“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

KAREN - Bölüm 65 - Hazırlık


Karen, yavaşça gözlerini açtı. İfadesiz suratının aksine parlak siyah bir çift mücevheri andıran gözlerinde huzursuzluğun izleri belli oluyordu.

Bulutların engelleyemediği ay ışığı pencereden sızarak, geçici olarak kaldığı katılımcı binasındaki ona ait odayı hafifçe aydınlatıyordu. Genç adam, yatak masa ve sandalye haricinde herhangi bir şeyi barındırmayan boş odayı ilgisiz gözlerle kolaçan ettikten sonra bağdaş kurduğu yataktan kalktı. Amaçsızca pencerenin yanına gidip karanlık gökyüzünü seyretmeye başlamıştı.

Bakıyor ama dikkat etmiyordu. Derin nefeslerinin her biri, iç çekiyormuş gibi görünmesine neden oluyordu.

Öylece etrafı izlerken kendi kendine mırıldanmaya başladı.

‘Kadim Ölümsüzler yönetiyor, Ölümsüzler savaşıyor, Sıradan savaşçılar ise basitçe gözden çıkarılan piyonlardan farksız. Huzurlu görünen güneşin arkasında böyle bir kaosun hüküm sürdüğünü kim tahmin ederdi ki?’

Mırıldanması kesildiğinde uzun bir nefes verdi. Peşi sıra boş bakışlarına sert bir ifade yerleşti, gözleri kararlı ve acımasız bir ışıkla aydınlandı. İki taraftan salınan ellerini çoktan yumruk haline gelmişti.

Ustasıyla uzun bir gece geçiren Karen, duydukları karşısında adeta afallamıştı. Dedikleri gibi her dağın arkasında gerçekten de daha büyük bir dağ vardı!

Genç adam nedense baktığı gökyüzünün eskisinden daha esrarengiz ve tehlikeli olduğu hissiyatına kapılmadan edemiyordu. Bu tehlike gökyüzünde değil, onun sakladığı karanlıkta süzülüyordu. Ve bunların hepsi öyle ya da böyle onu etkilemek üzere olan şeylere gebeydi.

Sahip olduğu ve şans olarak gördüğü Kadim Miras artık ruhunu sarsan ateşten bir gömlek gibiydi. Ustasının bahsettiği itiraf buydu.

Kadim Miras denilen Ruh Gücü başından beri bildikleri üzere Kadim Ölümsüzlerden gelen bir Miras’tı. Lakin Karen’in tahmin ettiğinden çok daha özeldi.

Ölümsüz Savaşında düşman olan o iki grubun, diğer üyeleri veya arkalarından gelen astları akan zamanla birlikte kendi oluşumlarını kurmuştu. Ve bugüne değin aralarında her türlü sıcak ve soğuk savaş hız kesmeden devam etmişti. Hala çatışmanın nedeni belirsizdi, belki de dünyaya hükmetme amacındaydılar.

Gerçi nedenin pek bir önemi yoktu. Binlerce yıllık düşmanlık kan dökülmeden nasıl dururdu? Ve kan döküldükçe ateş, daha haşin bir hale bürünecekti. Taraflardan biri yok olana kadar bunun sonu yoktu!

Savaşanlar Ölümsüzler olabilir, ancak asıl liderler ve güç sahipleri Kadim Ölümsüzlerdi. İki tarafında yok etmeye çalıştığı güçler onlardı.

Tabi ki Kadim Ölümsüzler kendi değerlerinin farkındaydı, savaşa katılıp katılmadıkları Karen ve ustasının bileceği bir şey değildi ancak ağır risklerin altına girmedikleri aşikârdı. Nihayetinde bir takım riskler alıp hayatlarını kaybetmeleri koca savaşın yönünü değiştirebilir hatta yenilgiye neden olabilirdi.

Yani Kadim Ölümsüzler arasındaki güç dengesi savaşın gidişatında belirleyici bir unsur gibi görünüyordu.

Gelgelelim öğrendikleri arasında Karen’in epey komik bulduğu bir gerçekte vardı. Bu gerçek Ölümsüzler bir yana Kadim Ölümsüzler bile sonsuza dek yaşayabilen varlıklar değildi. Sonuç olarak bir Kadim Ölümsüz ömrünü tamamladığında, iki taraf arasındaki dengeler sarsılacaktı. Bu felaket vari ölümler gelmeden önce oluşumların yeni bir Kadim Ölümsüz yetiştirip yetiştiremeyeceği tam anlamıyla kumardı.

