitli negatif etkilere yönelik bağışıklığı da azaltıyordu.

 

Weed, iki elini de Kaos Savaşçılarına doğru çevirdi.

 

“Çürüyüş Esintisi!”

 

Büyünün gerçekleşişiyle leş gibi bir koku yayıldı.

 

Ve Ruh Çağıranın kirletici büyüsünün menzilinde olmaları nedeniyle Kaos Savaşçıları, lanetten doğrudan etkilendi.

 

Seoyoon ise önceden bir büyü bağışıklığı hazırlığı yaptığı için etkilenmedi.

 

Ölümsüzler hücumu sürdürse de beklenildiği üzere Kaos Savaşçıları tarafından katlediliyorlardı.

 

Ama buna rağmen çok sayıda zombinin saldırısı, düşmanın sağlık ve dayanıklılığını düzenli bir şekilde azaltıyordu.

 

Kolları bükülü ölümsüzlerin ölüm korkusu olmaksızın körü körüne hücum etmeyi sürdürüşü, düşmanlarının moralinin düşmesiyle sonuçlanıyordu.

 

“Karanlık bulutlar, toplanın ve görme yeteneklerini ellerinden alın. Kör Edici Uğursuzluk!”

 

Diyen Weed lanet büyüsünü Kaos Savaşçılarına yönlendirse de büyü, etki etmekte başarılı olamıyordu.

 

Kaos Savaşçıları, lanetten kaçınabilmek adına aynı saniyede ışınlanmaya başvuruyordu.

 

“Karanlık bulutlar, toplanın ve görme yeteneklerini ellerinden alın. Kör Edici Uğursuzluk!”

 

Ancak Weed Kaos Savaşçılarına lanet büyüsü yollamaktan vazgeçmiyor ve lanetten kaçınmak adına ışınlandıkları andaki hareketlerini gözlemliyordu.

 

Lanet büyüsünün amacı, görme yeteneklerini sınırlandırmaktı.

 

Görüş alanları karanlığa gömüldüğü takdirde Ruh Çağıranı göremezlerdi.

 

Aynı şey düşmanın hareketleri, yoldaşlarının pozisyonu ve yaklaşan büyü saldırıları için de geçerli olurdu ancak etki çok uzun sürmezdi.

 

Weed, bir yandan büyülerinin mana tüketimini takip ederken bir yandan da Kaos Savaşçılarının ışınlanma modellerini ezberliyordu.

 

“Şimdi ayrı düştüler işte!”

 

Derken Kaos Savaşçıları ansızın ölümsüz lejyonunu ateşe verdi.

 

Ölümsüzler, alevli baltaların isabet edişiyle yok ediliyordu.

 

Kaos Savaşçıları baltalarını yere indirdiğinde alevli duvarlar yükseliyordu.

 

Bu saldırıların sağladığı saldırı ve savunma sayesinde de savaş daha da zorlu bir hal alıyordu.

 

Ölümsüz lejyonunu korurken lanet büyüsü yapmak epey manaya mal oluyordu ve Weed, daha fazlasının ziyan olmasına göz yumamazdı.

 

“Ama artık nasıl karşı saldırı gerçekleştireceğimi biliyorum. İskelet Büyücüler, Okçular, saldırın!”

 

Büyü ve oklar, alevli duvarları üreten Kaos Savaşçılarına odaklandı.

 

Seoyoon, Tori ve Sarı Oğlanın üzerindeki Van Hawk ise kalan 5 Kaos Savaşçısına hücum etti.

 

Düşmanlar ışınlanmaya başvurduğu saniyede lanet büyüsü çoktan hazırlanmıştı.

 

Ve her birinin büyük ihtimalle yeniden görüneceği noktalar belirlenmişti!

 

“Kör Edici Uğursuzluk!”

 

İskelet Büyücüler ve Okçular, olası bölgeleri hedef aldı.

 

Ve o noktalar oklar, büyü ve lanetlerle bombardımana uğradı.

 

Kaos Savaşçılarıysa yeniden görünür hale gelir gelmez lanete maruz kaldı ve gözlerini koyu mavi bir pus kapladı.

 

“İki!”

 

İki tanesi başarıyla etkilenmişti.

 

“Saldırmaya yoğunlaşın.”

 

Lanetlenen Kaos Savaşçıları, saldırılarını İskelet Büyücüler ve Okçulara odakladı.

 

Ruh Çağıranlar yalnızca büyüler ve ölümsüzlerden faydalansalar da durumu değerlendirip hızlı karar almaları da gerekirdi.

 

Lanetlenen iki Kaos Savaşçısı, gözlerinin puslanışı nedeniyle oklardan ve büyülerden kaçınamıyordu.

 

İskelet Büyücü ve Okçuların saldırıları nihayet etki ediyordu.

 

8 Kaos Savaşçısıyla çarpışmak bir hayli zordu.

 

Ölümsüz sayısını büyük ölçüde azaltıyor olmaları korkutucuydu.

 

Ölümsüz sayısı azalmaya devam ederken Tori, Seoyoon ve Van Hawk üçlüsü birer Kaos Savaşçısıyla çarpışıyordu.

 

Geumini de saldırılarını tek bir noktada yoğunlaştırmalarına yardımcı olmak adına bir İskelet Okçu birliğine liderlik ediyordu.

 

“Sanırım vakit geldi.”

 

İki Kaos Savaşçısının sağlığı büyük oranda azalmıştı.

 

“5, 4, 3, 2, 1. Şimdi!”

 

Sağlıkları üçte bire indiği esnada Weed, lanet büyülerini gerçekleştirebilmek adına mana toplamaya başladı.

 

“Karanlık bulutlar, toplanın ve görme yeteneklerini ellerinden alın. Kör Edici Uğursuzluk!”

 

Büyü bir kez daha halihazırda güçsüzleşmiş Kaos Savaşçılarını hedefledi!

 

Ve ilk etapta etkilerini fark etmek zor olsa da Kaos Savaşçıları kendilerini ölümsüz lejyonuna doğru ışınladığında lanet büyüsü etkilerini göstermiş oldu.

 

Yani lanet büyüsü bir kez daha Kaos Savaşçılarını başarıyla etkiledi!

 

Gerçi ölümsüzlerin dörtte biri bu süreçte mağlup edilmişti.

 

“Zombileri yakın! Kendinizi gereksiz yere feda etmeyin. Saldırın!”

 

Saldırılarını tek bir bölgeye odaklamaya başlıyorlardı.

 

Kaos Savaşçıları güçlü bir yoldaşlık sergiliyordu.

 

“Saldırılarınızı güçsüzleşmiş düşmanlardan birine odaklayın.”

 

“Peki, golgolgol!”

 

Bu da Kaos Savaşçılarının davranış kalıplarından yararlanan bir saldırı metoduydu!

 

Seoyoon’un çarpıştığı Kaos Savaşçısı, ünlenmiş bir canavardı.

 

Ve müttefiklerinin tehlikede olduğunu tespit eder etmez ışınlanmaya çalışmış ancak başarılı olamamıştı.

 

Bu da Vahşi Savaşçıların düşmanlarını savaşmaya devam etmeye zorlamak ve kaçmalarına mani olmak için kullandıkları yeteneklerden biriydi.

 

Seoyoon kılıç becerilerini konuşturarak savaşıyor ancak savaş süregelirken bölge, alev kırmızısının saldırısına uğruyordu.

 

Sağlığı ve manası azalan Vahşi Savaşçıysa düşmanına acımasızca saldırmaya devam ediyordu.

 

Kılıcıyla darbe üstüne darbe indiriyor, ileri düzey kılıç yeteneği dur durak bilmeksizin saldırmasına müsaade ediyordu.

 

Baltasını kuşanmış Kaos Savaşçısı savunma yapmaya zorlanıyordu.

