"Ben Li Qiye'yim ve bu tek başına yeterli." #Emperor's Domination

KAREN - Bölüm 75 - Karar Sizin


 

 

Güneşin doğuşundan sonra Karen keyifli bir ruh haliyle yeni evinin alt katına indiğinde uzun sarı saçları ve naif görünüşüyle genç bir kadın onu karşıladı.

“Çoktan kalkmışsınız, efendim. Mei sizin için hemen kahvaltı hazırlayacak.”

Karen yemekten bahsedildiğini duyunca istemsizce kafa salladı. Bir süredir doyasıya yemek yeme fırsatı bile bulamamıştı. Okulun işleyişi neticesinde öğrenciler oldukça özgürdü ve bu sayede genç adam uzun süredir bulamadığı bir rahatlama fırsatı yakalamıştı.

Okulun özellikle merak ettiği kütüphanesine olan merakını bastırarak güzel bir kahvaltıya zaman ayırmaya karar verdi.

Bir süre sonra geniş masanın bir kişi için aşırı fazla yiyecek ve içecekle doluşunu afallamış şekilde seyretti. Öyle ki masaya oturduğunda nereden başlayacağından emin olamadığı bir kararsızlık içindeydi.

Biraz önce eğitimini tamamlamış ve temiz kıyafetler giyip salona gelen TaiShan saygılı tutumuyla Mei’nin yanına dikilmişti. Genç adam ikisine bakarken gülümseyerek seslendi.

“İkiniz yemekte bana katılın.”

TaiShan ve Mei şaşkınca birbirlerine bakarken Karen ısrar etti. “Hadi gelin, zaten sizinle konuşacaklarım var.”

Sözleri bir nebze daha emredici tondaydı ve diğer ikili karşı çıkmaktan korkarak Karen’in sağ ve sol yanına oturdular. Oturuşları bile saygılarından ödün vermemişti.

Genç adam ilgili bakışlarıyla onları süzdükten sonra sorusunu yöneltti. “Anladığım kadarıyla sizler savaşçı yoluna adım atmak konusunda hala kararlısınız. O halde söyleyin bana, engeliniz nedir?”

Karen doğal olarak ikilinin gözlerindeki ateşi kolayca görebiliyordu. Onların sıradan hizmetçilerin aksine savaşçı yoluna ulaşmaya çalışan figürler olduklarından emindi. Ancak bu yolda ilk adımı atmak için birçok yüksek ve sağlam duvar yıkılmalıydı.

En önemlisi tabi ki Ruh Sarayı’nın yetersizliğiydi! Bu aslında basit ama anlaşılabilir bir terimdi. Öncelikle her ama her varlık Ruh Sarayı’na sahipti, yine de var olması sizi savaşçı yapmazdı.

Başlangıçta kişi hayata gözlerini açtığı ilk andan itibaren Ruh Sarayı gizemli kozmik bir nedenden ötürü kendi kendine doğal ruh özlerini asimile ederek içinde yoğunlaştırır ve bedenin kendi gücü haline getirirdi.

Sıradan bir insan en geç 8 yaşına kadar bu kozmik çekime sahip olurdu. En sonunda ise bu olay tamamen sona eriyordu. İşte Ruh Sarayı’nın yetersiz olması bu konudaki doğuştan gelen şanssızlıktı. Dışarıdan toplanan ruh özleri, bedenin bu gücü maddesel olarak kullanabileceği yoğunluğa ulaşamıyorsa ortaya çıkan durumdu Ruh Sarayı yetersizliği…

Genç adam bu konudan uzun süre acı çekmişti. Çünkü bu konuda yapılabilecek hiçbir şey yoktu!

Diğer yandan eğer ruh gücü yeterli düzeye ulaşmış olsa bile önünüzde bazı aşılması kesin olmayan engeller hala vardı.

