Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

KAREN - Bölüm 61 - Yıldırım Tanrısı


Titreşim ve patlama seslerinin merkezi siyah saçlı genç adamdan başkası değildi. Altın bir kaplamayla ruhani bir varlık gibi görünen genç adam huzur vermekten ziyade müthiş bir şeytani baskı yaymaya başladı.

Canavar dağının gökleri bile bu manzaradan etkilenmişti. Görünmez bir burgaç belirmiş gibi grinin kasvetli bir tonuna sahip bulut kümeleri hızla buluşmaya başladı.

Görüntüsüne rağmen o sabırsız bulut katmanı tuhaf bir heyecanla çalkanıyordu. Adeta atasını selamlayan yeni nesle ait bir gençten farksızdı!

Ancak kimsenin dikkati gökyüzünde değildi. Hareket etmeye bile cüret edemeyen insan topluluğunun odak noktası barizdi.

Karen’den yayılan ruh aurası görünmez olmasına rağmen herkesi etkisi altına almış ve dehşet saçan bir his vermeye başlamıştı. Artık donmuş heykellerden fazlası değillerdi.

Anlatmak vakit istese de tüm olaylar başından sonuna denk belki on saniye sürmüştü.

Sonunda, herkesin kulaklarını çınlatan ve kanamalarına neden olacak kadar tiz bir patlama duyuldu.

-Gümbürrr!-

Bu gürültü göğün kükremesini andırıyordu ve ister istemez her kalbe ulaşılmaz bir gücün varlığını hissettirdi.

Toprak ortaya çıkan şok dalgası yüzünden öylesine sallanmıştı ki hala ayakta duran tek kişi olayların merkezindeki Karen’den başkası değildi.

Zemin eski istikrarını tekrar kazandığında kimse nefes almaya bile cüret edemedi.

Tüm gözler yansıttıkları inanılmaz duygularla, ormanın ortasında dağ gibi dikilen o adama bakakaldı.

Onun görüntüsü anlatmak için telaffuz edilecek en doğru kalıp Yıldırım Tanrısı olurdu!

Mor Yıldırımların Tanrısı!

Genç adam, mor yıldırımları kuşanmış, aklın betimleyemeyeceği bir tür ilahi varlık gibiydi.

Daha önceki haliyle uzaktan yakından alakası yoktu. Bu mor yıldırımlar bir savaş tekniği falan olamazdı. Onlar, cennetin vahşet uyandıran savaş zırhı ve silahlarıydı.

Vücudunu saran yıldırımlar, dünya üstlerine yıkılsa umursamayacak bir görkemle kasvetli havayı aydınlattı.

Ve genç adamın ellerini eldiven gibi kaplayan ipince yıldırım arkları tezat şekilde çok daha dehşet verici bir his yayıyordu.

Onlar mor rengin daha koyu ve dehşet verici bir tonunda parladılar. Öyle ki kimse bu yıldırım eldivenlerine direk bakmak konusunda kendilerini ikna edemedi.

Gözleri kısa süre oraya kaysa gözlerinin ışıltısını bile söküp alabilecekmiş gibiydiler.

Bu akıl almaz manzaraya ilk elden şahit olan ve yerde amaçsızca oturan Wang Yao hayatını çoktan teslim etmiş gibi ruhsuzca donup kalmıştı.

Ta ki Mor Yıldırım Tanrı- hayır, Karen’in ona doğru yürümeye başladığını görünce zihni dehşetle kendine geldi ve artık titremeyen tek bir kılı bile yoktu!

Sonunda gerçekten de hayatını kaybedeceğine dair derin bir korkuyla kavruldu. Çok iyi biliyordu ki eğer o mor yıldırımlarla temas edecek olursa yanmaya bile fırsat bulamadan toza dönerdi.

Geriye güzel bir ceset bile bırakmazdı.

