"Çok fazla eğilmek kişiyi kambur eder." #Swallowed Star

KAREN - Bölüm 71 - Ziyaretçiler ve Hediyeler


 

Karen yeni okul hayatı konusunda herhangi bir endişe taşımaksızın rahat ve umursamazca yeni evinin üst katındaki geniş balkonuna kurulmuş ve geceyi aydınlatan yıldız ışıklarını seyrediyordu. Omuzları yoğunlukla çökmüş gibi görünüyordu.

Genç adam gün içinde dinlenmeye bile vakit bulamamıştı. TaiShan ve Mei’yi daha yakından tanımak için bir süre onlarla havadan sudan sohbet etti ve onların deneyimlerini dinleyerek vakit geçirdi. Beraber yaşayacakları için onları tanıması gerekiyordu ve sonuç olarak ikisinin de güvenilir tipler olduğuna kanaat getirmişti.

Açıkça dile getirmemiş olsalar da Karen, ikilinin savaşçı olma fırsatı yakalayabilmek için bu hizmet işine baş koyduğunu fark etmişti.

TaiShan ve Mei, Karen’in ufak tefek işlerine yardımcı olmak için hazırdı ve bu konudaki kararlılıkları içten geliyordu. Bu yüzden genç adam onların tavrına veya hizmetlerini ne şekilde yerine getireceklerine daha fazla karışmadı.

Akabinde ise Karen beklenmedik bir misafir ağırlamıştı. Gelen, Marn şehrinin Avcı Birliği komutanı Muen’di. Karen, Muen’i görünce istemsizce şaşırdı. Çünkü bu sürede yaşadıkları neticesinde Avcı Birliğini çoktan unuttuğunu sonunda hatırlayabilmişti.

Tabi ki kırmızı saçlı dikkat çekici bu kadın ve ekibi sınavların sonuna kadar refakatçiliklerini sürdürmüş ve krallık şehrinde beklemişti. Görevlerinin bir kısmı da Karen’in sınavda başarısız olması durumunda geri dönüş yolunda da refakatçiliği sürdürmelerini kapsıyordu.

Ancak Karen sınavı geçmeyi başarmıştı ve Muen haberleri alınca, resmi öğrencilerden birinin tanıdığı olarak içeriye girebilmişti. Bir rehber sayesinde, genç adama tahsis edilen eve getirilmişti.

Beklenenin aksine Muen, Karen’le olan sohbetini kısa kesmişti. Çünkü onun gözünde Karen akıl almaz bir hızla ilerleyen süper dâhilerdendi. Her ne kadar Karen’in sınavda yaptıklarından bihaber olsa da, genç adamın sınavı başarıyla geçmesi ve bu kadar kısa sürede ruh gücünü bu denli arttırmasına şahit olunca şaşkınlığını üzerinden atamamıştı.

Karen’in artık tüm krallık sınırları içindeki dâhilerle aynı statüde bulunduğunu anlayınca doğal olarak ona duyduğu saygıda katlanmıştı. Ve böyle bir adamın yürüyeceği yol kendi yolunun çok üzerindeydi.

Onun zamanını çalmak bile Muen için yeri doldurulamaz bir hata olarak görülüyordu. Kadının karakterinde disiplinden ziyade rahatlık daha fazla yer alsa da güçlü uzmanlara karşı hele de yüksek potansiyel sahibi olanlara katiyen umursamazca davranmaya cüret etmezdi.

Sonuç olarak kadın, Karen’i tebrik etmiş ve kendi yoluna geri dönmek durumunda kalmıştı. Tabi ki Karen’in, ailesine iletmesini istediği bir mesajı da götürmeyi unutmamıştı.

Geri kalan zamanda ise Karen artık kendine zaman ayırabileceğini düşünmüş fakat basitçe yanılmıştı. Kısa bir müddet sonra genç adamın kapısı tekrar çalındı.

