"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

KAREN - Bölüm 67 - Harp Dağı


Yazan : Derburos

 

“Öncelikle sizi tebrik etmeme izin verin. Zorlu bir sınav sürecini kendi gücünüz ve yeteneğinizle aşmayı başardınız. Bu günden itibaren her biriniz, Yıldız Ruhu okulumun değerli ve gururlu öğrencilerindensiniz.” Cümlesini tamamladığı sırada salondaki gençler arasında kanı kaynayan ve heyecanlı tiplerden bazıları tezahürat yapmaktan geri durmadı.

Adam bir süre duraksayıp müsaade ettikten sonra sözlerine devam etti. “Birazdan, kalacağınız yerleri göstermek ve birer tane seçme hakkına sahip olduğunuz büyülü hazinelerden almanız için Hazineliğe götürmek üzere bir grup yetkili öğrenci gelecek. Onlara kulak verin ve söylediklerini yapmayı unutmayın.”

Hazinelik kelimesi birçoğunun gözlerinin ışıldamasına neden olmuştu. Bilinmeliydi ki elit aileler ve tarikatlar dışında sıradan halkın veya ekonomisi iyi olmayan soyluların Büyülü Hazineler bir kenarı, Kusurlu Hazine edinmesi bile oldukça zordu. Fiyatlar onlar için aşırı yüksekti.

Ve Yıldız Ruhu ise her öğrenciye, öğrenci olduğu süre boyunca ücretsiz olarak bir tane Kusurlu veya Büyülü Hazineyi ödünç veriyordu.

Sözlerini tamamlayan adam, elini yavaşça yukarı kaldırdı ve bir anda önünde onlarca kristal belirdi. Bunlar yeşil renkli küçük kristallerdi ve değerli görünmüyorlardı. Akabinde adam elini savurdu ve her kristalin, etrafa dağılmasını sağladı.

Parlak kristaller havada süzülerek gençlerin ellerine doğru uçtu. “İçlerinde, okulun işleyişi ve kuralları detaylı olarak mevcut. Dikkatle okuduğunuzdan emin olun.”

Karen önüne gelen parlak kristali yakaladı ve ruh gücünün bir tutamını içine yönlendirdi. Peşi sıra tonla bilgi zihnine akmaya başlamıştı.

İlk keşfettiği bilgiler okulun genel bilgileriydi. Basit şekilde, okulun Patriği, Bölge Üstatları ve Büyük Usta’lar hakkında ve onların sorumlu olduğu yerler/alanlarla ilgili bilgiler sıralanmıştı.

Bu bilgi yığını Karen’in az çok önceden öğrendiği şeylerdi fakat öğrenciler ile alakalı detaylara ulaştığında şaşkınlıkla afallamıştı.

Genç adam, Yıldız Ruhu okulundaki öğrenci hayatının oldukça disiplinli ve mücadele dolu bir sistemle geçtiğini anında anlamıştı.

Bu çıkarımın detaylarına gelirsek; Okulda öğrenciler için devasa bir konaklama bölgesi ayrılmış olsa da aslında bu bölge neredeyse bomboştu.

Yıldız Ruhu okulunun yönettiği tüm alan zaten hali hazırdaki formasyonlar sayesinde yoğunlaştırılmış ruh özüne sahipti. Nihayetinde bu bölgelerinin herhangi bir yerinde dışarıda olduğundan daha hızlı ruh gücünü yenilemek mümkündü.

Ancak bunun haricinde çok daha yoğun ruh gücüne sahip bölgeler söz konusuydu ve bu yerlerin bir tanesi öğrencilerin, avam tabirle savaş alanıydı!

Bu özel bölgenin adı ise Vahşi Kaplan Harp Dağı idi.

Harp Dağı, Yıldız Ruhu’na ait en aktif ve ünlü dağlardan birisiydi. Ve bu bölge tamamen öğrencilere ayrılmıştı.

Yine de bu dağ içinde konaklamak isteyen her öğrenci, başka birisine ait olan kısmı ele geçirmek zorundaydı! Bu dağ açıkça bir hazineydi ve ona sahip olmak istiyorsanız ele geçirmeye yetecek gücünüzde olmalıydı.

