"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

King of Gods - Bölüm 495: Düşmanların Karşılaşması


Çeviri: Donovan Düzenleme: Sajapyu

Zhao Feng’in gelişi Altı Sihirbaz İlahi Kulesinin önündeki insanların tartışmaya başlamasına neden oldu.

 

“Zhao Feng Kutsal Gerçek Ejderha Toplantısındaki beş ezici dahiden biri.”

 

Bazıları anında onu tanıdı. Kutsal Gerçek Ejderha Toplantısından beri yarım seneden fazla vakit geçmişti ve Ezici Dahilerin isimleri kıtada yayılmıştı.

 

Beş Ezici dahi arasında, Zhao Feng ve Yu Tianhao şu anki çağın zirvesinde duran Lord Dahilerdi.

 

Zhao Feng’in gözleri kalabalığı taradı, birkaç tanıdık figür görmüştü.

 

Prens Jin, Tian Yunzhi ve hatta İlahi Yuan Klanından Mo Tianyi bile vardı.

 

Onlar haricinde ayrıca tamamen siyah giyinmiş aurası özel bir şekilde tuhaf olan muhteşem bir kadın vardı.

 

Siyahlar içindeki kadın Zhao Feng’i gördüğünde hafifçe duraksadı.

 

“Zhao Feng, mirastan geri mi geldin? Kardeş Yufei’nin durumu nasıl?” Mo Tianyi, Zhao Feng’i görür görmez hızlı bir şekilde soru sormaya başladı.

 

Zaten Altı Sihirbaz İlahi Kulesinde olmasının tek sebebi Zhao Yufei’nin hayatta olup olmadığını doğrulamaktı.

 

Gizemli mirasın içinde altı ay kalmasına rağmen kıtaya geri dönmemişti fakat İlahi Yuan Klanı asla pes etmedi.

 

Mo Tianyi bu soruyu sorduğunda, Gerçek Ruh Aleminde olan tüm uzmanlar ─ özellikle Gerçek Lord Derecesinde olanlar ─ kulaklarını çevirdi.

 

En son yapılan Kutsal Gerçek Ejderha Toplantısı birkaç milenyum içerisindeki en iyisiydi. Sadece Dört Büyük Miras inmesiyle kalmamış, ayrıca daha da kuvvetli bilinmez bir miras ortaya çıkmıştı.

 

Bundan önce, bilinmeyen mirasa giren ikili geri dönmemişti ama şimdi teki geri dönmüştü, bundan dolayı diğer herkes de meraklıydı.

 

“Mo Tianyi.”

 

Zhao Feng hafifçe gülümsedi ve soruyu anında cevaplamadı.

 

Altı Sihirbaz Kulesinin önünde birçok insan vardı. Zhao Feng bilinmeyen miras hakkındaki bilgileri kolayca herkese dağıtır mıydı?

 

Mo Tianyi hafiften sakarca hissetmişti. Acele etmişti. Burası bu sırlar hakkında konuşmak için iyi bir yer değildi.

 

Kulaklarını buraya döndürmüş insanlar açıkça hayal kırıklığına uğramıştı ve bazı Gerçek Lord Derecelerinin kaşları çatıldı, belli ki hoşnutsuz kalmışlardı.

 

Zhao Feng kendinden emin bir gülümsemeyle elleri arkasında duruyordu. Gücü sayesinde, hiçbir şeyden korkmuyordu.

 

“Kardeş Zhao, seni burada gördüğüme çok şaşırdım. İlahi Yuan Klanının elderlerinin da seni görünce mutlu olacağına inanıyorum.”

 

Mo Tianyi gülümsedi ve Zhao Feng’i karşıladı. Hemen anlığına gizemli mirasın peşini bırakmıştı.

 

Prens Jin, Tian Yunzhi ve diğerleri de çok geçmeden Zhao Feng’i karşılamaya geldi. Onu tanımayanlar bile kendilerini tanıtmaya geldi.

 

Ezici bir dahiyle görüşmek bir şerefti, bunun gibi bir hikaye sonradan arkadaşlarına anlatılacak türden bir hikayeydi.

 

Zhao Feng alçak gönüllü bir şekilde uzmanlarla görüştü.

 

“Herkes burada beklediğine göre, Altı Sihirbaz İlahi Kulesindeki durum ne?”

 

Zhao Feng bunu sordu. Açıkça burada kehanete ve öğüte ihtiyacı olan birçok insan vardı.

 

Tian Yunzhi Bilgeye teşekkür edip öğütler almak istiyordu.

 

Mo Tianyi buraya Zhao Yufei’nin nerede olduğunu sormak için gelmişti.

 

“Bilge son birkaç aydan beri inziva içerisinde ve kıtanın geleceği hakkında kehanette bulunuyor.”

 

“Kimse Bilgenin ne zaman çıkacağını bilmiyor. Yakın zamanda da olabilir uzun bir sürede de olabilir.”

 

“Aynen öyle, buradaki herkes Bilgeyi bekliyor. Bu bir şans.”

 

Herkes kendince konuştu.

