Eğer hakim olsaydım, yapacağım ilk şey kölelik ve aristokratik sistemi değiştirmek olurdu. Eğer kanunun karşısında eşitsek, o zaman herkes her şeyde eşit olmalı ve sınıf farklılıkları olmamalı! #The Dark King

KAREN - Bölüm 74 - Yetenekli Olmaya Gerek Yok!


 

 

Karen, eğitimini bitirdikten hemen sonra Ruh Sarayı’nı terk etmiş ve gün doğumuna birkaç saat kala uyumaya karar vermişti. Aslında yetişimini arttırmanın heyecanıyla bir süre daha çalışmaya istekliydi lakin ustasının öfkesi çabuk dinecek gibi görünmediğinden anında Ruh Sarayı’ndan kaçmıştı!

Genç adam ustasının kısıtlamalarına rağmen bu sefer oradan rahatça kaçabilmişti ve bu güzel bir sürprizdi. Diğer yandan kalan zamanda eski günlerdeki gibi dinlenmek istediğinden uyumayı tercih etmişti. Gerçi yatağında sürekli düşünceli bir ifadeyle dönüp duruyordu.

Aklını kurcalayan şey Yıldırım Silahı tekniğini hala beceremiyor oluşuydu. Son yaptığı şey kesinlikle iş görür bir başarı değildi.

Bu konunun üstesinden nasıl geleceğini düşünürken yatağında kıvranıyordu.

Bir müddet sonra çatık kaşları rahatlamaya başlamışsa da aniden göz kapakları açılıverdi. Gözleri şaşkınlıkla parlıyordu ve hemen ardından keyifli bir gülümseme takındı.

Yavaşça doğrulurken kesik kesik ve sinsi kahkahalar atıyordu.

“Hahaha, hehe! Tam bir salağım! Bunu düşünemediğime inanamıyorum… Hehhehe!”

Çılgın bir delinin tavırlarına benzeyen davranışlarını düzelttikten sonra hala sırıtmaya devam ediyordu. Yatağına uzandıktan uzun süre sonra bile o yataktan belli belirsiz kıkırdama sesleri duyuluyordu.

----

Gün doğumuyla birlikte uyandıktan sonra bedeni enerjiyle dolup taşıyordu. Keyifli bir banyonun ardından üstünü değiştirdiği sırada dışarıdan gelen boğuk sesler dikkatini çekti.

Üst kattaki odasının penceresinden dışarıyı gözlemlediğinde yan taraftaki TaiShan’ı çalışırken gördü. Uzun boylu genç adamın belden yukarısı çıplaktı ve diri kasları terle ıslanmıştı.

Basit demirlerden yapılma kaba kenarlara sahip iki kılıcı tutan elleri akıcı hareketlerle her yöne savruluyordu. İlk bakışta işe yarar bir çift kılıç stiline benziyor olsa da Karen ona bakınca birkaç eksik noktayı açıkça görebilmişti.

İlk olarak savurma hızı yüksek olmasına rağmen ani manevraları oldukça yavaştı. Bu doğal olarak rakibe özenle hazırlanmış açıklar oluştururdu. Ayrıca her iki kılıçta sürekli olarak zıt kutuplarda hareket ediyordu. Biri öndeyken diğeri arkada, bir sağdayken diğeri solda…

Kılıçların bu sabit zıt döngüsü, onların saldırılarını gayet öngörülebilir kılıyordu.

Düşünceleri yüzünden kendini üst gören ve bir eğitmen edasıyla olayı izleyen genç adamın dikkatini yüksek bir ses çabucak dağıttı.

“Ne boksun ki diğerlerinden kendini üstün görebiliyorsun?” Tamamen aşağılama dolu ve tanıdık bir sesti. Tabi ki sesin sahibi İblis Duhan’dan başkası değildi.

Karen irkildi. Ustasının, düşüncelerini duymadığını ama müthiş bir tahmin yeteneğine sahip olduğunu biliyordu. Gerçi duruşu ve bakışı bile ustasının bu yorumu yapması için yeterliydi. Genç adam bir nebze utansa da kabul etmedi.

“Kendimi üstün gördüğüm falan yok! Sadece TaiShan’ın hareketlerini yorumluyordum.”

“Hoo? Neymiş yorumun söyle bakalım?”

Karen biraz önce düşündüklerini ve birkaç başka noktayı daha ustasına açıkladı.

“Humph! Hayal kırıklığına uğradım! Boyun uzadıkça aşağıdakileri açıkça göremez olmuşsun… Pehh, yazık!”

“Ne… Ne yaptım yahu?!” Genç adam afallamış halde bakakaldı. Ustasının yorumu sanki kendisinden güçsüzleri aşağıladığını iddia edermiş gibiydi ve bu kesinlikle Karen’in yapacağı bir şey değildi.

“Kibrini bir kenara koy ve düzgünce bak!”

-Bu sözler senin ağzından çıkınca anlamını yitirse bile mi?- Düşüncesi buydu ancak sessizliğini korudu. TaiShan’ın hareketlerini gözlemlemeye devam ederken bir süre sonra aklı karışmış gibi göründü.

