"Ben Li Qiye'yim ve bu tek başına yeterli." #Emperor's Domination

KAREN - Bölüm 62 - Yıldız Kılıcı


Yıldız Ruhu, Merkez Kulenin en üst katı…

Patrik Yulan Zhiwei, hoş kokulu ahşaptan yapılmış genişçe bir çalışma masasının önünde yalnız başına oturmaktaydı.

Masaya saçılmış haldeki birkaç parşömeni okuduğu esnada, krallığın en güçlü dört üstadından biri olmaktan ziyade; ölümden gereğinden fazla kaçmış oldukça yaşlı bir kütüphane görevlisini andırıyordu.

Ayrıca dikkatli bakılırsa patriğin okuduğu evrakların üzerindeki bilgilerin aslında tanıdık bir adamla ilgili olduğu görülebilirdi.

Yaşlı patrik kısa süre sonra elindeki yığını bir kenara savurup derince nefeslendi. Hali hazırda kırışık yüzü, düşünceli zihni yüzünden daha da buruşmuştu. Kendini rahatlatmak ister gibi sağ eliyle alnına masaj yapmaya başladı.

Odanın sessizliği yaşlı adamın gürlemesiyle kesintiye uğradı.

“Dan!”

Aydınlatmanın yetersiz olduğu odayı çevreleyen gölgelerden simsiyah bir figür ansızın ileri atıldı ve yaşlı patriğin önünde saygıyla diz çöktü.

Ortaya çıkan bu kişinin bedeni siyah kumaşlarla örtülmüştü ve onun kimliğine dair hiçbir iz yoktu.

Siyahlı kişi saygılı ama boğuk bir erkek sesiyle cevapladı.

“Emrinizdeyim, Patrik.”

Patrik Yulan, Dan isimli astını izlerken ondan yayılan Ölüm Arzusunu hissedebiliyordu. Yine de bunu önemsemiyordu çünkü Dan ve diğerleri Yıldız Ruhu’nun başlangıcından beri sadece Patriklere hizmet etmiş özel bir ekipti.

Sadakatlerini, bugüne değin hiçbir şüphe kirletmemişti.

Görevleri patriğin ağzından çıkan her şey olabilirdi ancak öncelikleri, hayatları pahasına patriğin canını korumaktı.

Ve tahmin edileceği üzere; güvenliği sağlamanın temel unsuru, tehlike yaratma potansiyeli olan düşmanları öldürmektir.

Bu yüzden Dan’ın da mensubu olduğu Yıldız Kılıcı isimli bu özel ekip en çok suikast işleriyle ilgileniyordu.

Her biri o kadar çok can almıştı ki aralarında Ölüm Arzusu aurasına sahip olmayan hiç kimse yoktu.

Ancak bu özel ekip Patriğin bizzat kendisi için bile büyük bir gizemdi!

Onları bu göreve atayan Patrik Ölümsüz Yıldız’dan başkası değildi, ayrıca onlarla ilgili en kesin bilgide sadece bundan ibaretti.

Yıldız Kılıcı o kadar gizemliydi ki varlıklarından haberdar tek kişi patrikler ola gelmişti ve buna rağmen patrikler bile onlar hakkında çok, çok az bilgiye sahiplerdi.

Patrik Yulan, başta onlarla ilgili çok meraklı olsa da geçen zamanla birlikte konuyu ister istemez görmezden gelmeye başlamıştı.

“Dan, sen ve ekibinin nasıl bir güce sahip olduğunuz konusu benim için hala gizemini koruyan bir merak kaynağıdır bilhassa kabiliyetlerinize ve yeteneklerinize olan güvenim kendi şahsıma duyduğum özgüvenle dahi kıyaslanamaz. Sizler Ata Patriğin onayını almış onurlu bir birliksiniz…”

Patriğin ses tonu şaşırtıcı olarak hem hayranlık hem de ufak bir hayal kırıklığı iziyle yumuşamıştı.

Dan isimli adamsa bu sözleri dinlerken herhangi bir tepki vermedi. Onun diz çökmüş haldeki duruşu tamamen silik ve gelip geçici bir yel izlenimi vermeye devam etti. Öyle ki sanki bir anlığına gözlerinizi üzerinden ayırsanız kaybolup gidecekmiş gibiydi.