Böyle bir ortamın aşırı kaotik olduğu düşünülecek olsa da aslında oldukça disiplinli ve aynı zamanda planlı bir sistemin kontrolü altında işliyordu.

Ele geçirme savaşları bireysel değil gruplar halinde gerçekleşiyordu. Ve dağın kendisi onlarca bölüme ve 4 seviyeye ayrılmış haldeydi.

Sistem şuydu;

Her takım en fazla 50 en az 25 üye barındırabilirdi. Ve üyelerin tamamı aynı Kıdem yetişiminde olmak zorundaydı. Bu şartlara uyan bir takım oluşturduktan sonra, bölge sahibi herhangi başka bir takıma meydan okuyabilirdiniz.

Gelgelelim bu konuda da belli başlı adil kısıtlamalar vardı. Dağ, eteğinden zirvesine 4 seviyeye ayrılmıştı ve 4.seviye, 2.Kıdem savaşçılara ait olmakla birlikte dağ eteğine kuruluydu. Yani 2.Kıdem yetişiminden oluşan bir takım yine 2.Kıdem seviyesindeki başka bir takımla savaşabilirdi. Doğal olarak sadece 4.seviyeden bir yer ele geçirmeleri mümkündü.

Aynı mantıkla, Harp dağının bir üst kısmı 3.Seviyeydi ve onlarda 3.Kıdem takımlara ait bölgeydi. 2.Seviye, 4.Kıdem takımlarına aitken mantığın tek aksi noktası 1.Seviyeydi.

1.Seviye denen yer aslında Harp Dağının zirvesiydi ve en yoğun ruh özüne sahip, gelişimciler için cennet-vari bir yerdi.

Buna rağmen Yıldız Ruhu okulunda 5.Kıdem’e ulaşmak öğrencilikten zorunlu mezuniyet anlamına geldiğinden, Zirve, en güçlü ve rakipsiz 4.Kıdem savaşçılardan oluşan tek bir takıma aitti.

Vahşi Kaplan Harp Dağı’nın olayı işte bundan ibaretti.

Pek tabi sadece ruhsal kaynağı hızlı yenilediği için böylesine mücadele dolu zorlu koşulları kabul etmeye istekli bu kadar insan olamazdı. Zaten bu dağın tek artısı da Ruh gücünü yenileme hızı değildi.

Yıldız Ruhu, öğrencilerini mücadeleye teşvik etmek için bir de ödül sisteme düzenlemişti. Başarı Puanları…

Başarı Puanı kazanmanın birçok yolu mevcuttu. Bunlar arasında en fazla puan kazandıran şeyler, Görev Salonunda yayınlanan görevleri alıp yerine getirmek ve Savaşçı Turnuvası’nda yüksek sıralama edinmekti.

Öte yandan en çok kazandıran ne Görev Salonu ne de Savaşçı Turnuvası’ydı.

Vahşi Kaplan Harp Dağı’nda bölge ele geçirmeyi başaran bir takımın her üyesi, aylık maaş alır gibi yüksek sayılarda Başarı Puanı kazanıyordu. Ve doğal olarak en az başarı puanı en alt seviye olan 4.Seviyedeki takımlara dağıtılıyordu.

Yetişimi yükseltmeye yardımcı olmasının yanı sıra, envaiçeşit ürünü hazinelikten ücretsiz ve ömürlük alabilmeyi sağlayan başarı puanları da düşüldüğünde Vahşi Kaplan Harp Dağı’ndaki mücadele sisteminin bu kadar popüler olması doğaldı.

Karen bu sistemi oldukça şaşırtıcı ve ilgi çekici bulmuştu. Genç adam belki Ruh Özüne hiç ihtiyaç duymuyordu lakin tüm okul içerisinde en fakir savaşçı olma ihtimali vardı. Bu yüzden diğer öğrencilere benzer şekilde gözleri parlamaya başlamıştı.

Bu sırada kendi acınası mal varlığını gözden geçirirken isteksizce gülümsedi. Göreceli olarak çoğu kişinin değerli kabul edeceği tek şey düşük düzey Büyülü Hazine olduğunu öğrendiği Boyut Yüzüğüydü.