Akabinde gelen ilk engel, zihnin Ruh Sarayı’na ulaşama durumuydu. Bu zihin başarısı, o yaştaki bir insanın üzerinden gelmekte güçlük çekeceği bir irade ve anlayış gerektiriyordu.

Yani kısacası, bilinci Ruh Sarayı’na yönlendirebilmekti! Genç adam her nedense bunu çok kolay bir şekilde yapabiliyor olsa da diğer tüm insanlık açısından ilk kez yapılacak geçiş inanılmaz zor bir süreçti. Hatta öyle ki bazen yıllarca başarısızlık yaşanabiliyordu. İlki başarılı olsa bile bilinci yönlendirmek devamında da büyük konsantrasyon istiyordu.

Bu ikinci duvardı. Üçüncü engel ve en zoru ise, ruh gücünü manipüle edebilmekteki maharet idi. Kısaca örnek vermek gerekirse Karen’in Yıldırım Silahını kullanabilmek için ihtiyaç duyduğu kontrol becerisinden birkaç kat daha zorlu bir adımdı.

Tabi ki Karen’in sahip olduğu ruh gücü her nasılsa bu tür engelleri de sanki hiç yokmuş gibi aşıp geçmesini sağlamıştı.

Diğer insanlar için tüm bu adımlar başlı başına yıllarını söküp alabilirdi.

Buraya kadar sorun yaşamayan kişi doğal olarak kıdemsiz savaşçı statüsünün zirvesine kadar gelişim yaşayabilirdi.

  1. engelde burada öne çıkıyordu. Sorun Kıdem kazanmaktı ve Kıdem sahibi olmak için kendinize bel bağlayamazdınız. Basitçe sahip olmadığınız ekstra şeyler gerekiyordu. Ancak 4. Engel Toun ve Youren’ler için farklılık gösteriyordu.

Toun –Yaratık Ruhu/Doğa Ruhu veya İblis Ruhu- Savaşçıları yetişimini kendi bedenleri üzerinden yapamazdı. Doğal olarak Kıdem kazanmak için bir yetişim tekniğine ihtiyaçları yoktu. Onların çalışma sistemi bir nevi döngüseldi.

Toun Savaşçısı, anlaşma yaptığı ruh yaratığını kendi ruh özüyle besleyerek seviye atlamasını sağlar ve onun özümsediği gücü yavaşça kendi bedenini güçlendirmek için kullanırdı. Doğal olarak Youren’ler gibi Ruh Damarlarını uyandırma becerileri de yoktu. Bu işlemlerin hepsi anlaşmalı oldukları ruhlar üzerinden yapılır ve bu varlıkların güçlerini bedenlerine aktararak yavaşça fiziksel güçlerini arttırmaya çalışırlardı.

Kişi kendi seviyesinden çok daha güçlü bir ruhla anlaşma yapabilecek olsa da bu sadece seviyesini daha hızlı arttırmasına izin verirdi. Şahsi ruh özü ne kadarını kaldırabiliyorsa ancak o kadar ruh gücünü sözleşmeli ruhundan çekebilirdi.

Genel olarak onların yetişimleri tamamen dış kaynağa muhtaç şekilde gelişiyordu.

Öte yandan Youren’ler bilindiği üzere kullandıkları ruh yaratıklarını veya nesnelerini kendi ruhlarından doğurabiliyordu.

Ancak kıdem sahibi olmak için sahip oldukları ruh özünü manipüle edebilecekleri ve bedenlerine kazandırabilecekleri bir yetişim tekniğine katiyen ihtiyaç duyarlardı. Toun’ların aksine ruhsal güçlerini sadece kendileri için kullanabilirlerdi çünkü doğurdukları bu ruhsal varlıklar sahip oldukları ruhsal güçle doğru orantılı güçleniyordu. Onları beslemeye lüzum yoktu.