Göğüs boyuna kadar yükselen çitlerin üzerinde rahatça görülen, parlak bir yüze sahip, gümüş renkli cübbesiyle yabancı bir adam ortaya çıkmıştı. Adamın tavırlarında açıkça görülen asalet, göze çarpıyordu. Açık gri renkli saçları özenle taranmış ve atkuyruğu şeklinde bağlanmıştı. Kıyafeti lüks ama sadeydi ve en ufak bir lekeye bile sahip değildi.

Arkasında ise disiplin dolu duruşlarıyla, tam set beyaz zırhlar kuşanmış, beyaz pelerinli iki asker sabit şekilde duruyordu.

Öndeki kırklı yaşlarda görünen ve grubun lideri olduğu anlaşılan adam ilgi dolu bakışlarını avluya çevirdi. Bu sırada avludan gelişigüzel şekilde geçen uzun boylu ve savaşçı gelişimi olmayan genç adamı görünce ifadesini değiştirmeden yumuşak tonda seslendi.

“Genç dostum, efendin evde mi?”

TaiShan, adamın sesini duyunca istemsizce irkildi. Dikkati avlunun dışında olmasa da kapının önünde dikilen üç adamı fark etmediğini görünce afallamıştı. Sadece bu duruma bakarak bile bu üç kişinin üstün figürler olduğuna emin oldu.

Hızlıca o yöne doğru ilerleyip kapıyı açtı. Yaklaştığı gibi boğucu ruhsal baskıyı hissetmişse de hazırlıklıydı ve şaşırmadı.

Hızlıca adama bir bakış attıktan sonra arkada dikilen savaşçıların zırhlarını fark edince kalbi tekledi. Beyaz zırhların sol göğsüne işlenmiş, kırmızı karo şekli ve bu şeklin içindeki taç simgesini kolayca tanımıştı.

-Kraliyet Ordusu mu!?- TaiShan’ın gözbebekleri korku ve hayranlık karışımı bir duyguyla daraldı. Kraliyet Ordusu’nun ne kadar üstün bir kuvvet olduğunu krallık şehrinde kim bilmiyordu ki? Krallığının ordusu başka bir güçtü, Kraliyet Ordusu ise bambaşka!

Sıradan askerlerin aksine Kraliyet Ordusu sadece Kral’ın kalesinde hizmet veriyor ve sadece o kalenin güvenliğini sağlıyordu. Doğaldır ki Daergon Krallığına ait tüm güçler arasında ordu bakımından en güçlü oluşum şüphesiz Kraliyet Ordusu’ydu. Tamamı Yüce Ruh Savaşçılarından oluşmakla kalmıyor aynı zamanda en zayıflarının güç sınırı dahi 4.Kıdem seviyesindeydi.

Eşsiz bir prestijleri vardı. Ancak onunda üzerinde, gri saçlı ve yaşına rağmen dinç duruşlu bu adam neyin nesiydi? Açıkça yanında Kraliyet Ordusu’ndan ikisini yanında koruma olarak gezdirmek için bir insanın statüsü ne kadar yüksek olmalıydı?

TaiShan’ın düşünceleri genişlerken kalbi ‘güm güm’ atmaya başlamıştı.

Saygıyla eğilip söylendi. “Lordlarım, efendi Karen içeride dinlenmekte. Hemen ziyaretinizi bildireceğim.”

---

Bu sırada Karen ruhsal algısıyla, birbirinden üstün ruh güçlerine sahip üç kişinin kapıda belirdiğini çabucak fark etmişti. Bir süre onları gözlemledikten sonra, TaiShan kadar bilgili olmamasına rağmen üçlünün Daergon Krallığıyla bağlantılı olduğu çıkarımını yapmıştı.

Beyin fırtınası yapmış değildi, o ‘taç’ simgesinin neyi ima ettiği yeterince açık değil miydi?

