Lms 14.10 : Yaban Gezginleri

avatar
541 14

Legendary Moonlight Sculptor - Lms 14.10 : Yaban Gezginleri


Çevirmen : Clumsy-nim



Weed’in Morata Lordu olduğu öğrenilir öğrenilmez loncanın sohbet penceresi kısa bir süreliğine son derece aktif hale geldi.

 

Hatta pusuya yatmış olanlardan 2-3 kişi bile Weed’e selam vermek için açığa çıktı. Pin ve Herman şoktaydı, bu durumu gerçekten bilmediklerini söylüyorlardı.

 

“Gerçi senin Oymacılık seviyende pek fazla kişi yoktur muhtemelen.”

 

Dedi, Herman bir gülümseme eşliğinde.

 

Geçmişe dönüp bakılınca olağanüstü bir Cüce Oymacının ansızın ortaya çıkması tuhaftı. Cüce zanaatkarlar dünyası küçüktü, yani yetenekli bir Cücenin ortaya çıkışı fark edilmeliydi.

 

Bu bağlamda Herman da inanılmaz ünlü bir figürdü. Benzerleri yalnızca Kurueso’da değil, tüm Versailles Kıtasında iki elin parmaklarını geçmeyecek cinsten bir Demirciydi!

 

Pek fazla üretim yapmasa da tek bir kılıca bile ruhunu kattığı için ismi geniş çapta duyulmuştu. Öyle önlüydü ki Weed’in bile gölgesinde kalmıyordu.

 

“Bir Cüce tapınağında yüzünü ve görünümünü mü değiştirdin?”

 

“Sonuç olarak kabaca benziyorum.”

 

Bir tapınaktan geçici olarak kutsama alıp Cüce görünümüne bürünmek mümkündü.

 

Fakat bu yöntem çok maliyetliydi ve Rahiplere özel bir bağış yapması gerekliydi. Üstüne üstlük bu, oyuncunun tapınağa katkısı çok düşük olduğu takdirde elde edilemeyecek cinsten özel bir kutsamaydı.

 

“Her halükarda bayağı komikmiş.”

 

Herman bir kahkahayla meseleyi ardında bıraktı.

 

Yaban Gezginleri Loncası üyeleri fazla sorup soruşturmaz, detayların peşine düşmezdi. Meraklarını dindirmek için sorular sormaktansa bu sırrın üstünü örtme kararı almışlardı.

 

Lonca esas olarak şahsi sohbetlerle meşgul olurken bu defa şaşırma sırası Weed’deydi.

 

- Sabrina: Edwin.

 

- Edwin: Evet, Madam.

 

- Sabrina: Daha önce hiç tek başına Claude avladın mı?

 

- Edwin: Defalarca. Özleri bir şifa aracı için kullanılabiliyor.

 

Claude 380 seviye civarında bir canavar cinsiydi.

 

Claude özünden yapılan bir ilaç, uygulanıp istirahat edildiği takdirde kişinin ciddi bir yaralanmayı atlatabilmesini sağlıyordu. Rahiplerin şifa büyülerine kıyasla sönük kalsa da her gün ufacık miktarları yüksek fiyatlara satılıyordu.

 

Savaş esnasında Rahip ölür veya gerçekten ağır bir yara alırsa diye, ne olur ne olmaz düşüncesiyle yedek ilaç taşımak iyi bir fikirdi.

 

- Sabrina: Ben de bir tane öldürebilir miyim sence?

 

- Edwin: Aynen, bayağı kolay. Sağlığı düşük, yani çabucak alt edebilirsin. Şu anda nerede avlanıyorsun?

 

- Sabrina: Yankı Mağarası.

 

- Edwin: Tek uğraştırıcı kısım Claude’un bulunduğu yere gitmek, onları avlamaksa o kadar zor değil, yapman gereken yalnızca doğrudan saldırmak.

 

- Sabrina: Teşekkür ederim.

