Eğer hakim olsaydım, yapacağım ilk şey kölelik ve aristokratik sistemi değiştirmek olurdu. Eğer kanunun karşısında eşitsek, o zaman herkes her şeyde eşit olmalı ve sınıf farklılıkları olmamalı! #The Dark King

King of Gods - Bölüm 551: Öldürücü Hamle


 

Bölüm 551: Öldürücü Hamle

 

“Yeryüzü Sınıf miras silahı ─ Buz İmparatorluk Mızrağı!”

 

Zhao Feng’in soyunu deveran etmesiyle, Yeryüzü Sınıf mızrağın silüeti önünde belirdi.

 

Bu kez önceki denemelerinden daha farklıydı; Yeryüzü Sınıf silahın figürü, gerçek Buz İmparatorluk Mızrağının, yalnızca gölge haline değil, gerçek haline gelene kadar yoğunlaşmaya devam etmişti.

 

Bo~~

 

Zhao Feng’in soyundaki sayısız Buz İmparatorluk Mızrağı parçası hızlıca tek parça halinde birleşip, Zhao Feng’in avuç içinden genişlemeye başladı.

 

Genelde, Buz İmparatorluk Mızrağı ayrıldığında, aurasını sezmesi zorlaşıyordu fakat bu haldeyken durum tam tersiydi.

 

Weng~~

 

Yeryüzü Sınıf silahın hayalet figürü koyu mavi, berrak bir mızrak haline dönüşmüştü.

 

Buz İmparatorluk Mızrağı. Tam bir Yeryüzü Sınıf silah.

 

Zhao Feng soyunun tamamen yeni bir seviyeye yükseldiğini ve Buz İmparatorluk Mızrağının içinde uykuda olan gücün uyandığını hissediyordu. Tüm bunların sebebi Lu Tianyi’nin Yeryüzü Sınıf silahıydı; Zhao Feng’in uyuyan Buz İmparatorluk Mızrağını ateşleyen şey oydu.

 

“Yeryüzü Sınıf silah… Senin de var…”

 

Vücudu soğuklaşan Lu Tianyi’nin yüz ifadesi çarpıcı bir şekilde değişmişti.

 

Buz İmparatorluk Mızrağı ortaya çıktığı an, soğuk, kadim ve asil bir aura havayı dondurmuştu. Onun Gök Diş Kurt Ay Kılıcı bile tedirgin bir şekilde titremeye başlamıştı.

 

“Buz İmparatorluk Mızrağı, bu o Yeryüzü Sınıf miras silahı mı!?”

 

Zhao Feng’in Buz İmparatorluk Mızrağına bakan üç Boş Tanrı Alemi haykırmaktan kendini alıkoyamadı. Buz İmparatorluk Mızrağının tarihini ve geçmişini biliyorlardı.

 

Gizemli kanyonun içinde iki Yeryüzü Sınıf silahın aurası gökyüzünde birbiriyle çarpışıyordu.

 

“Buz İmparatorunun Arzusu, git!”

 

Zhao Feng soy gücünün ve Gerçek Ruh Kaynağının son derece hızlı bir şekilde tükendiğini hissetmişti. Buz İmparatorluk Mızrağı dibi olmayan bir çukur gibiydi.

 

Shu~~~~

 

Zhao Feng mızrağı ileri fırlatmasıyla, Buz İmparatorluk Mızrağı ileri doğru giderken soğuk bir ışıkla parlamaya başladı. Etrafındaki her şey anında donuyordu. On millik bir bölge içerisinde ağza alınmayacak bir soğukluk vardı.

 

Lu Tianyi ve hatta Yüce Ağaç Yao bile bir buz tabakasıyla kaplanırken katılaşmıştı.

 

Shua!

 

Lu Tianyi Gök Diş Kurt Ay Kılıcını sallamayı başararak, kızıl-mor kurtun soğukla kafa kafaya çarpışmasını sağlamıştı. Lakin, Buz İmparatorluk Mızrağıyla temasa geçen her şey donuyordu.

 

Pa!