Genç adam bu ziyaretin altında yatan sebebi merak ederken avluya çıktı. Bu sırada son cümlesini kuran TaiShan’ın sözünü keserek gelenleri selamladı.

“Kıdemli üstatlarım, ben Karen. Sizi ağırlamama izin verin, lütfen içeri gelin.”

TaiShan, Karen’in arkasında belirdiğini görünce ortadan çekildi.

Diğer tarafta gümüş cübbeli adam hafifçe kafasıyla onaylayıp nezaketle gülümsedi. “O halde ev sahibini rahatsız edeceğiz.”

---

Genç adam ziyaretçilerinin aslında kralın ilgisi neticesinde verdiği emir nedeniyle geldiklerini öğrendiğinde çok şaşırmıştı. Tüm olayların merkezinde olmasına rağmen bir Sınırsız’ın aslında ne kadar değerli bir uzman olduğunu ancak yeni fark edebilmişti.

Kral’ın ilgisini görmesi yetmezmiş gibi ziyaretçiler ona birçok değerli hediye sunmuştu. Bunların arasında doğal Ruh kristallerinin yanı sıra bir de 4.seviye Ruh Yaratığından elde edilmiş Yaratık Kristali mevcuttu.

Ve bu ziyaret boyunca daha birçok farklı misafir daha gelmeye devam etmişti. Akşam vaktine kadar gelenlerin cidden haddi hesabı yoktu!

Misafirlerin temsil ettiği aileler ve oluşumların çoğunu duymamıştı bile…

4 büyük süper güç arasında Yıldız Ruhu hariç sadece Daergon kralı tarafından ilgi görmüş olsa da bu güçlerin hemen altında gelen 3 büyük oluşumun hepsi iyi niyet elçisi göndermişti.

Run ailesi, Daergon Krallık ailesine bağlı alt oluşum olan Beyaz Şövalye Birliği ve en şaşırtıcı olanı ise Wang klanı!

Bu üç elit oluşum, dört büyük gücün ardından gelen en büyük oluşumlardı ve istisnasız üçü de elçilerini ufak tefek hediyelerle göndermeyi ihmal etmemişti.

Karen’i etkileyen konu, Wang ailesinin aslında krallıkta oldukça sözü geçen bir aile olduğunu fark etmesi ve buna rağmen Wang Yao ile olan dövüşünü umursamayıp iyi niyet göstermiş olmalarından kaynaklanıyordu.

Öte yandan bu üç oluşumunda altında sayılan orta sınıf birkaç beklenmedik gruptan da gelenler vardı.

En önemlileri ise sınavın haberlerini alan ve kendi genç üyelerinin başarılı olmasında Karen’in büyük etkisini gören Huan ve Fenx aileleriydi.

Diğer ziyaretçiler gri saçlı kraliyet üyelerini görünce sadece ufak selamlamalarla yetinip gitmişse de Karen, Huan ve Fenx ailelerine ait elçileri özellikle ağırlamıştı.

Gün tam anlamıyla bu şekilde tüketilmişti.

Genç adama göre bugün, sınav boyunca girdiği savaşlardan daha yorucu geçmişti.

Tüm bu ziyaretler onu ne heyecanlandırmış ne de gururlanmasına neden olmuştu. Tek etkisi zihninin dahi yorulmuş olmasıydı.

Sonuçta hepsinin niyeti açıkça ortadaydı…

Bunların haricinde genç adamı heyecanlandıran tek bir konu vardı.

Hediyeler!

Boyut yüzüğüne depoladığı onca malzemeyi ruhsal algısıyla tararken bir yandan da gözlerinin parlaklığı gittikçe artıyordu.

Henüz ilk günüydü fakat genç adamın malvarlığı çoktan ciddi bir boyuta ulaşmıştı. Onlarca Ruh Kristali boyut yüzüğüne istiflenmiş haldeydi. Ve aralarında çokça Yaratık Kristali de vardı. Bu kristaller düşük düzey uzmanlar için ruh gücünü yenileme etkisine sahip olsa da asıl kullanım amacı para birimi olmasından kaynaklanıyordu.