 

Herman’a bakınca bile bariz olsa da bu lonca üyelerinin seviyeleri normal değildi. Burada normal şartlarda başlangıç seviyesindekilerin sorduğu önemsiz görevlerden eser yoktu.

 

Weed’in Morata Lordu olduğu gerçeği açığa çıktıktan sonra bile şaşkınlığın doğurduğu ufak bir sohbetten öteye gidilmemiş, o da kısa sürede sona ermişti.

 

‘Burası ortalama bir loncaymış gibi görünmüyor.’

 

***

 

Lee Hyun Karanlık Oyuncular Birliğinin lonca bilgi forumlarına giriş yaptı. Anlık bir tereddütten sonraysa Yaban Gezginleri dizisine tıkladı.

 

“Ayağını sağlam tahtaya basmak daima daha güvenlidir. Ben de bu konuda adamakıllı bilgi edinebilirim.”

 

O bir Karanlık Oyuncuydu ve öylece arkasını yaslanıp oyunun tadını çıkartamazdı. İşte bu yüzden Yaban Gezginleriyle ilgili bilgi edinmeye çalışıyordu.

 

****

 

- Yaban Gezginleri Loncası

 

Kraliyet Yolunun başlangıç safhasında Armen Krallığında kurulmuş bir lonca. Kuruluşlarının ardından herhangi bir Krallıkta özel bir üs sahibi olmadıkları biliniyor. Çok az kişiden oluşan bir lonca, üyelerinin isimleri ve tam sayısı teyit edilmemiş. Lonca herhangi bir savaşa girmemiş veya kayda değer bir aktivitede bulunmamış. Arada bir gerçekleşen lonca avlarında son derece güçlü patron canavarları mağlup ettikleri görülmüş; yani görmezden gelinemeyecek, güçlü bir lonca.

 

Referans Detayları: ‘Dostane bir eğilime sahip’ şeklinde sınıflandırılsalar da lonca üyelerinin standartları oldukça yüksek.
- Güvenilirlik: Üst Düzey.
- Finansal Güç: Ortalamanın üzerinde olduğu tahmin ediliyor. Sabit gelirleri teyit edilmemiş.

 

****

 

Karanlık Oyuncular Birliğinde bile detaylı bir bilgi olmadığına göre çok fazla aktivitesi olmayan bir lonca olmalıydı.

 

“Yine de kötü bir namlarının olmaması içimi rahatlattı.”

 

Lee Hyun Karanlık Oyuncuların görev forumuna da girdi. Forum, eşlik etme ve avlanma görevlerinin yanı sıra aktif lonca savaşlarında çarpışma görevleriyle dolup taşıyordu.

 

Bir Karanlık Oyuncuyu paralı asker olarak görevlendirmek fazlasıyla maliyetli olsa da hatırı sayılır ölçüde ilan mevcuttu.

 

Weed normal şartlarda yalnızca Versailles Kıtasındaki durumu öğrenmek veya bir görevle ilgili bilgilere bakınmak için foruma girerdi fakat bugün özeldi.

 

Bu sefer bir görev oluşturmaya gelmişti!

 

‘Gerçekten bu kadar ileri gitmeme gerek var mı...’

 

Kısa süreli bir çelişkiden sonraysa yazmaya başladı.

 

- Başlık: Belirli Bir Kişinin Soruşturulmasına Yönelik Görev Talebi
- Gerekli Paralı Asker Derecesi: B
- Meslekler: Suikastçılar, İz Sürücüler, Hırsızlar. Ritten Krallığının Selchium şehrinde yaşayan Mandol ve karısıyla ilgili bilgi isteniyor. Hedefin görünümü ve yapısını gözlemlemeye üç günden fazla vakit ayrılmalı ve bunun yanı sıra konutla ilgili de bilgi toplanmalı.
- Ödeme 5,000 altın. Bir Karanlık Oyuncu olduğum için %20 indirimli fiyat talep ediyorum. Yemek masrafları dahil değildir!

 

Gizlenme becerilerini kullanabilecek mesleklerde B derecesinde bir paralı asker için resmi görev ücreti 5,000 altındı. Hiç değilse son anda indirim talep etmeyi hatırlamıştı.

