Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

Kutsanmışlar - Bölüm 1 - 91.Kutsanmış


 

Günün ilk ışıklarıyla birlikte hastanede ki sevinç gözyaşlarına, bebek ağlamalarına birisinin daha eklenmesi beklenirken acılı bir annenin bağırışı ve bir babanın da yere düştüğü zaman çıkardığı sert ses eklendi.

 

***

 

"Ben neredeyim?"

 

Kim olduğu belirsiz 5-6 yaşlarında bir çocuk zifiri karanlık alanda dolaşmaya başladı. Etrafta hiçbir şey yoktu ve korkuyordu. Yıllardır ona güven veren şeyler bir anda yok olmuş ve yerini büyük bir boşluk almıştı.

 

"Çocuk."

 

"Ha? Kimsiniz? Bana yardım eder misiniz?"

 

"91. kişi olmaya hak kazandın. İyi hizmet et ve Molhjern'in adını her yere yay!"

 

"Neler oluyor? Siz kimsiniz? Korkuyorum!"

 

***

 

"Tebrikler. Sağlıklı bir erkek evladın oldu."

 

"Ben… alabilir miyim?"

 

Yaşlı kadın yatakta yatan kadına kucağındaki bebeği verdi. Bebek kadına sessiz ve huzurlu şekilde bakıyordu.

 

'Anne.'

 

Kadının kafasında bu ses sanki karşısındaki bebek söylemiş gibi yankılandı. O an kadın duygulandı ve ağlamaya başladı. Bebeğe sarıldı ve tekrar tekrar öpüp kokladı.

 

"Haku. Adını Haku koyuyorum. Babanı hiç unutma diye."

 

Yaşlı kadın bebeği aldı ve yanındaki kadına kapıyı açmasını işaret etti. Kapı açıldığı anda içeriye üç tane erkek çocuk gibi fırladı.

 

Gelenler kadının babası, abisi ve erkek kardeşiydi. Onlar içeri girdiği vakit kadın sanki birisini daha bekliyor gibi kapıya baktı. Ancak bakışlarını çevirdi ve beklentili gözleri, mutlu gözlerle yer değiştirdi. Evi adeta bir bayram havası kaplamıştı.

 

***

 

"Haku! Son kez söylüyorum! Bir! Daha! Köyden! Uzağa! Gitmek! Yok!"

 

"Tamam dede…"

 

"Her defasında aynı şeyi söylüyorsun! Tamam dede, tamam dede! Ama hiç uygulamıyorsun! Tekrar uzaklaşırsan bisikletini saklarım."

 

"Ama dede!!!"

 

"Aması falan yok! Senin peşinde dolanıyoruz akşama kadar!"

 

"..."

 

"Huff… Bak oğlum. 10 yaşına geldin. Koca adam oldun ya. Neden hâlâ böyle yapıyorsun?"

 

"Ben… Diğerleri ile sıkılıyorum! Hep aynı oyunları oynuyorlar!"

 

"E o zaman olum desene farklı bir şey oynayalım diye. Ne gereği var o kadar uzaklaşmanın. Askerler alsa seni olacak?"

 

"Özür dilerim…"

 

***

 

"Ee saygıdeğer misafirlerimiz. Şehrimizin 46.Geleneksel Şenliğine hoş geldiniz! 5 kadehten fazla içmek, sarkıntılık yapmak, hırsızlık, kavga gibi şeyler yasak! Unutmayın ki askerler her yerde dolanıyor! Cezası 2 hafta zindan!"

 

Uzun genç yavaşça merdivenlerden indi ve onu bekleyen kadının yanına gitti.

 

"Aferim Haku. Güzelce yaptın. Doğum gününü burda kutlamana izin veriyorum."

 

"Ciddi misin?!"

 

"Evet."

 

"Gerçekten mi? Harbiden mi?"

 

"Kararımdan vaz mı geçeyim?"

 

"Yo yo yo! Teşekkürler canım annem benim!"

 

Genç kadını defalarca öptü ve sarıldı.

 

***

 

"Zamanı geldi mi Lord Molhjern?"

 

"Evet. Elçiyi gönderin. Alıp… Xasnor'a götürsün."