Uzmanlar alışverişlerini iki türlü yapmayı tercih ederdi. Takas ve Ruh Kristalleriyle, bunun haricinde kristallerde aynı Büyülü Hazineler gibi kategorize edilmişti. Depoladıkları ruh gücüne bakarak Düşük, Orta ve Üst düzey olarak kullanılabilirdi.

Yaratık kristalleri ise ait oldukları yaratığın seviyesiyle ölçülüyordu ve doğal Ruh kristallerine göre daha değerliydiler. Sonuçta içlerinde bulunan ruh gücü, onu işleyen bir beden sayesinde daha saftı.

Karen ise kristallerin içindeki ruh gücünü kesinlikle önemsemiyordu. Asıl umurunda olan şey onların maddi değeriydi. Ve kristaller sadece başlangıçtı. Yüzüğün başka bir köşesine birkaç tane Kusurlu Hazine istiflenmişti.

Ve diğer bir kısımda farklı kutu ve şişelerde saklanan onlarca şifalı ve büyülü hap yığılıydı. Aralarındaki en değerli haplar, Ruh Yenileyici ve İkinci Şans haplarıydı. Ruh Yenileyici haplar kullanıcının arıtmasına ihtiyaç duymadan çok kısa bir sürede tükenen ruh gücünü yenileyen oldukça yüksek değerli ürünlerden biriydi.

İkinci Şans ise ismini gerçekten hak ediyordu! Bu hap, kullanıcısı hali hazırda ölmediyse tüm yaraları iyileştirebilirdi! Tabi ki bu haplarında belli seviyeleri vardı.

Mesela Karen’e hediye edilen İkinci Şans hapı düşük düzeydi. Yani ilk üç kıdemdeki savaşçılar için etkiliydi. 4.Kıdem bir uzmanın ise bazı ağır yaralarını ancak rahatlatmayı başarabilirdi. Yine de değerleri yadsınamazdı.

Genç adam mest olmuş ifadesine rağmen dikkatini topladığında daha önce fark etmediği küçük ahşap bir sandık keşfetti. İşlemeli ahşap sandık Karen’in tek bir düşüncesiyle, bulunduğu boyut yüzüğünden dışarı fırladı ve aynı anda kapağı da açıldı.

~Kaç-ça!

Açık balkona, anında tatlı ve hoş kokulu bir aura doluştu. Genç adam keyifle kokuyu içine çekerken sandığın içine bakakalmıştı.

Orada avuç içi boyutlarında tuhaf görünüşlü birkaç obje duruyordu. Renkleri ve şekilleri birbirinden farklıydı. Bazıları uzun ve inceyken bazıları yuvarlak veya elips şeklindeydi.

Hepsinin ortak yönüyse etrafa rahatlatıcı ve rayihalı bir ruhsal aura saçıyor oluşlarıydı. Ayrıca dış katmanları aynı görünüyordu. Adeta timsah derisini andıran pullu bir dış katmanla sarılmışlardı.

Genç adam dikkatle daha önce karşılaşmadığı bu tuhaf objelere uzanıp temas etti.

“Hımm? Yumuşak…” Genç adam pullu zırha benzeyen bu dış yüzeylerin aslında elastik ve yumuşak bir his verdiklerini keşfetti. Oldukça enteresandı. Tamda bu sırada beklenen ses yankılandı.

“Ne kadar salakça göründüğünün farkında bile değilsin…” Ustası tamamen tiksinmiş gibiydi.

“Ha? Yine ne oldu?”

“Ne demek ne oldu? Ruh Meyvelerini sapıkça parmaklamanın nedeni ne!?”

Genç adam ustasının açık iftirasını görmezden geldi ve şaşkınca mırıldandı. “Ruh Meyvesi mi? Bunlar gerçekten de meyve mi?”