 

“Tehlikeli bir görev olmadığı için imkanı olan biri kabul edecektir muhtemelen.”

 

Paralı asker rütbesini kullanarak görevi, uygun meslekte bir Karanlık Oyuncu olmadıkça okunması imkansız olacak hale getirdi.

 

Bu ona en az 4,000 altına mal olacak olsa da Mandol ve karısının kızının heykelini olabildiğince iyi yapmak istiyordu.

 

Para büyük bir önem taşısa da yeniden biriktirebilirdi. Hem bu meselede onurlu davranmasaydı samimiyetle bir şey yapması mümkün olmazdı.

 

“Bir başkasının restoranında yemek yiyip tüymektense karnımı doyurmak için bedava numune köşelerine gitmeyi yeğlerim.”

 

Bir aslan ne kadar acıkırsa acıksın çim yemeye tenezzül etmezdi — Lee Hyun da aynı mantıktaydı!

 

***

 

Isoru Krallığını ele geçiren Diriliş Kilisesi.

 

Krallıkta büyük çaplı bir inşaat alanı oluşturmuş ve Diriliş Kilisesi için tapınaklar inşa etmeye başlamışlardı.

 

Diriliş gücü ve Daymond ile rahiplerinin kuvveti her tapınakla birlikte daha da yükseliyordu. Şeytani Ruhların canlılığı ve enerjisi artmaya başlıyordu. Ve çok geçmeden de Diriliş Ordusu iyice güçlendi.

 

Sonrasında Versailles Kıtasındaki her Kiliseye aynı görev teklif edildi.

 

- Bu toprakların Kuzey kesimini kana bulayan varlıklar ortaya çıktı. Bu gidişata bir son verin.

 

Eşzamanlı olarak verilen bu görevi tamamlamak adına Paladin ve Rahipler, yeni doğan Isoru Seferi Birliğinde bir araya geldi!

 

“Isoru Krallığındaki kardeşlerimi kurtaracağım. Bunu yapmak benim sorumluluğum.”

 

“Bir Şövalye için böyle bir mücadele verebilmek bir onurdur.”

 

Tüm kalelere hükmeden birlik ve loncalar gizli amaçlarla bu işe dahil oldu. Ve Diriliş Kilisesi tarihten silinir silinmez savunmasız, terk edilmiş haldeki Isoru Krallığını ele geçirme arzusuyla ordular harekete geçirildi.

 

Isoru Krallığını özgürleştirme görevine katılmaya gönüllü birliklerin sayısı okkalı bir 90,000di!

 

Ancak mutlu mesut Isoru Krallığını işgal etmeye kalktıklarında önleri daha önce var olmayan devasa bir hisar tarafından kesildi.

 

O hisar, Daymond’un Isoru Krallığı vatandaşlarını yapmaya zorladığı hisardı!

 

30 metre yüksekliğe erişen hisarın duvarlarına Okçular dizilmişti. Dağlık bir arazinin merkezindeki keskin vadiye inşa edildiği için de adeta doğanın kutsamasını almıştı.

 

“Hisarın etrafından dolanalım gitsin.”

 

“Olmaz. Etrafından dolanmaya çalışmak çok vakit alır.”

 

“Bunca kişiyi peşimize takmışken kaçınmamızı gerektirecek bir sebep yok.”

 

Paralı asker olarak katılan kullanıcılar kaçınmaktan yana olsa da asil ve lordlar farklı düşüncelere sahipti.

 

‘Böyle uyduruk bir hisarın defansının sağlam olması mümkün değil.’

 

‘Muhtemelen bizden korkmuşlardır. Defans için de böyle kocaman bir hisar yapmışlardır.’

 

Genel olarak bir hisar inşa etmek muazzam bir emek ve para gerektirirdi. Çünkü hisar şiddetli kuşatma savaşlarının kilit noktası halini alsa da duvarları onarmak ve surları korumak zordu.