Yıldız Kılıcı’nın lideri görünümlü bu adam boğuk sesiyle araya girdi. Sesi yükseldiği an sanki varlığı bir nebze daha belirgin bir hal almıştı. “Patrik, sorun nedir?”

Patrik gizemli astının hayalet-vari yeteneğine olan kıskançlığını bastırırken, bakışları astından ziyade kendine eş değer seviyedeki biriyle sohbet ediyormuş gibi içtendi.

Son kez önündeki evrak yığınını gözleriyle taradıktan sonra sakince “Getirdiğiniz bu bilgiler fazlasıyla çelişkili…” diye açıkladı.

Patrik Yulan ona getirilen bilgilerin yanlış olduğunu hissettiren imasını dile getirdi. Yanlış bilgilerin, muhatap olduğu özel ekibin yetenekleriyle kolayca fark edilmesi ve doğru olanlara ulaşılması gayet basit olmalıydı. Buna rağmen ortada gerçek diye adlandırılacak bir bilgi kırıntısı bile yoktu… Durum patrik için gittikçe şaşırtıcı bir hal alıyordu.

Ancak Patrik Yulan bilgileri gözden geçirmek ister gibi teker teker mırıldandı.

“Marn şehrinin sıradan vatandaşlarından biri, 8 yaşında katıldığı savaşçı testlerini ‘Ruh Sarayı’ yetersizliği nedeniyle geçememiş…

Ebeveynlerinin gelişim düzeyi öyle bir dâhiyi desteklemek için basitçe yetersiz!

17 yaşına kadar, belirgin zekâsı dışında hiçbir gelişme göstermiş değil!

Ve Youren-Canavar Ruhu uyandırmayı başaralı henüz 1 ay bile olmamış!

Bu bir aylık süredeki akıl almaz değişime bakarak tahmininiz, çocuğun gizemli iblis ustasıyla kısa süre önce tanıştığı yönünde…

Şimdi, bu bilgiler ışığında kayıtta verilen bilgilerle okuluma katılan çocuk arasında tezat bir çelişki yok mu?

Okuluma katılan Karen Senka isimli genç, 2.Kıdem’in erken aşamasındaki efsanevi Sınırsız’lardan birisi, sahip olduğu savaş tekniği benim bile ağzımı sulandırıyor… Ustası ise ondanda beter, hem bir Savaş Şeytanı hem de Yeryüzü Efendisi kıdeminde bir uzman!

Bu ikili tüm kıtayı sallamaya yetecek kadar hayret uyandırıcı olmasına rağmen neden onlar hakkında en ufak bilgiye bile ulaşamadınız?

O kadar şüpheli ki, raporda belirtilen çocuk bir ay önce ortadan kaybolmuş ve yerine şuan okuluma katılan genç adam geçmiş gibi görünüyor.”

Patrik düşündükçe daha derine batmaya başladığı bir bataklıkta olduğunu hissetmekten kendini alamadı. Bu çocukla ilgili aklını bulandırmayan, şüpheye düşürmeyen hiçbir bilgi yoktu!

Dan, bu sorunun çoktandır farkında olduğunu belirtmek ister gibi kafasını salladı.

“Patriğin tüm şüpheleri bu hizmetkârında zihnini kurcalıyor. Söylemekten utanıyorum ancak tüm uğraşlarımızın sonucunda elinizdeki bilgilerden fazlasına ulaşamadık.” Adam kısa bir süre sessiz kaldı. “Şu iblis efendisi… Acaba haklarındaki bilgileri gizleyen o olabilir mi?” diye tahminde bulundu.

Patrik düşünceli şekilde iç çekti. “Kim bilir, belki de öyledir. Tahminime göre bu öğrenci-usta ilişkisi yeni başlamış olamaz. Tek bir ayda, bir Sınırsız yetiştirmek mümkün mü bilemem ancak o kadar kısa sürede genç adamın kullandığı Yıldırım Tekniği’ni kavramak ve bu derece bir güçle kullanmak basitçe imkânsız…

Öyle bir teknik tabi ki müthiş bir uzmandan çıkmış olmalı. Doğal olarak şu genç adam, o tekniği ustasından almış.