Toun’lara göre daha güçlü olma potansiyeline ve eşsiz fırsatlara sahip olmalarına rağmen en büyük engelleri ise işte bahsi geçen bu ruhsal varlıkları doğurma işleminin aşırı zor olmasıydı. Öyle ki bazen onlarca yıl sadece bu aşamada takılan insanlar vardı.

Kaldı ki onu doğurmak, kullanabilmekle aynı şey değildi. Yeni doğmuş bir insanın eline kılıç vermek onu katiyen savaşçı yapmazdı. Aynı şekilde, doğan ruhsal varlık savaşçıya yararlı olana kadar üzerinde çalışılması gerekiyordu.

Mesela, Karen dışarında Youren olarak bilinmesine rağmen kimse onun ruhsal varlığını görmemişti ve bunu umursadıkları söylenemezdi. Yetişimi ve savaş gücü herkesi şaşırtsa da diğerleri onun ruhsal varlığını ‘kontrol’ edemediği için savaşta kullanmadığını düşünmüşlerdi. Ve bunu büyük bir olay olarak gören kimse olmamıştı.

Nasıl bir dahi olursanız olun ruhsal varlığı üst düzey bir incelikle kontrol edebilmek hala aşırı zordu.

Ancak tamda bu konuyla ilgili diğer öğrenciler arasında enteresan bir spekülasyon yaşanıyordu. Karen hakkında dönen dedikodular alıp başını gitmişti ve bazı kimseler onun kullandığı yıldırımlar hakkında şöyle bir tahminde bulunuyordu. O heybetli yıldırımlar savaş tekniği değildi, bizzat Karen’in Ruhsal Varlığı’ydılar!

Bu aslında şaşırtıcı ama inanması zor olmayan bir dedikoduya dönüşmüştü.

Ve genç adamın tüm gücünün bu kadar olduğuna inanan birçok 3.Kıdem savaşçı hala onu gözlerinde üst seviye bir üstat olarak görmüyordu. İlk nedeni konuşulan dedikoduların her zaman birçoğu safsata olurdu. Gözleriyle görmedikleri bu olaya inanmaları tabi ki kolay değildi. İkinci nedense Wang Yao muhtemelen rakibinin gücünü yanlış değerlendirdiği için kaybetmişti.

Tabi bu düşüncelere sahip olsalar bile Karen’in, 2.Kıdem’den ziyade kendilerine denk bir savaşçı olduğunu içten içe kabullenmişlerdi.

 

Karen yetişimi engelleyen benzer konuları düşünürken TaiShan ve Mei, hizmet ettikleri bu genç efendinin sorusu karşısında bakakalmıştı.

Şüphesiz onun sıcakkanlı bir karaktere sahip olması bile onlar için eşi bulunmaz bir şanstı. Ancak bu genç adam onların yetişimlerine de dikkat ediyor gibiydi.

TaiShan biraz düşündükten sonra sakin bir sesle cevapladı. “Efendim, söylediğiniz gibi ben ve küçük Mei savaşçı olmak için umutlara sahibiz. Krallığın sıradan vatandaşları olarak sadece umut, yetişim konusunda başarı getirmiyor.” TaiShan istemsizce acı acı gülümsedikten sonra devam etti.

“Benim açımdan bu zorluk vazgeçmek için bir bahane değil. Toun sınıfına dâhil olduğumu öğrendikten sonra uzun çabalarım sayesinde Ruh Sarayımla bağlantı kurmayı başardım. Ama hala yaşıma rağmen ruh özümü uyandırabilmiş değilim.”

Karen, TaiShan’ın gözlerindeki kararlılığa bakarak bunun için ne kadar uğraştığını anlayabiliyordu. Ve onun sorununun aslında son aşamada takıldığını da anlamıştı.

Biraz önce düşündüğü üçüncü engel bu konuydu. Sıradaki işlem sahip olduğu ruh özünü manipüle edebilmek ve dış dünyaya taşımaktı. Diğer yandan Karen, Youren’ler hakkındaki bilgileri sadece ustasından almış olsa da iş Toun’lara geldiğinde bilgisi kesinlikle az değildi.