 

"Emredersiniz Lordum."

 

***

 

Şenlikte, şenlik heyecanının yanı sıra büyük bir kalabalığın toplandığı bir alan vardı. Soranlar "Haku'nun doğum günü" cevabını alıyor ve oraya yöneliyorlardı.

 

Alanda büyük bir masa ve büyük bir pasta vardı. Haku yavaşça bıçağı kaldırdı ve pastaya 1mm geçirdi.

 

O an Haku'nun etrafı tekrardan karardı. Bir anda panik oldu ve deja vu yaşadı. Sanki oraya ikinci defa geliyor gibiydi.

 

"Neredeyim ben? Anne? Dede? Kimse yok mu?"

 

Güçlü rüzgarlar esti Haku'nun sözlerinden sonra.

 

"Haku. Eski adı Anton Sixious. 91.Kutsanmış olarak atandın. Görev yerin Xasnor. Lord Molhjern'in koruması her daim üzerinde olsun."

 

"Ne? Mohle ne dedin? Neler oluyor? Sen kimsin ve neredesin?"

 

Haku'nun gözleri bir anda istemsizce kapandı. Açıkken olduğundan hiçbir fark yoktu. Birkaç saniye sonra gözlerini açmayı başardı. Yerde taş bir zeminin üzerinde yatıyordu. Etrafında üç yaşlı adam vardı. Yaşlı olsalar bile üzerlerlerinde zırhları ve silahları vardı.

 

Haku bir anda doğruldu.

 

"Neredeyim ben?! Siz kimsiniz?! Annem nerde?!"

 

Adamlar önce sessizlik içinde kaldı. Ardından aralarından birisi konuşmaya başladı.

 

"Ahh ahh. Bende aynı tepkiyi vermiştim. Zaman ne çabuk geçiyor…"

 

Diğerleri de kafalarını sallayarak ona katıldıklarını belli etti.

 

"Ne?! Neredeyim lan ben?! Siz kimsiniz?!"

 

"Sakin ol çocuk. Ben 81.Kutsanmış Ateş'in Vladimir'i."

 

Konuşan adamın turuncu bıyıkları göze çarpıyordu. Yüz derisi düşmüş olsa bile hâlâ çok sağlam duruyordu. Aynı şekilde vücudu da. Yaşlı bir vücut geliştiricisi gibiydi. Üzerindeki kıyafetler gösterişten uzak siyah, beyaz, turuncu olarak üç renkten oluşuyordu. 

 

Haku birkaç adım geri gitti.

 

"Ben 87.Kutsanmış Su'yun Yan-chin Jo'suyum. Saçma geldiğinin bende farkındayım ama başka türlü tanımamız doğru değil."

 

Aynı şekilde bu adamın da beyaz bıyıkları göze çarpıyordu ve üzerinde beyaz, siyah ve açık mavi üçlüsü vardı.

 

"Ben ise 79.Kutsanmış Yıldırım'ın Josh'u.

 

Bu adam diğerlerinden farklı olarak sadece beyaz ve mor giyiniyordu.

 

"Kafayı mı sıyırdınız yaşlılıktan? Neler oluyor!?"

 

"Hoo Hoo! Öncelikle şu an Gregory dediğimiz yerdesin. Buradan geçtikten sonra görev yerine ulaşacaksın. Bizim de görevlerimiz;"

 

"15 yıldır içinde biriken gücü bırakmak ve…"

 

"Sana bilgi vermek."

 

"Ne? Beni eve gönderin. Lütfen!"

 

"Önce bir dinlesen?-"

 

"Hayır."

 

"Ya bir dinlesen."

 

"Hayır."

 

"İki kelim-"

 

"Ha! Yır!"

 

"Huff… Ne inatçısın! Bak dinlemezsen evine dönemezsin."

 

"..."

 

Haku suratını yan tarafa çevirdi ve duymamazlıktan geldi. Vladimir her şeyi bir bir anlatmaya başladı. Anlattıkça Haku'nun daha da ilgisini çekmeye başladı ve en sonunda dinledi.

 

Anlatılanların sonunda öncekinden daha farklı bir hâl almıştı.

