"Ben Li Qiye'yim ve bu tek başına yeterli." #Emperor's Domination

KAREN - Bölüm 70 - TaiShan ve Mei


Yıldız Ruhu okulunun Öğrenci Yerleşim Bölgesi…

Kuşbakışı manzarada devasa bir şehre benzeyen yerleşim bölgesindeki binaların aslında aynı olmadığı görülebilirdi. Doğu kanadındaki yapılar apartman benzeriyken, batı kanadı müstakil evlere sahip elit bir kasabayı andırıyordu.

Batı kanadına inşa edilmiş bölge huzurlu ve sessizdi. Yapıların tamamı iki katlı ve beyaz renkliydi. Birbirinin aynısı gibi görünen yüzlerce bina karşılıklı ve yan yana sıralanmıştı. Bu küçük evlerin etrafı çitlerle çevrilmişti ve 20 metrekarelik, sade çimlerin uzadığı avlularla donatılmıştı.

Dünyanın tamamında olduğu gibi güçlü veya potansiyel sahibi savaşçılar diğer sıradan uzmanlardan daha fazla imkân sahibiydi. Yıldız Ruhu’da aynı mantıkla işliyordu ve öğrencilerinin yetenekleri ve güç düzeyleri neticesinde, Batı veya Doğu kanadına yerleştirilmesini sağlıyordu.

Batı kanadının iç kısımlarına yakın ve diğerlerinden farkı olmayan evlerden birinin dış kapısında iki kişi dikiliyordu. Sıradan görünümlü temiz kıyafetli bu iki kişiden birisi sarı saçlı genç bir kadın, diğeri ise yirmili yaşlarda görünen kısa kumral saçlı uzun boylu bir erkekti.

İkili şaşırtıcı şekilde hiçbir ruh aurası yaymıyor ve sıradan fanilere benziyordu. Hatta hafif sıcaklık yayan güneş ışıklarının altında terlemelerine bakılırsa gerçekten de öyleydiler. Buna rağmen tavırları uysal ve heyecanlı ifadelerle donatılmıştı.

Sanki dış kapının korumasıymış gibi yerlerinden kıpırdamadılar ve bir süre daha beklemeye devam ettiler. Bu sırada genç kadının heyecanla ışıldayan yeşil gözleri sıkılmış gibi göründü.

“Büyük kardeşim TaiShan, hizmetine verildiğimiz üstat hakkında söylenenler gerçekten doğru mu?”

TaiShan isimli genç adam soruyu duyduğunda sabit ifadesi basit bir hayranlığa dönüşmüştü. Yine de cevabı ciddiyet doluydu. “Öyle veya değil, bu işimize vermemiz gereken özeni değiştirmez. Böyle konulara takılmamalısın, küçük Mei.”

Mei bu cevaptan sonra hafifçe başını eğdi.

Genç kadının keyfinin kaçtığını gören TaiShan isteksiz bir nefes çekti. O ismi gibi dürüst bir adamdı ve doğru olanı söylemekten asla çekinmezdi. Yine de Küçük Mei’nin halini görünce açıklama yapma gereği hissetti.

“Küçük Mei, bizler sıradan ölümlüleriz. Deneyim sahibi sözlerimi yabana atmamalısın. Yıldız Ruhu Savaşçı Okulu bizlere cömert davranıp, Yüce Ruh Savaşçılarına hizmet etmemize müsaade ediyor. Bu hem güvenilir bir efendiye sahip olmamızı hem de şanslıysak Yüce Savaşçılardan biri olmamızı sağlayabilir.

Fakat günün sonunda bizler hala birer hizmetçiyiz. Yüce Ruh Savaşçıları ise ellerinin tersiyle dağları oynatabilen figürlerdir. Eğer onlar hakkında gereksiz yorumlar ve beyanlarda bulunursak tek bir hareketle bizim gibi sıradan insanları yeryüzünden silebilir ve bu konu hakkında vicdan azabı bile çekmezler.

Hareketlerine dikkat et, bu iş büyük bir şans gibi görünse de dikkatsizlik seni cehennem çukurlarına sürükleyebilir.”

TaiShan sakin bakışları ve korumacı duygularıyla uzun uzadıya açıkladı.

Ancak Mei, yaşının getirdiği hafif bir bıkkınlıkla yüzünü astı. “Bunları biliyorum! Altı üstü basit bir soru sormuştum.”