Bu sorunu giderebilecek birçok, aşırı değerli hap, bitki ve büyülü hazine olduğunu okumuştu. Tabi ki bunlar sıradan vatandaşların sahip olabileceği şeyler değildi.

Diğer yandan ise bu engelin aşılamamasında birden fazla etken söz konusu olabiliyordu.

“Sorunun kaynağını çözebildin mi?”

TaiShan’ın gözleri bu soruyla ansızın parladı. Doğrusu karşısındaki genç efendiye hali hazırda kibarlığı ve sıcakkanlılığı yüzünden saygı duysa da, ikiliye gelişimlerini sorduğunda bunu öylesine yaptığını düşünmüştü.

Lakin düşünceli bakışlarını ve ilgili sorularını duyunca ister istemez kalbi gümbürtüyle atmaya başladı. Karen’in onların gelişimlerine yardımcı olmak ister gibi göründüğünü düşünecek kadar ileri gitmiyor olsa da bu genç adamın onlara karşı ufacık bir yardımı bile eşsiz sonuçlar doğurabilirdi. Bu yüzden heyecandan terlemeye başladığını söylemek abartı değildi.

“B…Ben ruh özümle uyumlu olmadığımı düşünüyorum…” TaiShan titrek bir sesle söylendi ve parlak gözlerini merakla Karen’e dikti.

Bu sırada genç adam düşünceli bir halde kaşlarını çatmıştı. Ruh özünü manipüle edememenin en yaygın sorunuyla karşılaştığının bilincindeydi.

Genelde bu sorun ruh özünün öznitelik benzeri faklı yapılara sahip olmasından kaynaklanıyordu. Ruh özü gerçekten gizemlerle dolu bir olgu olsa da bazı sırları pekâlâ çözülebilmişti.

Doğada bulunan ruh özü sıradan ve basit bir halde olmaktan ziyade aslında çok çeşitli yapılara sahipti. Doğal ruh özleri bir yana yapıları değişmiş ruh özleri gerçekten de müthiş çeşitlilikteydi.

Mesela Karen’in yıldırım tekniğinin tezahür edebilmesi için doğadaki yıldırıma yatkın yapıya sahip veya sıradan doğal ruh özlerini özümseyerek oluşabilirdi. Ancak sadece ateşe yatkın yapılara sahip ruh özleriyle dolu bir yerde doğal olarak tekniği daha zayıf halde tezahür ederdi.

Hatta tekniğinin ileri evrelerinde bahsedilen bir kısım vardı. ‘Fırtınalı havalarda daha güçlü hala bürüneceklerine’ dair… İşte bunu mümkün kılan şey fırtınaların doğal yollardan yıldırıma yatkın ruh özleri salgılamasıydı. Bu yüzden tekniğin soğurduğu yıldırım gücü taşıyan ruhsal özler sayesinde yıldırım tekniği daha güçlü bir hale bürünüyordu.

İşte bu döngünün sorun yarattığı bir nokta mevcuttu. Bir insan doğduktan sonra Ruh Sarayının gizemli kozmik çekimi harekete geçiyor ve toplayabildiği tüm ruhsal özü emiyordu. Ancak burada bir seçim söz konusu değildi.

Eğer bu sürede yaşadığın yerdeki ruhsal özlerin çoğu farklı yapılara sahipse ne olacaktı? Toplanan ruhsal öz tabi ki içindeki özel yapıyı korumaya devam edecekti.

Bu konunun sorun olmasının nedeni şuydu. Farz edelim kişi ateşten korkan birisi ve toplanan ruhsal özlerin yapısı da şans eseri çoğunlukla ateşe yatkın durumda! İşte bu durumda kalan kişi, karakteri ve kişiliğiyle zıt kutuplardaki ruhsal özü ilk kez manipüle etmeye çalıştığında normalin onlarca katı daha çok zorlanırdı. Yaygın ama çözümü meşakkatli bir sorundu.