 

‘Yani kocaman bir hisar inşa etmeleri bizden korktuklarının kanıtı mı?’

 

Daymond’un ordusu galibiyetten emin olsaydı bir hisar inşa etmek akıllarından bile geçmezdi. Birliklerin sağduyu sınırlarında düşünebildiği tek şey buydu.

 

“Önden giriş yapmalıyız.”

 

“Tanrı adil Sefer Birliğimizin hücumunda bizleri kutsasın.”

 

Bunu söyleyen kişi Sefer Birliğinin Genel Kurul Başkanıydı.

 

Ordunun önde gelen katılımcı kullanıcıları olan kilise temsilcileri ve rahipler, akıllarında bariz olan şeyleri dile getiriyorlardı.

 

Gerçekten arkalarındaki Sefer Birlikleri bile onları takip etmek için hızla organize oluyordu. Pek çoğu ordularını Sefer Birliğine katılmaları adına Isoru Krallığının çok uzaklarından getirdiği için acele etmek istiyorlardı. Lord ve asillerin fikirleri doğrultusunda hisarda kuşatma savaşı vermekte karar kılmışlardı.

 

“Bir yol yaratın.”

 

“Yeterince ok stoklayın ve bir merdiven inşa etmeye hazırlanın. Yeraltı tünellerinde ne kadar ilerlediniz?”

 

Sefer Birliği pozisyon alıyor, kuşatma savaşı hazırlıkları yapılıyordu. Galibiyetten yana şüpheleri olmasa da Diriliş Ordusunun Isoru Krallığını ele geçirmiş olmasına yönelik temkinlilikleri ortadan kalkmış değildi.

 

Onlar da NPC askerlere liderlik eden değerli bir güçtü. Bin bir zahmetle, askeri egzersizlerle eğittikleri askerlerini burada yitirmek istemiyorlardı. Taş hisar çok uzundu ve sağlam görünüyordu, ayrıca normal şartlarda nüfuz etmek kolay olacağa benzemiyordu.

 

Büyücüler güçlendirmelerini yapıyor, sistemli savaş hazırlıkları tamamlanıyordu. Derken gece çöktü, canavarların en güçlü olduğu an, yani ayın son gününün şafak vakti geldi!

 

Ve Daymond’un öncülük ettiği Diriliş Ordusu, Sefer Birliğine sürpriz bir saldırı gerçekleştirdi.

 

Devasa Şeytani Ruhlar hisar kapılarını yok ederek dışarı fırladı.

 

Güm — Güm — Güm!

 

Şeytani Ruhların her adımı büyük bir sarsıntı yaratıyordu.

 

Kışlalarında dinlenmekte olan askerler anında ayağa fırladı.

 

“Düşmanlar!”

 

“Sürpriz bir saldırı gerçekleştirecekleri hiç aklıma gelmemişti!”

 

Pek çok askere öncülük eden lordların yüzlerine şaşkın ifadeler yerleşmişti.

 

Genellikle tecrübe ettikleri kuşatmalar sabah vakti başlar, akşam vakti sona ererdi. Gerçek savaşlarda görülen, gecenin geç vakitlerinde gerçekleşen sürpriz saldırılara pek sık rastlanmazdı.

 

Sonuçta elverişli olan hisarın içerisinde nöbet tutmaktı. Kendilerini yormalarının hiçbir mantığı yoktu. Gece vakti saldırmaya çalışsalar bile tehlikeli olacağını bildikleri için hücuma katılmak için orada olmayan kullanıcıların hatası büyüktü.

 

Ölebilme ihtimallerinin fazlasıyla yüksek olduğunu bilmelerine rağmen bir hücum organize etmek istememişlerdi.

 

Kallamore Krallığı ve Haven Krallığı arasındaki savaşta sıklıkla tedarik araçlarına gece baskınları gerçekleştirilse de diğer bölgelerde gerçek bir savaş tecrübe etmiş kişi sayısı pek fazla değildi.

 

“Herkes ayaklanıp düşmanın önünü kessin!”

