Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

Keng ve Melez'in Dostluğu - Bölüm 8 : Muhafız ve Mavi Diş


6 kişiden 5'ş diğer kapıdan geçip dışarı çıktı. İçerde Muhafız, tezgahın arkasındaki adam, Kalron ve Keng kalmıştı.


"Hey Rohada bu ikisi seni görmeye gelmiş," dedi tezgahın arkasındaki adam. Muhafız'ın kaşları havaya kalktı.


"Niye geldiniz?"


"Sana bir mektup getirdim," dedi Keng ve mektubu uzattı.


"O mektubun karanlık bir lanetle dolu olmadığını nerden bileceğim?"
Keng Kalron'a baktı. Böyle bir soru beklemiyordu.


"Biz açıp okusak olmaz mı?" dedi Kalron.


"Hayır," dedi Keng ve Muhafız aynı anda.


"Ustam sadece Muhafız'ın okumasını istiyordu. Ama aklıma başka bir fikir geldi. Şu yalan dedektörü amcaları çağıralım."


"Yalan dedektörü amcalar?"


"Zihin büyücülerini diyor," dedi Kalron.


"Evet onları dedim."


"Ben bir zihin büyücüsüyüm," dedi tezgahın arkasındaki adam. "Ben yaparım."


"O mektup lanetli değil," dedi Keng.


"Çocuğun da konu hakkında bilgisi yok Rohada. Ama gönderen kişiyi gördüm. Güvenilir biri," dedi tezgahın arkasındaki adam.


Muhafıız ona soran gözlerle baktı. Tezgahın arkasındaki adam kafasını iki yana ssallamakla yetindi.


"Mektubu aldı. Okumaya başladı ve başladığı gibi bitirdi. tekrar katlayıp cebine attı.


"Mektubu getirdiğin için teşekkürler. Ustan ödeme olarak seni ve yanında birileri varsa onları bir topluluğa katmamı istiyor," dedi Muhafız. "Ama sizi zorla bir topluluğa katamam. O yüzden sizi onların bulması lazım. Yarın sabah burada olun."


"Peki," dedi Keng ve Kalron'la birlikte dışarı çıktı.


"Hava kararmak üzere," dedi Kalron. "Kalacak bir yer bulmalıyız."


"Nerde kalabiliriz ki?"


"Elbette bir handa," dedi ve hala eskisi kadar dolu olan caddeye en yakındaki hanın yerini sordu.


"Han ne demek?" diye sordu Keng.


"Bilmiyor musun?"


*****


"Han olayını sevdim, Kalron. Acaba gelecekte bir han falan mı açsam?" diye sordu Keng handaki odalarında.


"Açabilirsin ama biraz sıkıcı olurdu."


"Evet, evet. Biraz sıkıcı olurdu."


"Napıyorsun?" diye sordu Kalron. Keng kolundaki anlamsız eneri damarından enerji çıkarıp onu fırlatmadan havada asılı kalmasını sağlıyordu.


"Biraz büyü alıştırması. omzumun kırılmasını sebebi bu büyüydü."


"Bir kırık damara mı sahipsin?"


"Kırık damar?"


"Yani büyü veya element enerjisine dönüşmemiş saf enerji."


"Evet, onun gibi bir şeye sahibim. Acaba bu kırık damarın bana zararı var mı?"


"Hayır. Aslını sorarsan bir sürü işine yarayabilir. Bunun için bir kitap almalı ve okumalısın."


"Peki yarın alırım."


"Bence oyalanmadan uyu. Yorucu bir gündü."


*****


Keng sabah Dünya'nın en doğusunda edindiği alışkanlıktan dolayı erkenden uyandı. Kalron uyuyordu. Keng de o uyanana kadar asasıyla Dımbıllen'in yerlerini değiştirmeye çalışmaya devam etti. Bunun için çok uğraşmıştı ve artık asa garip bir şekilde titriyordu. Keng asasını sertçe yer vurdu. İlk denemelerinde asa sadece titriyordu. Ancak 7. deneyişinde asa deli gibi sallandı ve 9. deneyişinde asa yok olup yerine Keng'in yayı geldi.


"Sonunda başardım," dedi heyecanla.


"Sabahın bu saatinde ne diye bağrıyorsun?"


*****


"Sana başaracağım demiştim," dedi Keng Muhafız'ın evine giderken.


"Ama bu ne işine yarayacak ki?"