 

Etrafları alev denizine dönüşse de Seoyoon zerre kadar umursamıyordu.

 

Düşman, Vahşi Savaşçının sağlığı sıfıra düşene dek kaçamayacağı bu mücadeleye devam etmek zorundaydı.

 

Aynısı Vahşi Savaşçının kendisi için de geçerliydi, yani savaşın taraflardan biri ölene dek devam etmesi zorunluluğuyla gerçekten son derece tehlikeli bir meslekti.

 

- Kaos Savaşçısı mağlup edildi.

- Başarılı av neticesinde Seoyoon ve grup üyelerinin Şöhreti 2 yükseldi.

- Tecrübe kazanıldı.

 

Başarılı bir Kaos Savaşçısı avıydı!

 

Weed avın başında grubuna, Kaos Savaşçılarının belirli miktarda hasar aldıktan sonra ışınlanma yoluyla diğer Kaos Savaşçılarıyla bir araya gelme eğiliminde olduğunu açıklamıştı.

 

“Temkinli olmak zorundasınız, ölmek üzere olduklarında daha da tehlikeli hale geliyorlar. Dikkatsizliğin sonu yalnızca ölüm olur. Ölümsüzler yeniden ayaklandırılabildikleri için feda edilebilecek olsalar da hayat bahşedilmiş heykellerden biri ölürse büyük bir kayıp veririz. Onlarla çarpışırken bir kaçış rotası hazırlamalısınız.”

 

Weed bu nutku tam 17 kez tekrarlamıştı.

 

An itibarıyla Seoyoon başka bir Kaos Savaşçısıyla çarpışıyordu, sağlığı esas değerinin yarısına indiğindeyse güçlü bir saldırı gerçekleştirdi.

 

Bir Vahşi Savaşçının eşsiz yeteneği, sıradan yeteneklerin harcadığının iki katı mana harcayarak saldırılarının hasarını arttırabilmekti.

 

Hareketlerini takip etmenin zor olduğu bir evreye girdiklerinde yeteneklerini kullanırken yaşadıkları gecikme yarıya iniyordu, bu da Vahşi Savaşçılığa has özelliklerdendi.

 

Saldırılarının doğurduğu hasar, Kaos Savaşçısı avını büyük ölçüde hızlandırıyordu.

 

Weed’in desteği olmasa bile zindanlar ve avlanma sahalarını bir başına canavarlardan arındırabileceği kesindi.

 

Elbette Seoyoon bir hayli becerikli olsa da buradaki başarısı büyük oranda Weed’in nutku sayesindeydi.

 

Weed’in de çoktan açıklamasını yapmış olduğu için onun adına endişe duymasına gerek yoktu.

 

Hatta kendisini 17 defa dinlediği için onunla gizliden gizliye gurur bile duyuyordu.

 

Artık bir Kaos Savaşçısı eksilmiş, ikisi de ölüme çok yaklaşmıştı!

 

Weed, bu savaşı kazanabileceklerine inanıyordu.

 

‘Ölümsüzler düşündüğümden daha az hasar aldı.’

 

Ölümsüz lejyonu %30 kadar ufalsa da Ölü Şövalye ve dengi birlikler hala iyi durumdaydı.

 

Elde edilen Kaos Savaşçısı cesetleri Weed için çok faydalıydı.

 

4. aşama ölümsüz çağırma büyüsü.

 

Bir cesedi diriltmek için çokça mana gerekliydi.

 

“Cehennemin derinlerine düşen savaşçının ruhu, gel de bu bedenden faydalan. Ölüler Dirilsin!”

 

Böylece cesetten ölümsüz bir Kaos Savaşçısı üretildi.

 

Hayatta olduğu haline benzese de gözlerinde koyu mavi bir ışıltı taşıyordu.

 

****

 

Bir savaşçının, Nayideo’nun ruhu çağrıldı.

Versailles kıtası tarihine adını yazdıramadan ölen Paralı asker Nayideo'nun hayaleti!

Nayideo iyi becerilere sahipti ve sayısız savaştan sağ çıkmıştı ancak en nihayetinde bir zindan keşfi esnasında hayatını kaybetti.

Zindan keşfine önderlik eden asiller ise Nayideo’nun ailesine kayıplarının bedelini ödemedi.

Nayideo ihmal edildi ve ruhu, asillere büyük bir nefret beslemeye başladı.

Özelikler

Savaşçı, Paralı Asker, zindanlardan korkuyor, asillerden nefret ediyor, farklı türlerde silahlar kullanabiliyor.

 

****

 

Bir Kaos Savaşçısının tüm fiziksel kabiliyetlerine sahipti!

 

İki Kaos Savaşçısı yaralı iki müttefiklerini korumak adına geride kalmıştı.

 

Diğer üçlüyse ölümsüz lejyonunun arasına ışınlanmıştı ve onları ateşe veriyorlardı.

 

Seoyoon bir tanesiyle savaşmakla sorumluyken Tori ve Sarı Oğlanın üzerindeki Van Hawk da bir başkasına hücum ediyordu.

 

Artık isimli ölümsüze komut verme vakti gelmişti.

 

“Sana yalnızca Kaos Savaşçısı diyeceğim. Hadi git de Vampir Lordu Tori’nin kovaladığı düşmanın icabına bak.”

 

“Emredersiniz. Lordum.”

 

Ölümsüz Kaos Savaşçısı Nayideo, anında yaklaşıp düşman Kaos Savaşçısına saldırmak adına ışınlandı.

 

Ateş baltası ateş baltasına karşıydı, o iki silahın her buluşmasında kıvılcımlar çıkıyor, patlamalar gerçekleşiyordu.

 

Bir Kaos Savaşçısıyla çarpışmak zor olsa da ölümsüz Nayideo, savaşta üstünlük elde etmesini sağlayacak sınırsız dayanıklılığa sahipti.

 

Düşman ışınlansa bile kendisi de ışınlanarak takip edebiliyordu.

 

İkili, bir yandan ışınlanarak 5-6 kez çarpışmıştı bile!

 

“Tori, sen de Van Hawk’la birlikte çarpış!”

 

“Ama ben o herifin işini bitirmek istiyorum.”

 

“Savaş esnasında emirlerime itaatsizlik mi ediyorsun? Seni dövmem mi gerekiyor? Yoksa öldürmem mi? Hangisini tercih edersin?”

 

“Efendimin emirlerine itaat edeceğim!”

 

Weed Nayideo’nun tek başına bir düşmanla çarpışmasına izin verirken geri kalanların sorumluluğunu üstlenmişti.

 

Tori, tek başına Kaos Savaşçısıyla çarpışmakta zorlanıyordu.

 

Ancak Tori, Van Hawk ve Sarı Oğlanın güçlerini birleştirmesiyle Kaos Savaşçısıyla gerçekleştirdikleri çarpışma kolaylaşmıştı.

 

Çağrılan ölümsüzler seviye atlamasa da düşmana tecrübe kazandırıyorlardı.

 

“Sonrasında Kaos Savaşçılarını yenmek çok daha zor olacak ama kesinlikle bundan daha fazla tecrübe kazanacağım.”

 

Weed, gelişim beklentisinden oldukça mutluydu!

 

Güvenlik payını arttırmak adına düşmana saldıracak bir birim daha eklemişti.

 

İskelet Büyücüler ve Okçularla dolu bir birime öncülük eden Geumini ve diğer ölümsüzler düşmanı avlarken çok geçmeden de Van Hawk son darbeyi indirdi.

 

Sarı Oğlanın üzerinde muazzam bir hızla ilerlerken sergilediği kılıç oyunuyla Kaos Savaşçısının kafasını kesti.

 

“Aferin!”

 

İki ölümsüz daha ölürken Seoyoon da bir başkasını mağlup etti.