Karen’in attığı her adımın sesi sanki birisi kafasına basıyormuş gibi kulaklarının içinde yankılanıyordu. Her bir adım ölümün kendisinden daha korkutucu ve bunaltıcıydı.

Şahit olduğu bu manzara öylesine korkunçtu ki ağlamaya başladığının ve hatta sessizce hıçkırdığının bile farkında değildi.

Yalvarmak için konuşmayı bile aklında tutamıyordu. O hiç gerçek bir ölüm-kalım anı yaşamamış birisiydi. Eğitimlerinde birçok kez yaralanmış ve acıya alışmıştı. Ancak ölüm-kalım durumu yaşasa bile ölümün kendisini soğukkanlılıkla karşılayabilecek birisi kesinlikle değildi.

Son adım atıldığında artık aklında ona yarar hiçbir düşünce yoktu. Son adım… Ölümün bizzat selam vermesiydi!

Bedeni tüm enerjisi söküp alınmış gibi titremeyi kesti. Mor yıldırımlardan yayılan baskı o kadar yükselmişti ki ruh gücünü kullanmayı bırak nefes bile alamıyordu. Çabaladığı halde ancak boğazından boğuk sesler çıktı.

-Hııık… Hııık-

Antik yaratıkları bile dehşete düşürecek, parlak mor gözler ona baktığında aklında sınırsız bir pişmanlık vardı.

Karen sağ kolunu geri çekti ve yumruğunu sıktı. Sıkışan yıldırım arklarından havayı bile çatlatan çığlıklar yükseldi.

Ve nasıl bir güç içerdiğini kendisinin bile tahmin edemediği yumruğunu hedefine doğru savurdu.

Tam bu sırada;

“DUR!”

Göğü bile sallayan, havadaki bulutları çil yavrusu gibi dağıtan endişeli bir ses kükredi.

Tüm dağı baştan aşağı saran müthiş bir ruh aurası her yanı kuşattı.

Buna rağmen Karen hiçbir şey görüp duymamış gibi saldırısına devam etti. Yumruğu yıldırım hızında aşağı indi.

O sırada Wang Yao’da tüm duyularını kaybetmeye yakın olmasına rağmen göz ucuyla bir hareket fark etmişti. Karen ve kendisi arasındaki daracık mesafede bulanık bir siluet adeta ışınlanmış gibi ortaya çıktı ve Wang Yao’nun hissiz bedenini yakaladığı gibi tekrar yok oldu.

Her şey gözlerin takip edemeyeceği bir hızla yaşanmıştı ve gerçek olup olmadığı bile tartışma konusuydu.

Yine de hepsi gerçekti, Karen hedefinin yok olduğunu bile görememişti ve yumruğu zemine çekildi.

Yeryüzü yedi kat altına kadar sarsıldı.

-BBOOOOMM!-

Devasa toprak sökülüp atıldı ve adeta göl gibi dalgalandı. Ağaçlar akıl almaz şoku karşılamaya çalışan sıradan çimenler gibi savrulup uçtu.

İzleyicilerin vücutları ise fırtınaya yakalanmış cansız kuşlar gibi fırlatıldı. Bölge tamamen tozdan oluşan sisle kaplanmıştı.

Ancak yakından bakıldığında anlaşılıyordu ki havayı kaplayan şey toz değil toprak parçalarıydı!

O kadar yoğundu ki sanki havada bir ada oluşmuştu. Bölge kaotik bir uzay alanı gibi değişim üstüne değişim geçirdi.

Keskin hava akımları aniden yol değiştiren anlaşılmaz yörüngelerde dolaşıp durduktan bir süre sonra yavaşça sakinleşip dağılmıştı.

En sonunda havada gezinen küçük toprak parçaları yağmur gibi tekrar geri yağdı. Manzara tek kelimeyle bir kez karşılaşılacak türdendi.

----

Lakin durumu izleyebilecek kadar güvende olan çok az kişi vardı. Yakınlardaki bir ağacın tepesinde aşırı yoğun ruh gücüne sahip bir grup savaşçı derin nefesler alıp vermekle meşguldü.