Genç adam ciddi ciddi bu sorunun çözümüne kafa patlatmakla meşguldü. Çünkü artık eskisi gibi düşünmüyor ve geleceğe yönelik yeni planlar yapıyordu.

İki ayrı Kadim Ölümsüz seviyesindeki güçlerin antik savaşı sıradan uzmanlardan habersizce devam ediyordu. Bu onları kısmen ilgilendirmiyor olabilirdi ancak Karen için acilen hazırlık yapmayı gerektiriyordu.

En büyük önceliği kendi gücünü yükseltmekti! Ancak kimse öyle kuvvetlere karşı tek başına ayakta kalamazdı. Bu yüzden dostluklar kurmalıydı! Ona sadık takipçilerde ihtiyaç duyduğu şeylerden birisiydi. Neye nerede ihtiyacı olacağını katiyen bilemeyecek olsa da en azından hazırlık yapması önem taşıyordu.

Bu yüzden hali hazırda kalplerini kazanmakta zorlanmayacağı bu ikiliyi sadık takipçilere çevirmeye karar vermişti. Ustası bile onunla hemfikirdi.

Ve onlar gibi büyük bir kararlılıkla savaşçı olmayan insanları arzuladıkları şeyi vermekten daha büyük bir iyilik olamazdı.

Ancak buna rağmen Karen bu konuda biraz çıkmaza girmişti. Çünkü TaiShan’ın sorununu çözebilecek kadar geniş bilgiye veya hazinelere sahip değildi.

Onun durumunun pekâlâ farkında olan İblis Duhan tembelce homurdandı ve bir çıkar yol sundu.

TaiShan’a benzer şekilde gözleri parlayan Karen ciddiyetini takındıktan sonra düşünceli görünmeye çaba gösterdi. Akabinde kararsız bir ses tonuyla TaiShan’ın dünyasını titreten kutsal kelimeleri sanki sıradan bir şeymiş gibi söylemeye başladı.

“Hımm, basit bir sorun değil ancak sanıyorum ki bu konuda sana yardımcı olabilirim.”

Bu sözler TaiShan’ın kulaklarına şimşek gibi çakmış, tüylerini diken diken etmişti. Küçük Mei bile oturduğu yerde donakalmıştı. Duydukları bu nazik sözlerin onlar için önemi sadece tahmin edilebilirdi.

Bu ikilinin belki de hayattaki en büyük hayalleri savaşçılardan birisi olmaktı!

TaiShan titreyen çenesiyle anlaşılması zor kelimeler fısıldayabildi. “B-Bu… Efendi Karen… Ben…” Çok şey söylemek istemişti fakat düşünceleri karman çorman olmuştu.

“Bu kadar şaşırmanı gerektiren bir şey yok. Sana dürüst olacağım TaiShan.” Karen ciddi bir ifade takındığında TaiShan kendine geldi ve dikkatini topladı. Konunun neden böyle bir yön izlediğine gram anlam veremiyordu.

Hala ne düşüneceğini bilemese de ses tonu bu sefer sabit çıkmıştı. “Lütfen aklınızdakileri söyleyin efendim.”

Karen dikkatle ikiliye bakarken düşünceleri rahattı. Kendi adına insan sarrafı olduğunu iddia edemeyecek olsa da ustası bu ikilinin tüm iyi ve kötü yönlerini ruh gelişim durumlarını bile bir gün içinde gözlemlemiş ve takipçi olmalarında herhangi bir sorun görmemişti. Ayrıca birini kökten yetiştirmenin sonuçları her zaman daha iyiydi.

“Benim sıradan hizmetçilerden daha çok güvenilir astlara ihtiyacım var. Niyetim ikinizi hediyelere boğup kandırmak değil. Ancak yine de aramızda bir kader bağı kurarak gelecekte de beni izlemenizi talep ediyorum!