 

Artık geriye yalnızca beş düşman kalmıştı ve ikisi yaralıydı.

 

Hatta birinin yaraları ağır, ölümü yakındı.

 

Saldırma ihtiyacı bile duyulmayan bir durumdu.

 

“Yırtılma!”

 

Basit bir lanet büyüsü.

 

Yaralardan akmaya devam eden kanla hem sağlık hem de dayanıklılık düşüyordu.

 

“Ölü Diriltme için kullandığım mananın bir kısmı daha geri geldi.”

 

Weed’in kalan beş mücadelesi de başarıyla sona yaklaşıyordu.

 

Ortam heyecanla dolup taşıyordu.

 

Weed çenesini açıyor, Seoyoon kulaklarını tıkıyordu.

 

Weed şarkı söylüyordu!

 

“Bana düşmanlarımın cesetlerini verin! Ölümsüzlerin Lordudur adım benim! Ölümsüzlerin şanlı gücünün sonu olacaktır savaşta galibiyetim!”

 

Böylece çaresizlik içerisindeki Kaos Savaşçıları kaçmaya çalışsa da sonuç olarak ölümden kaçmaları mümkün olmadı.

 

****

 

Bir grup Kaos Savaşçısı avlandı.

Saygınlık 24 yükseldi.

Las Phalanx öncülüğü %0.3 yükseldi. Öncülerin adapte olma kabiliyetinde %100 artış görülür.

Bölgedeki canavarlarla baş ederken sergilenen savunma ve direnç yükseldi. Zindan keşifleriyle öncülük geliştirilebilir.

Savaş tecrübesi gereği ateş direnci takip eden 100 gün boyunca %1.7 yükselecek.

Avlanmaya devam ettikçe dirençteki artış gelişebilir.

Ateş direnci geliştikçe sağlıktaki kötüye gidiş azaltılabilir.

Kaos Savaşçılarının düşmanlığı arttı. Ateş Devlerine olan aşinalık yükseldi.

 

****

 

Öncülüğün avlanma sahalarında o kadar yararı dokunurdu ki ayrılmak dahi istemezdiniz.

 

Fakat volkanik patlamalar nedeniyle avlanma iyice sıkıcı ve zorlu bir hal aldığı için öncülüğün yeterince büyük bir etkisi dokunmuyordu.

 

“Ateş direnci ve Ateş Devleriyle aşinalık.”

 

Weed, bir zindanın ortasında uyanıp da yanı başında bir Ateş Devi bulmak tarzında pek çok keşif macerası videosu izlemişti.

 

Volkanik patlamalarla birleşen lav akıntıları içindeki Ateş Devlerinin gücü kesinlikle Hidra Kralının zehrinin ötesindeydi.

 

“Emin olmasam da ileride faydası dokunabilir. Öyle olursa da harika olur.”

 

Weed pozitif düşünmekte kararlıydı.

 

Ve ölü Kaos Savaşçılarının etrafına öğeler saçılmıştı.

 

“En heyecan verici an geldi.”

 

Kişinin öğeleri kontrol ederken sakin kalması ve boş düşüncelerden kurtulması gerekirdi.

 

“Lütfen piyango vursun.”

 

İlk Kaos Savaşçısının öldüğü yerde biraz altın, biraz mineral ve boynuzlu bir miğfer vardı.

 

Miğfer, kuvvet ve güce katkıda bulunan pek çok iyi seçenek sunuyordu fakat yalnızca Cüceler tarafından kullanılabiliyordu ve seviye limiti 440tı.

 

“Elimize geçen ikinci şey…”

 

Kazanılan ekipmanlar, arzulanacak cinsten değildi.

 

Yalnızca Kaos Savaşçıları tarafından kullanılan silah ve zırhlar, meşaleler, mutfak eşyaları ve birkaç ateş topu.

 

“Tanımla!”

 

****

 

Alev Küreleri

Dayanıklılık: 3/3 . Patlayıcı Güç: 205

Dikkatli taşınmalı. Mührü kaldırıp fırlatmanız patlamasını sağlar.

Düşük alev dirençli canavarlara büyük hasar verebilir, ayrıca bina ve arazileri yok etmek için kullanılabilir.

 

****

 

Oldukça değerli bir kazanımdı ve yalnızca Seoyoon ile kendisi arasında bölüştürerek heba edemezdi.

 

Bu öğe, duruma bağlı olarak büyük ölçüde iş görebilirdi.

 

“Hmm, bu öğe adil bir şekilde dağıtılmalı. Madem altı alev küresi var, öyleyse altımız da birer tane alacağız.”

 

Weed, Sarı Oğlan, Geumini, Tori, Van Hawk ve Seoyoon.

 

Weed, küreleri bu şekilde dağıtmasına rağmen Seoyoon’dan herhangi bir şikayet işitmedi.

 

Adaletsiz denilebilecek bir dağıtım olsa da genç kız, öğeye yönelik bir takıntıya sahipmiş gibi görünmüyordu.

 

Av esnasında canavarlarla doğrudan çarpışıyor ama onlardan düşen öğelere ilgi göstermiyordu.

 

Kendinden utanan Weed, ona 2 küre vermekte karar kıldı.

 

“Çok sıkı çalıştığın için payımı sana vereceğim.”

 

Tori, Van Hawk, Sarı Oğlan ve Geumini, bir süre sonra elde edilen alev kürelerine bakmanın etkisinden kurtuldu.

 

Üçüncü ve yedinci Kaos Savaşçılarının öldüğü noktada mavi baltalar ışıldıyordu.

 

Bunu gören Weed’in kalbi bir anda küt küt atmaya başladı.

 

“Nihayet… Elle tutulur bir şey, bir balta.”

 

‘Öğe ararken dikkatsizlik etmemeliyim.’

 

Diye düşünen Weed, duygu dolu bir halde baltaya yaklaşırken yerdeki diğer ganimetleri de toparladı.

 

“Tanımla!”

 

****

 

Kaos Baltası

Saldırı: 175 – 191

Dayanıklılık: 130/130

Las Phalanx savaşçılarının baltası. Metal ve mineral karışımından yaratılan bu silah, bir kaos aurası yayar.

Kısıtlamalar

Yalnızca dövüşle ilişkili meslekler.

İleri Düzey Balta Uzmanlığı gerekli.

Kuvvet 1,300 ve üzerinde olmalı.

Minimum seviye limiti 420.

Seçenekler

Güçsüz defanslı düşmanlara ölümcül bir darbe indirilebilir.

Ardışık bir dizi ölümcül darbe indirilebilir.

%3 mana emilimine sahip.

Baltaya yerleşmiş kaos aurası, kısa mesafeli ışınlanmaya imkan tanır.

 

****

 

“Bingo!”

 

Eşsiz bir öğe belirmişti!

 

Balta, yüksek yıkıcı güce sahip ağır bir silahtı.

 

Kılıçlar çok yönlü olsalar da baltalar silah olarak çok daha fazla hasar verirlerdi.

 

Elbette kısa boyları ve kullanım zorlukları gereği dezavantajları da vardı ama bir oyuncunun balta kullanması avlanmayı hızlandırabilirdi.

 

Ve Savaşçı sınıfı oyuncular arasında pek çok balta kullanıcısı bulunuyordu.

 

“Harika.”

 

Ganimetler arasında bahse değer tek şey olan alev kürelerine iki balta da eklenmişti.

 

Weed, kalan cesetlerde de Ölü Diriltme kullandı.

 

Ve 8 yeni ölümsüzü idare etmek manasının %30unu tüketti.

 

Weed’in yetenekleri çok mana tüketse de kuşandığı öğelerin sağladığı mana yenilenme artışıyla bunu telafi ediyordu.

 

Artık yeniden Las Phalanx volkanına tırmanıp Kaos Savaşçılarını avlama vaktiydi!

