"Beyin bir paraşüt gibidir, sadece açık olduğunda iyi çalışır." #James Dewar

Keçi Doğan - Bölüm: 4 | Ortaya Çıkmamış Meseleler


 

Bölüm: 4 | Ortaya Çıkmamış Meseleler

 

Gün ağırmış, uykusunu alamamış Avenil babasını köye götürebilmek için hemen hazırlıklara başlamıştı.

Dün akşam Lisanın köye uğramasıyla, durumdan haberdar olmuş birkaç köylü de yardıma gelmişti. Talihsiz olayın birkaç kelamı geçtikten hemen sonra da köylülerin getirdikleri küçük yük arabasına dedeyi yerleştirdikleri gibi yola çıkmıştık.

Dün karısıyla araları bozulan Avenil amca nedendir bilinmez, bu yolculuk için yanına sadece beni almaya karar vermişti. Sanki kaderin bir cilvesiymiş gibi aramızda işlenmekte olan, bir sevgi yumağı oluştuğunu düşünmeye başlamıştım.

Kısa yolculuğumuz başladığında, ovaların arasına bir sınır gibi çekilmiş ağaç setlerini geçerken; öte yandan kel amcamız, dedeyle beraber yük arabasında konuşlandırılmış olan beni havuçla beslemeye çalışıyordu. Tabi bu durumda boynuma bir ip bağlanmış olsa bile, buna müsaade göstermeyerek elindeki havucu kapıp bizzat kendim yemeye başlamıştım.

 

*****

 

Hoş sohbetle geçen on yirmi dakikalık kısa yolculuğumuzun ardından, sonunda köy yerleşkesine gelmiştik. Bizi ilk karşılayan şey rüzgarın her esişi sayesinde gelen tıngırtılardı. Bu seslerin kaynağı ormanın içine gömülü olan bu küçük köyün, her yanının rüzgar çanlarıyla kaplı olmasıydı.

Köyün içine daldığımızda, ahalinin içinde yaşadığı yapıların ağaçları içlerine alacak şekilde yapılmış olduğunu gözlemlemiştim. Bu yapılar bizimkilerin yaşadığı barakalara nazaran fazlasıyla doğal bir görünüme sahipti. Sanki bir druid* yerleşkesini andıran bu yer; aslında bir insan topluluğu tarafından, evleri olarak kullanılmaktaydı.

Burayı evi edinmiş korucunun yanına giderken, biri bizim yarı kel amcamıza “Hey Avenil!” diyerek dikkatini çekmişti. Yolculuk boyunca arada bir sıkıntısını içinden yaşayan bu amcamız, o anlarda sanki kaybettiği birini görmüş gibi mutlu olmuştu.

Aracın sahiplerinden müsaade isteyen Avenil amcamız, kendisine seslenen turuncu saçlı adamın yanına hemencecik gidi vermişti. Evinin bahçesinden seslenen bu genç adam, “Olanları duydum, umarım baban yeşillerde görünür.” demişti.

Bizimki de katılarak “Umarım dostum, umarım ki öyle olur.” Diyerek katılmıştı.

İçinde bulunduğum arabanın sahipleri, aracı evin yanına çektikten sonra beni de bu ölüyle tek başıma bırakmışlardı. Neyse ki araca bağlı olan ipimi çözerek direkt diğerlerinin yanına gitmiştim. O sırada muhabbetin koyulaşacağını gören eşlikçilerimizde aracı Avenil’e emanet edip müsaadelerini istemişlerdi.

Turuncu saçlı abimiz, “O zaman Biraz sohbet edelim, ne de olsa korucu şu an pek müsait değil.” diyerek bizimkinin merakına gidecek bir şeyin sözünü anmıştı.

“Nedendir ki. Işık tutan babamın merasimini gerçekleştiremeyecek kadar, onu meşgul eden şey nedir.” demişti Avenil.

İsmini bilmediğim bu turuncu saçlı genç de “Duydum ki demircinin oğlu ormandayken, kem bir hastalığa yakalanmış. Işık tutan ise bu musibeti çözmekle uğraşıyor.” diyerek Avenil amcamıza cevap vermişti.

Avenil’se anlık bir çıkış yapıp, “Kesin bu Leke’nin işi! Ölülerimizi almaya çalıştığı gibi şimdi de yaşayanlarımızı elimizden almaya çalışıyor.” Demişti.

Bütün bu olanları düşünürken Avenil’in son dedikleri aklıma bir şeyin dank etmesini sağlamıştı. Belki dün geceki ritüelin, yaşanan bu kötücül olaylarla alakası olabilirdi; çünkü oluşan fenomenler DnDye göre çok güçlü ve ilginç bir yürüyen ölü yaratma* büyüsünün tasvirlerine de benzemiyor değildi.

Zaten bir merasim yapılacaksa, neden dün akşamki ilahili ritüeli gün ağarana kadar gerçekleştirme ihtiyacı duymuşlardı ki. Bunula ilgili tek düşünebildiklerim ya ortada köylülerin ölülere karşı çılgın bir gelenekleri vardı, ya da bu topraklarda ölüleri rahat bırakmayan bir fenomen kol geziyordu.