“Bu demir kılıçlar… Tuhaf?”

Gerçekten de görünüşleri ve hareketleri sıradandı. Açıkça basit demir kılıçlara benziyorlardı. Yine de bir süre daha izleyince genç adam TaiShan’ın savuruşlarının normal olmadığını fark etmişti.

Kılıçlar yerçekiminin tersine hareket ederken çok yavaş, aksi istikametteyse aniden hızlanıyorlardı. Buna rağmen döngüsel yörüngelerinde hiçbir kasılma yaşamıyor, su gibi kesintisiz ilerliyorlardı.

İblis Duhan düzeltti. “Tuhaf değil, ağır!”

Karen’in gözleri aniden aydınlandı. Cevabını aldığında artık açıkça görebiliyordu. Gerçi hala bunun neden Kızıl İhtiyarın dikkatini çektiği merak konusuydu.

İblis yavaşça devam etti. “Tahminen o kılıçların ağırlıkları şu veledin tam sınırında, her hareket onu zorluyor gibi görünüyor. Ne var ki bu manzarada etkileyici olan bir şey var.”

Genç adam ustasını dinledikçe daha dikkatli bir tavır takında özenli bakışları kısa süre sonra, önce parladı. Sonra şaşkın bir ifade sergilerken akabinde takdirle doldular.

“Her hareketi zorlayıcı ve yorucu gibi görünüyor, ama… Kılıçlarında en ufak bir sarsıntı yok!” Karen bu kelimeleri hayretle fısıldamıştı.

Doğal olarak bu beceriyi kazanmak için yılmaz bir eğitim gerektiğini anlayabiliyordu. Sıradan bir insan kılıç konusunda ne kadar yetenekli olursa olsun yorgunken kılıcını tam potansiyeliyle kullanabilir miydi? Bunu yapabilse bile kılıcına aynı şekilde hükmetmesi imkânsızdı.

Bırakın kılıç sanatlarını her türlü savaş sanatında en ufak bir titreme ve orantısız uygulanan fazla veya az güç, rakibe çöldeki ağaç gibi net açıklar sunabilirdi. Bu yüzden bir savaşçının uzun süren mücadelelerde güvenebileceği tek şey dayanıklılıktı.

Ayrıca birbirine yakın yeteneklerin mücadelesinde tabi ki tarafların üstün gelmesini sağlayan şey aynı şekilde dayanıklılık seviyesiydi!

Uzun süre boyunca tüm potansiyeliyle savaşa devam edebilen kişiler rakipleri için müthiş bir baş belasıydı! Eğer yetenek skalasını yok sayarsak Karen’in tükenmeyen ruh gücü tabi ki bir dayanıklılık örneğiydi. Aynı güç seviyesinde yenilmez olacağını iddia etmek kesinlikle kibir değildi.

“Sonunda görebiliyorsun… Ve bu kadarda değil. Kılıç sanatlarında ilerleyen çok uzman olmasına rağmen bunlardan çok azı yolun başındayken dayanıklılığa önem verir. Yine de bu yol, gözümde azimli olarak nitelendirmek için yeterli değil!

Dayanıklılığın yanı sıra iki elini de eğitmek için çaba sarf ediyor. Çoğu kılıç konusunda yetenekli savaşçı güçlendikten sonra bile bu konuyu kafasına takmaz! Haksız oldukları söylenemez, kılıçla uzun süre haşır neşir olduktan sonra kullanılmayan el bile kendiliğinden gelişecektir. Ancak hiçbir zaman yolun başından beri bu konuda eğitim yapanlarla kıyaslanamaz ve eşit olamazlar!

Şu çocuk çok yetenekli olmasa da azmi gerçekten dikkate değer. Bu söylediğimi unutma evlat! Sıradan rakiplerini yenebilen kişiler dâhi olarak anılacaksa, kendisiyle aynı yeteneklere sahip düşmanları yenebilen her kişi bir usta olarak görülmelidir!

Hangisini başarmak daha zor sen karar ver! Ve ben, bir deha olmandansa ‘usta’ olmanı yeğlerim!

İlki, mesafeyi koşarak aşmanı sağlayabilir ancak muhakkak ki o yolda zorlayıcı engellerle karşılaşacak ve arada bir duraksamak zorunda kalacaksın!

Diğeri ise, yavaşça yürümeni gerektirse de yürüdüğün o toprağı tanımanı da sağlar ve yürüdüğü yolu bilen kişi engelleri aşmakta zorlanmaz!”

İblis Duhan’ın sesi ciddi olmasına rağmen kelimeleri rahat ve naif bir tonda söylüyordu. Ve bu Karen’in, ustasının cümlelerini kafasına yazması için önemli bir nedendi. Ustası saçma derecede öfkeli bir karaktere sahip olsa da bu kişiliğiyle alakalıydı.

Eğer gerçekten gerekli ve Karen’in gelişiminde önem taşıyan bir konu söz konusuysa beklenmedik bir hassasiyet ve ciddiyetle açıklar ve öğretirdi.