Onlar için karışık ve can sıkıcı bu meseleler Karen’in tamamen umursamadığı bir konuydu. Onu ilgilendiren yegâne şey, iki oluşumdan birisinin aslında bu sorunu çözmüş olmasıydı!

Onlar, Kadim Ölümsüzler olarak tuhaf bir teknik yaratmayı başarmıştı. Öldüklerinde bile ruh güçlerinin kaybolmadan kalmasını ve alt nesillere aktarılmasını sağlayan müthiş bir teknik!!

Ustasının can alıcı itirafı buydu işte… Gerçekte kısmi de olsa Kadim Miras hakkında ciddi bilgilere sahipti ve bunları sonunda paylaşmıştı.

Karen’in en büyük şansı, en büyük soruna dönüşmüştü!

Ve şuan bilmedikleri en önemli şey bu tekniği kullananın hangi taraf olduğuydu. Ölümsüz Savaşını kazanmış olan Tanrı Varya’nın astları mı? Yoksa yenilmiş ama hala tehdidi ortadan kalkmamış düşman güçleri mi?  

Şimdilik iki grupta Karen için hayırlı veya kötücül değildi, ancak bu belirsizlik müthiş can sıkıcıydı. Çünkü ayan beyan ortadaydı ki; Karen’in taşıdığı Miras bu iki güçten biri için çok yararlı diğeri içinse aşırı zararlıydı.

Daha açık olmak gerekirse, taraflardan biri onu korumak isteyecekken diğeri, katletmek için elinden geleni yapacaktı!

Ve genç adamın birilerini bulup şansını denemeye kalkması katiyen alacağı bir risk değildi…

Ne olursa olsun bir gün onun için birileri gelecekti. Ancak ilk gelenlerin dost mu düşman mı olacağına kader karar verecekti.

Genç adam umutsuzca kaderinden kaçamayacağını hissediyordu ve ustasının söyledikleri aklında yankılanmaya devam etti.

“Seni, göze batmaman konusunda uyarmıştım… Her şeyi bildiğimi iddia etmeyeceğim; yine de ortada olan ortadadır. Kadim Miras’ın sana geçmesi için daha önce de söylediğim gibi onu kullanan birisi olmamalı yani önceki sahibin ölmüş olması lazım gelir.

Bir Kadim Ölümsüzün hayatını kaybetmesi herkesin kolayca anlayacağı bir şey olmalı ve bundan çok kısa bir süre sonra ortaya çıkan tüm eşsiz dâhilerden şüphe edilmesi ise beklenmesi gereken basit bir durumdur. Hatta kim bilir, Kadim Miras’a sahip olanları keşfedebilecek yöntemlere bile sahiplerdir.

Uzun lafın kısası, dünyanın tamamı düşünüldüğünde kuytu köşede olduğunu farz etsek bile tespit edilmemen büyük bir şans olurdu.

Bu Sınırsız saçmalığını ortaya çıkarmasaydın, hızlı yetişimini saklamak daha kolay olacaktı. Kendimi neden ortaya çıkardım sanıyorsun ha?

Sırf çöp değerindeki bir uzmanı fırçalamak için mi!? Saçmalık! Tabi ki diğerlerinin, sağlam bir desteğe sahip olduğunu görmeleri içindi!

Bu senin yetişim hızının arkasındaki şüpheleri dağıtmak için birebirdi. Şimdi ise…

Neyse! Daha fazla mızmızlanmanın bir anlamı yok. Bana kalırsa keşfedilmen sadece zaman meselesi! Bu konuda… İki seçeneğin var. Ya kaçıp saklanacaksın ya da riskleri umursamayıp gelişim hızını arttıracaksın.”

“Heeeh…” Genç adam sıkıntılı bir nefes vermiş olsa da kararlılığı çoktan kalbindeki gölgeyi söküp atmıştı.

Nasıl kaçıp saklanabilirdi ki? Bu olaylar zinciri aslında onu sadece çaresiz hissettirmişti, duyduğu ağır endişe ise ailesi içindi. Kaçmak, ailesini güvende tutmayı sağlayamazdı. Bu yüzden tüm zamanını en tepeye tırmanmak için harcayacaktı.

‘On yıl önce, bir savaşçı olmak en büyük hayalimdi. Güç sahibi olup ailemi ve sevdiklerimi koruyacağımı sürekli dile getirdiğimi hala hatırlıyorum. Hehehe… Bu hayalimdeki kahramanların olmazsa olmaz karakteriydi.