Genç adamsa gözlerini devirdi ve kafasını yorgunca sağa sola salladı. Derin bir nefes alıp uyumlu kaslara sahip vücudunu oynattıktan sonra sabitliğini korudu. “Ne desem boş! İlla bilmek istiyorsan, evet söylentiler doğruymuş. Yakın arkadaşım Naisa, yanında çalıştığı Yüce Ruh Savaşçısının söylediklerine kulak misafiri olmuş.”

Kızın ilgisi anında kabardı. “Büyük kardeşim Naisa ne anlattı? Lütfen, bana da anlat!” Gözleri heyecanla aralanmıştı.

Mei çocukluğundan beri, aynı Karen gibi birçok savaşçı hikâyesi okumuştu ve onlara duyduğu hayranlık fanatikliğe yakın sayılabilirdi. Hatta neredeyse köle-vari bir iş olan bu hizmetçiliğe bile başvurmuştu.

Bilinmeliydi ki, sıradan halk tabakasından olan vatandaşlar, çoğu zaman çocuklarını savaşçı okullarına yazdırmak için gerekenleri karşılayamıyordu. Marn şehri gibi küçük bir yerde askere duyulan ihtiyaç nedeniyle savaşçı okullarında öğrenim görmek, krallık şehrine oranla çok daha kolaydı.

Büyük şehirler yetersiz kazançları olan insanlar için yaşanması pahalı yerlerdi. Bu yüzden hala savaşçı yolunda ilerlemek isteyen gençler; tarikatlara, büyük ailelere veya okullara hizmetçilik için başvurmayı seçenek edinmişti.

Yüce Ruh Savaşçılarına yakın olmak onlara büyük şanslar getirebilirdi. Ancak savaşçılar sıradan insanların yakinen hizmetine ihtiyaç duymazdı. Bunun sonucunda verilen hizmet işleri ise onlar için yararsız sonuçlar doğuruyordu. Mesela, bahçedeki çiçeklerle ilgilenen bir bahçıvan hizmet ettiği savaşçıdan nasıl bir yardım alabilirdi ki?

Öte yandan Yıldız Ruhu’ndaki uygulama tamda onların istediği tarzdaydı. Elit öğrencilere ait batı kanadından her ev için iki sıradan insan, hizmetçilik için atanabiliyordu. Küçük bir evin içine atanan bu hizmetçiler doğal olarak ev sahibine oldukça yakın olabilir ve savaşçı yoluna adım atabilmelerini sağlayacak bir şans kazanabilirlerdi.

Lakin bu işe köle-vari denilmesinin de bir nedeni vardı. Yüce Ruh Savaşçıları insanüstü figürler olarak sıradan insanları görmezden gelmeyi bırakın öldürmeyi bile büyük bir olay olarak görmüyordu. Kibirleri göklerdeydi. Nazik ve kibar olanları oldukça nadirdi. Bu yüzden sıradan hizmetçiler kibirli efendileri tarafından bazen korkunç deneyimlere maruz bırakılabiliyordu.

Tabi böyle durumlar oldukça nadirdi, büyük belalar genellikle kişinin kendi başına açtığı dertlerden kaynaklanırdı. Bu hizmetçilerde tavırlarına dikkat ettiği sürece büyük bir sorun yaşamıyordu.

Bu sırada TaiShan, küçük Mei’nin surat ifadesine gülmekle yetindi. Kendi düşüncesine göre, yaptıkları iş gerçekten de zorlu bir mücadeleydi. Mei gibi saf düşüncelere sahip değildi. Daha önce başka bir Savaşçıya hizmet etmiş birisi olarak büyük hayallere kapılmanın saçmalık olduğuna inanıyordu.

Savaşçılar onlar gibi hizmetçileri umursamazdı. Sonuçta Yıldız Ruhu’nda öğrenci olmayı başaran kişiler kendi ailelerinde zaten yüksek statülü kişilerdi. Birer asil olarak büyümüş gelişimciler onları kesinlikle umursamıyordu. Ancak bugün katı düşüncelere sahip olan TaiShan bile heyecanlıydı.

Sonuçta atandıkları bu gelişimci hakkında duydukları doğruysa şanslı oldukları söylenebilirdi. Bahse konu Yüce Ruh Savaşçısı, küçük şehirlerin birinden geliyordu ve ailesi yüksek statülü asillerden bile değildi. Ayrıca bu adam tüm okulda konuşulan üst seviye bir dehaydı. Tahminen kötücül ve doğuştan gelen bir kibre sahip olmamalıydı.

Böyle bir efendi TaiShan ve Mei için cennetten gelen bir lütuftu. İkisi de bu şansı değerlendirmek için iyi bir iş çıkarmaya çoktan karar vermişlerdi.