 

“Bu bir savaş! Savaşmaya hazırlanın!”

 

Kullanıcılar kışlalardan dışarı koşturuyordu.

 

Dinlenen Askerler ya poker oynuyor ya da içki içiyordu ve savaşa hazırlanılması zor bir haldeydiler.

 

Savaş vakti geldiğinde içki içmek zor olacağı için son fırsatlarında bol bol içmişlerdi ve bu sayede daha çok hasar alacağa benziyorlardı.

 

‘Buraya gelmeden önce şişe şişe şarabı olan bir Isoru Krallığı köyü deposundan geçmiştik. Hepsi bunun için miydi?’

 

Bir strateji denilemeyecek kadar çocukçaydı. Her halükarda düşmanın zayıf noktasına oynadıkları şaşırtıcı bir taktik olduğunu kabul ediyorlardı.

 

Sefer Birliği seyahat esnasında keşfedilen alkolü erzak olarak damgalamış ve herkes alkolü dibi görünene dek hırçın bir şekilde tüketmişti.

 

Sarhoş olma dürtüsüyle çılgınca içmişlerdi.

 

“Kahretsin, ne kadar acınası numaralara başvurduklarını düşünüyorum da!”

 

Sarhoş kullanıcılar sendeleye sendeleye kılıçlarını çıkartıp kaldırıyordu.

 

Her halükarda Sefer Birliğinin yarısı Paladinler ve Rahiplerden oluşuyordu. Onların alkol alması söz konusu olmadığı için sarhoş kullanıcılar savaşma işini onlara bırakıp gizlenme niyetindeydi; öne çıkıp da düşmanla çarpışmalarına lüzum yoktu.

 

Fakat tuhaftır ki kılıçları her zamankinden daha ağır geliyordu.

 

- Bir hastalığa yakalandınız. Sağlık ve Mana düştü. Nefes almak zorlaştı ve öksürük başladı. Yakın zamanda uygun bir tedavi görmezseniz hastalık ağırlaşabilir.

 

Salgın tüm kampa yayılıyordu.

 

Ve birdenbire kışlaların etrafında bir sıçan sürüsü belirdi.

 

“Papazlar, Rahipler! Neredesiniz?”

 

“Lütfen bu hastalığı tedavi edin!”

 

Kullanıcılar ilk önce Rahip ve Papazları aramaya koyuldu.

 

Fakat onları tedavi edebilecek olan Rahipler çoktan uçan bir Şeytani Ruh sürüsünün saldırısına uğramış durumdaydı.

 

İşte bu, Diriliş Ordusunun ilerleyişiydi. Basit bir gece saldırısı değildi, tüm Şeytani Ruhları kullanarak gerçekleştirdikleri bir ya hep ya hiç saldırısıydı.

 

ROAAAAR!

 

“Ahhhhh!”

 

“Düşmanla çarpışın. Herkes nereye gitti!”

 

“Kaçın!”

 

“Savaşın, kaçmayın!”

 

Ayın son gecesinde gerçekleşen sürpriz saldırı, Sefer Birliğini neredeyse yok olmaya sürüklemişti.

 

Diriliş Ordusu zar zor hayatta denilebileceklerin canlarını topladı ve yeni Şeytani Ruhlarla yoldaşlar kazandı.

 

İşgal ettikleri her kale ve şehirde diğer kiliselere karşı galip gelip tapınaklarını yok etmişlerdi, böylece güçleri ve otoriteleri daha da yükselmişti!

 

İşte bu gücü elde etmiş olan Daymond, Isoru Krallığını savunduktan sonra bir kez daha Güneye yönelme kararı aldı. Hedefi bir zamanlar Toprağın Yırtıcılarının hükmettiği toprakları ele geçirmekti.

 

Derken bir başka Sefer Birliği harekete geçti ve Diriliş Ordusunun saldırı rotasındaki kale lordları, topraklarındaki en sağlam güçleri topladı.