Onun içinde barındırdığı eşyalar arasında gelişimciler için değersiz sayılan bir miktar altın ve bir nebze işe yarar olduğunu düşündüğü birkaç tane ruh kristali vardı.

Bir köşede ise Ren’e yardımcı olduğu sırada ücret olarak aldığı zihin için iyi gelen şu haplar vardı. Karen onları yolculuğu sırasında birkaç kez denemiş olmasına rağmen zihnini rahatlatıp odaklanmayı kolaylaştırmak dışında başka bir etkisi olmadığına karar kılmıştı.

Son olarak, babasının hediyesi, kara çelikten dövülme kısa kılıca sahipti. Ustası bu siyah kılıcın ucu ucuna bir Kusurlu Hazine sayılabileceğini söylemişti. Yani düşük düzeyler arasında bile en altta bir yerdeydi.

Karen boyut yüzüğünü kontrol etmeye devam ederken gümüş damarlara sahip mavi cevheri fark edince gözlerindeki umutsuz ifade hemen silinip gitti. Bu özel cevheri her gördüğünde genç adamın ruhunu mistik bir his kaplıyordu.

-Canavar Dünyası’na geçişi sağlayan Evren Taşı… Kızıl ihtiyarın dediğine göre aşırı pahalıymış.-

Ustası oldukça pahalı ve nadir olduğundan bahsetmiş olmasına rağmen tam bir fiyat vermemişti. Yine de genç adam Evren Taşı’nı satmayı düşünmüyordu. Çünkü taşın bu kadar değerli olması nadir olmasından kaynaklanmıyordu.

Evren Taşı bir savaşçı için, hazine sandığını açan anahtar kadar değerliydi. Tabi Toprak Ejderinin söylediği gibi ölüm riski de oldukça fazlaydı.

Canavar Dünyası, İnsan Dünyası’nda nadir, nesli tükenmiş ve hatta antik yaratıklar olarak kabul edilmiş bin bir türlü yaratık cinsine ev sahipliği yapmasıyla biliniyordu. Özel bir Ruh Yaratığı arıyorsanız oradan daha müthiş bir yer olamazdı. Sadece bu da değildi elbette, Canavar Dünyası cevher alanında maden zengini bir dünyaydı.

Bırakın İnsan Dünyası’ndaki Ruh Kristallerini, adı sanı duyulmamış inanılmaz etkilere sahip doğal cevherlere ait madenlerle kaplı olduğu söyleniyordu.

Ustasının anlattığı bu bilgilerin söylenti olma riski de vardı tabi ki, çünkü Kızıl İhtiyar daha önce oraya gitmemişti. Bunun sebebi iki ırkın ezeli düşmanlar olmasından kaynaklanıyordu.

Diğer bir açıdan bakılırsa, dünyalar arası geçit açabilme kabiliyetine sahip Evren Taşı doğal yollarla oluşuyorsa söylentilerin gerçeğe ne kadar yakın olduğu aşikârdı.

Genç adamın Canavar Dünyası’na karşı iştahı gittikçe kabarıyordu ancak bu macera için henüz çok güçsüz olduğunun da bilincindeydi.

Düşünceleri geleceğine dair hayallere battığında birinin gözlerini üzerine diktiğini hissedip bakışlarını o yöne çevirdi.

Biraz önce salona gelip konuşma yapan üstadın ona doğru geldiğini görünce irkilmişti.

Adamın önüne gelişini izleyen Karen saygılı bir ifade takınıp hafifçe eğildi. “Üstat benimle bir işiniz mi var?”

Gözlerindeki ilgili bakışı gizlemeyen adam rahatça kafa sallarken gülümsüyordu. “Adım Lin Pao, Hazine binasının yetkili Büyük Ustası’yım. Patrik hazine seçimin konusunda sana yardımcı olmamı istediği için buradayım. Bir işin yoksa bana eşlik et genç dostum.”

Karen’in ifadesinde şaşkınlık izi yoktu. Patrik Yulan’ın ona olan tavırlarından sonra bir Bölüm Ustasının nezaketi onun için heyecan verici bir şey sayılmazdı. Tabi artık bu ilginin kaynağının sadece ustası yüzünden olmadığının da farkındaydı. “Dilediğiniz gibi, Büyük Usta.”