"Havalı işte. O yetmez mi?"


Kalron bir şey demeden kapıya tıkladı. İçerden gelen "Gir," sesiyle içeri girdiler.


Muhafız onlara baktı. "Bana Mitra diye seslenebilirsiniz," dedi ve ekledi. "Arenaya ineceğiz ama üzerinizdeki cüppelerle rahat savaşamazsınız. Aşağıda size hafif, savaşa daha uygun şeyler alırız."


Arka kapıdan geçti. "Gelsenize," dedi. Keng olacakları merak ediyordu. Hemen peşinden gitti. Arka kapıdan geçince burada sadece ortası boş dairesel bir merdiven olduğunu gördü. "En aşağı ineceğiz," dedi Mitra ve Kalron ile birlikte inmeye başladı.


Keng'in ise o kadar merdiveni inmeye niyeti yoktu. Kendini merdivenin ortasından aşağı atıp çoktan 4. seviye olmuş hava bükme yetenekleriyle yavaşladı. Sonra Keng'in hiç beklemediği bir şey oldu.Aşağıdan bir duvar fırladı ve Keng'in canını baya acıtarak merdivenin başına dönmesini sağladı. Sonra hiçbir şey olamamış gibi geri döndü.


"Ah!" diye bağırdı Keng.


"Bir akıllı sendin değil mi?" dedi Mitra. "İnmek için merdiveni kullanmak zorunlu. Duvar büyülü kimsaya zarar vermez, sadece anlık bir acı verir."


Keng Mitra'nın onu uyarmayışına biraz sinirlendi. Aşağı doğru inmeye başladı. En aşağı indiğinde bacakları çok ağrıyordu. Kafasını kaldırıp çevresine bakınca şaşkına döndü. Burda şehrin bir yeraltı versiyonu vardı.


"Beni takip edin."


"Ona güvenebilir miyiz sence?" diye sordu Kalron.


"Ustam güvenebilirsiniz demişti."


"Onu demiyorum. Ya gerçek muhafız bu değilse?"


"Ustam bana bir resmini çizmişti," dedi Keng, ustasının ona Muhafız'ı anlatmak için çizdiği çöp adamı (tel ali) hatırlayarak. "Bu da ona bayağı benziyor."


"O zaman şu adamı takip edelim," dedi ve adamın peşinden gitti.


"Geldik, hadi şurdan bir savaş cüppesi alalım," dedi Mitra.


Bir dükkana girdiler Keng içerde bir sürü zırh olduğunu gördü.


"Bize 2 savaş cüppesi lütfen. Biri mavi biri kahverengi olsun," dedi Mitra.


"Renkler önemli mi?" diye sordu Keng.


"Evet. Elementine uygun bir cüppe giymeniz lazım."


"Ama öyle yaparsak savaşırken elementlerimizi karşıdakine belli etmiş olmaz mıyız?" dedi Keng.


"Evet, bunu tüm dünya yapar. Bu savaş hukukunun bir parçası.


Bu sırada görevli geri döndü. Mitra elini salladı ve görevlinin getirdiği cüppeler yok oldu. Keng'in ve Kalron'un üstünde ortaya çıktı. Kıyafetin alt tarafı çok sıkı değildi ve lacivert rengiydi. Üst taraf ise Keng'in alışık olduğunun aksine dizlerine kadar sarkmıyordu ve açık mavi renkteydi.


"Çok rahat," dedi Kalron. Onun kıyafetiyle Keng'in kıyafetinin tek farkı renkleriydi.


"Hadi bir arenaya gidelim," dedi Mitra. Yürümeye başladı ve çocuklar da peşinden gittiler.


Arena tirubinleri sabah olmasına rağmen bayağı doluydu. Büyük olmayan arenanın ortasında küçük 3 çember çizilmişti. 3 çemberin içinde de 2 kişi vardı. Mitra bir anda yok oldu. Sonra hemen geri geldi.


"İkiniz de şimdi çıkacaksınız, elinizden gelenin en iyisini yapın," dedi.


"Ama onlar tecrübeli büyücüler. Onlara karşı hiç şansımız yok," dedi Keng.


"Kazanmanıza gerek yok. Çoğu topluluğun arkasında bir mali destek vardır. Sizin gibi 2 çocuğu erkenden bünyelerine almak işlerine gelir," dedi hızlıca. "Hem arenanın en kötülerini gönderecekler."


