Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

King of Gods - Bölüm 451 - Gözün Değişimi (3)




“Soyuna dikkat edin!”

 

On Sekizinci Çekirdek Kıdemli, Zhao Feng’in sol gözündeki değişimi fark etti ve ince kadını uyarmaya çalıştı.

 

On Üç Ülkenin tarihindeki bir numaralı dahiye baktıkları aşikardı.

Soyu kendine özgüydü.

 

O anda, Zhao Feng’in sol gözü bilinmeyen bir değişim geçirdi. Ara sıra, soğuk ve buzlu sonrasında su kadar durgun ve daha sonrasında rüzgar kadar hızlı oluyordu.

 

Zhao Feng, yürümeye başlamadan önce bu şişkinlik ve acı hissini kendini zorlayarak bastırdı.

 

“Zhao Feng… sen…”

 

Prenses Jin derhal Zhao Feng’e yardım etti. Zhao Feng’in sol gözündeki değişimi görmek onu yarı mutlu yarı endişeli bir hale sokmuştu.

 

Kutsal Gerçek Ejderha Toplantısında onun sol gözünün gücüne şahit olmuştu ve büyük olasılıkla, bu güç üç ana aileninkinden daha iyiydi.

 

Ama Zhao Feng şu anki durumuyla saldırı yapabilir miydi?

Omzundaki küçük hırsız kedi hareket etmedi fakat gözleri parıldadı.

 

Büyük ihtimalle, sadece küçük hırsız kedi şu anki durumu az çok anlıyordu.

 

Bulut alanına döndükten sonra Zhao Feng, Demir Ejderha İttifakına erişmek için kendini “yem” olarak kullanmayı planlamıştı.

 

Ama aynı zamanda, Buz İmparatorluğu Mızrağı ve Gerçek Lord hayalet cesetleri gibi gizli tuttuğu kozları da vardı.

 

Küçük hırsız kediyi durdurup, gizemli hançeri bırak demesinin nedeni de buydu.

 

“Hmph. Kahrolası kedi o hançeri bana ver.”

 

Siyahlar içindeki kadının gözlerindeki hırs ve öldürme arzusu daha güçlü hale geldi fakat Zhao Feng’in soyundan dolayı harekete geçme cesaretinde bulunamadı.

 

Zhao Feng kendini zorlayarak üzerindeki yorgunluğu ve sol gözünün dolaşımını bastırdı.

 

Sol gözünün boyutlarında, nadiren oluşan rüzgar parlamalarıyla beraber, göletin aurası buz ve su arasında değişiyordu.

 

Değişimler ve dönüşümler Zhao Feng’i şişkin bir şekilde hissettirip, acı çektirtiyordu.

 

Herkesin gözünde, Zhao Feng kendi başına ayakta bile duramayan, Prenses Jin’in yardımına muhtaç bir halde gibi görünüyordu.

 

“Sadece sen mi geleceksin? Hehe, bakalım soyun, benim suikastçi yeteneklerimden daha mı hızlıymış.”

 

Siyahlar içindeki ince kadın korkunç bir biçimde gülümserken, avcunda dönen bir iğne belirdi.

 

Mavi saçlı genç hala yorgun görünüyordu fakat sol gözü başarılı bir şekilde ince kadına kilitlenmişti.

 

İnce kadın aniden ruhunun derinliklerinde bir huzursuzluk hissetti ve saliseler içinde bir karar verdi.

 

Zhao Feng’in sol gözü ona kilitlendikten sonra, geri çekilme şansını kaybetmişti.

 

“Gökyüzü Yanılsaması Sahte Bıçaklama!”

 

İnce kadının silüeti bir kez daha bulanıklaştı. Sadece keskin şeffaf bir iğnenin Zhao Feng’in göğsüne yaklaştığı görüldü.

 

O anda, bütün Gerçek Ruh Alemi yetiştiricileri, İhtiyar Su, Prenses Jin, On Sekizinci Çekirdek Kıdemli, Kıdemli Jiang…. Hepsi nefeslerini tuttu.

 

İnce kadın nihai yeteneğini bir kez daha kullandı ve hızı maksimuma ulaştı. Bulut alanında, Gerçek Lord seviyesinin altındakilerden sadece küçük bir kısım bu hareketi engelleyebilirdi.

 

O sırada, Zhao Feng’in buz ve su halindeki sol gözü, yeniden gök mavisine döndü.

 

Hu~

 

Mavi saçları birdenbire gök mavisi renginde parlamaya başladı. Soy gücünün aşina olduğu azur kanı, tekrar damarlarında akmaya başladı.

 

“Sol gözüm, bundan önce azur haline geri dönmüş müydü?”

 

Zhao Feng’in sol göz bebeği küçüldü. İçgüdüsel olarak azur kanının dolaşımını sağlayıp, Buz Ruhu Atış Çizgisine benzer bir saldırı kullandı.