Yani ilişkileri kestiremediğim bir süredir devam ediyor. Eğer durum buysa, en başında çocuk ‘Yetersiz’ falanda değildi. Yetenekleri saklanmıştı… O kadar ki bizim gözlerimiz doğruları görmekten aciz.”

Patrik kafasına keskin bir ağrı saplanmış gibi kaşlarını çatıp alnını ovalarken yüksek sesle söylendi. “Çıhh… Tahminlerin sonu yok! Bu işin arkasında hepimizi aşan bir şeyler var…”

Kısa bir süre Patrik çatık kaşlarıyla düşündükten sonra keskin bir tonda konuştu.

“Dan!”

“Emrinizdeyim!”

“Bu çocuk ve ustası hakkında hiçbir şeye elinizi sürmeyin. Mümkün olduğu kadar uzak dursanız daha iyidir. Bu konular bir daha gün yüzüne çıkmasın.”

“Anlaşıldı.” Dan isimli adam ayağa kalktı ve arkasını döndü. Tam ayrılmak üzereydi ki Patriğin sesi tekrar çınladı.

“Bekle!”

Yaşlı adamın gözleri aniden, beklenmedik bir heyecanla parlamaya başlamıştı. “Belli ki bu Yeryüzü Efendisi izlerinin bilinmemesi konusunda ihtiyatlı davranıyor. Hehehe…

Diğerlerine haber ver, işimize çomak sokan grupların, özellikle baş belası Fu’ur Siyah Gizem’in onlar hakkında tüm bilgileri öğrenmesini sağlayın.”

Siyah kumaşlara sarılı adam bir an donup kaldı. Akabinde fikrini dile getirmeden duramadı. “Patrik bu… İblis efendisinin kulağına giderse sorun yaşamaz mıyız?”

Dan düşüncesinde haklıydı. İblis’in o gün Patrik ve Koruyucu Lord’ları azarlarken kendi ekibi olaya dâhil olmamıştı ancak başından sonuna dikkatle durumu izlemişlerdi. Bu yüzden İblis’in ne kadar fevri davrandığına ilk elden şahit olmuşlardı.

Eğer bu iblis onlarla ilgili bilgileri Yıldız Ruhu’nun dağıttığını öğrenirse başlarına gelecek şey kesinlikle küçük bir azar olmayacaktı. Hem de o iblis kendisi ile ilgili bilgilerin gizli kalmasına uğraşıyor gibi görünürken…

Ancak Patrik bu sorunun karşısında umursamazca güldü.

“Yanlış! Düşün biraz, bizim dağıttığımız bilgi diğerlerinin hali hazırda kolayca ulaşabilecekleri şeyler… Tamamen işe yaramaz boş yalanlardan farkı olmayan abes bilgiler! Kıdemli İblis efendisi zaten böyle bir yalan uydurmuşken bizim paylaşmamıza neden aldırsın?”

Dan bu sözlerle ikna olmasına rağmen başka bir konu aklına takıldı. “Peki, bizim bu bilgileri yaymaktaki kazancımız nedir?”

Siması karanlık tarafından gizlenmiş olsa da Dan’ın meraklı bir ifade takındığı belliydi. Sohbetin uzandığı yöne bakılırsa Patriğin bunu bir kazanç uğruna yaptığını çoktan anlamıştı.

Patrik bir yandan rahatça gülümserken açıklamaya koyuldu.

“Bu bilgilere kendi kendilerine ulaşırlarsa belki tereddüt edebilirler fakat birçoğu, sanki gökler şans dağıtmayı seviyormuş gibi bu genç adamın talihli tesadüflere denk geldiğini düşüneceklerdir.

Buna karşın bilgileri biz açık edersek hepsi doğrulukları konusunda daha tedbirli olacak ve sonuç olarak onları kandırdığımıza ve bazı şeyleri sakladığımıza ikna olacaklar…

Her biri, bu bilgileri Karen isimli çocuğun sınavdaki başarısıyla eşleştirmenin absürt olduğunu fark edecektir. Ve onlar düşmanlarının ortaya sürdüğü yalanın arkasını öğrenmek için devamlı bir araştırmaya düşecekler. Hahaha!” Sonunda patrik aklındaki fikri dâhiyane bularak kahkaha üstüne kahkaha attı.