 

Üst sınıf Ölümsüz Kaos Savaşçıları ve son savaşın getirdiği tecrübe puanları sayesinde bu seferki av çok daha kolay oldu.

 

Bir balta ile 14 alev küresi elde edildi!

 

Fakat Weed’in kaşları çatıktı.

 

“Kaos Savaşçılarının baltası harika bir silah ama düşme oranı pek yüksek değil. Epey nadir bir öğeymiş.”

 

Üst düzey kullanıcıların sayısı sınırlıydı.

 

Bu baltanın düşme oranı az olmasaydı değeri bu kadar yüksek olmayabilirdi.

 

“Tek bir yol var. Avlanacak ve bir sürü balta toplayarak türünün ilk örnekleri olarak satacağım.”

 

Kullanan ilk kişi olma garantisi, bir şeyi satmanın en iyi yoluydu.

 

Kaos Savaşçıları püskürtüldükçe ölümsüz lejyonu çarpıcı bir küçülme yaşıyordu.

 

Yerlerineyse Ölü Diriltme yoluyla üst sınıf ölümsüzler getiriliyordu.

 

Ruh Çağıran 4. aşama ölümsüz çağırma büyüsünün seviyesi hala düşüktü. Weed’in ölümsüzlerinin geçimini sağlamaya devam etmesi gerekiyordu.

 

Mana tüketimi fazla olsa da nitelik nicelikten daha iyiydi.

 

Ayrıca getirilen ölümsüzler de düşman Kaos Savaşçılarını kovalamakta bir hayli faydası dokunan ışınlanma kabiliyetini koruyordu.

 

Artık Weed’in etrafı 20 Ölümsüz Kaos Savaşçısıyla çevrelenmişti!

 

O noktada Ermeni Korsanlarının ortadan kaldırıldığı noktayı gözlemlemek için Heykel Dönüşümü aracılığıyla bir kargaya dönüştü.

 

Aslında bölgeyi gözlemleme işini Niflheim İmparatorluğundan gelen Altın Kuş üstlenmeliydi ama nedense iş birliğine yanaşmıyordu.

 

“Yeterince yaklaşmış olmalıyım.”

 

Weed dolaşırken Sarı Oğlan da toprağı eşeleyip kokluyordu.

 

Deprem nedeniyle arazinin üst üste geldiği bölgeye Ermeni Korsanlarının cesetleri saçılmıştı.

 

Ölü bedenlerin arasındaysa üst sınıfa mahsus cüppeli bir beden bulunuyordu.

 

“İşte aradığımız adam.”

 

Weed’in içgüdüleri sağlamdı.

 

O cüppeli beden, Las Phalanx görevinde uzun bir yol kat ettikten sonra bulması gereken kişiye aitti.

 

“Bu görev saçmalık derecesinde zor çıktı.”

 

O Kaos Savaşçılarını avlarken pek de uzak olmayan bir mesafeden Tair Porsukları ve Babalar da ağır ağır yaklaşıyordu.

 

“Bu Oymacılık görevinin zorluk seviyesi akıl almaz düzeyde.”

 

Bir Oymacı, yüksek seviyeli silah arkadaşları olmadıkça kesinlikle bu noktaya ulaşamazdı.

 

İşte o anda Weed’in aklına bir fikir geldi!

 

“Acaba bu görevde heykellerden faydalanmak zorunda olabilir miyim?”

 

Görevin 1. aşamasında Embinyu Kilisesiyle çarpışması gerekmiş, bu noktaya gelmek için Heykel Dönüşümü kabiliyetinden bile faydalanmak zorunda kalmıştı!

 

Yani bir Oymacı bir şekilde tek başına Las Phalanx’a gelmeyi başarsa bile mesleğin sunduğu düşük dövüş kabiliyeti gereği zorlanırdı.

 

Fakat Oymacının Mirası buradaydı.

 

Heykele Hayat Bahşetme!

 

“Demek bu görev beni merhum İmparator Geihar’ın geride bıraktığı heykelleri elde etmem için buraya getirdi.”

 

Standart olan, heykel yapmayı ahşapla yapılan pratiklerle öğrenmekti ancak Weed’in heykel sanatını Heykellerin Hatıraları aracılığıyla merhum İmparator Geihar’dan öğrenmesi gerekiyordu.

 

Oymacının Mirasına hayat bahşetmek zorundaydı!

 

Onlar Versailles Kıtasının başlangıcında var olan hayat bahşedilmiş heykellerdi.

 

Ayakta kalmayı başaran heykellerin her biri birer sanat eseriydi.

 

Sarı Oğlan sessizce otururken Weed ona doğru yürüyerek kafasını okşadı.

 

'Bu herif ve Geumini işe yaramıyor, o heykellerden 10-20 tanesi çok daha faydalı olurdu!'

 

Sanat eseri heykeller.

 

Oymacının Mirasını, yani merhum imparator Geihar’ın eserlerini beklenmedik bir şekilde karşısında bulmuştu.

 

Yalnızca heykellere hayat bahşedebilmek adına bitkin bir bedenle Las Phalanx’a gelme mücadelesi veren oymacı, işte bu dokunaklı hikayenin sonuyla birlikte görev de sonlanırdı.

 

Ama nedense Weed, bir Ruh Çağıran oldu olalı Altın Kuşla samimiyetini arttıramamıştı.

 

“Yo, yo, öyle olamaz.”

 

Weed kafasını kuvvetle sallayarak bu ihtimali reddetti.

 

“Bu saçmalığın ta kendisi. Yalnızca tahminlerde bulunuyorum, o tahminlerin doğru çıkması mümkün olamaz, değil mi?”

 

Dünya bir ölümsüze yaklaşma fikrinden kesinlikle hoşlanmasa da Weed, sıradan insanlar gibi düşünebilen biri değildi.

 

Eylemlerinin seyri gereği Liç Shire’a dönüşmek ve kendisine Deoreol ismi vererek hayalet geminin kaptanı olmak zorunda kalmış, sonra da heykeli modifiye ederek Liç Shire dönüşümünü geliştirmişti.

 

Ve avlanırken bundan faydalanmıştı.

 

“Mevzu bu olmamalı. Hayat bahşedilen heykellerin işe yaraması ve efendilerine minnet duyması çok doğal. Peki ya benim hayat bahşettiklerim nasıl karşılık vermeli?”

 

Möööööööö!

 

Sarı Oğlan bağıra bağıra yerde ayaklarını sürürken Geumini ansızın elinde bir yayla nöbet tutmaya başladı. Onlar, hayat bahşedilen heykellerin canlı kanıtlarıydı.

 

Weed sanat istatistiği ve seviyedeki düşüş nedeniyle heykellerine aktif olarak hayat bahşetmiyordu fakat bu görev için kesin olarak gerekli bir faktördü.

 

Bu görevi tamamlamak adına Oymacının Mirasına hayat bahşedilmeliydi ancak bunun için feda etmesi gereken seviye miktarı Weed’i endişelendiriyordu.

 

Daimi bir kar zarar endişesi taşıyordu!

 

Peki bu zorlu görev uğruna çektiği çileler, sonunda alacağı ödüle değmez miydi?

 

“Keoheoheoheom! Neyse, hedefime ulaştığımda neler olacağını göreceğiz.”

 

Akılsız başın cezasını ayaklar çeker derlerdi.

 

Weed’in bu sözün anlamını eylemleri aracılığıyla idrak etmesi bir hayli acınasıydı.

 

Weed, endişelerini dindirerek ellerini uzattı.

 

- Kuştüyü Cüppe elde ettiniz.

- Alev Devinin Gözünü elde ettiniz.