 

Rüzgar ve Yıldırım Kanatlarının bir çırpınmasıyla, bu iki gücün çarpışmasından uzaklaşmak için Zhao Feng yüz metre geri çekilmişti.

 

Vah!

 

Saldırıdan kaçınmayı başarmış olsa da, şok dalgası tarafından vurulmuş yüzü bembeyaz bir hale gelirken bir ağız dolusu kan kusmuştu.

 

“Buz İmparatorluk Mızrağını kullanabilsem bile Gerçek Lord Derece yetişimim çok düşük geliyor.”

 

İyileşmeye başlayan Zhao Feng’in etrafında bir su dalgası ortaya çıkmıştı.

 

Öte yandan, Lu Tianyi’nin durumu çok daha kötüydü. İki Yeryüzü Sınıf silahın çarpışmasının etkisini doğrudan tatmıştı.

 

Birkaç adım sendelemiş, ağzından da çok geçmeden donan bir kan damlamıştı.

 

“Lu Tianyi kaybetti.”

 

Altın iskelet iç geçirdi. Siyah sislerle kaplı habis lord da kafasını sallıyordu.

 

Tek kolunu kaybedip yaşam gücü mor yıldırım tarafından aşındırıldıktan sonra, artık Lu Tianyi’nin hayatı bile tehlike altındaydı.

 

“Tianyi güç bakımından kaybetmedi, yalnızca çok düşüncesiz davrandı.”

 

Aziz Ay Tanrıça Teyze kafasını sallayıp iç geçirdi. Diğer ikiliyle karşıt görüşte değildi ama yüzünde de çok kaygı yoktu.

 

“Lu Tianyi, kaybettin.”

 

Zhao Feng’in Rüzgar ve Yıldırım Kanatları çırpınırken elindeki Buz İmparatorluk Mızrağı okyanus gibiydi ─ sınırsız ve ebedi.

 

“Zhao Feng, beni pusuya düşürerek yendin diye bir şey mi oldu?”

 

Gerçek Gücünü kullanarak yaralarını bastıran Lu Tianyi dişlerini sıktı.

 

Lu Tianyi’nin hakaretlerini duyan Zhao Feng’in yüzünde alaycılık belirmişti. Açıklama yapmak için çok kibirliydi.

 

Lu Tianyi üç sebep yüzünden kaybetmişti.

 

İlk sebep, aynı zamanda hem Zhao Feng’e hem de taş deve saldırmış olmasıydı. Bu iki Hükümdarla aynı anda yüzleşmek gibiydi.

 

İkinci sebep, Zhao Feng’in saldırısını küçümsemiş olmasıydı. Zhao Feng savaşlarının başında Lu Tianyi’nin kolunu keserek, düşmanının savaş gücünü büyük ölçüde azaltmıştı.

 

Son sebep ise Buz İmparatorluk Mızrağıydı. İkisi de Yeryüzü Sınıf silaha sahip olsa da, Zhao Feng’in Buz İmparatorluk Mızrağı, Lu Tianyi’nin Yeryüzü Sınıf silahından üstün olan, daha eşsiz bir miras silahıydı.

 

Tüm bu faktörler Lu Tianyi’nin yenilgisine katkı sağlamıştı.

 

“Hehe, Lu Tianyi, kaybettiysen kaybettin. Taş dev, Zhao Feng’in gücünün bir parçası değil mi? Kontrol gücün bir parçası değil mi?”

 

Gökyüzünde bir kadının sesi yankılandı. Bu ses Mor Aziz Kısmi Ruhundan geliyordu.

 

“Seni…!”

 

Lu Tianyi’nin dili tutulmuştu, yüzü önce beyaz sonra da kırmızı bir hale gelmişti.

 

Doğru. Taş dev, Zhao Feng tarafından kontrol edilmişti ve bu onun soyunun bir yeteneğiydi. Bir hayvan terbiyecisi dövüşte hayvanlarını kullanamaz mıydı?

 

Ayrıca Zhao Feng’in Cennetin Gözü de doğru anda gelmişti. Her yerde ortaya çıkabilen bu yetenek de Zhao Feng’in gücünün bir parçasıydı.