 

Azur gözüne sahip olduğunda, Zhao Feng soyunu nasıl kullanacağını tam olarak bilmiyordu. Bundan dolayı gözü eski azur haline döndüğünde, düşünmeden bir soy yeteneği kullandı.

 

Shua---

 

Karanlık gecede keskin bir silüet, Zhao Feng’in göğsünün sadece dört-beş santimetre uzağındaydı.

 

Kalp hayatın kaynağıydı. Kalpleri zarar görürse, Gerçek Lordlar bile ölmeye mahkumdu.

 

İnce kadının yüzünde korkunç ve alaycı bir gülümseme belirdi. Deneyimleri ona suikastin başarıyla sonuçlandığını söylüyordu.

 

Ama, iğnenin ucu Zhao Feng’in kalbinin bir santimetre uzağındayken, yüzündeki gülümseme dondu ve yerini şaşkınlığa bıraktı.

 

Shua!

 

Hafif şeffaf bir azur kılıcı, ince kadının boğazını baştan sona kesti ve bulanık silüeti anında yere düştü.

 

Boynunda gittikçe daha derini kesen, düz kırmızı bir çizgi belirdi.

 

Gece rüzgarının gelişiyle, bir kafanın yere düşme sesi duyuldu.

 

Ancak o zaman herkes şok halinden çıkıp, soğuk bir nefes aldı.

 

Hiç kimse, Zhao Feng’in ne yaptığını görmemişti.

 

Daha kesin konuşmak gerekirse, o gerçekten de hiçbir şey yapmamıştı. Tek yaptığı sol gözüyle ince kadına bakmaktı.

 

Sadece İhtiyar Su ve bir çift insan, Zhao Feng’in sol gözündeki azur parlamasını görmüştü.

 

“Bu hareket şeye benziyor…”

 

Prenses Jin, Kutsal Gerçek Ejderha Toplantısı sırasındaki Tuoba Ailesinin soyunu hatırladı.

 

Tuoba Qi’sinin Göksel Delici Gözleri, hedefe doğru fırlatılan, görünmez keskin darbeler oluşturuyordu.

 

Tam o sırada, Tanrı’nın Ruhsal Gözünün elementi rüzgara döndüğü için, buz elementi haline kıyasla Zhao Feng’in Göksel Delici Gözler kopyası, orjinaline daha çok benziyordu.

 

Plop!

 

İnce kadının kafası kopmuş vücudu, altındaki kan gölüne düştü.

 

Onuncu Çekirdek Kıdemli, Zhao Feng’in soyunu test etmek için yaptığı saldırıyla, onu öldüreceğini hayal bile edemezdi.

 

“Onuncu Çekirdek Kıdemli…!”

 

Çok uzakta olmayan On Sekizinci Çekirdek Kıdemli beyaz bir suratla haykırdı.

 

Soğuk terler dökerken, kalbi titriyordu.

 

Şişman kel, zirve Gerçek Mistik seviyesindeki ince kadının bu kadar kolay bir şekilde öldürüleceğine hiç ihtimal vermemişti. Bir Numaralı Öldürme Emrinin hedefini küçümsediği için pişmanlık duydu.

 

Neden Kan Oraklı Kasabın uyarısını dinlememişti?

 

Bu dünyada pişmanlığı gideren bir ilaç yoktu.

 

İnce kadının işini bitirdikten sonra, Zhao Feng uyku isteğini bastırdı ve sol gözüyle On Sekizinci Kıdemliye kilitlendi.

 

“Yaşamama müsade et!”

 

Şişman kelin ruhu neredeyse vücudundan ayrıldı ve diz çöktü.

 

Tam o sırada, Zhao Feng’in sol gözü buz mavisine döndü.

 

Buz Ruhu Atış Çizgisi!

 

Zhao Feng’in sol gözü On Sekizinci Kıdemlinin vücudunu ve ruhunu baştan sona vuran bir ışık huzmesi yoğunlaştırdı.

 

Şişman kelin vücudu anında dondu ve soğukluk bilincinde yayılmaya başladı.

 

Bir müddet sonra, şişman kelin bilinci kapandı ve sonu olmayan bir uykuya daldı.

 

Durumu Mor Aziz Kalıntılarındaki Li Hong’a benziyordu. Bilinci ebedi bir “kış uykusuna” girmişti. Hükümsüz Tanrı Alemindekiler bile bir süreliğine ne yapacaklarını bilemediler.

 

Zhao Feng sadece bakarak iki Kıdemliyi mağlup etmişti.

 

“Onuncu Çekirdek Kıdemli öldü!”

 

“Tanrım! On sekizinci Çekirdek Kıdemlinin hayatta olup olmadığını da kimse bilmiyor!”

Kalan Gerçek Ruh Alemi dahileri avazları çıktığı kadar bağırmaya başladı.

 

Crack---

 

Bu kaos ve paniğin içinde Demir Bulut Ölüm Ağı yırtıldı.