 

Cüppe pahalı bir öğeydi. Göreve dair bir öğe olması kaybolmayacağı anlamına geliyordu, yani daha sonrasında birilerinin eline geçebileceği için şu anda toplamak gerekiyordu.

 

Cüppenin altındaysa bir heykelcik yer alıyordu.

 

Figürü Altın Kuşa çok benziyordu ve üzerinde fazlasıyla toz toprak birikmişti.

 

Weed, bir mataradan su dökerek heykelciği yıkadı.

 

Ve güzelim gümüşi rengi açığa çıktı. Platin ve mitril karışımından yapılmış bir heykeldi.

 

Kkirururu!

 

Kayıp partnerini bulan Altın Kuş ansızın heykele doğru koşturarak kafasını ovuşturdu. Sonra da yalvarırmış gibi görünen gözlerini Weed’e çevirdi.

 

'Ne?'

 

Weed heykelciği kontrol etmekte karar kıldı.

 

“Görevin sonlanışı… Tanımla!”

 

****

 

Ahreupen İmparatorluğu Mührü, Gizemli Kuş

Dayanıklılık: 130/130

Versailles Kıtasını zarafetle yöneten Ahreupen İmparatorluğunun İmparatorluk Hanedanının otoritesini sembolize eder.

Altın Kuş Senoria Ruseroni ile birlikte çift olarak üretilmiştir. Usta bir oymacının elinden çıkma.

Sanatsal Değer: 51,300

Seçenekler

Şöhret +4,500.

Asalet +150.

Onur +90.

Karizma +45.

Cazibe +100.

Liderlik ve karizma menzilini etkiler.

Pozitif bir etkisi vardır. Kadın sakinlerle olan aşinalığı arttırır.

Süs olarak kullanıldığı takdirde asillerin sadakatinde %15 artış görülür.

Yönetme etkisi bulunur. Diplomatik avantajda %5 artış sağlar.

Bir kuşatma veya büyük ölçekli saldırıya maruz kalındığında şansı %30 arttırır.

Gizemli bir sis çağırma imkanı tanır. Sise zarar verilemez.

Tarihi bir hazinenin, Ahreupen İmparatorluğu Mühürlerinden birinin bulunması neticesinde Sanat istatistiği 51 yükseldi.

 

****

 

Derken kıymetli Ahreupen İmparatorluğu Mührünün hikayesi akmaya başladı.

 

****

 

Baş Büyücü Seulroeo.

 

Canavarlar tarafından yakıldığı sırada Niflheim İmparatorluğu Sarayına gelmişti.

 

O anda İmparatorluk Sarayı yoğun sislerle sarılmıştı!

 

Onurlu İmparatorluk Şövalyeleri pusu kurmak için bekliyordu ancak bol miktarda manaya sahip olan Seulroeo onları havaya uçurmuştu.

 

Gizemli Kuşun hikayesi!

 

Seulroeo bulunduğu yerden tüm bölgeyi gözlemleyebiliyordu.

 

Niflheim İmparatorluğunun görkemli Başkenti Mordred, canavarlar tarafından ayaklar altına alınıyor ve yok ediliyordu.

 

Canavarlara komuta edenlerse Embinyu Rahipleri ve Barbar Paralı Askerlerdi.

 

İmparatorluk Sarayı çevresinde dolaşan Seulroeo, İmparatorluk Köşkünün zemininde mühürlenmiş iki kılıç bulmuştu.

 

Birinin üzerine bulutlar ve şimşekler çizilmişti, diğeriyse kınsız, kırmızı bir kılıçtı!

 

Bu olay sonrasında Seulroeo, denize giderek bir korsan tayfasının kaptanı olmuştu.

 

Ardından üzerinde bulutlar ve şimşekler olan kılıcı Kara Denize fırlatmış ve tam donanımlı korsan tayfasıyla birlikte Las Phalanx’a varmıştı.

 

Ama ani bir zehir saldırısı hepsini tarihten silmişti!

 

-Heykelin yansıttığı sahne devam ediyordu-

 

Geçen uzun bir sürenin sonundaysa genç bir Kaos Savaşçısı eline bir kılıç almıştı.

 

Ve o anda yakınlardaki bir zindanın girişine ilerlemişti.

 

*Ding!*

 

****

 

Niflheim İmparatorluğu Temsilcileri (2) tamamlandı!

Baş Büyücü Seulroeo, Embinyu Kilisesi ile komplo kurarak Niflheim İmparatorluğunun çöküşünde büyük bir rol oynadı.

Öldürülen öğrencileri ve ailesi için intikam almak istedi lakin bu, eylemlerini haklı çıkarmıyor.

Seulroeo, Al Yıldız kılıcını ele geçirdi.

Bir Al Ejder büyüsüyle yapılan kılıcın dünyaya nasıl geldiğiyse hala bilinmiyor.  

Görev ödülü olarak Şöhret 3,600 arttı.

Macera ödülü olarak tüm istatistikler 5 yükseldi.

20 bonus istatistik elde edildi. Arzu edilen istatistikler arasında dağıtılabilir.

Unvan kazanıldı! Kutup Bölgesi Kaşifi.

Ayağınızı bastığınız topraklarda hiç kimse sizi durduramaz.

Bu unvanın bahşedilme sebebi, kıtanın yasaklı bölgelerden birindeki zorlu bir görevin tamamlanması!

Engebeli arazilerde yürürken gerçekleşen dayanıklılık tüketimi %60 azalacak.

Yasaklı bölgelerde direnç %10 artacak.

Yetenek etkilerinde de %7 artış söz konusu.

 

****

 

İstatistiklerdeki artış, gizemli heykeli bulmanın karşılığıydı. Ayrıca S sınıfı görevin son aşaması da açığa çıkmıştı.

 

*Ding!*

 

****

 

Al Yıldızın Geri Kazanımı (3)

Genç bir Kaos Savaşçısının kullandığı, oldukça tehlikeli bir kılıç.

Oyuncu bir Ejderha tarafından yaratılmış, içerisinde uçsuz bucaksız bir mana mühürlü.

Bir Kadim Büyücü tarafından Las Phalanx’ta bırakılan büyü çemberine götürüldüğünde ona sahip olan canavar muazzam bir güç kazanacak.

Imbeol’un Çemberi, Las Phalanx’ın en derin kısmında yer alıyor.

Al Yıldızı, büyü çemberinin gücünü özümsemeden önce, olabildiğince hızlı şekilde geri kazanın.

Görev başarılı olursa kuzey ırklarının takdirini kazanabileceksiniz.

Zorluk: S

Görev Kısıtlamaları: 3 aşamalı bir görevin son aşaması. Yalnızca İleri Düzey Oymacılık yeteneğine sahip Oymacılara mahsus.

Görevi kabul ederseniz Seulroeo’nun hikayesini izleyebilirsiniz.

 

****

 

Weed bu noktaya dek gelmiş olduğu için anında başını sallayarak onay verdi.

 

“Ay Yıldızı benim yapacağım… Yo, huzuru koruyacağım.”

 

-Görevi kabul ettiniz.

 

****

 

Niflheim İmparatorluğunda Seulroeo isimli yükselen bir dahi, genç bir büyücü mevcuttu.

 

Başladığı her araştırmada başarılı olurdu.

 

İstilacı canavarlara karşı çıkan ilk kişiydi. Ayrıca insan olmayan pek çok ırkla da tanışıklığı vardı.

 

Ve Letia Evelynn isminde etkileyici bir nişanlıya sahipti.

 

“Sen benim için teksin. Seninle olmak için her şeye katlanırım.”

 

Seulroeo, Letia’ya evlenme sözü vererek Niflheim İmparatorluğu Aristokrasisine katılmıştı.  

 

Bir kahramanın tipik özelliklerine sahipti.

 

Yakışıklı bir yüz, hoş bir ev, güzel bir nişanlı ve büyü donanımı.

