Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

KAREN - Bölüm 58 - Sınırsız vs Rakipsiz


Wang Yao örülmüş gri kaşlarıyla dikkat saçan gözlerini ayırmadan rakibini gözlemlemeye devam etti. Bu arada zihni ise karmaşa içindeydi. Göklere değen kibri yerini çoktan şaşkınlığa ve hayal kırıklığına bırakmıştı.

Nedeni barizdi… Daha önce birisi karşısına çıkıp günün birinde bir Sınırsız’la dövüşeceğini söylese, bunu söyleyen kişiye aklını kaybetmiş bir ahmak muamelesi yapardı. Bir Sınırsız, ‘altın’dan oluşan bir göl kadar enderdi! Ve böyle bir ‘deha’ tabi ki böyle ıssız topraklarda bulunmazdı.

Kimse bu düşüncesinin aksini iddia edemezdi. Sonuçta ne kadar ender olsa da bir Sınırsız’ın kaba güçle kendisinden üst seviyelerdeki rakiplerini alt etmesi imkânsızdı. Bu raddede bir güce sahip olmak için birçok mucizenin bir araya gelmesi gerekirdi.

Eşsiz saflıkla bir ruh gücü, en üst kademe savaş ve gelişim teknikleri, ağızları sulandıracak kaynaklar, gökleri yıkacak insanlardan alınacak eğitim ve dersler ve hatta ruh gücünü mutasyona sokacak derecede antik sayılacak Ruh Soyları vs…

Eğer birazcık düşünme kabiliyetine sahipseniz bunların çoğuna sahip olmadan bir Sınırsız olmayı kimsenin başaramayacağını anlayabilirdiniz!

Düşününce; Wang Yao, böyle şanslı mucizelere sahip olabilecek insanların aşırı gelişmiş klanlarda veya tarikatlarda bulunacağını tahmin etmekle haklıydı.

Genç adam Axon kıtasında böyle güçlere sahip birkaç oluşum duymuştu. Ancak bu oluşumlar bırakın krallıkları, efsaneye göre direkt kıtayı yöneten güçlerdi! Daergon krallığı zaten kıtanın düşük güçlerinden biriydi. Dedikodulara göre; En heybetli krallıklar bile bu kadim oluşumların sözlerini dinleyen hizmetçi topluluğundan öte değillerdi.

Ve bunlar gibi üst düzey oluşumlar bir Sınırsız yetiştirebilirdi. Peki, bu akıl almaz savaşçıların ıssız Daergon krallığına uğrama ihtimalleri var mıydı? Tabi ki mümkün değildi! Bu yüzden Wang Yao bu topraklarda en değerli savaşçıların Rakipsiz seçilmişler olduğuna yürekten inanıyordu.

Böyle bir yerde Sınırsız kavramı ancak masallarda geçebilecek bir şaka olmalıydı…

Ama bu inanılmaz şaka, bugün tam karşısında vuku bulmuştu!

Adeta zihni bu gerçek karşısında haşlanan bir yumurta gibi kaynıyordu. İster istemez korkmadan edememişti. Çünkü genç adam rakibinin bu oluşumlardan gelen birisi olma ihtimalini düşünüyordu.

Eğer durum buysa Wang Yao bu çocuğun rakibi olmakla büyük bir hata yapmış olmaz mıydı? Çocuk ona sinirlenir ve intikam ararsa ne olacaktı? Böyle bir arka plana sahipken bırakın Wang Yao’yu, klanı bile iz bırakmadan yok olabilirdi…

Genç adam ihtimalleri düşünürken soğuk terler döküyordu.

Böyle bir arka plana sahipken insan bu lanet olası çorak araziye neden gelirdi ki?

-Hayır, böyle olmaması gerekir! Belki orta düzey sıradan klanlardan çıkan şanslı birisidir?-

Kendi söylemiş olmasına rağmen buna inanmayan ilk kişi de kendisiydi. Gerçekten de çevredeki ailelerden biri böyle bir dehaya sahip olsaydı diğerlerinin gözüne sokmak için yapmayacağı reklam kalmazdı.