Şimdi ise hale bak! Hayalim içim değil mecbur olduğum için bunu yapıyorum. Kader denilen şey saçma bir şaka olmalı!’

Genç adam gölgeli bir gülümseme takındı. Üzerindeki melankolik havayı çabucak atıp düşüncelerini toplaması kısa sürmüştü.

***

Hava yakında aydınlanacak gibiydi ancak Karen yeterince dinlenmiş gibi hissediyordu. Yatağına dönüp kurulduktan sonra tekrar Ruh Sarayında açtı gözlerini.

İblis Duhan üzerindeki öfkeyi atmış ve ilgili bakışlarını genç öğrencisinin üzerine dikmişti.

Karen ise, kızıl ihtiyarın böyle bir durumda endişelenmeyeceğinin zaten farkındaydı. Ustasının mottosunu çoktan kavramıştı.

“Her ne yaşarsan yaşa, öfkelen, nefret et, savaş, katlet ya da sev, huzuru ara, erdem insanı ol… Ancak ne olursa olsun endişelenme ve üzülme, çünkü bu iki lanet senin hayat enerjini son damlasına kadar sömürecektir!”

Belki de ustasından şimdiye kadar duyduğu en anlamlı cümle buydu. Yine de genç adam kızıl ihtiyarın söylediği kadar kaygısız bir hayat yaşamadığına emindi. Sakinken koyu sarı, öfkelendiğinde –yani genellikle- kırmızı gözlerinin ardında sürekli varlığını koruyan bir endişe olduğunun farkındaydı.

“Hımm, yine tuhaf şeyler düşünüyorsun??” İblis enteresan yeteneğiyle tahminde bulundu.

Karen ustasının kaşlarını çatmasını sağlayacak şekilde sırtını dönüp yere oturduktan sonra sert ve anlaşmazlıkla dolu sesiyle konuştu.

“Yetişim yapacağım, bu saatten itibaren ileriyi adımlamadığım tek bir gün olmayacak.” İblis’in dinlediğinden emin olduktan sonra devam etti, ancak sesi biraz daha yumuşak ve kararsız tondaydı bu sefer. “Bundan önce bazı şeylere ihtiyacım var. Ustam olarak benimle ilgilenmelisin!”

Karen’i tedirgin edecek kadar uzun bir sessizliğin ardından İblis Duhan cevapladı.

“Saçma tavırları kes, ne istediğini söyle…”

“Kullandığım Yıldırımlar… Ruh gücümden daha hızlı gelişme şansları var ve bu onları ciddi bir koz yapıyor. Vücudum için fazla tehlikeli bir koz… O sırada, kullanmadan önce ne kadar yıkıcı olduklarını tahmin etmiştim. Bu yüzden ruh gücümün büyük kısmını vücudumu korumak için derime yönlendirdim ama pek işe yaradığı söylenemez.”

İblis zaten bunları biliyordu ve sıkıldığından sözünü kesip araya girdi.

“Uzatma.”

“Huysuz ihtiyar! Demem o ki, daha dayanıklı bir beden yetiştirmemi sağlayacak bir tekniğin var mı?”

Sessizlik…

Biraz daha sessizlik…

“Sana diyorum…”

“Üslup!”

Karen kaşlarını çattı ve öfkeli tonda mırıldandı.

“Usta lütfen bana yardımcı ol.”

“Düzgünce yalvar seni lanet olası!”

“Yalvar mı!? Bir de usta olacaksın güya…”

----

15 dakika sonra.

Karen ruh okyanusuna bakarken ne kadar şaşkın olduğu açıkça ortadaydı. Bu şaşkınlığın sebebi ise ustasının beklenmedik bir söz vermiş olmasıydı. Aslında henüz bir teknik alamamıştı ancak ustası, sahip olduğu teknikleri kullanarak sadece ona özel yeni bir teknik yaratmaya çalışacağını söylemişti.

‘Benim için endişelendiğini itiraf edemiyorsun değil seni bunak! Wahahahha!’

Genç adam dalga geçmek için böyle düşünüyor olsa da gülümsemesi sıcacıktı. Bu istemsizce iyi hissetmesine neden olmuştu. Ve sakin bir rahatlıkla gözlerini kapayıp yetişimine başladı.

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1267

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1082

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 893

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 823

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 666

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 645

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 604

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 525

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 197

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15642 Üye Sayısı
  • 514 Seri Sayısı
  • 21147 Bölüm Sayısı


creator
manga tr