Buradaki asıl sorun, mantığa uymayan şeylerin olduğu RPG temellerine sahip bu dünyada sadece bir keçi olmamdı. Bu tekinsiz durumu ise içimde çılgınca çözüm arama ve bir şeyler yapma isteği uyandırıyordu.

Normalde etliye sütlüye karışmazken, iş bana gelince akan suları durdururdum. Şöyle ki günün çoğunu keyfime göre geçirmeyi seven birisi olarak iş sorumluluklarıma gelince her zaman çabalardım. Hiç özlemesem de bir keresinde üniversite giderlerimi karşılayabilmek için sürekli günlük işler alıp çılgınca çalıştığım bir dönem olmuştu, işte aynısı bu durumda da geçerliydi.

Neler yapabileceğimi doğru düzgün düşünmeden önce, bakalım bu konuşma nasıl bir yere varacaktı.

Ben merakımı tekrar buraya yönlendirdiğimde, bizim kel amcamız da “Bazen aklımdan geçiriyorum, bu kadar çok kötülüğe yakın olmaktansa keşke hala babamla burada yaşayabilseydim.” diyerek önceki söylediklerine eklemişti.

“Eee… Dostum, bütün bunları Efreva için yapmadın mı niye hayıflanıyorsun ki.” diye söyleyerek, beklenmedik bir cevap vermişti turuncu kafa.

Bizim Avenil ise buruk bir şekilde “Eh ne diyeyim, özlüyorum işte.” Diyerek geçiştirmişti.

Bunun üzerine ilgisini çekmiş gibi, turuncu kafa “Yoksa, bir şey mi oldu aranızda.” dedi.

“Yok ya dün birkaç küçük tartışma yaşadık sadece.” Dedi Avenil, sonra bahane arar gibi “Geçen aldığımız keçinin, değişimindeki kutsallığa pek inanmıyor.” diyerek ekledi.

“Bi dakika ne demek istiyorsun.” dedi arkadaşı, “Konuyu değiştirmeye çalışmıyorsun değil mi?”

Kel amcamız da “Yok ya. Bak bi göstereyim” diyerek, saptırdığı konunun malzemesi olan kafamı çekiştirip beni arkadaşına sergilemeye başlamıştı.

“Bu, bu cidden kutsallık! Harbiden bedeninde gümüş ayın simgesini taşıyor.” Turuncu kafa sanki şaşılacak bir şey varmış gibi, hayretle bana bakıp ötmeye başlamıştı. “Bunu geçen hafta sonu almıştınız. Nasıl böyle bir değişim yaşanmış olabilir.”

Ben şu kafamdaki beyaz lekenin başıma saçma sapan olaylar açmasından sıkılmışken, turuncu kafalı gencimiz de dibime kadar girip; “Avenil, onu yalayabilir miyim?” diyerek, kayışı koparacak sözleri de dile getirmişti.

O an Avenil’in bile beni tutması fayda etmeden, direkt turuncu saçlı çocuğa kafa atıp kaçmıştım.

 

*****

 

Ortamdan o kadar hızlı ayrılmıştım ki şu anda nerede olduğumu kestiremiyordum bile. Gördüğüm rüzgar çanlarına göre, hala köy sınırları içerisinde olmalıydım. Etrafıma bakındığımdaysa ağaç şuruplarının üretildiği bir çiftlikteydim.

Neyse ki bu delilerle vakit geçirmektense, kimsenin olmadığı bu yerde kafamı dilemek benim için daha huzurlu olacağını düşünüyordum.

Şu ana kadar bütün yaşadıklarımı ve gözlemlediklerimi tekrar bir düşündüğümde, İşin özü şu ki artık bu şekilde de kalamazdım. Madem fantastik materyallerin bulunduğu bir dünyadaydım; olabildiğince kafamı çalıştırıp en pratik yolu bulup gayret etmeliydim.

Normalde bunları dedikten sonra artık işleri elime alıp hedefler belirlemeli ve hareket etmeliydim ama kimi kandırıyorum ben, böyle bir durumdayken bile keyfime göre takılmak istiyordum. Kim modern dünyanın konforundan kopup böyle bir dünyada gelişmek adı altında sıkı sıkıya çalışırdı ki. Bu anca en büyük angaryası okula gidip gelmek olan insanların, web novellerinde dile getirilecek bir olaydı.

Zaten oyun mekaniklerine sahip birisi olsam bile; sağda solda koşuşturup dandik uzak doğu MMO’larındaki gibi farm* yapamaz ve yapmazdım.

Buradaki ilk sebep, şahsen buna gönüllü olmamamdı; kimin böyle bir şey yapacak toleransı olabilirdi ki.

Buradaki ikinci sebep ise hiçbir gerçeklikte kesilmeyi bekleyen slotların* olmayışıydı.

Bir önceki sebebimle ilişkili olarak üçüncü sebepse eğer farm yapacağım bir ortam olsa bile ortalıkta kimsenin kafasına göre kıyım yapabileceğini müsaade edeceklerini zannetmiyordum.