Ancak onun ifadesinin aksine, manzaraya şahitlik eden diğer öğrenciler bir Sınırsız’ın gördüğü ihtimam karşısında kıskançlık duymaması mümkün değildi. Birçoğu şaşkın ve kıskançlık dolu bakışlarıyla genç adamın sırtını izlemeye koyulmuştu.

Onlara göre bir hazine seçimi başınıza nadiren gelen bir şanstı ve bu seçimi yaparken, savaşçının potansiyelini açığa çıkarabilecek bir tanesini seçmek mühim bir konuydu. Ve bu seçimi yaparken deneyimli birinden yardım almak aynı şekilde nadir bir talihti.

Tabi bu düşünce sadece basit kıskanç insanlara aitti. Keskin gözlere sahip olan birkaç kişi Büyük Usta Lin Pao’nun ‘Patriğin’ bu konuda emir verdiğini gözden kaçırmamıştı. Yani bu ne demekti? Patrik onun için değersiz olan Kusursuz Hazinelerin seçimi için bir Büyük Ustayı görevlendirebilir miydi? Muhtemelen genç adama sunulan hazineler onlara verilecek olanlardan çok daha değerli olacaktı.

Bu durumu fark eden insanlar diğerlerine oranla daha büyük bir çaresizlik ve kıskançlık içindeydi.

Diğer tarafta bunların hiçbirini umursamayan Karen, kendi ekibine kafasıyla selam verip hızlıca Büyük Usta’nın peşine düşmüştü.

Yol boyunca aynı zamanda rehberlik yaparak bazı yerleri Karen’e tanıtan Büyük Usta, bir öğrenciden ziyade genç adama dengiymiş gibi davranıyordu. Ve aslında bu rahat tavırlarının altında içten içe oldukça gergindi.

Büyük Usta Lin Pao, Karen’in kimliği konusunda iyice bilgilendirilmişti. Yani Yeryüzü Efendisi kıdemindeki dehşet verici ustadan haberdardı. Hatta Bölge Üstadı Jeong’un başına gelenleri öğrendikten sonra, eşlik ettiği bu genç adama saygısızlık yapmaya gram cesareti yoktu. Zaten Patrik’ten aldığı emirlerde benzer şekildeydi.

Tüm Büyük Ustalar ve Bölge Üstatları bu konuda bilgilendirilmişti ve o bilgilendirmede şu ayrıntı dikkat çekiciydi.

‘Ne olursa olsun, Karen Senka isimli öğrenciye karşı tavırlarınıza dikkat edin. Ona karşı kusur işlenmeyecek fakat bu tavrınızı açıkça belli etmeyeceksiniz. Ne yaparsa yapsın görmezden gelin!’

Aslında bilgilendirmenin özü bu kadardı. Yine de Büyük Usta ve Bölge Üstatları doğal olarak Karen isimli genç ile geçenlerde okulun semasında beliren dehşet verici uzman arasında bir bağlantı olduğunu anlamıştı. Sonuçta gizemli uzmanın o gün söylediklerini hepsi duymuştu. Kuvvetle muhtemel, onun bahsettiği öğrenci Karen’den başkası değildi.

Lin Pao, genç nesilden birine bu şekilde davranmak konusunda aşağılanma hissetmiyordu. Doğrusu Patriğin bizzat kendisinin bile söz dinlemek zorunda bırakılmasına bakılırsa kimse haddini aşmaya cüret edemezdi.

İkili kendi düşünceleri eşliğinde büyük mermerlerin döşendiği devasa bir avluya ulaştı. Karenin gözleri, karşısında dikilen yüzlerce metre genişliğindeki iki katlı beyaz binaya takıldı. Keskin hatlara sahip binanın duvarlarına değişik renklerde parlayan runik büyü sembolleri işlenmişti. Her bir sembol aktif olduklarını göstermek ister gibi göz alıcı ışıklarıyla parlıyordu.

Avludan binaya uzanan yolun her iki kısmında ise 12 çift taş heykel sıralanmış ve hepsinde gerçekçi görünen tıpa tıp aynı savaşçılar tasvir edilmişti. Savaşçıların boyları üç metre civarıydı ve her biri farklı silahları taşıyordu.