Reklam bir kenarı Wang Yao bu çocuğu bugüne kadar hiçbir yerde görmediğinden emindi. Kendi ailesinin katıldığı tüm etkinlik ve davetlere Wang Yao’da eşlik ediyordu. Doğal olarak Rakipsiz unvanı yüzünden ailesi onun reklamını yapmaktan geri durmuyordu.

Bu sayede genç adam diğer aileleri ve grupları oldukça yakından tanıyordu. Daha önemlisi genç nesli önemle takip ediyordu.

Buna rağmen dengi bir kuvvet sergileyen hatta Sınırsız unvanını açıkça ortaya koyan bu çocuğu ilk kez görüyordu. Kısacası tahminine göre çocuk bu krallıktan değildi!

-Gerçekten de kimin nesi bu lanet olası!-

Genç adam daha fazla risk almak istemediği için yüzüne uzlaşmacı bir tavır takındıktan sonra öfkesini bastırıp konuştu.

“Böyle bir güçle seni tanımadığıma göre buralı değilsin haksız mıyım?”

Karen uzlaşmacı sesi duyduğunda saklayamadığı bir şaşkınlığa kapıldı. Gerçekte bir tehdit veya küfür bekliyordu duysa bu kadar şaşırmazdı fakat Wang Yao’nun tavrı oldukça şaşkınlık vericiydi.

“Uh? Krallığa ilk kez gelişim ama bu seni neden ilgilendiriyor?”

Wang Yao, Karen’in hesap soran tavrını zorlukla görmezden geldi. Tahminleri korkunç bir şekilde gerçek oluyormuş gibi hissediyordu ve saçma sapan davranmaktan kendini alıkoydu.

Nazik karakterini göstermek istermiş gibi açıkça belli olan gülümsemesiyle tekrar söylendi. Karen ise bu surat ifadesine karşı kaşlarını iyice çattı. Neler olduğunu düşünse de herhangi bir çıkarımı olmadığı için dikkatliydi.

“Hehe, fazla öfkeli birine benziyorsun, sakin ol. Bir Sınırsız’ı kim olsa tanımak isterdi!”

Karen boş boş baktıktan sonra kafası karışmış gibi sordu. “Sınırsız mı? Neden bahsediyorsun sen?”

Genç adam rakibinin 180 derece değişen tavırları yüzünden iyice gerilmişken ortada bir yanlış anlaşılma olduğunu hissetti. -Sınırsız da neyin nesi?-

Bu sırada ise Wang Yao’nun ifadesi tekrar değişmişti ve ekşiyen gülümsemesi düşündüklerini ele veriyordu. –Haa? Rol mu yapıyor yoksa gerçekten de bilmiyor mu? Bilmemesi nasıl mümkün olabilir ki?-

Denemeye karar verip açıkladı. Konuşurken bir yandan da Karen’in surat ifadesini gözlemliyordu. “Sınırsız, senin gibilere söylenen bir deyimdir. Kendisinden üst seviyeleri yenebilen savaşçılar için söylenir. Bunu bilmiyor olamazsın, benimle dalga geçme!”

Karen dinledikten sonra anlamış gibi parlayan ifadesiyle kafasını salladı ve bir kahkaha attı. “Haha! Kulağa hoş geliyor. Güzel deyimmiş!” Genç adam Wang Yao’nun bakakalan suratını seyrederken düşünüyormuş gibi eliyle çenesini okşadı ve tekrar konuştu. “Hımm, söylediğine bakılırsa sende seni yenebileceğimi düşünüyorsun öyle mi? Hehe, aynı fikirde olduğumuza sevindim!”

Wang Yao bu sırada rakibinin aslında düşündüğü gibi birisi olmadığını en fazla şanslı tesadüfler sonucunda bu derece geliştiğine karar kılmıştı.

Akabinde zaten biraz önceki korkak tavırları yüzünden utanmışken birde Karen’in son sözlerini duyduğunda öfkeden patlamak üzereymiş gibi şişti. Yeşil damarları alnında belirgin bir hal aldı ve sert bir sesle kükredi. “Bu ne cüret! Bir bok bilmeyen sıradan köylülerden fazlası olmadığın aşikâr! Anlaşılan seni gözümde büyütmüşüm. Son duanı et!”