 

Diriliş Ordusunun geçtiği noktalar Şeytani Ruhlar için birer cennete dönüşüyordu.

 

***

 

Weed yoğun gayretleri sayesinde 100 sanat statını geri kazanmayı başarmıştı.

 

"Tüketilen Sanat statlarını yeniden yükseltmek amma sıkıcı bir işmiş."

 

Statı nispeten hızlı şekilde yükseltmiş olsa da kolay bir iş olmamıştı. Ama bu sayede Oymacılık yeteneğindeki ustalığı birazcık yükselip %70e çıkmış ve El Becerisi yeteneği de İleri Düzeyin 6. seviyesine çıkmıştı.

 

El Becerisi yeteneğinin stat onarımının yadigarı olduğu söylenebilirdi!

 

Weed özene bezene bir çift küpe yapmıştı.

 

- Sanat statı 1 yükseldi. – Oymacılık yeteneği ustalığı hafif bir artış gösterdi. – El becerisi ustalığı hafif bir artış gösterdi.  

 

- Aksesuar İşçiliği yeteneği elde edildi. – Aksesuar İşçiliği: Kolye, küpe ve yüzük yapma yeteneği. Yüksek bir seviyeye ulaştığında yüksek Cazibeye sahip güzel aksesuarlar yapmak mümkündür.

 

Şu anda 101di!

 

Weed'in yanakları titriyordu.

 

Zanaatkarlara mahsus bir yetenek olan Aksesuar İşçiliğini bile edinmişti.

 

İç çekti.

 

“Yeniden yapılanmada imkansızlığa yer yok.”

 

Bu şekilde bir büyü bile edinebilirim diye aklı çıkıyordu.

 

“Her neyse, artık Üstatlığa pek bir şey kalmadı.”

 

Lonca üyeleri parti sohbet penceresinde sohbet ederken Weed aksesuar yapımına konsantreydi.

 

‘Gerçekten yapmam gereken çok heykel var.’

 

Aklına gelen heykeller Sanat statları onarılana dek beklemek zorundaydı. O heykelleri yalnızca stat onarımı için yaparsa ziyan ederdi.

 

İliklerine dek yeniden yapılanma ruhuyla dolmadıkça geri dönmemek imkansız olurdu. Lee Hyun bu azmi asansör kullanmak elektrik ziyan etmek anlamına geleceği için kendisine tuğlalarla 25 kat çıkartan şirket müdürü sayesinde edinmişti. Derken Hwaryeong’tan bir fısıltı işitti.

 

- Weed-nim. Ne yapıyorsun?

 

- Kurueso’da el işi yapıyorum.

 

- El işi mi?

 

- Evet. Az önce aksesuar işçiliği yeteneği edindim.

 

- Oymacılıkla birlikte zanaatkarlığın mümkün olduğunu biliyordum ama özel yetenekler de mi elde edebiliyorsun?

 

- Yaklaşık 1,000 tane yaptıktan sonra oldu. Oymacılık mesleğinin işleyişi temelde diğer zanaatkarlık mesleklerinden çok da farklı değil.

 

- Oh amanın! Benim için ne çok uğraşmışsın. Aksesuarlar bir Dansçının hayatı gibidir… Çok teşekkür ederim.

 

- ...

 

Weed Tanrıça Hwaryeong Heykelini yaptı yapalı heykellerine duyduğu ilgi giderek artıyordu.

 

Kızın konuşma şekline bakılırsa durumu yanlış anlamış ve Weed’in aksesuar işçiliği yeteneğini şüphesiz kendisi için öğrendiğini düşünmüştü.

 

Weed dürüstçe konuştu.

 

- Hwaryeong için de bir şeyler yapıyorum.

 

Tabii ki başarılı aksesuarları Hwaryeong için saklamıştı.

 

Onları zengin Hwaryeong’a satmaya niyetliydi.

 

- Teşekkür ederim. Seni yakın zamanda görmek isterim.

 

İşte tam da Hwaryeong’la fısıldaşır ve aksesuar yaparken Kurueso Demircilerinin kulağına rahatsız edici söylentiler ulaştı.