Fazla paniklediğim bu durumda; kafamda gereksiz iç çatışmalar yaşarken, belki olaya fazla komplike bakıyordum. Belki de bir keçi olarak bulunduğum bu durumum, korkutucu bir şekilde çıkmazdaydı. Belki gerçekten de adam akıllı düşünüp bir şeyler yapmaya başlamalıydım. Aklıma gelen en kolay çözüm, sistemin bana sunduğu görevleri yapmaktı. Bunun için de olabildiğince görev tetikleyip karşıma çıkmasını sağlamam gerekiyordu.

Evet en azından bunu yapabilirdim. Öncelikle biyolojik sınıfım için önümde kat etmem gereken gerekli yolu hesaplamalıydım. DnD bilgilerimi gözden geçirdiğimde toplam en az 3.250, en fazla 5.200 tecrübe puanı barajı bulunuyordu. Zaten bir sivilden 15 TP aldığımı düşünürsek, bu sorunu mücadele ederek asla çözemezdim.

Elimdeki tek görevi de değerlendirecek olursam, şimdiden garip şeyler tüketmeye başlamalıydım.

 

*****

 

Etrafımı biraz daha gözlemledikten sonra, şurup çiftliğinin bağlı olduğu yerleşkede ilk garip nesnemi bulmuştum. Garip hırıltılar eşliğinde incelediğim bu nesne, tavuk ayaklarından yapılmış bir tasmaydı. İncelemek için yaklaştığım, ayaklarla süslenmiş bu demirden nesne; iri ve kürklü bir boyunda asılıydı. Tasmanın bağlı olduğu zincir durmaksızın şıngırdıyor ve bende hipnotize olmuş bir şekilde ilk hedefime doğru ilerliyordum.

Demirin parçalanma sesiyle, işte şimdi sıçtığımı anlamıştım. Bana doğru koşmakta olan iri çoban köpeğini anca o an fark edebilmiştim.

 

________

 

*Druid: Google çevride Sorcerer ve Wizard’la bereber ayrım yapılmaksızın büyücü diye çevrilen, doğayla içli dışlı olan bu abilerimiz aslında bir nevi rahiptirler. Doğanın kendisinden veya habitatından yaralanabilen abilerimiz aslında doğanın bir parçası olduklarını iddia ediyorlar.

Bu konuyla ilgili daha da uzatmayarak merak ettiğiniz başka şeyler için sizi Google amcaya ziyaret etmeye davet ediyorum

*Yürüyen ölü yaratma / Create Undead: DnD’de Necromancy okuluna mensup bu 6. seviye büyü  ve 9 seviyeye kadar gelişebilen zombi yaratma büyüsüdür. Bu büyünün yarattığı zombi çeşitliliği ilerledikçe koşullu olarak gelişmesine rağmen bu büyünün kapsadığı alan kullanıcının 3 metresiyle sınırlıdır.

İlgili içerikle alakalı daha fazlasını bulmak için, dndbeyond sitesine veya Google’a bakabilirsiniz.

*Farm: Türkçe tabiriyle hasat diye çevirebileceğim oyunlarda kullanılan bu terim, kâr elde etme yolunda sık sık kullanılmaktadır. Seviye atlamak için slot kesmek ve para biriktirmek için aynı işi tekerrür etmek farm yapmaya örnek gösterilebilir.

*Slot: oyunlarda içine yerleştirilebilir yuva gibi anlamlara da gelen bu terim, belirli alanlarda gurupça dolaşan birimler için de kullanılabilir.

Yine de bu dediklerimden pek emin değilim. O yüzden düzelteceğim bir şey varsa söylemekten çekinmeyin.

 

________

 

Merhaba arkadaşlar, gecikme için üzgünüm.

Hayatımın iyice düzensizleşmeye başladığı bu dönemlerde ne olursa olsun bu seriyi kendim ve sizler için iyi veya kötü yine de devamını getirmeye çalışacağım. ne diye gaza geldiysem yinede bundan emin olabilirsiniz. 

Öte yandan hangimizin hayatı sıkıntılı değil ki. Bi zorluluğu alışırken ya da aşarken, şaka gibi bir yenisi ekleniyor; ama hayat zaten bu şekilde işlemiyor mu, işte bu yüzden her zaman ilerlemek zorundayız. :D

Neyse ilk üç bölüm bu kadar ilgi gördükten sonra birden bölüm vermeyi kesmem, sanki size ihanet etmişim gibi hissetmeme neden olmuştu. O yüzden geri dönmeli ve bir açıklama yapmalıydım. Tabi başta da söylediğim gibi giriştiğim bu seriyi bırakmayı düşünmüyorum.

Benim gayretim ve sizin desteğinizle her zaman bölüm eklemeye çalışacağım. Konuyu uzatmadan bir sonraki bölüme görüşmek üzere, sağlıcakla kalın.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1183

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1032

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 857

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 799

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 680

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 629

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 622

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 594

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 538

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 514

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 323

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 188

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 175

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 112

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 94

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14113 Üye Sayısı
  • 420 Seri Sayısı
  • 18867 Bölüm Sayısı


creator
manga tr