 

Zhao Feng her şeyi duyduktan sonra durumun özetini anladı. Basitçe: bu bir sıraydı ve herkes bekliyordu.

Zhao Feng ,“Işık ve Karanlık Tekerleğini yapıp Demir Kan Mezhebinin Merkezine geri dönmeliyim…” diye düşündü. Uzun süre bekleyemezdi ancak yarısında da bırakırsa, Bilgeyle görüşme şansını kaçırabilirdi de.

 

Bilge inzivadan çıktığında, her yeri gezmeye başlaması ihtimali vardı. O zaman Bilgeyi bulmak çok zor olacaktı.

 

Sou! Sou!

 

Jiang Sanfeng ve Die Ye uçarak Zhao Feng’in soluna ve sağına geçtiler.

 

“Bölüm Lideri, benim denememe izin verin. Eğer Bilge, Ezici Dahilerden birinin burada olduğunu öğrenirse, dışarı çıkar.”

 

Jiang Sanfeng gülümseyerek tavsiyesini yaptı. Bu işi mümkün olabildiğince hızlı bitirip Zhao Feng’in Demir Kan Mezhebine geri dönebilmesini sağlamak istiyordu.

 

Zhao Feng onu durdurmadı, sessizliği Jiang Sanfeng’in denemesine onay verdiğine işaret ediyordu.

 

“Altı Sihirbaz İlahi Kulesi Rahipleri beş Ezici Dahiden biri olan Bölüm Lideri Zhao’nun burada olduğunu rapor edebilir mi.”

 

Jiang Sanfeng kafasını kaldırdı ve Altı Sihirbaz İlahi Kulesindeki figürlere doğru bağırdı.

 

Efsanevi bilge haricinde mevcut olan diğer birkaç uzman ve rahipte vardı.

 

“Beş Ezici Dahiden biri mi?”

 

Altı Sihirbaz İlahi Kulesindeki figürler meraklı bir şekilde aşağıya baktı. Ne de olsa, kehanet yapabilen tek kişi Bilge değildi.

 

“Bu çağdaki beş ezici dahi geçmiş düzinelerce nesli geçiyor, bu kıtanın geleceğini onlar belirleyecek.”

 

Rahiplerden bazıları kehanet yapmayı biliyordu.

 

Bundan dolayı, Zhao Feng’in ortaya çıkışı Altı Sihirbaz İlahi Kulesindeki birkaç uzmanın merakını kabartmıştı.

 

Bazı kehanet uzmanlar Zhao Feng’e parlayan gözlerle baktı ve onun geleceği hakkında kehanet yapmaya başladı.

 

Ancak, çoğu herhangi bir sonuç almadı.

 

Beyaz sakallı elderlerden biri gözlerini kapadı ve titreyen bir vücutla daha fazla kehanet yapmaya başladı.

 

Vah!

 

Beyaz sakallı yaşlı adamın ağzının kenarından kan süzüldü.

 

“Usta!”

 

Yakındaki rahipler ona yardım etmeye giderken haykırdı.

 

“Gerçekten de bir Ezici Dahi olmayı hak ediyor. Bilge bir keresinde onların kıtanın zirvesini yönlendireceğini ve göklerin mirasıyla yakınca bağlantılı olduklarını söylemişti.”

 

Beyaz sakallı adam yüzündeki kanı silerken mavi saçlı genci dikkatle inceledi.

 

Altı Sihirbaz İlahi Kulesindeki bu kısa süreli karmaşa aşağıdaki düzinelerce insanın birbirlerine şaşkınlıkla bakmasına sebep oldu.

 

Kimse bir kehanet “Ustasının” Zhao Feng hakkında kehanet yaptığında kan kusacağını düşünmemişti.

 

Zhao Feng istifini bozmamıştı, Altı Sihirbaz İlahi Kulesindeki rahiplerle ilgilenmiyordu.

 

“Altı Sihirbaz İlahi Kulesinin kıdemlileri, Bölüm Lideri, Bilgeye önemli bir husus hakkında bir soru sormak istiyor. Umarım onu içeriye alabilirsiniz.”

 

Jiang Sanfeng hızlıca konuştu.

 

Bunu duyun Altı Sihirbaz İlahi Kulesinin önündeki grup beklentili bir hale bürünmüştü.

 

Belki de Altı Sihirbaz İlahi Kulesinde bir Ezici Dahi özel muamele görebilirdi.

 

Prens Jin’in yanındaki siyahlar içindeki kadının gözlerinde soğukluk parladı.

 

Altı Sihirbaz İlahi Kulesindeki beyaz sakallı adam öksürdü, “Bilge doğru zamanda ortaya çıkacak. Bir Ezici Dahiye yardım etmek benim için çok ilgi çekici bir şey olsa da, bu yeteneğe sahip değilim…”

 

Bunu duyan grup hayal kırıklığına uğradı.

 

Zhao Feng şaşırmamıştı. Prens Jin’in yanındaki siyahlar içindeki kadına döndü.

 

“İmparatoriçe, uzun zamandır görüşemedik.”