 

“Anlaşılan Daymond’un ordusu Nopunem Ovalarını ele geçirmiş.”

 

“Yani Versailles Kıtasının yirmide biri onların mı oldu?”

 

“Şu anda en büyük güç halini aldıklarını söylemek yanlış olmaz. Isoru Krallığından bu yana yeni Şeytani Ruhlar doğup duruyor, yani her gittikleri yerde orduları daha da büyüyor.”

 

“Gerçekten korkutucu.”

 

Weed aksesuar yaparken bu konuşmalara kulak misafiri oldu.

 

Nitekim satış fiyatları tavan yapmıştı. Diriliş Kilisesi her şeyleriyle saldırdıkça Versailles Kıtası Şövalyeleri kendilerini korumak adına hiçbir masraftan kaçınmıyordu.

 

Fakat Birlik düzeyinde endişeler söz konusuydu.

 

Giderek güçlenen Diriliş Ordusunu kontrol altında tutmanın mantığı da giderek güç toplamaktı. Fakat güçler arasındaki savaş henüz sonlanmamıştı ve artan fiyatlar bazında yalnızca Karanlık Oyuncular bu durumun keyfini sürüyordu.

 

‘Diriliş Ordusu. Tch, ne yapılmalı ki?’

 

Weed de Diriliş Ordusu manzaralarını yayınlar aracılığıyla izlemişti.

 

Şeytani Ruh ordusu yalnızca “inanılmaz” şeklinde tasvir edilemezdi!

 

Diriliş ordusu koca bir Krallığı ayaklar altına alabilecek bir güce erişmişti.

 

Daymond zararsız, sıradan kullanıcıların ve bir ara vermenin tadını çıkaran turistlerin güvenliğini garanti ediyordu. Bu sayede Diriliş Ordusunun ele geçirdiği bölgelere dair yayınların görüntüleri elde edilebiliyordu.  

 

Tapınak, ata binerken elinde orak tutan bir Şeytani Ruhu andırıyordu! İşte Diriliş Ordusunun yaptığı devasa tapınak böyle bir şeydi.

 

Esas problemse tapınağın şeklinin Weed’e çok tanıdık gelmesiydi.

 

‘Ecel Ellerin ardında bıraktığı heykel de böyleydi...’

 

Bir zincir görev olasılığından şüphelenmeye başlamıştı.

 

Heykel Daymond’un görevi için gerekli bir öğe de olabilirdi, onları durdurma görevinin bir parçası da. Hangi tarafta olursa olsun bu meseleyle ilişkili olduğuna şüphe yoktu.

 

‘Esas problem… Bu görevi almalı mıyım, yoksa almamalıyım sorusu.’

 

Görevi kabul ederse inanılmaz zorlu bir mücadele daha onu bekleyebilirdi.

 

İşte bu yüzden bir yandan aksesuarlarını yapıp bir yandan da bu meseleye kafa yoruyordu.

 

‘Bu şeyi satıp elimden çıkarsam, ilişiğimi kessem daha mı iyi olur acaba?’

 

Ancak satmak istese de heykel, Oymacılık yeteneği yeterli yükseklikte olmadığı takdirde, azıcık eksik bile olsa kullanılamayan cinstendi, dolayısıyla ortadaki problem bir alıcı bulamayacak olmasıydı.

 

#Daymond ortalığı kasıp kavuruyor. Her savaşlarında güçten düşmek yerine güçlenebilen bir ordu söz konusu. Strateji desen var, hırs desen var, güç desen var, bu adamları ne engelleyebilir ki? Ve tapınakları bizim Ecel Ellerin heykeliyle aynı görünümde çıktı. Öyleyse Weed’in de şüphelendiği gibi bu meseleye öyle ya da böyle dahil olacağız. Bakalım nasıl… Bir sonraki bölümde görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 23119 Üye Sayısı
  • 828 Seri Sayısı
  • 41793 Bölüm Sayısı


creator
manga tr