Çevirmen: Letar
Bir ağ gönderdim.
Ve bir balık.
Bir ağ gönderdim.
Ve bir balık.
Bu okyanusun sorunu ne?
Büyük bir şey tutamıyorum.
Üstelik bunlar sadece Su Ejderi.
Hangi seviyeden yakalarsam yakalayım bu sahte balıkların hepsi “Su Ejderi” yeteneğine sahipler.
Bu dünyadaki tüm balıklara “Su Ejderi” yeteneği bedava mı veriliyor acaba? Okyanus gerçekten inanılmaz.
Burası Ejder Cenneti.
Hayır, hayır.
Kesinlikle değil.
Ne tür talihsiz bir cennete düştüm ben?
Bu kadar su ejderinin olduğu bir okyanusta açık deniz balıkçılığı da çok zor olmaz mı?
Eski hayatımda basitçe yengeç yakalamak dahi zor bir iş olarak görülüyordu, karşılaştırınca bu dünyanın zorluk seviyesi çok yüksek değil mi?
Burada balıkçılıkla uğraşanlar elit savaşçılardan seçiliyor olmalı değil mi?
İnanıyorum ki her allahın günü Ejderlerle cebelleşen gururlu denizciler şövalyelerden daha güçlü olmalı gibime geliyor.
Ellerinde zıpkınlarla suya dalmaya hazır kaslı erkekler....
Açıkçası, bu gerçekten havalı.
Buradaki işimi bitirince bir balıkçı köyü bulmaya çalışacağım.
Belki de orada yarı çıplak yaşlı ve yakışıklı bir adam bulurum.
//Fanteziye gel
Bir ağ attım.
Beklediğim gibi git gide daha zor oltaya geliyorlar, çünkü bedava ete atlayan arkadaşlarının birer birer yok olduğunu fark ettiler.
Sonuçta tuttuklarım aptal birer balık değil birer canavar.
Bir noktaya kadar kafaları basıyor.
Ağımı atarken kendimi zorlamadım.
Büyük avlar yakalamak hoşuma gitse de biraz rahatlamaktan bir şey çıkmaz.
Ağımı atarken geleceği düşünüyorum.
Bir balıkçı köyü aramaya karar verdim.
Sorun şu ki, bundan sonra ne yapmalıyım?
Balıkçı köyünü bulduktan sonra ne yapmalıyım?
Şimdilik gidip insanlığı yok etmek gibi bir amacım yok.
Kaledeki katliyamı bir kenara koyarsak, sıradan köylüleri öldürmek farklı bir olay.
Savaşmak ve ölmek için eğitilen savaşçılarla ve askerlerle çarpıştığım için ayıplanacak değilim.
Savaşmak için eğitim alan askerlerin iyi tecrübe puanı vermesi normal.
Bu durumda, bekleyip beni öldürmek için gönderilen yeni birlikleri mi beklemeliyim?
Ama acaba ne zaman gelirler?
Labirentten çıktım ve kaleyi yok ettim, acaba hızlı tepki verirler mi ki.
Saldırıyı Labirentin içinde karşılaşam daha iyi ancak şimdi kaleyi yok ettim, dışarı çıktığımın haberi çoktan yayılmaya başlamıştır.
Durum buysa, benle savaşacak bir ekip kurulmadan önce bir keşif ekibi göndermeleri daha mantıklı değil mi?
Öyleyse biraz daha takılabilirim.
Ya da büyük bir şehre gidip ortalığı birbirine katabilirim.
Büyük bir şehir seçersem, karşıma gerçek bir ordu çıkacağına şüphe yok.
Ah, ya karşıma tahmin ettiğimden çok daha güçlü birileri çıkarsa ne yaparım?
Hmm.
Oh, oh.
Tek darbede düşmem zor ve o kadar güçlü çıkarlarsa “Işınlanma” kullanarak kaçmam mümkün.
Şimdilik, amaçsızca dünyayı dolaşmanın keyfini çıkaracağım.
Katliyamı düşünmektense bu bana daha uygun.
Eh, yaptığım şeyin alışılmadık olduğunun farkındayım.