“Hah! Cehaletin sınır tanımaz mı senin? Ruh Meyvelerini nasıl duymamış olabilirsin? Gerçi, önündeki şey neredeyse sıradan bir meyve salatası sayılır! Bu fakir ve çorak topraklar için az bilinen şeyler olması doğal…”

 Karen bir süre ustasının kibirli sözlerini dinledikten sonra bu meyvelerin üstün uzmanlar için sadece atıştırmalık olduklarını öğrenmişti. Diğer yandan özellikle yetiştirilmedikleri sürece ortaya çıkmaları oldukça nadir şeylerdi ve sıradan meyve ağaçlarında bile ortaya çıkma şansları bulunuyordu.

Tuhaf olarak sıradan bir meyve ağacındaki herhangi bir meyve eğer yoğun bir ruhsal aurayla uzunca bir süre temas halinde olursa ve buna benzer birkaç şart sağlanırsa kendiliğinden mutasyona uğrayabiliyordu.

Yani güçsüz uzmanlar için onlardan birine denk gelmek oldukça enderdi. Ve tam olarak henüz zayıf savaşçılar için değerli oldukları söylenmeliydi. Oldukça az bir etkisi olsa da ruh gücünü güçlendirmeye ve yetişimi arttırmayı sağlamaları muhtemeldi.

Tabi ki eşsiz kaynağı sayesinde buna benzer birçok değerli nesne Karen için tamamen değersizdi. Yani gerçekten de sıradan bir meyve salatasından fazlası değildi…

Genç adam sadece meraktan bir tanesi yakalayıp dikkatle ısırdı. İşine yaramayacak olsa da bu deneyim beklentilerinin de üzerinde bir keyif vermişti.

Isırdığı meyve elma biçimindeydi ancak hiçbir meyveye ait olmayan eşsiz bir tada sahipti.

Kıvamı sulu ve yumuşacıktı. Çiğnemeye gerek olmaksızın ağzındaki lokma parçalanmıştı. Şekerli ve ferah tadı dilinden kayıp damağına oradan da boğazına süzüldü.

Aynı anda boğazında sanki değişim geçirmiş gibi hafifçe salgılanan bir ruhsal aura belirerek yavaşça akmaya başladı. Midesini engel olmaksızın geçerek Ruh Sarayı’nın aksine bedeninin her köşesine dağılıp yankılanmıştı. Sakince dalgalanan gölet suyu gibi her hücreyi hafifçe okşamış ve sonunda etkisini kaybetmişti.

Genç adam mest olmuş bir şekilde nefes verdi. Enteresandır ki yankılanan bu ruhsal dalga dikkate değer bir etkiye sahip değildi fakat yine de Karen enerjisinin yenilendiğini ve yorgunluğunun giderildiğini hissedebiliyordu. Ayrıca bunlar olmasa bile rahatlatıcı etkisi adeta bir masaj keyfi vermişti.

Ruh Meyvesinin etkisinden memnun şekilde gülümseyerek önündeki sandığı kapatıp boyut yüzüğüne geri postaladıktan sonra artık eğitime hazırdı.

Koca şehirde bile tekbir günde adının geçmediği bir yer kalmadığına bakılırsa zaman kaybetmeden eğitimine kendini vermeli ve bir an evvel gücünü arttırmalıydı. Aksi takdirde bir gün açığa çıktığında başına gelecekleri engelleme lüksü katiyen bulunmazdı.

Ancak eğitiminden önce yapması gereken bir şey vardı.

Genç adamın ilgili bakışlarını çevirdiği elinde ansızın küçük simsiyah bir küre belirdi.

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1301

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1108

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 919

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 843

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 732

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 684

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 662

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 562

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 424

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 74

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16668 Üye Sayısı
  • 452 Seri Sayısı
  • 22403 Bölüm Sayısı


creator
manga tr