Böyle durumlarda genç adam olduğundan on kat daha pervasız olsa dahi ustasının söylediklerini göz ardı etmezdi.

Diğer taraftan bu konuyu aklına kazıdı ve derince kaşlarını çattı. “Zengin bir ruh gücü, eşsiz bir savaş tekniği… Bunlara sahip olmasaydım beş para etmez bir savaşçı olmaz mıydım? Gerçekten de övüneceğim bir başarım veya yeteneğim yok…”

Karen’in gözleri TaiShan’ın hareketlerini izlerken iyice batmıştı. Böyle gökleri aşan iki hazineye onun gibi biri sahip olsaydı, Karen’den çok daha etkileyici olmaz mıydı?

Zihninde keyif kaçıran düşünceler gezinirken İblis Duhan onun için çok nadir kelimelerle konuştu.

“Övüneceğin bir şeyin yok mu? Hahaha, evlat bugün gözlerin gerçekten kör! Bir adam, eğer kendine layık bir karakter yetiştirmişse bundan daha büyük bir başarı olabilir mi?

Kim, senin işe yaramaz bir karaktere sahip olduğunu iddia edebilir? Bu senin nazarında yetenek değilse de benim gözümde öyle. Aksi halde ben Duhan Un Ava, seni kullanmak yerine öğrenci olarak kabul etmeyi seçer miydim?

Bu bile sana yetmiyorsa peki ya şu antik yıldırım fırtınası? Neden ciddi bir öngörüye sahip olmasan da sana boyun eğiyor? Sana tekniği verdiğimde söyledikleri mi hatırlamıyor musun? Eğer seni kabullenmeyecek olsaydı yok edemez miydi sanıyorsun?

Bunlar sadece işin cafcaflı tarafı, doğrusu kaç kişi bir ölümsüzün mirasına sahipken hala senin kadar kararlı ve özenli davranabilir?

Bunca şeye sahipken neden kibirle dolmadın?

Bir köylü, asillerin zenginlikle ödüllendirilmişken şükretmeyip bir de niye kibirlendiklerine anlam veremez. Köylü bu düşüncenin tarafsız ve onurlu olduğunu söyleyebilir lakin bir gün ola ki asil olursa hala erdemli düşüncelere sahip olabileceğini kim söyleyebilir?

Ben uzun bir hayat yaşadım! Gücün, yavaş veya hızlı ne kadar çok uzmanı değiştirdiğini bilsen aptala dönersin. Şimdilik bu konuda iyisin, peki ya gelecekte? Hala aynı kalacağına kesinlikle garanti veremem!”

Karen sessizce dinlerken zaten aptala dönmüştü. Ustasının bahsettiği şeyler onun gözünde başarı değilse de, bu bakımdan sanki öyleymiş gibi görünüyordu. Gerçi başarıdan sayılmasa bile ustasının onu ikna etmeye çalışması başlı başına kalbini minnetle doldurmuştu. “Usta…”

“Sözümü kesme, daha bitirmedim! Bunlardan çok daha önemli bir konu var! Sana söylediklerimin övünmeye değer şeyler olmadığını düşünebilirsin ancak…”

Karen aklından geçeni pat diye söyleyen kızıl ihtiyarı merakla dinledi.

“Övünmeye değer bir şey yapmış olup olmaman umurumda değil! Senin de olmamalı!

Tabi ki benim eğittiğim bir adam olarak rezillikler yapamazsın lakin sen genç adam, arzu ettiğin şeyi yapabilecek kadar güçlü olmalısın. Bir adam doğru olanı yapıyorsa gerçek bir erkektir!

Bir savaşçıysa, istediği şeyi yapabilecek güce sahipse gerçek bir uzmandır!

Övünmene gerek yok! Yetenekli olmana ise hiç gerek yok! Başarman gereken tek şey güçlenmek, eğer düşmanların karşında boyun eğmek zorundaysa, eğer ki seni bastırmak için bir çareleri yoksa o halde en büyük övgüye layıksın demektir.

Sokarım yeteneğine!”

Karen ustasının kükreyişini dinlerken afallamıştı. Buna rağmen içten içe memnuniyet ve kararlılıkla dolmadan edemedi.

Geniş bir kahkaha attı. “Hahaha! Usta sen, hayranlık duyulacak kadar bilge, şaşılası derecede pervasız bir adamsın! Doğal olarak öğrencin sana layık olacak!”

İkili uzun zamandır ilk kez hemfikir bir tatminle karşılıkla kahkahalar savurmaya başladılar.

Ürkütücü ama hoş bir görüntüydü.

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 956

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 900

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 746

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 708

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 584

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 520

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 493

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 478

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 435

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 423

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 194

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 192

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 156

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 152

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 135

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 129

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 82

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 69

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 54

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 52

Site İstatistikleri

  • 8362 Üye Sayısı
  • 197 Seri Sayısı
  • 12966 Bölüm Sayısı


creator
manga tr