Bu dünyanın işlerine GyuriGyuri’nin emrine karşı çıkacak kadar bulaşmak, nasıl düşünürsem düşüneyim bu benim tarzım değil.
Ama hiç hoşuma gitmiyor
Un.
Bunu sevmedim.
Hiçbir şey yapmasam da… Bu dünya şüphesiz ki bu dünyanın yöntemiyle cevap verecek.
Ve bu cevaba göre, dünya yok olacak ki bu beni de ilgilendiriyor.
Böyle söylesem de, bu geleceğe ait bir şey.
GyuriGyuri’yle karşılaştıktan sonra onun bu dünyanın yok olmasını istemediğini hissettim.
Böyle bir dünyayı terk etmekle bir sorunum olmasa da, o iyi birine benziyor.
Eh, aslında terk etmek yayılmaz çünkü o terk edilemez.
Bu bir sıkıntı.
Nasıl düşerse düşsün Gyurigyuri’yi bekleyen tek şey felaket.
İki ihtimal de cehennemden geçiyor.
Diğer bir ifadeyle, GyuriGyuri çoktan şah mat olmuş durumda.
Sevdiğiyle beraber ölmek ya da onu kurtarmak için sevdiğine ihanet etmek.
Gyurigyuri’nin şu anda onunla beraber ölmeye niyetli.
Ancak bunu sevmiyorum.
Bu yüzden onu engellemeye çalışıyorum.
Ne istiyorsan onu yapmalısın.
Kendi mantığıma uyan şeyi yapıyorum ve yaptıklarımdan ben de hoşlanmıyorum.
Şu anda düşündüklerim etki altında kalmadan kendi düşündüklerim.
D’nin isteğinin kendi başıma ilerlemem olduğundan eminim.
Ve öyle de yapacağım.
Ciddi ciddi düşünürken ağıma bir şey takıldı.
//Yukarıdaki birkaç paragrafın çok saçma ve anlamsız geldiğini biliyorum. Kumo bize her şeyi anlatmıyor. İleride açıklık kazanacak neyden bahsettiği.
Oh !
Kuo !?
N-ne güç ama, bu diğerleriyle aynı türden olamaz değil mi!?
Öyle görünüyor ki büyük bir av yakaladık.
Ancak bana rakip olamaz!
Guh !
Avım uzakta havaya sıçrıyor.
Bu bir Su Ejderhası.
Geri bırakmak mı?!
Mümkün değil!
Balık tutarken bir Su Ejderhası gibi bir şey yakalamak imkansız.
Hayır, şimdiye kadar sadece Su Ejderi yakalamıştım.
Demek istediğim, Su Ejderi şu anda… Ejder gururunu kenara atmiş olmuyor mu?
Nasıl bir oltanın kendisini yakalamasına izin verebilir?
Ah, bu beni şaşırttı.
İstemeden de olsa bıraktım.
Artık Ejderhalarla savaşmasam daha iyi olur.
Elimden geldiğince GyuriGyuri ile savaşmaktan kaçınmak istiyorum.
Dahası, bu okyanusun ne gibi bir problemi var?
Sanırım onu incelemeliyim.
Kralın otoritesini kullanarak arama yeteneğimi kullanayım.
Hedefimizdeki beceri “Su Ejderi”, aramaya başlıyorum.
Kralların arama yeteneği, birini becerisine göre bulmanızı sağlayan kullanışlı bir işlev.
Sistem üzerinden işlediğinden, MP tüketmiyor ya da İlahi bölge tüketmiyor.
Ancak kullandıktan sonra bir süre kullanılamıyor.
Dahası, aramanın sonucu muğlak, sadece bir yönü gösterip “o tarafta” diyor, yani çok etkili sayılmaz.
Ancak “Bilgelik” yeteneğimin harita işlevini de kullanırsam sonuçları değerlendirmek daha kolay.
Ve aramanın sonucu mu?
Ufkun ötesine, görüş sınırımın sonuna kadar, her yer Su Ejderleriyle dolu.
Burası gerçekten de Ejderhalar için bir cennet.
Nai wa.
//Nai waa
Epik Novel © 2017 | Tüm hakları saklıdır..