Keng derin bir nefes aldı. Önceden daha kötü bir iki durumla karşılaşmıştı ama ilk defa bu kadar heyecanlanıyordu. Her zaman kullandığı okluğunu çantasına tıkıp içinde bayıltıcı oklarının olduğu okluğunu aldı.


"Ne yapacağız?" diye sordu Keng.


"Çemberler boşalınca gireceksiniz."


"Ya bizi öldürürlerse!"


"Öldürmek yasak, yani çocukların düelloları için yasak." Konuşmasını bitirdiği zaman 2 çember arka arkaya boşaldı. Keng asasını eline aldı ve boş çemberlerden birine doğru yürüdü. Karşısında beyaz cüppeli kendini beğenmiş bir adam vardı.


"Sen çocuksun!" dedi adam. "Karşıma ne zaman düzgün birilerini vereceksiniz?" diye bağırdı.


Keng sağ eliyle bir ok çekti, asasını yere vurarak onu kendi yayına (Dımbıllen'e) dönüştürdü. Yayı gerdi ve adama doğru oku gönderdi. Adam bir hava büyüsüyle kaçtı. Çoktan ona 2. ve 3. oklar gönderilmişti. Adam bunlardan da kaçtı, yeni okların geldiğini gördü, kaşları çatıldı. Elini sertçe salladı. Elinden bir rüzgar büyüsü fırlatmıştı. Keng büyüdeki gücü hissetmişti.


"Kamusabio," diye mırıldandı kimsenin duyamayacağı şekilde. 2 büyü çarpışınca arenanın toprak zemini havalandı. Keng görünmüyordu.


"Bana düzgün bir rakip verin demişti-" Sözü yarıda kesildi. Vücudunun üç farklı yerine çoktan beş farklı büyü çarpmıştı. Birkaç saniye ayakta kaldı ve sonra yere yığıldı.


"Keng tirübinlerde Mitra'yı aradı ve bullunca yanına gitti.


"İyi işti, Goghan'ın büyüsünü çok iyi kullandın."


"Goghan'ın büyüsü derken?"


"Kullandığın kalkan büyüsü varya işte o. Arkadaşın kaybedecek sanırım."


Keng arenaya baktı. Kalron adama ateş topları yağdırıyordu. Sonra adam tilkiye dönüştü. Kalron'un üstüne atladı ve Keng'in anlamadığı bir nedenden ötürü bayıldı. Adam tekrar insana dönüşünce aniden uyandı.


Kalron gelince "İyiydin," dedi Keng.


"Sağ ol."


Sonra onlara doğru mavi gözlü zayıf bir adamın yaklaştığını görünce durdular.


"Merhaba Mitra. Bu iki genç adamla kısa bir sohbet etmek istiyorum."


"Çok yakında güzel bir yer biliyorum. Orada konuşalım."


Mitra'nın getirdiği yer küçük bir restorandı. "Bize 4 döner ayran," dedi Mitra seslice.


"Döner ne demek?" diye sordu Keng. Anlaşılan Mitra dışında cevabı bilen yoktu. "Gelince görürsün," dedi o da.


"Ben Mansiva Artverten," dedi mavi gözlü adam. "Mavi Diş topluluğundanım ve sizde bu topluluğa girmek için gereken tüm özelliklerin olduğunu söylemek istiyorum."


"Mavi Diş nasıl bir topluluk?" diye sordu Kalron.


"Mavi Diş dünyanın batısında her şehirde, doğusunda ise birçok şehirde olan çok üyesi olmayan ancak tüm üyelerine her türlü imkanı sunarak onların hızlıca gelişmesini sağlayan  bir topluluk."


"Topluluktakiler ne kadar özgürler?" diye sordu Keng.


"Çok aşırı durumlar olmadığı sürece hiçbir şey için zorlanmayacaksınız."


"Çok aşırı derken ne demek istiyorsunuz?"


"Topluluğa karşı topluluğun varlığını tehdit edecek kadar büyük bir saldırı durumunda örneğin."


"Çok aşırı bir durum olmadığı sürece bize karışmayacaksanız neden bize yardım ediyordunuz?"