Bölgeye izinsiz girmeye cüret eden biri olursa sanki dirilip gerekeni yapacaklarmış gibi görünmelerine neden olan belli belirsiz vahşi auralar yaymaktaydılar.

Genç adamın ilgili bakışlarını gören Lin Pao şaşırmıştı. Öyle bir ustaya sahipken bu heykellerin ne olduğunu anlamamış gibi görünen ifadesi gerçekten şaşırtıcıydı. Yine de Lin Pao onu sorgulamak yerine gülümseyerek açıkladı. “Daha önce Muhafız Golemi görmedin mi?”

“Muhafız Golemi mi?”

“Evet, Büyü formasyonları ve değerli cevherler kullanılarak yapılan koruyucu tip hazinelerdir. Pek akıllı olmamalarına rağmen vücutları oldukça sağlamdır. Bölgedeki ruh özünü emdikleri için güçleri uzun süre tükenmeden savaşmaları mümkündür. Emin ol, eğer çok pahalı olmasalardı kimse insanlardan oluşan bir orduya ihtiyaç duymazdı.”

Karen hayranlıkla kafasını salladı. Sadece bakarak bile ne kadar değerli olduklarını tahmin edebiliyordu. Bunun yanı sıra genç adam tükenmeyen güçlere sahip böyle bir ordunun ne kadar dehşet verici olacağını hayal etmekle meşguldü.

Ancak düşüncesi ustasının sözüyle bölündü. “Hah! Düşündüğün kadar işe yarar şeyler değiller. Seninle aynı Kıdem gücünü kullanan bir golem sadece kaba kuvvet kullanan ahmak bir savaşçıdan farksızdır. Sadece zekâna güvenerek onları durdurman oldukça kolay. Bir halta yaramaların tek sebebi de, şu veledin söylediği gibi; güçlerinin tükenmesi çok uzun sürer ve bedenleri dayanıklıdır. Ancak senden bir seviye düşük golemlerle mücadele etmeye kalkarsan sıradan odunmuş gibi hepsini parçalayabilirsin…”

İblis Duhan’ın açıklamasını dinleyince Karen’in hevesi yine kaçıp gitmişti. Bilgiye değer veriyor olsa da ustasının sürekli heves kaçıran açıklamaları yüzünden genç adam her şeye karşı ilgisizleşip zevk alamamaktan korkmaya başlamıştı.

Bu sırada Büyük Usta’ya bu konuda birkaç basit şey söyledikten sonra konuyu kapatıp onunla Hazine binası olduğunu keşfettiği beyaz binaya girdi.

Kapının her iki yanında simsiyah zırhlarıyla dikilen kanlı canlı muhafızlar taş heykellerin aksine Büyük Usta Lin Pao karşısında saygıyla eğilip selam verdi.

İkili kapıdan geçtikten sonra uzun ve geniş koridoru takip etmeye başladı. Kısa bir mesafenin ardından koridorun sonuna ulaşmışlardı ve onları karşılayan devasa çift kanatlı demir bir kapıydı. Üzerinde, deniz yüzeyinde gezinen tekneler gibi salınan büyü formasyonlarından yayılan aura bile oraya yaklaşmak konusunda isteksiz hissettiriyordu.

Açıktı ki bu formasyonlar sadece koruma değil aynı zamanda saldırı kabiliyetine de sahipti. Ancak Lin Pao kapıya yaklaştığı sırada ürkütücü büyü formasyonlarının ışıkları sönükleşti ve devasa demir kapı gürültülü bir gıcırtı eşliğinde içeriye doğru açılmaya başlamıştı.

Açılan kapıyla birlikte adeta güneş bu odadan doğuyormuş gibi göz acılı parlak ışık huzmeleri koridoru ve hatta avluyu bile ışığa boğdu. Karen istemsizce gözlerini kısmak zorunda kaldı.

Kör edici ışığa alışmasıyla birlikte göz kapakları yavaşça aralandı. Aynı şekilde ağzı da göz kapaklarıyla birlikte açılıp kalmıştı.

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1324

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1121

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 939

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 859

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 743

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 695

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 676

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 617

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 574

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 449

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 147

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 115

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 88

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17364 Üye Sayısı
  • 484 Seri Sayısı
  • 23485 Bölüm Sayısı


creator
manga tr