Düşünceleri yüzünden Mei ile aynı heyecana kapılan TaiShan fısıltı benzeri sesiyle anlatmaya koyuldu. “Duyduklarım doğruysa Yüce Ruh Savaşçısı henüz 2.Kıdem bir savaşçı olmasına rağmen gücünün eşi benzeri yokmuş.

Canavar Dağı sınavında ortalığı kasıp kavurmuş ve Sınırsız denilen bir unvan kazanmış! Bu unvan Rakipsiz olan dehaları bile aşan bir şeymiş.”

TaiShan doğal olarak Sınırsız kavramını bugüne değin duymamıştı. Diğer yandan Mei ise heyecan ve afallama karışımı bir bakış attı. “Rakipsiz dehalardan daha mı güçlü! Wang ailesinin gençlerinden birini yendiği doğru mu?”

“Gençlerinden biri değil, bahsettikleri kişi Wang Yao’nun ta kendisi!”

Wang Yao’nun ismi geçtiğinde Mei afalladı. Doğal olarak onun ismini duymuştu. Wang Yao krallık şehrindeki genç nesil arasında ileri düzey figürlerden biriydi ve bunun asıl nedeni 3.Kıdem seviyesinde bir Rakipsiz oluşuydu.

Doğrusu TaiShan bile bu bilgiye inanmakta güçlük çekiyordu. Onlar için bu söylenti fazla vahşi bir abartıydı. Savaşçılar arasında Kıdem farkı oldukça büyük bir mesafeydi ve bu söylentide bahsedilen şey sadece Kıdem farkı değildi. Üst seviyedeki bir Rakipsiz’i yenmek kendini bilmez bir dedikoducunun ağzından bile çıkmamalıydı.

TaiShan’da aynı şeyi düşünen biri olarak bu konuyu uzatmadan daha gerçekçi bir söylentiden bahsetti. “Naisa’nın söylediğine göre diğer Yüce Ruh Savaşçılara ona bir lakap takmış.”

Küçük Mei’nin ışıldayan yüzüne bakarken sanki kendi başarılarından bahsediyormuş gibi gururluydu. “Yıldırım Tanrısı!”

“Oh! Ne heybetli isim ama! Acaba… Bir gün bende böyle unvanlar kazanabilir miyim?” Küçük Mei çaresizce hayal dünyasına dalmış gibiydi.

TaiShan ise daha önce yaşadıklarını deneyimleyen Mei’ye baktıkça gülümsüyordu. Onu cesaretlendirmek için ağzını açtığında irkilerek aksi yöne baktı.

Ötede ufak ve bulanık bir figür, yüksek hızıyla onlarında bulunduğu kısma doğru ilerlemekteydi.

TaiShan hemen duruşunu düzeltip Mei’yi uyardı. “Birisi geliyor!”

Cümlesini bitirmesiyle bulanık figürün yanlarına ulaşması bir oldu. TaiShan ve Mei ikilisi karşılarında beliren genç adamın hızı yüzünden afallayıp kalmıştı.

TaiShan çabucak kendini toparladı. Siyah uzun saçlı ve aynı renkteki sade kıyafetiyle ortaya çıkan bu genç adamı uzaktan görse kendisi gibi sıradan bir insan sanabilirdi.

Ancak müthiş hızı bir yana, bu genç adamın bedeninden yayılan eşsiz aura TaiShan’ın nefes alamamasına neden oluyordu. Ayrıca dipsiz kapkara kuyuları andıran gözlerine bakınca ruhunu bile diz çöktürmeye yetecek muazzam bir baskı hissediyordu.

Tüm bunları aniden yaşadığı için deneyimli olmasına rağmen kendini toplaması biraz sürmüştü. Hızla atan kalbini umursamayıp derin bir nefes aldı ve saygıyla eğilip genç adamı selamladı.

“Hizmetli TaiShan, Kıdemli Yüce Ruh Savaşçısına saygılarını sunuyor.”

Diğer yanda ise ilk kez bir yüce savaşçıyla bu kadar yakından karşılaşan küçük Mei derin nefesler alıp vermekle meşguldü. Aklı yerinden uçmuş gibiydi ve ancak TaiShan’ın cümlesini duyunca kendine geldi. Çabucak eğilip saygısını sundu.

“Mei, Kıdemli Yüce Ruh Savaşçısına saygılarını sunuyor.”