 

Seulroeo’ya arkadaşlarını bile kıskandıracak kadar çok armağan bahşedilmişti!

 

“İmparatorluk Hükmüyle Seulroeo, bir ay içerisinde dış bölgelerdeki canavarların kökünü kurutmak için orduya katılacak.”

 

“Kabul ediyorum.”

 

Seulroeo, orduyla birlikte büyüsünü kullanarak dış bölgelerde çok sayıda canavar öldürmüştü.

 

-Weed, video aracılığıyla şimdiye nesli tükenmiş devasa canavarların güçlü büyülerle ezilip geçilişini izliyordu-

 

Bu görev sonrası Seulroeo, takdire şayan başarısı karşılığında büyük bir ödül umarak başkente dönmüştü.

 

“İhanet gerekçisiyle Letia’nın ailesi idam edildi.”

 

Nişanlısının evi paramparça edilmişti.

 

Kanıtlar fazla bariz olduğu için çaresiz kalan Seulroeo’ysa hiçbir şey yapamamıştı.

 

Seulroeo, nişanlısının mezarının başında hıçkıra hıçkıra ağlamıştı.

 

Sonra da yası gereği büyüsüyle birlikte laboratuvarında inzivaya çekilmişti.

 

Niflheim İmparatorluğundan intikam almaktansa dünyayla olan tüm ilişkisini kesmiş ve büyü araştırmalarına dalmıştı.

 

Ve böylece birkaç mevsim geride kalmıştı.

 

Gölgelerin içerisinden gizli saklı sesler işitiliyordu.

 

- Nişanlısının ölümünü atlatamıyor.

- Seulroeo’nun çaresizliği onu yozlaştıracak bu gidişle.

- Hala bizim tarafımızda olacak mı ki?

- Niflheim İmparatorluğunu devirmeye çalışabilir, o ve müritleri ortadan kaldırılmalı.

- Ailesinden kurtulun.

- Öyleyse plana uygun ilerlemeliyiz.

 

Böylece Seulroeo laboratuvarında inzivada kalmayı sürdürürken tüm aile fertleri tek tek hayatını kaybetmişti.

 

Sebep ya bilinmeyen bir hastalık ya da bir suikasttı.

 

Niflheim İmparatorluğu araştırmalar yapsa da sebepler asla bulunamamıştı.

 

Seulroeo daha da büyük bir çaresizliğe kapılırken çırakları da kökeni bilinmeyen bir hastalık nedeniyle vefat etmeye başlamıştı.

 

Tüm bu trajedilerin arasında bir suikastçı da Seulroeo’yu öldürmeye çalışmış ancak onun büyüsüyle zapt edilmişti.

 

“Kimsin sen? Sana bu emri kimin verdiğini söyle bana!”

 

“Niflheim İmparatorluğuydu!”

 

Diyen suikastçı anında kendini öldürmüştü.

 

Ve üzerinden bir kolye çıkmıştı.

 

Seulroeo şüphelenmeye başlayarak hızlıca kolyenin arkasını kontrol etmişti.

 

Ve kolyenin arkasında nihayet aradığı şeyi, yani Niflheim İmparatorluğundaki gizli bir örgütün belirleyici işaretini bulmuştu.

 

“Benden kurtulmaya mı çalışıyorlar?”

 

Niflheim İmparatorluğu tarafından gerçekleştirilen bir komplo, Baş Büyücünün hayatını tehdit ediyordu.

 

Seulroeo o günden sonra kaçıp saklanmaya karar vermişti ancak bunun sonucuysa ailesi ve nişanlısını yitirdiği günden beri gizliden gizliye bir isyan planladığı söylentilerinin Niflheim İmparatorluğuna yayılması olmuştu.

 

“Anlıyorum, demek ki gerçekten tüm bunların arkasında onlar varmış.”

 

Hüsrana uğrayan Seulroeo, hiçbir insanın bulunmadığı bir yere yerleşerek bir başına yaşamaya başlamıştı.

 

Tüm vaktini büyü araştırmalarıyla geçirmişti.

 

Tuttuğu yas nedeniyle ara sıra akıl sağlığını yitirmenin eşiğine gelmişti.

 

Derken bir gün, Embinyu Kilisesi rahipleri onu bulmuştu.

 

“Sana Niflheim İmparatorluğundan intikam alma fırsatı bahşetmek istiyoruz.”

 

Bir başına yaşamak ve hiçbir insanla temasta bulunmamak, Seulroeo’yu durgun, sakin bir insana dönüştürmüştü.

 

“İntikam alma fırsatı…”

 

“Seulroeo, hiçbir günahın yokken başına bunların gelmesi haksızlık değil mi? Yaptığımız araştırmalara göre tüm bunlar İmparatorluk Sarayı tarafından sahnelenmiş.”

 

Diyen rahipler, kanıt olarak paslı bir kolye temin etmişti.

 

“Bu kolye Evelynn hanesinin yıkıntıları arasında bulundu.”

 

“……”

 

“O kadını ve aileni seven, tüm çıraklarınla birlikte onları kaybettikten sonra bile bir keşiş olmayı seçen senin için artık intikam almayı isteyip istemediğine karar verme vakti.”

 

Kolyeye Embinyu Kilisesinin büyüsü yapılmıştı.

 

Seulroeo o kolyeye bakarak sersemlemiş ve Niflheim İmparatorluğu Şövalyelerinin kendisinin ve nişanlısının ailelerinin evlerini yakışını izlemişti.

 

“İntikam… İntikam istiyorum.”

 

“İyi bir seçim yaptın. Birlikte Niflheim İmparatorluğunu yok edeceğiz.”

 

“Ama, siz kimsiniz ki?”

 

“Embinyu Kilisesi.”

 

“Sanırım bu ismi daha önce duymuştum. Peki… nerede duymuştum? Ah! Siz Kötü Tanrıya tapanlar mısınız?”

 

“İnsanlar yanlış bilgilendiriliyor. Biz de hakkımızdaki yanlış anlaşılmaları düzeltmek istiyoruz.”

 

Zihninin güçsüz düşmesi nedeniyle Seulroeo’nun beyni başarıyla yıkanmıştı.

 

“Size katılmak istiyorum.”

 

Diyen Seulroeo Embinyu Kilisesine katılmıştı. Silahları ve zırhlarıyla ilgilenmiş ve tüm büyü araştırmalarını onlara vermişti.

 

Böylece Niflheim İmparatorluğuna karşı bir savaş başlamıştı!

 

Embinyu Kilisesi, vatandaşları rastgele öldürmek için canavarlardan ve düzenli bir ordudan faydalanmıştı.

 

Mantığını yitirmiş olan Seulroeo da Embinyu Kilisesinin bir piyonu olarak gözlerinin önünde gerçekleşen katliamı izlemişti.

 

Seulroeo’nun eski dostları imparatorluğu korumaya çalışmış ama hepsi de onun ve Embinyu rahiplerinin ellerinde canından olmuştu.

 

“Nihayet geri döndüm.”

 

Diyen Seulroeo, yanmakta olan İmparatorluk Sarayına girmişti.

 

Hırsından gözü kör olmuş şekilde bir yandan karşısına çıkan şövalyeleri mağlup etmiş, bir yandan da rastgele hazineleri cebine indirmişti.

 

Büyülü bariyerlerin tamamıyla yok edilişiyle İmparatorluk Sarayı işgalci canavarların istilasına uğramıştı.

 

Ve İmparatorluk Sarayının içerisinde iki kılıç bulunmuştu.

 

Niflheim İmparatorluğu tarafından oraya mühürlenmişlerdi.

 

Al Yıldız.

 

Ve de geçmişte Versailles Kıtasının başına büyük bir felaket getirmiş olan Asmodyan Kılıcı Çizer!