-Whoosh!-

Sözleriyle birlikte öfkesi cisimleşmiş gibi ruh gücü patladı. 3.Kıdemin baskın aurası altın bir hortum gibi dönmeye başladı. Hortumun içinde kalan bulanık figürün tuhaf değişimler geçirdiği açıkça belli oluyordu.

Karen ise başından beri bunu bekliyormuş gibi ciddiyetini takındı ve belirsizce gülümsedi. Aslında tam şuan ustasının gücünü kullanmayı arzuluyor olsa da herhangi bir karşılık alamadığı için planından vazgeçmek zorunda olduğunu biliyordu.

Genç adam asıl savaşın şimdi başladığını biliyordu fakat başından beri elindeki her şeyi kullanmıştı. Belki biraz daha hızını ve Yıldırım Ateş’inin patlayıcı gücünü arttırabilirdi ancak rakip bunları da aşarsa elinden bir şey gelmezdi.

Çaresiz bir gülümsemeyle birlikte söylendi. -Eğer abartırsa onu kullanırım!-

Tam bu sırada altın hortum kayboldu ve bulanık siluet gözler önüne serildi.

Wang Yao anlaşmalı olduğu ruh yaratığının biçimini almıştı ve Karen bu yaratığı tanıdık bularak şaşkınca söylendi. “Bu, Beyaz Fırtına Şahini!”

Karen daha önce görmemiş olsa da okuduğu kitaplar sayesinde birçok yaratığı tanıyabiliyordu. Yine de sahip olduğu bilgi diğerleriyle kıyaslanamazdı. Henüz ciddi bir eğitim almış sayılmazdı.

Her şeye rağmen tek bakışta bu yaratığı tanıdığına sevindi. Sonuçta rakibin gücünü bilmek kesinlikle büyük bir avantajdı. Genç adam ruh yaratığının sahip olduğu yetenekleri hatırlamaya koyuldu.

Beyaz Fırtına Şahinleri yetişkinlik dönemlerinde 4. veya 5.seviye güce erişebilen yaratıklardı. Ve bu seviyede yaklaşık üç metre boya ve 8-9 metre kanat açıklığına ulaşabiliyorlardı.

Gökyüzünde en çok sözü geçen yaratıklardan biri olduğu söylenmeliydi. Çünkü yetenekleri etkileyiciydi. Kanatlarıyla rüzgârı manipüle edebiliyor ve Rüzgâr Oku denen kendilerine özgü saldırıları kullanabiliyorlardı. Ayrıca beyaz ve gri tüylerden ibaret olmasına rağmen savunmaları inanılmazdı.

Bunun yanı sıra rüzgârı manipüle edebildikleri için en eşsiz oldukları konu hızlarıydı!

Karen aklına gelen bilgilerle çabucak sevincini kaybetti. Çünkü Beyaz Fırtına Şahinlerinin en güçsüz oldukları konu düşük düzeydeki fiziksel güçleriydi.

Ve Wang Yao bunu bildiğinden fiziksel gücünü arttırmak için elinden geleni yapmış gibiydi. Biraz önceki dövüşlerine bakarak bu sonuca varmak kolaydı.

Beyaz Fırtına Şahininin eşsiz hızı ve yüksek savunmasına bir de aşırı fiziksel kuvvet eklendiğinde… Karen endişeyle gözlerini kıstı. Şuandan itibaren en ufak bir hatada başına gelebilecekleri tahmin edebiliyordu.

-Boom!-

Genç adam her şeyini ortaya koyuyormuşçasına ruh gücünü ortaya çıkardı. Daha önceki savaş boyunca kademeli olarak ruh gücünü azaltmıştı. Hali hazırda kullandığı teknik düşünüldüğünde tek bir Yıldırım Ateş’i ruh gücünün üçte birini harcamaya yetmeliydi.

Lakin bazı özel şeylerin Ruh Gücünü yenilediği veya arttırdığı bilinen bir kavramdı. Yine de ruh gücünün hiç tükenmemesi en aptal olanların bile dikkatini çekmeye yeterdi.