 

Tüm bunlar Mor Aziz Kısmi Ruhunun gözlerinden kaçmamıştı.

 

Bundan dolayı Mor Aziz Kısmi Ruhu bile duruma karışıp onun dediğini duyduktan sonra Lu Tianyi ile alay etmekten kendini alıkoyamamıştı.

 

“Lu Tianyi, bu kafa kafaya bir savaş olsa senin rakibin olamazdım. Fakat ne yazık ki, bu gerçek bir ‘ya ölüm ya hayat’ savaşı.” dedi Zhao Feng ifadesiz bir şekilde.

 

Lu Tianyi’nin savaş gücü gerçekten de dehşet vericiydi. O ve İskelet Bölüm Lideri birleşse bile onun rakibi olamayabilirlerdi. Üstelik, Buz İmparatorluk Mızrağı yalnızca kısa bir süreliğine ortaya çıkabiliyordu.

 

Geri çekilin!

 

Hızlı bir şekilde uzaklaşan bir ışık hüzmesine dönüşen Lu Tianyi’nin yüzü nefret ve isteksizlikle doluydu.

 

Ağır yaralı olsam da, tek yapmam gereken Elder Shui Yun’u bulmak. O yetenekleriyle beni hızlıca iyileştirebilir. diye düşündü Lu Tianyi.

 

Kaderine boyun eğmişti. Çok güçlü olmasına rağmen bir Gerçek Lord Derecesine kaybetmişti. Bunu kaldıramıyordu.

 

“Kaçmak mı istiyorsun?”

 

Zhao Feng sırtındaki Rüzgar ve Yıldırım Kanatlarının çırparak Lu Tianyi’yi kovalamaya başladı.

 

Hız bakımından zaten Zhao Feng, Lu Tianyi’den biraz daha hızlıydı. Hem de Lu Tianyi ağır yaralıydı.

 

Ne de olsa, Zhao Feng’in zihinsel enerji seviyesi bir Hükümdarın seviyesine ulaşmıştı. O Rüzgar ve Yıldırım Kanatlarına sahipken, Lu Tianyi berbat bir haldeydi.

 

Rüzgar Yıldırım Göz Alevi!

 

Azur Göz Delici Kesiş!

 

Zhao Feng bu iki güçlü tekniği kullanıp Lu Tianyi’yi döne döne yere yapıştırmıştı.

 

“Tianyi, dayan!”

 

Bir düzine mil ötede, Elder Shui Yun, Ye Yanyu ve Zhuagn Wan’er’i Lu Tianyi’nin olduğu bölgeye doğru yönlendiriyordu.

 

“Çok geç.”

 

Zhao Feng çoktan Buz İmparatorluk Mızrağını yerine koymuştu. Lu Tianyi yerde yarı diz çökmüş bir haldeydi. Ağır bir şekilde yaralanmıştı ve aurası zayıftı. Şu anki savaş gücü zirve halinin yalnızca %20-30’undaydı.

 

Bu haldeyken Zhao Feng soyu ve Buz İmparatorluk Mızrağı olmasa bile Lu Tianyi’yi öldürebileceğinden emindi.

 

“Zhao Feng… Ölecek kişi… Sensin!”

 

Lu Tianyi dişini sıkarak soluk altın-yeşim bir eşya çıkarmıştı.

 

Bu eşya ortaya çıktığı an, görünmez bir ruhani his yayılmış, Zhao Feng’in yüreği yerinden oynamıştı.

 

“Boş Tanrı Koruması!”

 

Lu Tianyi’nin yeşim kemeri kırmasıyla altın cübbeli bir figür arkasında belirdi. Hava anında benzersiz bir aurayla dolmuştu.

 

O an, Zhao Feng, On Bin Hayalet İncisindeki iskelet Bölüm Lideri hatta Elder Shui Yun ve diğerleri ruhlarının baskı altında olduğunu hissetmişti.

 

“Boş Tanrı Koruması mı? Lu Tianyi’nin böyle gizli bir kozu mu vardı!?”