Bu grup, Patrik Yulan’ın liderliğindeki Koruyucu Lord’lardan başkası değildi. Fakat yalnız değillerdi. Her birinin ellerinde, sıradan bir eşyaymış gibi taşıdıkları katılımcı bedenleri vardı.

Sayıları yaklaşık on kişi kadardı ve uyanık halde olanlar bu duruma nasıl geldiklerini anlamamış bir kafa karışıklığı yaşıyordu. Fıldır fıldır dönen gözlerle etrafa bakındıklarında eşsiz uzmanlar tarafından taşındıkları şaşkınlıkla fark ettiler.

Bu katılımcılar, patlama alanına çok yakın olup zarar görme ihtimali yüksek kişilerdi ve son anda Koruyucu Lord’lar tarafından kurtarılmışlardı. Doğal olarak aralarında Vian’da vardı.

Vian endişeli gözlerle Patrik Yulan’ın sağ kolunda taşınan baygın haldeki Ranmin’e göz gezdirdi. Ancak gözleri Patriğin diğer eliyle kavradığı Wang Yao’yu görünce öfkeyle sertleşti.

Patrik Yulan ise her iki kolunda bilinçsizce yatan çocuklara göz gezdirirken anlaşılmaz bir surat ifadesine sahipti. Aniden önünde iki hap belirdi. Turuncu renkli elips şeklindeki hap Ranmin’in ağzına giderken diğer gök mavisi yuvarlak hapın ise Wang Yao tarafından yutulmasını sağladı.

Hemen sonra Yıldız Ruhu’na ait birçok uzman bulundukları ağaca toplanmaya başladı.

Patrik, tuttuğu gençleri başka bir astına emanet etti ve boş duran üstatlara göz gezdirerek mırıldandı. “Etrafı kolaçan edin. Bu olay yüzünden yaralanan varsa yardımcı olun.”

Üstatların hepsi durumu kavramaya çalışırken şaşkınlıklarını gizlediler ve hep bir ağızdan cevaplamakla yetindiler. “Emredersiniz!”

Yulan Zhiwei daha fazla umursamadan yavaşça dağılan toz bulutuna doğru süzülerek inmeye başladı.

Gözleri düşünceliydi, alnında ise ter damlaları birikmişti. Ne kadar gerildiği gerçeğini ise başarılı bir şekilde saklayabilmişti.

Toz katmanları arasına girmeden önce ruh gücüyle alanı taradı.

Eğer biraz önceki yıldırımları görmeseydi şuan gördükleri karşısında şoka girmesi oldukça muhtemeldi. Yine de hafifçe yutkunmadan edememişti.

Zeminin durumu o kadar değişmişti ki Patrik sanki yabancısı olduğu bir yere gelmiş gibi hissetmekten kendi alamıyordu.

Buna rağmen şaşırmamasının bir nedeni vardı…

Maduru’nun çağrısını aldığında işleri yüzünden gelmesi vakit almıştı ve sonunda bölgeye geldikten sadece birkaç saniye sonra mor yıldırımların ortaya çıktığına şahit olmuştu.

Patrik Yulan herkesin içinde itiraf etmeyecek olsa da o yıldırımlar…

Kalbini korkuyla doldurmuştu!

O şeyler kesinlikle normal değildi… İlk gördüğü an sanki şeytani ve antik bir varlıkla göz göze gelmiş gibi gerilmişti.

Bu yüzden Wang Yao’yu kurtarmak için tüm gücüyle ileri çıktığında Karen’i durdurmaya basitçe cesaret edememişti!

Bu yüzden genç adamın bedenini alıp geri çekilmekle yetindi.