Merak etmeyin bu konuda sizi zorlamayacağım. Uzmanların çoğu özgürlüğüne düşkündür. Bu yüzden iyi niyetimi göstermek için her ikinizin de başarılı olmasını sağlayacak yollar sunacağım. En sonunda ne karar vereceğiniz size bağlı olacak.

Eğer yanımda olacaksanız geri kalan gelişiminizde sonuna kadar destek sunacağım konusunda garanti veriyorum. Ancak kesin bir dille uyarıyorum, yanımda olmaya karar verdikten sonra keyfi olarak çekip gitmeye kalkarsanız peşinizden gelmek için üşenmem…”

Karen şimdiye kadar hassas bir ses tonuyla konuşmuşsa da son söyledikleri sırasında salona ciddi bir ruh gücü baskısı inmişti. Bu baskının altında TaiShan ve Mei, Karen’in ciddiyetini ve böyle bir durumda ne kadar ileri gidebileceğini açıkça anlamışlardı.

Ancak ilk başta söyledikleri ikisi içinde bomba etkisi yaratmıştı. Söylediği açıkça şuydu, sadece birer savaşçı olmakla kalmayacak devamını da getirebileceksiniz! Tek şart onu takip etmek, emirlerine uymaktı.

Gerçekten de uzmanlar özgürlüklerine önem verse de işin doğrusu bu uzmanların tamamı aslında belli bir organizasyona veya gruba bağlı yaşardı. Belli bir açıdan bu da özgürlüklerinin kısıtlanması olarak görülebilirdi. Bu bağlılıkları çoğu zaman yürekten değil bağlı oldukları yerden eşsiz kaynaklar alabilmelerinden kaynaklanıyordu.

TaiShan savaşçı olmasa bile bu konular hakkında bilgiliydi ve bu onun için karışık bir mesele sayılmazdı. Belki sıradan birisi bu teklifi yapsa düşünmeden reddedebilirdi lakin karşısındaki genç adam sadece birkaç gün içinde tüm okulda adı duyulmuş eşsiz bir yetenekti.

Ayrıca okulun kendisi bir yana krallıktaki korkutucu tarikatların ve hatta bizzat kralın ilgisine mazhar olduğuna şahit olmuştu.

Böyle bir adamın potansiyeli ne kadar aşırıydı? Öyle ki ileriki zamanlarda dehşet verici bir güce ulaşması mümkündü ve o gün geldiğinde şuan kibrinden geçilmeyen uzmanlar bile ona hizmet için yalvarmak adına kapısında sıra olabilirdi!

Düşüncesinin mantıklı olduğuna karar verse de sıcağı sıcağına, Karen’in onu savaşçı yoluna sokabileceği müjdesini aldığı için objektif olamadığından korkuyor ve kararsız yaşıyordu. Sonuçta genç adam teklifini reddetseler bile onlara bir kez yardımcı olacağına söz vermişti.

TaiShan kafa patlatırken küçük Mei sadece hafifçe kafası karışmış haldeydi. Bu mesele onun için müthiş bir şans olacaksa da kıdemli kardeşi TaiShan’ın kararına göre hareket etmeye karar vermişti.

Bilgi ve tecrübe konusundaki üstünlüğünün yanı sıra TaiShan’ın dürüst karakterine aşinaydı. Bu yüzden kendi kararını TaiShan’ın sözlerine göre şekil verecekti.

Bu sırada Karen ikilinin halini görünce sakince gülümsedi. “Acele etmenize gerek yok. Size verdiğim sözü yerine getirdikten sonra karar vermeniz daha yerinde olur.”

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1040

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 949

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 789

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 753

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 628

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 556

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 553

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 553

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 505

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 469

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 246

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 163

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 163

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 133

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 113

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 106

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 10854 Üye Sayısı
  • 269 Seri Sayısı
  • 14979 Bölüm Sayısı


creator
manga tr