 

“Şu altın cübbeli figür Saf Ay Ruhani Tarikatındaki en güçlü Boş Tanrı Alemi Kralı olan ─ Savaş Tanrısı Jin Huang ─ gibi gözüküyor!”

 

Dış dünyada olanları izleyen uzmanlar tartışmaya başladı, altın iskelet ile şeytani lord bile birbirlerine şaşırmış bir şekilde bakıyordu.

 

Saf Ay Tanrıça Teyzenin yüzünde bir tebessüm belirdi.

 

Lu Tianyi güçlü olsa da pek tecrübeli değildi. Saf Ay Tanrıça Teyze bunu bilmiyor muydu?

 

Buna rağmen yine de Lu Tianyi’yi ikinci grubun lideri olarak seçmişti.

 

Tam bir Yeryüzü Sınıf silah, Lu Tianyi’nin gizli kozuyken, Boş Tanrı Koruması onun can yeleğiydi.

 

“Bu Boş Tanrı Koruması diğer çoğu korumadan daha güçlü ve anında bir Küçük Çekirdek Köken Alemini öldürebilir. Üstüne üstlük, şu Zhao Feng yalnızca bir Hükümdarın gücüne sahip, gerçek bir Hükümdar değil.”

 

Saf Ay Tanrıça Teyzenin gülümsemesi genişledi.

 

Tam o an:

 

“Yeşim Ejderha Koruması!”

 

Yeşim bir ejderha çıkaran Zhao Feng kıs kıs gülüyordu.

 

Bir çatlamayla, kadim bir ejderhanın kükremesi ortaya çıkmıştı.

 

Wu~~~

 

Kadim gerçek ejderhanın derin kükreyişi gökyüzü boyunca yankılanmıştı. Ejderhanın silüeti gök ve yeryüzüne hükmediyor gibi gözüküyordu.

 

Ne!!?

 

İzleyicilerin ve Saf Ay Tanrıça Teyzenin yüz ifadesi donmuştu.

 

“Bu gerçek bir kadim ejderhanın kan özünden yapılmış bir Boş Tanrı Koruması.”

 

“Gerçek bir kadim ejderha olgunlaştığında, savaş güçleri rahatca diğer Boş Tanrı Alemi Krallarının güç seviyesini aşacak bir seviyeye gelir.”

 

Üç tarikatın çoğu uzmanı bilgiliydi.

 

Güm~~~

 

İki kuvvet çarpışarak boyutun sarsılmasına sebep olmuştu.

 

Shu~~~~~~

 

Sadece yarım nefes içerisinde, ejderha altın cübbeli figürü yutmuştu.

 

“İyi değil!”

 

Lu Tianyi’nin suratı kül kadar grileşmişti. Zhao Feng’in kendi korumasından bile daha güçlü olan bir Boş Tanrı Korumasına sahip olacağını düşünmemişti.

 

Pat!

 

Lu Tianyi hızlıca geri çekildi fakat yine de Yeşim Ejderha Koruması tarafından millerce geriye fırlatılmıştı. Ölüp ölmediği bilinmiyordu.

 

“Tianyi!”

 

Elder Shui Yun gökyüzünde parlayarak, Lu Tianyi’nin vücudunu bir su tabakasıyla kaplamıştı.

 

Shua! Shua!

 

Bunun hemen ardından Ye Yanyu ve Zhuang Wan’er gelmiş ve Zhao Feng’e bakarken onun soluna ve sağına geçmişti.

 

“Zhe zhe zhe…”

 

Havada siyah bir sis yayılmaya başlamış, otuz sekiz lanetli hayalet cesedi ve altın-gümüş bir iskelet ortaya çıkmıştı.

 

İskelet Bölüm Lideri sonunda yeniden On Bin Hayalet İncisinden çıkmıştı.

 

İç çekmekten kendini alıkoyamadı. Zhao Feng üç tarikatın ikinci grubunu tek başına yenmişti.

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1301

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1108

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 918

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 843

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 732

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 684

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 662

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 562

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 424

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 74

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16676 Üye Sayısı
  • 453 Seri Sayısı
  • 22417 Bölüm Sayısı


creator
manga tr