***

Karen, Üstat Maduru’dan aldığı küçük formasyon kristali sayesinde ona tahsis edilen avlulu küçük bir evin önüne geldiğinde, kendisini karşılayan iki gence bakakaldı. Bu ikilinin savaşçı gelişimine sahip olmadığını anında anlamış olmasına rağmen, onlardan gördüğü bu saygının nedenini kavrayamamıştı.

“Siz kimsiniz?”

Karen kendisinden bir karış uzun boylu adamın açıklamasını dinledi.

“Üstat, bizler bu evin sahibine yardımcı olmak için görevlendirilen hizmetlileriz. Onurlu isminiz Karen Senka olabilir mi?” TaiShan tahmin etse de yine de emin olmak için sorma gereği duymuştu.

Karen ise bu ikilinin kendisine karşı aşırı saygılı tutumları yüzünden bir yanlış anlaşılma durumu olduğuna inanmaya başlamıştı. Ancak TaiShan’ın açıklamasını duyduktan sonra zihninde ani bir bilgi ortaya çıktı. Bu bilgi daha önce Lin Pao tarafından katılımcılara dağıtılan yeşil kristalin içeriğinde okuduğu bir kısımdı.

Açıklamaların bir bölümünde öğrenci binalarının olduğu bu kısmın daha rahat imkânlara sahip olduğundan bahsediliyordu.

Genç adam kafasını sallayarak onayladıktan sonra ciddiyetle uyardı. “Aramızda statü farkı yok. Bu yüzden işini yapan çalışanlar olarak başınızı bu kadar eğmeniz gereksiz.”

Karen her ne kadar kendi üstlerine karşı saygılı davranıyor olsa da bu herkesin yaptığı yüzeysel bir tavırdı. Gelişim dünyasında bugün saygı gösterdiğiniz sıradan figürleri aşıp geçme şansınız vardı ve bu nedenle kimse kendisine yakın seviyelerdeki gelişimcilere karşı özel nedenler haricinde ciddi bir saygı beslemezdi.

Lakin savaşçı gelişimi olmayan sıradan insanlar kendisinin de iyi bildiği üzere, savaşçılara karşı hayranlık derecesinde saygı duyardı. Eğer bu kör hayranlığı kabul ederse, vaktinde onlarla aynı duyguları paylaşmış birisi olarak bu durum utanç duyması gereken bir erdemsizlik olurdu.

Karen hâlihazırda ustasının tavırları tarafında yontuluyor olsa da hala babasının oğluydu. Ve onun ideallerini benimsemişti.

TaiShan ve Mei ise duydukları karşısında bir süre boş boş baktıktan sonra kendilerine gelebildiler. Ardından Karen’in karşısında tekrar hafifçe eğildiler fakat bu sefer suratlarında daha üstün bir saygı ifadesi ve minnet izi oluşmuştu.

Karen bu sefer aynı konuya değinmeden gülümseyip yumuşak bir tonda devam etti.   

“Adım Karen, TaiShan, Mei, sizinle tanıştığıma memnun oldum. Umarım gelecekte benimle ilgilenebilirsiniz.”

“Üstat Karen, gelecekte her ne isterseniz ben TaiShan dileğinizi yerine getirmek için iki katı çaba göstereceğim.” TaiShan uzun zamandır ilk kez bu kadar canlı ve gür bir sesle konuşmuştu. Karşısında henüz birkaç saniyedir tanıdığı bir adam vardı ancak şimdiye kadarki deneyimleri ve sarraflığından mı bilinmez, tek bir cümleyle bu adama karşı derin bir bağlılık hissetmişti.

Tabi bu onun dürüst ve dobra karakterinden kaynaklanıyordu. Diğer yandan tüm saflığına rağmen Mei bile tam anlamıyla TaiShan ile aynı duyguları paylaşmakla meşguldü.

Henüz bu işle ilgili deneyimlere sahip olmasa da büyüklerinden ve kıdemli kardeşlerinden işittikleri düşünülürse böyle karaktere sahip bir savaşçı dehanın ne kadar ender karşılaşacağı biri olduğunu anlayabiliyordu.

Mei’de TaiShan’a benzer bir ciddiyetle bildirdi. “Üstat Karen’e hizmet etmek benim için onurdur.”

Karen ise onların tavırlarında pek bir değişiklik olmadığını görünce isteksizce gözlerini devirmekle yetindi.

“Her neyse içeri geçelim.”

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1324

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1121

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 939

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 859

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 743

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 695

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 676

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 617

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 574

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 449

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 147

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 115

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 88

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17364 Üye Sayısı
  • 484 Seri Sayısı
  • 23484 Bölüm Sayısı


creator
manga tr