Genç adam kısmen azalmış ruh gücünü adeta göklere karşı çıkan bir hazine kullanmış gibi en üst sınırlarına kadar yükseltti. Hala dikkat çekecek olsa da böyle ansızın gerçekleşen bir yükselme değerli bir hazineden yardım aldığını düşündürürdü. Bu yüzden umursamadı.

-Cızzzrtt-

Artan ruh gücüyle birlikte; bedenini saran yıldırımlar ihtiyaç duydukları yemeğe kavuşan hayvanlar gibi kükreyerek yükseldi. Hiç olmadıkları vahşi bir heybetle dalgalanan yıldırım arkları kafeslerinden uçmayı bekleyen kuşlar misali heyecanlanmış gibiydiler.

Adeta yıldırım tanrısını andıran soğuk duruşu bölgenin efendisiymiş gibi mağrur ve göz alıcıydı.

Gölgelerde gizlenen izleyiciler yıldırımların taşıdığı bu tehditkâr aura karşısında iyice sinip varlıklarını gizlemek zorunda kalmıştı.

Diğer tarafta ise tuhaf kuş vari bedeniyle dikilen Wang Yao durumdan hiç etkilenmemiş gibiydi. Ancak düşüncelerine biraz tedirginlik hâkimdi.

-Bu herif… Nasıl bir anda ruh gücünü arttırabiliyor! Ne tür bir hazineye sahip? Ne olursa olsun bu kadar etkili olduğuna göre yan etkileri de olmalı. Kısa süre içinde çok daha beter bir duruma düşeceğinden eminim!- Kendini ikna eden Wang Yao kibirli simasıyla söyledi. “Ufak tefek hileler seni kurtarmayacak!”

Karen, sakin ama keskin gözlerini rakibinin üzerine sabitledi. “Yeter mızmızlandığın!”

Genç adam antik aurasından gelen savaş arzusunun uyandığını hissedebiliyordu. İllüzyondaki eğitimi sırasında yaşadığı aurasındaki değişimden hemen sonra açığa çıkan heybetli ruh aurası tekerrür ediyordu. Herhangi bir değişim yaşanmıyor olsa da aurası belli belirsiz derin bir asalet hissi yaymaya başlamıştı.

Bu belirsiz his, hem rakibinin hem de izleyenlerin anlam veremedikleri şekilde kalplerini titretmiş ve eşsiz sandıkları ruhlarını baskılamıştı!  

Karen zihnini savaşın heyecanıyla dolduran bu hissin, kendini savaşa verdiği zamanlarda uyandığına dair bir tahminde bulunduysa da daha fazla umursamadı.

Sonunda iki savaşçı aralarındaki yükselen gerilimin zirveye dayandığı sırada tüm güçleriyle ileri atıldı.

-Tırırırım!-

Terk ettikleri zemin eş zamanlı patlama sesleriyle çatlayıp çöktü. Havanın güçlü direncini zorla yırtan muazzam güçleri yüzünden çevreye boğuk titreşim sesleri yayıldı.

Bu arada gölgelere saklınmış haldeki diğer savaşçılar neden orada bulunduklarını çoktan unutmuş gibiydiler ve heyecan verici manzarayı seyre dalmışlardı.

Savaşın etkileri yüzünden çevreye sürekli yeni gruplar akın ediyor olmasına rağmen tuhaf şekilde kimse mücadeleye tutuşmamıştı. Hatta bu savaşçı kalabalığına rağmen ormana enteresan bir sessizlik hâkimdi. Sanki kimse yanındakinin farkında değil gibiydi.

Kim onları suçlayabilirdi ki? Bu her yerde karşılaşabilecekleri bir mücadele değildi. Bir tarafta kıskançlık duydukları Rakipsiz bir savaşçı varken diğer yanda masallardan fırlamış bir Sınırsız vardı!
 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 915

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 863

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 712

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 678

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 560

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 497

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 466

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 464

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 409

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 406

Popüler Orjinal Seriler

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 172

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 135

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 134

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 132

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 115

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 112

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 48

Angoria
Angoria
Beğeni Sayısı: 43

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 41

Site İstatistikleri

  • 7733 Üye Sayısı
  • 159 Seri Sayısı
  • 11950 Bölüm Sayısı


creator
manga tr