 

Zhao Feng gülümsedi. Bakışları kadının yüzünü örten siyah duvağın ardını görebiliyor gibi görünüyordu.

 

“Sen…”

 

Kadın şaşırmıştı ve siyah duvağı yırtarken soğukça burnundan soluyarak, ortaya egzotik bir yüzü ortaya çıkardı.

 

Bu kadının her hareketi ve her nefesi inanılmaz bir miktarda cazibe içeriyordu.

 

İmparatoriçe Qin!

 

Mevcut uzmanlar şaşırmıştı.

 

Çoğu İmparatoriçe Qin’in bile Bilge için beklediğini bilmiyordu.

 

“Eğer Bilgenin öğrencisi bile beklemek zorundaysa, görünüşe göre kolayca Bilge’yle görüşemeyeceğiz.”

 

Çoğu kişi kafasını salladı ve iç çekti.

 

İmparatoriçe Qin’in kendisini meydana çıkarmasıyla, atmosfer yoğunlaştı.

 

Zhao Feng ve İmparatoriçe Qin birbiriyle bakıştı. İmparatoriçe Gerçek Lord Derece aurasını yayarak soğukluğunu ve arzusunu saklamadı.

 

Zamanında, Zhao Feng’in İmparatoriçe Qin’i kaçırması ülkeyi sarsmıştı.

 

İmparatoriçe Qin ne zaman bu kadar aşağılanmıştı?

 

Şimdi tekrar karşılamışlardı ve bu sefer İmparatoriçe’nin gözleri kırmızıydı.

 

“Zhao Feng, İmparatorluktaki senin için olan ilan hala sona ermedi.”

 

İmparatoriçe Qin, Zhao Feng’e karşı bir tutam bile saygıya sahip değildi. Ayrıca onun Cazibe Dao’sunun bu Ezici Dahi karşısında hiçbir etkiye sahip olmadığını da biliyordu.

 

“Öyle mi? Pekala, seni tekrar kaçırmak kulağa kötü gelmiyor.”

 

Zhao Feng alaycı bir gülümsemeyle güldü.

 

Tekrar İmparatoriçeyi kaçırmak mı?

 

Bunu duyan herkesin kalbi yerinden oynadı.

 

Zhao Feng sadece küstah olmakla kalmamıştı; cesareti göklere ulaşmıştı.

Burası İmparatorluk tarafından yönetilen Gök Kubbe Ülkesiydi.

 

“Sen… Ne cüretle bana bunu söylersin…?”

 

İmparatoriçe Qin’in yüzünde soluk bir kızıllık belirdi ve çoğu kişinin kalbi hızlandı.

 

Zhao Feng sabit ve etkilenmemiş bir şekilde durdu.

 

İkili birbirine baktı, İmparatoriçe Qin sinirli olmasına rağmen hiçbir şey yapmadı.

 

İmparatoriçe Qin’in arkasında olan Prens Jin, sersemlemişti. Zhao Feng’in İmparatoriçe Qin’le böyle sıradan bir şekilde alay edebilmesi için ne tür bir seviyeye vardığını hayal edemiyordu.

 

Bu haberler yayıldığında, dedikodular kesinlikle Zhao Feng’in İmparatoriçe Qin’e “asıldığını” söyleyecekti, bu da İmparatorluk ve Demir Kan Mezhebi arasındaki gerginliği artıracaktı.

 

Eğer bu kötü giderse, iki taraf arasında bir savaş açılmasına bile sebep olabilirdi.

 

“Şu İmparatoriçe Qin bana saldırmaktan kendini tutabiliyor mu?”

 

Zhao Feng nasıl İmparatoriçe Qin’i daha da öfkeli bir hale getireceğini ve onu şu an halledip halletmeyeceğini düşünüyordu.

 

Tam o anda.

 

Miyav!

 

Havada tuhaf bir kedi sesi yankılandı.

 

Hmm?

 

Altı Sihirbaz İlahi Kulesine doğru dönen çoğu insanın kalbi yerinden oynadı.

 

Ceng!

 

Gümüş ve siyah bir kedi Altı Sihirbaz İlahi Kulesinden dışarı zıplarken tembelce esnedi.

 

“Bu her zaman Bilgeyle beraber olan kedi mi?”

 

Çoğu kişinin gözü parladı.

 

Bilge hakkında birçok söylenti duymuşlardı ve tüm bu söylentilerin her zaman bir ortak noktası olurdu; Bilge nereye giderse gitsin yanında her zaman bir kedi vardı.

 

Ceng!

 

Tembel gümüş ve siyah kedi İmparatoriçe Qin’in omuzuna sıçradı.

 

“Koca tembel kedi, uyumuyor musun?”

 

İmparatoriçe Qin’in yüzünde mutlu bir ifade vardı. Bu büyük tembel kediye alışık gibi görünüyordu.

 

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

3/5




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1218

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1052

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 872

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 689

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 642

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 598

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 546

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 518

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 342

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 191

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 179

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 96

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14786 Üye Sayısı
  • 450 Seri Sayısı
  • 19447 Bölüm Sayısı


creator
manga tr