 

Demir Ejderha İttifakı tarafı savaş yapmadan kaybetmişti. Diziliş parçalanırken, Gerçek Ruh Alemi lideri kaçıyordu.

 

Demir Ejderha İttifakı üyeleri afallamışlardı ve anında tepki veremediler.

 

Sadece bir kaç nefes aralığında, Demir Ejderha İttifakı köyü umutsuzluk içinde bırakmıştı. Fakat bu sefer, göz açıp kapayıncaya kadar yıkılan taraf onlardı.

 

“Saldırmaya devam edin!”

 

İhtiyar Su, Ejderha Öldürme İttifakı üyelerine karşı saldırı emri vermeden önce Zhao Feng’i ayrıntılı bir şekilde süzdü.

 

Fakat bu olağanüstü olayı gerçekleştiren genç bir kez daha derin bir uykuya daldı.

 

Bu sefer, uykusu öncekinden farklıydı. Bilinci uyku durumuna geçmemişti ve sol gözünün boyutlarındaki göleti hissedebiliyordu.

 

Bu gölet, Zhao Feng’in gücünün kaynağıydı.

 

Di! Di!

 

Dokuz nokta dokuz metrelik göletin ortasında küçük gizemli bir girdap belirdi.

 

Zhao Feng, bilincinde hareket etti ve bu küçük girdapla birleşti.

 

Weng~

 

Zhao Feng göletin merkezi haline gelmiş gibi hissetti ve onun sezgilerine göre göletin aurası değişmeye başladı.

 

Sudan buza.

 

Bu güç, doğal bir yetenek gibi duruyordu ve kelimelerle tarif edilemezdi.

 

Bunun hemen ardından, Zhao Feng küçük girdabı kontrol etmeye başladı.

 

Shua!

 

Göletin yüzeyi düzensiz azur rüzgarlarıyla doldu.

 

Rüzgarın doğuşu.

 

“Görünüşe göre Tanrı’nın Ruhsal Gözünün değişimi gerçekten de bir öncekinden farklıymış.

 

Zhao Feng başını salladı.

 

İlk olarak, Tanrı'nın Ruhsal Gözü, saçları maviye döndüğü zamanki gibi karşı konulamaz bir değişime uğramadı.

 

Buz ve su arasındaki dönüşüm olarak çok fazla bir fark yoktu.

 

Zhao Feng bu değişimin büyük bir değişimin hazırlığı olduğunu hissetti.

 

Tanrı'nın Ruhsal Gözü sadece küçük bir değişime uğramasına rağmen Zhao Feng açısından çok yararlı olmuştu.

 

Şimdi soyunu kontrol edebiliyordu.

 

Ne kadar uyuduğu bilinmiyordu fakat tekrar gözlerini açtığında şişkinlik hissi ve Tanrı'nın Ruhsal Gözünden gelen acının yarısından fazlası yok olmuştu.

 

Tanrı'nın Ruhsal Gözü en kritik süreci atlatmış gibi duruyordu.

 

“Uyanmışsın…”

 

Prenses Jin’in yumuşak sesi duyuldu, Zhao Feng ayağa kalkarken, ona doğru hafifçe gülümsedi, “Ne zamandan beri uyuyorum?”

 

O anda, Zhao Feng’in sol gözü suya benzeyen bir nem barındırıyormuş gibiydi.

 

Geçmişteki soğukluk kayboldu ve gözü daha zarif ve asil bir hal aldı.

 

Kalp atışlarının hızlanmasıyla beraber Prenses Jin kızardı. Zhao Feng’in soğuk, kötü ve duygusuz halini görmüştü sadece, bu kadar sempatik bir yanı olacağını hiç düşünmezdi.

 

“Sen… bu sefer yaklaşık iki hafta boyunca uyudun. Gidip ustama haber vereceğim.”

 

Prenses Jin duygularını kontrol etmeyi başardı. Fakat Zhao Feng’in bir kez daha uyuyakalmasından endişe ediyordu.

 

“Merak etme, uzun bir süre boyunca uyumayı planlamıyorum.”

 

Zhao Feng şu anki durumunu anladı.

 

Bir süre sonra, dağın derinliklerindeki gizli bir yeraltı odasında.

 

Zhao Feng ve İhtiyar Su oturmuş, birbirlerine bakıyorlardı.

 

Prenses Jin ikisine çay koyup, ayrıldı. Bu görüşmenin onun dahil olamayacağı bir şey olduğunu biliyordu.

 

“Zhao Feng, yardımların için oldukça minnettarım. Küçük On Üç Ülkede senin gibi bir dahi olduğunu düşünmezdim. Elbette, buraya neden geldiğini biliyorum….”

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1149

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1029

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 841

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 791

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 674

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 624

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 618

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 586

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 531

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 507

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 311

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 202

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 182

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 111

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 87

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13285 Üye Sayısı
  • 395 Seri Sayısı
  • 18131 Bölüm Sayısı


creator
manga tr