 

****

 

Çizer

Dayanıklılık: 96/180.

Saldırı: 218-249

Bu silahı yaratmak için kullanılan malzeme, Versailles Kıtasında bulunmuyor. Asmodyanlar tarafından kullanıldığı tahmin ediliyor.

Donatılmış. Şimşek ve gök gürültülü fırtına getirebilir.

Kısıtlamalar

Seviye limiti yok.

Tüm mesleklere uygun.

Savaşta kullanıldığında lanet büyüsü nitelikleri sergiler.

Sabit bir mülkiyete sahip değil.

Bir Kötü Tanrı inananı ele geçirdiği takdirde silahın mülkiyeti el değiştirir.  

Seçenekler

Bir kurban sunularak Yeraltı Dünyasından canavar çağrılabilir.

Kurban sunma yoluyla istatistikler arttırılır.

Karanlık büyü gücü %200 yükselir.

Lanet büyülerinde uzmanlaşmıştır! Tüm Lanet büyüleri kullanılabilir.

Kullanıcının tüm lanet büyülerine karşı bağışıklığı olur. Daha küçük canavarlara hükmetme amaçlı kullanmak mümkündür.

 

****

 

Seulroeo’nun yüzü, kılıca dokunduğu saniyede acıyla dolmuştu.

 

Çünkü Embinyu Kilisesinin beyin yıkama büyüsü ortadan kalkmış ve aklı başına gelmişti.

 

“Ne yaptım ben?”

 

Seulroeo yaptıklarından pişmanlık duymuştu.

 

Kötü Tanrıya tapan Embinyu Kilisesine katılmış ve Niflheim İmparatorluğunu yıkıp kıtaya hükmetme amaçlı bir komploya karışmıştı.

 

Yaptıklarını geri alamazdı.

 

Geriye dönüp bakınca onu ziyaret ettikleri sırada farkında olmadan Embinyu Kilisesine katıldığını anlamıştı.

 

“Her şeyin arkasında Embinyu Kilisesi olmalı!”

 

Seulroeo, o noktadan sonra ömrünün geri kalanını Embinyu Kilisesiyle mücadele edip Niflheim İmparatorluğunu yeniden kurmaya adama kararı almıştı.

 

“Embinyu Kilisesiyle çarpışacak birlikler toplamalıyım.”

 

Ardından Asmodyan Kılıcı Çizeri denize atmış ama Al Yıldızı kendisiyle birlikte Las Phalanx’a götürmüştü.

 

Imbeol, büyü tarihinin en güçlü ateş büyüsü uzmanıydı. Büyüsü koca bir kaleyi eritmeye kadirdi.

 

O, gelmiş geçmiş en büyük 12 Büyücüden biriydi.

 

Seulroeo da Imbeol’un Çemberine gidip kılıcı kullanarak orada depolanmış manayı özümsemeye kalkmıştı ancak uzun bir süre Embinyu Kilisesine dönmediği için üzerine yerleştirilmiş olan uyku halindeki zehir büyüsü bir anda devreye girerek nöbet geçirmesine neden olmuştu.

 

“Bu şekilde ölecek olmak…”

 

Ve son olarak da Seulroeo’nun hayatı, Las Phalanx canavarlarının ellerinde sonlanmıştı.

 

****

 

“Nihayet hikayenin sonu geldi.”

 

İşte kıtanın başına gelen tüm bu felaketler sonrası Embinyu Kilisesi yükselişe geçmişti!

 

Weed de nihayet görevinin ardında gizli olan hikayeyi öğrenmişti.

 

Sonunda S sınıfı görevini ve Niflheim İmparatorluğunun büyük çaplı bir canavar istilasının sebep olduğu düşüşüne yönelik araştırmaları birbirine bağlayan şeyi bulmuştu.

 

“Geçmişin tüm gevşemiş noktaları onarıldığına göre Niflheim İmparatorluğunun yeniden inşası başlayabilir.”

 

Görevi tamamlama sürecinde merhum İmparator Geihar von Ahreupen ile ilgili detayların yanı sıra hayat bahşedilmiş heykellerin, Altın Kuş ve Gizemli Kuşun sırları açığa çıkmış ve Oymacının Mirası bulunmuştu.

 

Bu da yalnızca bir Oymacıya verilebilecek bir görevdi, amma da ulu ve manevi bir kazançtı.

 

Elbette görev ödülü olarak çokça mücevher ve mineral elde edilebilseydi hiç fena olmazdı.

 

“Ejderin kılıcını o genç Kaos Savaşçısının elinden almalıyım. Her neyse, en acil mesele bu olmalı.”

 

Neyse ki söz konusu mekan buradan çok uzakta değildi!

 

“Görev başarılı olursa Ejderha Kılıcını elde edebilirim.”

 

Weed o kılıcı eline geçirdiğini gözünde canlandırdıkça kalbi daha bir hızlı atmaya başlıyor, nefesi kesiliyor ve ağzından salyalar akıyordu.

 

Versailles Kıtasında yaratılmamış olan Ejderha Kılıcının gördüğü tüm kılıçlardan daha iyi olacağı kesindi.

 

“Tanımla!”

 

Weed, Baş Büyücü Seulroeo’nun cüppesini kontrol etmeyi de ihmal etmemişti.

 

Büyü hasarını arttırabiliyor ve büyülerin sebep olduğu mana tüketimini %30 azaltıyordu, bu etkilerle üst sınıf bir ekipman olarak değerlendirilmeye layıktı.

 

“Bingo!”

 

Weed’in suratında koca bir sırıtış vardı fakat tam da o sırada Seoyoon’u fark etti. Ve tüm öğelerin üzerine çöktüğü için üzerinde bir baskı hissetti.

 

Ama görev yoluyla elde ettiği o şeyler adil bir şekilde bölüştürülemeyecek kadar değerliydi.

 

Neyse ki Weed, Seoyoon’un kayıtsızca başını sallayıp onay verdiğini gördü.

 

Weed’in Feryat Nehrinde kuşandığı cüppenin üzerinde bir delik vardı.

 

Dikiş yeteneklerini kullanarak tamir etse bile gerekli kumaş olmadıkça mana artışı sabit olsa da bir hasar kalacaktı.  

 

Weed etkileri nedeniyle o cüppeyi giyiyordu ancak kaburgalarının görünüyor olması bir hayli çirkindi.

 

“Teşekkür ederim.”

 

Weed, Seoyoon’la geçirdikleri vakitlerde bir kez olsun kendisini bu kadar iyi hissetmemişti.

 

Tüm öğeleri alabilecek olmaktan çok memnundu.

 

“Tanımla!”

 

****

 

Alev Devinin Gözü

Dayanıklılık: 30/30

Üstün büyü materyali.

Ateş asalarının menzil ve gücünü arttırabilir.

Büyülü bir reaktif olarak kullanılan bir hammaddedir.

Bu öğeye sahip olduğunuz takdirde ateş direnciniz artar ve Alev Devlerinin saldırısına uğramazsınız.

Seçenekler

%5 ateş direnci.

Alev Devlerinin takdirini kazanma

 

****

 

Drinfeld o canavarların saldırısı karşısında büyük bir hasar alıp geri çekilmeye zorlanmıştı!

 

Buysa onlar karşısında güvende olma garantisi veren bir öğeydi.

 

Weed, kuştüyü cüppeyi kuşandı.

 

“Bununla, görevin son kısmına hazır olacak mıyım?”

 

Lakin Altın Kuş hala kendisine hüzünlü gözlerle bakıyordu.

 

Kkukku kkukku kkukku.

 

Weed, sırasıyla bir Altın Kuşa, bir de mitril ve platinden yapılı diğer heykele, yani Gizemli Kuşa baktı.

 

Ve o farkındalıkla durumu hızla idrak etti.