"Çoğu topluluk gibi biz de üyelerimizin gücüyle bazı istediğiiz şeyleri yapabiliyoruz. Bir Mavi Diş üyesi bir yere girdiğinde oradaki insanlar onun arkasındaki güçten dolayı ona karşı düşmanca davranmamaya dikkat ederler. 'Birlikten kuvvet doğar.' mantığı. Ama asıl sebep bu değil. Gerçek sebebi öğrenmek için Mavi Diş'in tarihini öğrenmeliyiz."


"4 döner ayran buraya mıydı?" dedi garson.


"Evet."


"Dönerle ayranı aynı anda bitiriseniz ücret almyoruz,  bilginize."


"Biz konuya dönelim.  Çoğu kişinin sandığının aksine 3 alem yoktur. Aslında 4. bir alem daha vardır. Bu alem GERÇEK Alemdir. " Sanki bir sırdan bahsediyormuş gibi sessizce konuşuyordu. Keng  Mitra'yı taklit edip dönerinden bir parça ısırık aldı. Mansiva sesini daha daha da alçaltarak konuşmaya devam etti.


"GERÇEK Alemde gelişmek için GERÇEK Yatkınlığı gerekir. GERÇEK Yatkınlığı belli bir seviyenin üzerinde olanlara GEERÇEK denir. Geçmişte çok güçlü bir GERÇEK ortaya çıktı. Gücünü kimseye karşı kullanmadı ama herkes ondan korktu. O kadar korktular ki toplanıp ona saldırıp öldürdükten sonra bedeninden bir parça bile bırakmadılar."


Mansiva nefes almak için durunca Keng dönerinden bir ısırık daha aldı.


"Bundan sonra toplumda birinin GERÇEK olduğu veya GERÇEK olabileceği düşünüldüğünde idam edilmeye başlandı. İşte Mavi Diş böyle bir dönemde birbirini korumak isteyen GERÇEKler tarafından kuruldu. Sanırım neden sizden bir şey beklemememize rağmen size yardım etmek istediğimizi anladınız.


"Ama bizim bir GERÇEK olduğumuzu nerden çıkardın?" diye sordu Keng.


"Savaşırken oluşturduğunuz enerji dalgalanmalarının GERÇEKlerin enerji dalgalanmalarına çok benzediğini fark ettim."


"Ya bir gerçek değilsek, Mavi Diş ten ayrılmamız mı gerekecek?"


"Birinin GERÇEK olduğu anlaşılabilir. Bunun bazı belirtileri vardır. Ama birinin GERÇEK olmadığı anlaşılamaz. Bizim merkezdeki insanların belki de yarısından fazlası bir GERÇEK değildir. Bu önemli değil. Önemli olan şey şu, biz birlikte güçlüyüz. Yine de enerji dalgalanmalarınız GERÇEKlerin enerji dalgalanmalarına çok benziyor. Büyük ihtimal bir GERÇEKsiniz."


"Bence harika bir fırsat. Mavi Diş'i bilirim. Birçok topluluktan daha fazla imkan bulundurur. Ayrıca şu ana kadar yozlaşmış ve topluluğun gücünü başkalarını ezmek için kullanan insanların olmadığını gördüğüm tek topluluk Mavi Diş," dedi Mitra. Dönerinden son ısırığını alınca ayranından da sadece bir yudum kaldığını gördü. "Bunun olmasının imkansız olduğunu sanırdım."


Keng Kalron'un önce konuşmasını bekledi. Keng katılmayı düşünüyordu. Kalron'un da isteyip istemediğini merak ediyordu.


"Katılmak istiyorum," dedi Kalron.


"Ben de," dedi Keng dönerinin tamamının bitmiş olmasına rağmen ayranının  yarısının durduğunu görerek.


"Hadi merkeze gidelim. Sizi bizimkilerle tanıştırayım," dedi Mansiva.


"Hadi gidelim," dedi Kalron yarısı duran dönerini boş ayran bardağının yanına koyarak.


"Görüşmek üzere," dedi Mitra.


*****

1660


80


******


Selamlar, bayramanız kutlu olsun!


Kitabı yayımlamaya ufacık bir ara vermiştim ama artık son hız devam ediyoruz. Haftada en az bir bölüm gelecek.


Sağlıcakla kalın...




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1468

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1206

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 995

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 909

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 805

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 787

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 720

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 637

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 634

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 605

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 605

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 217

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 158

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 154

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 136

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 130

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 129

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 124

    Site İstatistikleri

    • 16166 Üye Sayısı
    • 730 Seri Sayısı
    • 34285 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr