"Çok fazla eğilmek kişiyi kambur eder." #Swallowed Star

KAREN - Bölüm 64 - Üç Dünya, Dokuz Boyut!


Ruh Sarayının parlak zemininde, siyah saçlı genç adam kralın karşısında oturan hizmetkârın saygısına benzer bir dikkatle yere kurulmuş ve ellerini her iki dizinin üzerinde simetrik olarak yerleştirmiş haldeydi.

Bu genç adamın Karen olması gerekiyordu, ancak suratındaki morartı ve şişlikler yüzünden annesi bile kendi oğlunu tanımakta zorluk çekerdi.

Onun suratında, dikkatli ve profesyonel biri tarafından farklı yerleri tokatlanıp yumruklanmış gibi sağlam kalan tek bir nokta bile yoktu. Adeta binlerce arı tarafından sanatsal bir iş sonucu her kısmı sokulmuş gibiydi.

Aslında Ruh Sarayındaki yaralanmalar anında iyileşen illüzyonlardı fakat bu kalıcı görünen darbe izlerine bakılırsa biri düzelmeden yenisinin oluştuğu ortaya çıkıyordu!

Buna rağmen şişliklerin arasında ince bir çizgi halinde belli olan simsiyah gözler en ufak bir sapma olmadan saygıyla, hemen karşısında volta atan devasa iblise bakmayı sürdürüyordu. Genç adamın kulakları, iblisin küfürleri ve kükremeleri yüzünden sürekli çınlıyordu. Yine de onu durdurmaya veya çıt çıkarmaya cesareti yoktu…

Bu kâbus benzeri durum birkaç saattir devam ediyordu. Diğer yanda daha yeni yeni öfkesi durulan İblisin sözleri hala keskin ve yüksekti.

“Hemen söyle bana; ben kimim!” İblis kükredi.

Bir süredir böyle bir muhabbetin içinde olduğu için vermesi gereken cevabı tabi ki biliyordu. Karen elinden geldiğince yüksek ve kararlı bir sesle cevapladı. Ancak suratı darmaduman halde olduğundan yarım yamalak kelimeler ve sesli bir homurdanma gibiydi söyledikleri.

“U-uztaam!”

İblis sertçe gözlerini ona dikti.

“Ne ustası! Bir öğrenci ustasının söylediklerini yüce bir hüküm olarak kabul etmeli. Peki, sen ne yapıyorsun haa? Sana gereğinden fazla dikkat çekme demedim mi?! Dalga mı geçiyorsun lan benimle?”

Karen titredi. “H-Haırr.”

“Ne dediğini anlamıyorum bile gerzek herif!”

Genç adam, ‘Senin yüzünden’ diye bağırmak istediyse de yutkunmakla yetindi.

“Bu ne şimdi? Artık bir Sınırsız mısın? İyi, ÇOK İYİ! Aferin sana! Böyle yapacağına direk şehir meydanına çıkıp bağırsaydın ya; Benim Kadim Mirasım var, Sonsuz bir ruh gücü miras aldım ama o kadar salağım ki herkes öğrensin istiyorum!

Çok doğru gerçekten de bir Sınırsızsın ama gel gör ki Sınırsız olan tek şey ahmaklığın!”

Karen cevapladı. “Agh, ouow!”

İblis anlamadı ve umursamadan devam etti. “Bu da yetmemiş gibi kendini öldürmeye çalışıyorsun. Mor Yıldırımlar nereden çıktı? Daha, sıradan hallerine karşı zar zor dayandığın yetmiyor, ne var ne yok her şeyini kullanmaya çalışıyorsun! Müthiş…”

Genç adam, ustasının tüm fırçalarına cevap vermek istiyor ama mecburen düşüncelerini yutuyordu. Zaten doğru düzgün konuşamıyordu. Bu halde konuşmaya çalıştıkça ustası daha çok sinirleniyordu.

Normalde şimdiye çoktan öfke krizine girmiş olmalıydı ancak sadece çaresiz bir hayal kırıklığı içindeydi. Her ne kadar ustası inanılmaz derecede absürt bir sinire sahip olsa da söylediklerinin büyük kısmı onun iyiliğini düşündüğü içindi. En azından bir kısmı öyleydi.

Diğer yandan o zirve figürlerin savaşını gördükten sonra gözünü en tepeye diken genç adam hemen ardından tüm hayalini alabora eden ustası sayesinde tekrar ne kadar güçsüz olduğunu anlamak zorunda kalmıştı. Tabi ustasının bunu gösterme yolu biraz acımasızdı.

Evet, iyi niyetliydi, ancak yaşlı iblisin sağı solu belli olmayan vahşi manyak karakteri çok daha baskındı…

Karen zihinsel sınırlarını zorlarken aptala dönmüştü artık. Bitmeyen kâbusu bir eğitim olarak gördü ve dayanmaya devam etti. Zaten yapabileceği başka bir şeyi de yoktu. Yine de bu azmi karşısında birileri onu tebrik etmeliydi…

***

Uzun bir azar seansının ardından İblis sonunda biraz sakinleşmiş göründü ve derin bir iç çekti.

“İtiraf etmedikçe durumun ne kadar vahim olduğunu o küçük kafan anlamayacak…”

Karen şaşkınlıkla bakakaldı. Ustası neden bahsediyordu?

İblis sessiz kalıp Karen’e tuhaf bir bakış attı. Karen onu tanımasa bu bakışlarda biraz acıma emaresi gördüğüne yemin edebilirdi.

“Kadim Miras konusunda sana anlatmadığım bazı şeyler var.”

Karen en azından düzgünce konuşabilecek kadar düzelen ağzından hafif bir fısıltı çıkardı. “Usta?”

“Kadim Miras denilen şey gerçekten de bir Kadim Ölümsüzün ruh gücüdür. Ve sana bahsettiğim gibi asıl sahibinin neslinden gelenlere aktarılır. Buraya kadar olanları az çok biliyorsun zaten.

Bilmediğin şeylere gelirsek; bu Mirasların asıl sahiplerinin kimler olduğunu sana anlatacağım.”

İblis düşünceli bakışlarını genç adamın üzerine dikti. Orada eskisinden daha net bir keskinlik vardı. İçten içeyse bunları başından beri anlatması gerektiğini düşünüyordu. Ancak bu konular küçük bir çocuğun aklını bulandırmaktan fazlasını yapmayacağından anlatmak istememişti.

Bu konuları koca uzmanlar bile ilk seferinde kolayca sindiremezdi. Doğal olarak dünyanın hiçbir tarafını deneyimlememiş genç nesilden birine anlatmaksa tamamen boştu. Buna rağmen İblis Duhan, Karen’in sonuçları düşünmeyen ve dediğini yapan bir karaktere sahip olduğuna kesin kanaat getirmişti artık. Bu yüzden ileride büyük bir hata yapmadan önce bilmesi gerekenleri anlatmalıydı.

“Heeeh! En baştan alacağım kulaklarını iyice aç evlat.”

Karen ustasının ciddi ama ılımlı tavrına şaşırsa da konunun önemini anlamıştı. Yorum yapmadı ve sessizce dinlemeye koyuldu.

“Ölümsüzler neden ortalıkta değil bunu hiç düşündün mü? Sence kimsenin rastlayamayacağı kadar enderler mi gerçekten?” İblisin tavrı alaycıydı.

Karen biraz düşündükten sonra konuştu. “Sanmıyorum. Efsaneler doğru mu yani? Başka dünyalara mı gittiler?”

“Öyle bir şey değil…”

Genç adam, ustasının hafifçe öksürdükten sonra tuhaf bir şiiri mırıldanmaya başladığını duydu. Sesi sert olmasına rağmen şiirin havasında insanı kasvete sokan bir hava vardı.

-Bidayette âlem tekti,
Âlemin Efendisi istikbale mazhar olunca,
Kan ile ıslandı gözleri;
Kılıcını çekti ve ayırdı gök ile yeri.
Tek Âlem üç bedene ayrıldı.
Kanın durmayacağını anlayan kılıç ikrar etti.

Üç Beden Dokuz Mücerret Ruha bölündü.
Her Mücerret Ruh başka bir ataya mahsus edildi,
Ancak o vakit mahlûkatın hayatı kendine aitti.-

Tuhaf ve uyumsuz şiir nedendir bilinmez Karen’in tüylerini diken diken etmeye yetmişti. Lakin ne anlatıldığına dair en ufak fikri yoktu. Ustası ise yumuşakça devam etti.

“Bu kelimeler çok eskiden kalma. Araf’ta ise Tekrar Yaradılış Beyanı diye bilinir.”

“Tekrar Yaradılış Beyanı mı? O da neyin nesi?”

“Dinle, şu Ölümsüzler Savaşını biliyorsun değil mi?”

Karen şaşırdı. “Evet, Tanrı Varya’nın efsanesi…”

Bu Karen’in çocukluğunda hayran olduğu efsaneydi, tabi ki biliyordu. Ölümsüzler Savaşını herkes bilirdi. Sonunda Ölümsüz Varya ve arkadaşlarının kazandığı savaş. Bu savaşın ardından bu dünyanın ismi Varya olarak anılmıştı. 5 kıtaya ise beş çocuğunun adı verilmişti.

İblis devam etti. “Gerçekte bu savaştan önceki Antik Dünya devasaydı ve bir bütündü. Tüm
İblisler, canavarlar, insanlar ve onların Ölümsüz ataları hep birlikte Antik Dünya’da yaşıyordu. Anlatılana göre pekte huzurlu bir hayat olduğu söylenemez. Şimdi ki gibi ölümlü İblisler, İnsanlar ve Canavarlar sürekli çatışıyormuş. Yine de kısmen bir uyum ve barış hali mevcutmuş.

Ölümsüzler ipleri sıkı tuttuğu sürece büyük kıyımların yaşanması doğal olarak mümkün olamazdı zaten.

Lakin dokuz bin yıl önce ise Ölümsüz grupları arasında beklenmedik bir savaş başlamış. Nedenini bilmiyorum fakat sonuç gayet açık. Tüm mahlûkat yok olmanın eşiğine gelmiş.

İşte sana bahsettiğim Tekrar Yaradılış Beyanı’nda anlatılan Âlem Efendisi denen şahsiyet –sanırım Tanrı gibi bir şey- bu duruma öfkelenmiş ve Antik Dünya’yı üç bedene ayırmış.

Üç beden yani üç dünya diye bahsedilen, Araf, İnsan Dünyası ve Canavar Dünyası!”

İblis Duhan biraz ara verdi. Karen’in ne kadar şaşırdığını gördüğünden hazmetmesi için bekledi.

Genç adam gerçekten de şok olmuştu. Ustasının anlattığı hikâye gerçekte bilinenden biraz daha farklıydı.

“Bu… Bir dakika, Canavar Dünyası mı? Araf ve İnsan dünyasından başka bir dünya daha mı var?”

“Haha! Bu bir sır değil ancak sıradan insanların bunu öğrenmesi gerçekten mümkün değil. Canavar dünyası da aynı Araf gibi Dünya’daki özel geçitleri kullanarak geçebileceğin ayrı ve özel bir yerdir. Tahmin edebileceğin gibi oraya hükmedenler dehşet verici Ruh Yaratıklarıdır.”

Karen hafifçe yutkundu. İnsan dünyasında bile çoğu insan Ruh Yaratıklarının tehdidi altındayken, sadece Ruh Yaratıklarından oluşan bir dünyanın ne kadar korkutucu bir yer olacağını düşünemiyordu bile.

“Pek bilinmiyor oluşunun nedeni ise oldukça basit. Araf’la arasındaki en büyük fark, geçit girdaplarının rastgele açılmasından kaynaklanıyor. Geçitler sabit olmadığı için sıradan insanların varlığından haberdar olmaması çok doğal.”

Bilinmeliydi ki Araf denilen İblis âlemine çok sayıda giriş vardı ve bu girişler boyutlar arası bir kapı görevi gören yerlerdi. Bu yerler sabitti ve birçok oluşum tarafından korunuyordu. Sonuçta iki taraf birbiriyle anlaşamadığı için giriş çıkışlar iki taraf içinde önem arz ediyordu ve korunmaları öncelikliydi. Aksi takdirde birbirlerini işgal etmeleri bile mümkündü.

Ancak Canavar Dünyası’nın geçitleri farklı olarak sabit değildi. Rastgele yerlerde ve kısa süreli açıldıklarından tespit edilmeleri epey zordu. Bu yüzden İnsan Dünyasında bu kadar çok Ruh Yaratığı vardı. Açılan geçitlerden yanlışlıkla veya bilerek geçen yaratıklar doğal olarak geri dönemiyor ve varlığını dünyada devam ettirmek zorunda kalıyordu.

Karen ise bu bilgileri öğrendiğinde bir süre hazmetmesi gerekti. Tam sakinleşmişti ki ustası başka bir şey söyledi.

“Üç ırkın üyeleri de bu geçitleri kullanmadan geçiş yapamayacak olsa da aslında 10.Kıdeme ulaşan bir savaşçı özel yöntemlerle kısa süreliğine özel bir geçit açabilir. Tabi bu durumun riskleri de var, kesinlikle gizli bir ziyaret yapmak mümkün değil. Yakındaki herkes kolayca bir geçit açıldığını anlayacaktır.

Diğer türlü ise geçitlerin kullanılması zorunludur.

Ve bir istisna da Canavar Dünyası için geçerlidir. Geçitler rastgele açıldığı için doğal bir olay mı yoksa ilahi bir dokunuş mu bilinmez, Canavar Dünyası’nda bulunan ve Evren Taşı denilen özel bir cevher vasıtasıyla Canavar Dünyası’nın geçidini haricen açmak mümkün.

Bu cevhere sahip olmak aşırı zor olduğundan anlatmayacaktım fakat uyandığımda bu sürede yaptıklarını izlerken şu kibirli Toprak Ejderi’nin sana verdiği taşı fark ettim. İşte o cevher bir Evren Taşı!”

“Ne?”

“Tamam, tamam hemen aptala dönmeyi kes! Bunu sonra konuşuruz. Asıl konuya dönelim. Sonuç olarak Üç Dünya’nın yaradılış hikâyesi budur. Irklar birbirinden ayrılmış olsa da asıl mesele tek bir Ölümsüz’ün sahip olduğu gücün fani varlıkları toptan katledecek derecede olmasıdır.

Bu yüzden Âlem Efendisi denilen şahsiyet, Üç Dünyayı, Dokuz Boyuta ayırmış.”

Karen bu tuhaf olayların geldiği nokta karşısında şaşıp kalmıştı. İstemsizce sordu. “Bu ne demek?”

“Bu, şu demek! Her dünya kendi içinde üç boyuta ayrıldı. Yani, Savaşçı ve ölümlü âlemi, Ölümsüz âlemi ve Kadim Ölümsüz âlemi…

Yani kayıp olarak bilinen Ölümsüzlerin hepsi ait oldukları dünyanın bir üst âleminde varlığını sürdürüyor.”

“V-Vaah! Yani gerçekten de kayıp falan değiller. Ah, dur bir dakika usta, bu biraz çelişkili değil mi?”

İblis, ilgiyle genç adamı izledi. “Nedir çelişkili bulduğun?”

“Anladığım kadarıyla Ölümsüzler, ölümlü dünyaya geri dönemiyor. Aksi takdirde varlıkları efsaneye dönüşmezdi öyle değil mi? Durum buysa, senin ustan, onun Ölümsüz olduğunu nereden biliyorsun?” Karen’in aklı karışmıştı.

İblis bu sözler karşısında takdirle kahkaha attı. “Doğru noktaya değindin ancak düşündüğün gibi değil. Gelemiyor değiller. Aslında oldukça kolay girip çıkabilirler fakat bu kadar basit olsa âlemlerin ayrılmış olması anlamını yitirirdi. Bu yüzden geri dönebilmelerine rağmen bazı kısıtlamalara dâhiller.

Ölümsüzler, ölümlü dünyaya geri döndüklerinde Ölümsüz güçleri 10.Kıdem’e kadar baskılanır. Tabi ki güçleri hala rakipsizdir fakat en can alıcı yeteneklerini kullanmaktan aciz kalırlar. Bu yüzden gelseler bile Ölümsüz olup olmadıklarını anlaman zor olur.”

Karen’in gözleri anlayışla parladı. Bu mantıklıydı fakat hala tatmin olmuş değildi. “Yine de bu kadar gizemli olmaları mantıklı görünmüyor. Güçlerini kullanamasalar bile ziyaret eder ve hikâyelerini anlatırlardı. Mesela Yıldız Ruhu’nun kurucusu Ölümsüz Yıldız neden hiç ziyarete gelmiyor? Nasıl olursa olsun bir şekilde bu kadar karanlıkta kalmaları mümkün değil.”

İblis biraz önce onun zekâsını onaylamış olsa da durduk yere sinirlendi. “Çok biliyorsun! Seni inandırmaya falan mı çalışıyorum sanıyorsun arsız velet! Ölümsüzler diyarı düşündüğün gibi huzurlu bir yer mi sanıyorsun haa?

Dinle, orası buradan çok daha karışık ve kanlı!

Anlatılanlara göre, o ilk Ölümsüz Savaşı bittiğinde taraflar birbirini tam anlamıyla yok edememiş. İki rakipler arasında çok sayıda hayatta kalan olduğu söyleniyor. Bu yüzden orada savaş devam ediyor.

Durum şu ki, Ölümsüz grupların, ölümlü dünyada birçok kolu mevcut. İstihbarat ağları oldukça geniş. Bu demek oluyor ki istedikleri gibi buraya dönerler ve diğerleri bunun haberini alırlarsa ne olur? Birbirlerini kıstırıp öldürmeye çalışmaya devam ederler.

Böyle şeylerin yaşanmaması için aralarında Ölümsüzler’in ölümlü dünyayı etkilemeyeceği yönünde resmi bir anlaşma imzalanmış. Tabi fırsatını bulsalar bir kaşık suda birbirlerini boğmaları mümkün. Gelgelelim bu Ölümsüz Yıldız denilen adamın kendi okulunu ziyaret etmemesine bir açıklama değil. Anlaşılan bu savaşlar sırasında çoktan öldürülmüş olmalı.”

Bu tahmin mantıklı göründüğü için ister istemez Karen üzülmüştü. Tabi ustasının bunu sıradan bir şeymiş gibi söylemesine karışmadı.

Genç adam derin bir nefes verdi. “Gerçekten akıl almaz bir hikâye. Lütfen kızma ama usta bu konunun beni saatlerce dövmeni neden gerektirdiğini anlamış değilim…”

Ne yazık ki Karen bu cümleyi söylediğine anında pişman olmuştu. Sanki kızıl ihtiyar onu dövmek için bahane arıyormuş gibi cümlesinin bitmesiyle saldırıya geçmişti.

Dehşet verici kıpkırmızı avuç içi burnunu çatırdatıp bedenini uçuran bir güçle suratına çarptı.

“Arrrgg! Vahşi ihtiyar! Uh, cidden yeter artık!”

“Kes sesini seni geri zekâlı! Ustanı sorgulamak senin ne haddine!”

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1267

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1082

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 893

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 823

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 666

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 645

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 604

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 525

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 197

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15642 Üye Sayısı
  • 514 Seri Sayısı
  • 21147 Bölüm Sayısı


creator
manga tr