Her şey açıklandığı zaman Dan şaşkınca mırıldandı.

“Araştırdıkça ‘Şeytan’ı kızdıracaklar!”

------

Bu sırada ise hemen yan taraftaki farklı bir odada, siyah saçlı genç bir adam bilinçsizce yatıyordu. Bu genç, Karen’den başkası değildi

Patrik onu aldıktan sonra kendi konutuna götürmüş ve yaralarıyla ilgilenmişti. Genç adamın sonsuz ruh gücü ve patriğin desteği sayesinde yaraları muhteşem bir hızla iyileşmişti.

Aslında iyileşmenin ötesinde bu kadar şifa kaynağını özümseyen beden sağlıklı bir pembelikle parlıyordu.

Buna rağmen genç adam henüz ayılmamıştı. Gerçekte kullandığı yıldırımlar dayanabileceğinin oldukça üzerinde bir güce sahipti ve hatta bedensel yaraları sadece ikincil zarardı.

Eşsiz vahşiliğe ve baskıcı bir auraya sahip olan yıldırımların asıl etkisi ruhunun bile sarsılmasına neden olmasıydı. Çoktan iyileşmiş olsa da ruhuna işleyen tuhaf bitkinlik, uyanma belirtisi göstermemesinin asıl sebebiydi.

Kargaşa içinde olan zihniyse bu sırada dehşet verici bir kâbus âlemindeydi.

Karen’in zihni bu kâbus denizinin ortasında bilinçli şekilde dikiliyordu ve kesintisiz gelişen olayları izlemek zorundaymış gibiydi.

Ruhu bir bataklığa düşmüşçesine hareketsizdi lakin gözleri sürekli karşısına çıkan manzara ve olayları dehşetle seyre dalmıştı. Aslında bu kâbusun ortasında çoktandır benlik algısını yitirmiş vaziyetteydi; kendine dair herhangi bir bilgiye ulaşamayan aklıyla sadece ve sadece ortaya çıkan şeylere ölü bir soğuklukla bakıyordu.

Manzara ise görsel bir şölendi.

Kapkara uzayın derin boşluğunda binlerce ışık noktası solukça parlıyordu. Mesafeye rağmen bu ışık noktaları gururla ışıldıyordu. Ancak uzayın sonsuz siyahı en baskın renkti.

Uzayın kendi manzarası uhrevi bir deneyim yaşamaya tek başına yeterliydi. Yine de göz alıcı ve dehşet verici iki özel ışık noktasının ihtişamı karşısında diğer her şey anlamsız görünüyordu.

Koyu kızıl ve gökkuşağı renkli bu iki ışık noktası karşı karşıya geçmişti, boyutları ise akıl almazdı.

Birçok rengi barındıran güneş-vari ışık sütunu açıkça içinde küçük bir figürü barındırıyordu. Şaşırtıcı olarak bu figür iki kol ve bacağa sahip sıradan bir insan figürüydü. Siması ve ona ait olan karakteristik özellikler çevresini saran muazzam ışık kütlesi yüzünden tamamen belirsiz haldeydi.

Karşı tarafta ise gezegenlerin ufacık nesneler olarak görünmesine neden olan devasa ve oldukça hareketli, tanıdık bir varlık duruyordu.

Karen, insanüstü manzaraya şahitlik ederken hafifçe zihnindeki karışıklığın kaybolduğunu ve kendine geldiğini hissetti.

Akabinde ise ustasıyla karşılaştığında bile yaşamadığı bir titremeyle sarsıldı.

Kendine toparlamak ve korkusunu üzerinden atmak için gereken irade, bu varlıklar karşısında ortaya çıkmaya cüret edemiyordu.

Bununda üzerinde genç adam karşısındaki aklın tahayyül edemediği iki varlıktan birine karşı şaşkınlıkla bakakalmıştı.

O varlık çok tanıdık hissettiriyordu…

Koyu kızıl devasa figür, aslında muazzam bir yıldırım şeridiydi!




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1221

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1054

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 872

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 688

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 644

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 600

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 548

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 518

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 346

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 192

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 180

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 97

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14843 Üye Sayısı
  • 457 Seri Sayısı
  • 19528 Bölüm Sayısı


creator
manga tr