 

"Şimdi Haku. Gücünü ister misin? Yoksa istemez-"

 

"İstiyorum."

 

"Ha? Bu kadar hızlı mı?"

 

"Evet. Ne var bunda?"

 

"Genelde kabul etmezler de. Sende iyi düşün. Varlığın tamamen silinecek. Annen, deden ve diğer hiç kimse seni hatırlamayacak."

 

"Bu yüzden kabul ediyorum ya. İki türlü de acı çekmeyecekler. Ben de isteğimin peşinden gidebilirim."

 

"...Vladimir. Unutma."

 

Neredeyse hiç konuşmayan Josh araya girip Vladimir'i uyarmıştı.

 

"Hah evet doğru! Eğer kabul edeceksen Lord'a bağlılık yemini etmelisin."

 

"Lord mu?"

 

"Molhjern."

 

Josh tekrar araya girdi. Ortam bir anda ciddileşti.

 

"Ne yapmam gerekiyor?"

 

"Emin misin? Dediklerimi tekrarla."

 

"Evet. Başla dinliyorum."

 

"Yerin ve göğün…"

'Yerin ve göğün…"

 

"Mutlak Lord'u Molhjern'e…"

'Mutlak Lord'u Molhjern'e…'

 

"Tüm varlığımı sunarım ve her şeyim ile ona hizmet edeceğime yemin ederim."

'Tüm varlığımı sunarım ve her şeyim ile ona hizmet edeceğime yemin ederim.'

 

Cümlelerden sonra Haku'nun sırtından ufak çıtırtılar gelmeye başladı. İlk ses ile Josh Haku'nun arkasına geçti ve diğerleri de Haku'nun kollarından tuttu.

 

"Hey, neler oluyor?"

 

"Biraz dayanman gerekecek."

 

Josh Haku'nun üstündeki kıyafeti yırttı ve yere attı. Sırtının tam ortasında siyah bir nokta kımıl kımıl duruyordu. Belinden bir iğne çıkardı ve noktaya batırdı.

 

Noktaya batırması ile noktanın patlayıp sırtına yayılması bir olmuştu. Örümcek gibi sekiz kolu çıkmıştı.

 

Haku acıdan bilincini çoktan kaybetmişti. Diğerleri onu sırt üstü yere yatırdı. Ne olduğu çoktan belli olmuştu.

 

Sekiz kol göğsün ortasında birleşti ve tekrardan dörde ayrıldı. Birisi etrafında dolanarak sol ele, diğer biri ise sağ ele gitti. Kalan iki tanesi ise düz çizgi şeklinde surata kadar yükseldi. Burnun üzerinde birleştiler. Birleşmeden önceki düz çizgiler ise uzamaya devam etti ve gözün etrafını sardı. Burnun üzerindeki de biraz daha uzadı ve alnına çok az girdi.

 

O sırada Haku'nun başında duran Josh'un suratında gözükmeyen dövmeler belirip parlamaya başladı.

 

"Tebrikler Josh."

 

O anda bembeyaz bir örtü içerisinde hiçbir yeri belli olmayan bir varlık yanlarında belirdi.

 

"Elçi Melek Cromwell. 91.Kutsanmış Yıldırım'ın Haku'sunu ve 79.Kutsanmış Yıldırım'ın Josh'un, Haku'nun Ustası olduğunu onaylıyorum."

 

Sözlerinden sonra varlık kayboldu. Josh'un ise suratı büzüldü ve kalın sinirli sesi ile bir anda bağırdı.

 

"Şu isim kalıpları ve her şeyi düşünmeden kabul eden aptal insanlar kadar saçma şeyler görmedim şu 1789 yıllık hayatımda…"

***

-Gelecek Bölüm: Tanrı'nın Altın İpi-




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1316

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1117

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 930

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 851

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 737

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 690

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 667

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 619

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 572

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 540

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 435

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 209

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 193

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 146

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 146

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 116

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 83

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 71

Site İstatistikleri

  • 17072 Üye Sayısı
  • 470 Seri Sayısı
  • 22918 Bölüm Sayısı


creator
manga tr