Patrik mantıklı ve soğukkanlıydı. O yıldırımların verdiği ürkütücü hissine rağmen zarar görmeyeceğinden tamamen emindi. Gerçekten de bu doğruydu. Karen’in ortaya çıkardığı güç aşırı gibi görünebilirdi fakat Kral seviyesindeki bir savaşçının etini bile çizmekte zorlanırdı…

İhtiyar Patrik açıkça bunun başından beri farkındaydı. Buna rağmen ruhunu bir anlık bile olsa titretmeyi başaran o hissi görmezden gelememişti.

Bu insan doğasında olan bir içgüdüydü. İnsanlar, gizemli ve kısmen kendilerinden üstün olan her şeyden korkup çekinme eğilimine sahiplerdir.

Patrik Yulan’da her ne kadar zarar görmeyeceğinden emin olsa da Karen’i durdurmaya çekinmişti. Çünkü o yıldırımlar anlayışının ötesinde bir gizeme ve ruhunu bile etkileyen tuhaf bir etkiye sahipti.

Şimdi çevreye bakınca kendini rahatlatıp mırıldandı. –Etkiye bakılırsa, beş kat daha güçlü olsa bile zorlanmadan dayanabilirmişim… Gerçi aynı şey tekrar olsa yine de karşılık vermek konusunda kendime güvenemiyorum. Heh! Sanırım böyle şeyler için fazla yaşlandım.-

İstemsizce acı bir gülümseme takındı ve hemen sonra kaşlarını çattı.

-Bu derece bir yıkıma neden olan savaşçının sadece 2 Kıdemli olması saçma bir şaka kadar gerçek dışı!-

Patrik toprağı adımladı. Hemen önünde bilinçsizce yatan genç adama bakan gözlerinde birkaç duygu geçip gitmişti.

Ve son olarak acıma ifadesiyle kaşlarını ördü.

Çünkü baktığı beden, ekim yapılacak topraktan farksızdı. Vücudundaki derinin büyük kısmı çatlayıp açılmış ve sürekli taze kan sızdırıyordu. Diğer kısımlar ise yanarak simsiyah olmuştu.

Patrik, tüm yaraların şaşkınlık verici bir hızda iyileştiğine şahit olmasa bir cesede baktığına yemin edebilirdi.

“Bu kadar hızlı iyileşebilecek kadar ruh gücü nasıl olabilir? Hımm… Böyle bir tekniği 4 Kıdemli ustalar kullanacak olsa onlarda sakat bir durumda kalırdı. Bu çocuk 2 Kıdem yetişimiyle nasıl kendine güvenebiliyor?”

Patrik, yumuşak hareketlerle genç adamın bedenini kaldırdı ve birkaç hapı ezip toz haline getirdikten sonra yanmış vücuda serpiştirdi. Şifa kaynağı toz zerreleriyle buluşan yaraların iyileşme hızı gözle görülü şekilde yükselmişti.

Bu sırada Patriğin aklında hala bir cevap olmamasına rağmen soruları artmaya devam ediyordu.

Genç adamın bu kadar basit bir konuda böyle kendine zararlı bir tekniği kullanmasına bakarak, onun iyileşeceğine güvendiği çıkarımında bulunmuştu. Ancak yaraları 3.Kıdemli bir savaşçıyı öldürmeye kesinlikle yeterdi.

Bu güven nereden geliyordu? İnanılmaz şekilde hala tükenmemiş ruh gücünü hisseden ihtiyar, çocuğun tuhaf ruh gücüne mi yoksa ustasına mı güvendiği konusunda düşünüyordu. Tabi ki genç adam saf bir ahmakta olabilirdi!

Patrik Yulan sakince güldü ve daha fazla umursamadan düşüncelerine son verdi. Kollarıyla genç adamın bedenini sardıktan sonra süratle bölgeden ayrıldı.

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1261

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 892

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 822

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 701

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 661

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 644

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 603

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 524

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 196

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15589 Üye Sayısı
  • 512 Seri Sayısı
  • 20994 Bölüm Sayısı


creator
manga tr