 

“Ondan gerçekten hoşlanıyorsun, ha?”

 

Weed bu soruyu sorduğunda Altın Kuş ansızın ince bacaklarını ve kanatlarını büktü.

 

Merhum İmparator Geihar, Altın Kuş ve Gizemli Kuş heykellerini aynı sıralarda yapmıştı.

 

Fakat Altın Kuşa hayat bahşedilmiş ve merhum İmparator Geihar’ın eserlerini koruma görevi verilmişti.

 

Weed, Gizemli Kuşu kullanarak o kuşla büyük bir yakınlık kurabilirdi!

 

Zarifti, asildi ve yalnızca Gizemli Kuşun sergileyebileceği yüksek bir cazibeye sahipti.

 

İmparator Geihar öleli çok olmuştu ve kıtadaki heykelleri aşınmaya devam ediyordu ancak bu heykel farklıydı ve hala mükemmel durumdaydı.

 

Maalesef Weed bir Oymacıdan bir Ruh Çağırana dönüştüğü için Altın Kuşla samimiyetini arttıramamıştı.

 

Derken tüm bunların ortasında Gizemli Kuşun bulunuşuyla Altın Kuş, ona hayat bahşetmesi için Weed’e yalvarmaya başlamıştı.

 

Kkuru kkuru.

 

Weed ise çoktan bu durumdan faydalanmak için planını yapmıştı.

 

Altın Kuş ikna edilmesi zor bir rakip olduğu için pazarlıkta ipleri elinde tutmalıydı.

 

Böylece hazırlamış olduğu metni okumaya başladı.

 

“Oymacılık sanatı kesinlikle çetin ve zorlu bir dünyaya mensup. İnsanın daimi güzellik arayışında çile çekmesi ve sabretmesi gerekiyor. Bir oymacı kim bilir kaç gecesini, kaç gününü çalışmaya adamak zorunda kalıyor ama buna rağmen geçimini bile zar zor sağlıyor.”

 

“…?”

 

Sarı Oğlan ve Altın Kuşun suratlarına afallamış ifadeler yerleşmişti.

 

Weed oymacılık yeteneği yetkinliğini arttırmakta zorlanmış ve yol boyunca sürekli o tatlı hayvan heykellerini yapmak zorunda kalmıştı ama onları da Seoyoon’a kaptırmıştı.

 

“Ben heykel şekillendirmek için bir sürü fedakarlık yapıyorum ve sen de sırf sen istiyorsun diye bu heykele hayat bahşetmemi mi umuyorsun? Sen ben savaştayken öylece oturup benim düştüğüm durumu görmezden gelirken ben niye senin talebini yerine getirecekmişim?”

 

Kku… kkukku.

 

“Söylesene, başından beri söylediklerimde en ufak bir yanlış var mı? Sen bir kez olsun bana yardım teklif etmedin.”

 

Tehdit edici ama suçluluk da uyandırıcı bu kelimelerin ikna seviyesi gerçekten bir hayli yüksekti!

 

Altın Kuş bir müddet gönülsüzce sesler çıkarttı.

 

Weed ise başını salladı.

 

“Hmm, seni pek iyi duyamıyorum.”

 

Kkukku kkukku!!

 

Sarı Oğlan Altın Kuş yeni yoldaşı olacağı için mutlu olurken Weed, her şey planları doğrultusunda gidiyormuş gibi bir görüntü çiziyordu.

 

Hatta alçakgönüllü davranıyordu.

 

‘Onun gibi kalpsiz bir adamın böyle bir ifadeye bürüneceği kimin alına gelirdi ki!’

 

‘Belki de neticede hassas bir tarafı vardır.’

 

Tam da Sarı Oğlan sahibini bu şekilde tekrar değerlendirmeye başlarken Weed’in ani komutuyla düşünceleri yarıda kesildi.

 

“Yere yat.”

 

“…?”

 

Komut beklenmedik derecede ani olsa da Altın Kuş saniyesinde yere yattı.

 

“Çok yavaşsın. Hızlı ol! Şimdi 5 kez yerde yuvarlan!”

 

Weed’den emirler yağıyordu!

 

Weed’in gönlünü almaya çalışan Altın Kuşsa yerde yuvarlanıyordu.

 

‘İlk önce muhalif tarafını yıkmalıyım.’

 

Aşinalıklarını arttıran ve işe yaramasını sağlayan Weed, fırsatı bütünüyle değerlendiriyordu.

 

“Artık durup dinlenebilirsin.”

 

Altın Kuş yerde yatarken kanatlarını gerdi.

 

Aslında Seoyoon da kuşun birkaç sıçrama yapmasını istiyordu ama öylece yere yatıp dinlenmesi de bir hayli tatlı, sevilesiydi.

 

Weed’in ondan ekstrem bir şey istemeyeceğine olan inancıysa tamdı.

 

“Bir dersem cıvılda, iki dersem cik cikle.”

 

Kkukku kkukku.

 

“Bir.”

 

Kkuvuu.

 

“İki.”

 

Ciik ciiik.

 

“Değiştir!”

 

Kkuvuu – Cik cik, Kkuvuu – Cik cik.

 

Altın Kuşun seviyesi 500ün üzerinde olduğu için yorulmaksızın hareket edebiliyordu.

 

Derken kuş, Weed’in yüksek sesle alkışladığını işitti.

 

“Tamamdır, artık durabilir ve ayağa kalkabilirsin.”

 

Altın Kuş anında sıçradı ve safir mavisi gözleri yoğun bir beklentiyle ışıldadı.

 

Gizemli Kuş.

 

İmparator Geiher’in ölümünün üzerinden uzun yıllar geçmişti ve Altın Kuşun çoktandır özlemini çektiği partnerine hayat bahşedebilecek tek kişi Weed’di.

 

“Sana hayat bahşedeceğim, dört gözle beklemelisin.”

 

Ama Weed hala tatmin olmamıştı ve kuşları bundan böyle de çalıştırmaya niyetliydi.

 

“Tıpkı tavuk yetiştirmek gibi, etin tadı sahibini nasıl yetiştirdiğinize bağlı olur.”

 

Weed’in savaşa sürebileceği bir astı daha olmuştu!

 

‘Altın Kuşun seviyesi 519… epey yüksek.’

 

Görev sırasında İmparator Geihar’ın Oymacı Mirasına hayat bahşedilecekti!

 

Irklarına mahsus özellikleri düşününce harikulade savaş kabiliyetleri olmalıydı.

 

Seviyeleri de Sarı Oğlan ve Altın Kuştan yüksek olacaktı.

 

‘Gizemli Kuşa hayat bahşetmeli, sonra da onu çalıştırmalıyım.’

 

Onlar Ahruepen İmparatorluğunu sembolize eden heykellerdi.

 

Hayat bahşedildikleri takdirde yüksek seviyeli olacakları kesindi.

 

Yani Weed, Altın Kuş bu talepte bulunmasa bile görevinin bir parçası olduğu için Gizemli Kuşa hayat bahşedecekti.

 

“Şu anda içimden gelmiyor. Altın Kuş, performansına bağlı olarak ona hayat bahşedebilirim. O yüzden bundan böyle sıkı çalışmalısın.”

 

Kkukku!

 

#Bitmek bilmeyen bir bölümü daha bir şekilde bitirmiş bulunuyoruz. Sonunda Weed’in uzun zamandır yaptığı görevin ardındaki hikayeyi detaylarıyla öğrendik ve son aşamaya geçtik. Bir büyü çemberi, bir kılıç, hayat bahşedilmesi gereken heykeller ve Weed’in yapacağı daha nice pislik bekliyor bizi. Öyleyse bir sonraki bölümde görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 28232 Üye Sayısı
  • 265 Seri Sayısı
  • 38531 Bölüm Sayısı


creator
manga tr