Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

KAREN - Bölüm 56 - Karşı Saldırı(3)


 

Chuan, belirsiz bir ruh gücünün kendisine kilitlendiği hissetti. İrice açılan gözleriyle savunmaya geçtikten sonra hızlıca etrafına bakındı.

Güçlü görünmeye çalışmasına rağmen titrek bir sesle gürledi.

“Saklanmayı kes! Kendini göster!”

Sesi ormana yankılandıktan sonra ortalık tekrar sessizleşti.

Chuan endişeyle yutkundu. Daha fazla umursamadan 2.Kıdemin zirvesindeki ruh gücünün açığa çıkmasına izin verdi.

Vücudunu saran ve güçle dolduran altın renkli ruh gücü sayesinde özgüvenini kısmen geri kazandı. Endişesini bastırdı ve önünde beliren keskin auralı uzun kılıcın sapını kavradı.

Pozisyonunu aldıktan sonra bile herhangi bir saldırıya uğramamıştı.

-Yanıldım mı?-

Ruh gücü dalgalanırken eskisine göre çok daha geniş bir alanı hissedebiliyor olmasına rağmen kimsenin varlığını fark etmemişti.

Lakin kriz hissiyatı yaşatan o tuhaf ruh gücünün varlığı sabit bir şekilde baskı uyguluyordu.

Genç adam tekrar bağırmak üzere ağzını açtı. Bu sırada algı sınırları içine giren ve hızla yaklaşan ruh gücünü fark etti.

İrkilerek geriye fırladı çünkü yaklaşan ruh gücü çevresinden değil tam üzerinden geliyordu.

Altın ruh aurasıyla sarmalanmış siyah bulanık bir figür biraz önce bulunduğu yere sertçe indi.

-Baam!-

***

Karen, başarılı şekilde ilk darbeden kaçan Chuan’ı izlerken toprağı adımladı. Düşerken kazandığı ivme yüzünden indiği zemin birkaç santim çöktü. Oluşan kraterde dikilirken zaman tanımadı ve yıldırımları serbest bıraktı.

Kollarını ve bacaklarını kaplayan yıldırım arkları ölümcül bir zırhı andırıyordu ve keskin bir tehdit barındıran gözleriyle birlikte cepheye ait bir savaşçı gibi görünüyordu.

“S..Sen!”

Chuan karşısındaki yüzü görünce şok oldu. Tüm düşünceleri ve tahminleri ateşin üzerinde yağ gibi eriyip kaybolmuştu.

Tuzağa düşmüşlerdi! Takımındaki üç kişinin ortadan kaybolması kesinlikle bu herifin başının altından çıkmış olmalıydı. Daha fazla düşünecek bir şey yoktu, kısacası hemen kaçmalıydı…

Evet, kaçmalıydı! Aralarındaki güç farkı umurunda bile değildi çünkü Chuan, rakibinin gözlerine baktıkça adeta ruhu buz kesiyordu.

Çevreye yayılan ruh gücü, sabırsızca cızırdayan ve örümcek yavruları gibi hareketli yıldırımlarla birlikte her yana tehdit dolu bir aura saçıyordu! Bakışları ve duruşu bile kendine has bir tehlike yayıyordu…

Chuan kaçmaya karar verene kadar hâlihazırda geri geri yürüdüğünün farkında bile değildi.

Karen, karları bile dondurabilecek bir soğuklukla fısıldadı.

“Bugün karşı karşıya gelmeyi umduğum tek kişi sendin. Nedenini biliyor musun?”

Yutkunma haricinde herhangi bir cevap alamayan genç adam devam etti.

“Çünkü içimde, senin kemiklerini kırmak ve kanını akıtmak için dayanılmaz bir arzu var!”

Chuan titreyen çenesiyle tehdit etti. “Ha-haddini bil! B-Beni yenemezsin! Bunu başarsan bile kardeş Wang’dan kaçamazsın!”

Sanki tehdidinin gerçekçi görünmesini ister gibi ruh gücünün tekrar harlamasını sağladı. Hemen ardından elleri ve uzun kılıcının tamamı mavi alevlerle sarıldı.

Karen ateş elementine hükmeden bir Rouken’i ilk kez görüyordu. Düşmanının alevlerine göz gezdirdi ve çevreye yayılan sıcaklığı duyumsadı.

Umursamaz ve keskin bir gülümseme takınıp son sözlerini fısıldadı.

“Kaçacağımı mı düşünüyorsun? Arkadaşlarıma zarar verdin, senin çığlıklarını duymadan dünya yıkılsa gitmem!”

Hafifçe eğildi, topuklarından güç aldı ve toprak çatladı. Bulutlardan ayrılan bir yıldırım gibi ileriye fırladı.

Chuan dişlerini sıkıp kılıcıyla düz bir saplama hareketi yaptı. Kılıcın ucu Karen’in manevrasıyla boşluğa saplandı.

Karen, kılıcı tutan alevli ellere doğru hamlesini yaptı. Hızı gözle takip edilecek gibi değildi.

İlk saldırısı boşa çıkan Chuan, gözlerindeki korkuyla hemen geri çekildi. Başarılı bir şekilde yıldırımlardan kaçınmış olsa da kalbi güm güm atıyordu.

Hayatından ilk kez bir savaşı kaybedeceğinden bu kadar emindi. Savaşa devam etmek istemiyordu lakin başka bir seçeneği yokmuş gibiydi.

Karen’in hızı onun kaçabilmesini imkânsız kılıyordu. İki kere düşünmeden kükredi. “BÜYÜK KARDEŞ WANG! YARDIM-”

Cümlesi bitmeden Karen daha da hızlanıp saldırdı. Chuan’ın bu seferki karşılığı, tamamen yetersiz kalmıştı.

Karen, yıldırımlarla kaplı bacağını kaldırdı ve kırbaç sesini andıran ve havayı yırtan bir tıslama sesiyle Chuan’ın bel boşluğuna tüm gücünü kattığı tekmesini indirdi.

-BAMM!-

Havadaki şok dalgası bile darbenin engellenemez gücünü gösteriyordu.

Yıldırım Ateşini kullanmamış olsa da tekmenin etkisiyle yayılan yıldırımlar onun tenini yakmaya yetmişti.

Ve darbenin gücüyle birlikte Chuan’un ayakları yerden kesilip bedeni havada savruldu. Ağzından istemsizce ince bir çığlık yükseldi.

Fakat henüz bitmiş değildi.

Karen, diğer herif gelene kadar Chuan’ı ‘etkisiz’ hale getirmeyi düşünüyordu. Duraksamadan havada savrulmaya devam eden Chuan’a yetişti ve gücünü daha ölçülü kullanarak yumruğunu savurdu.

Chuan korkusunun getirdiği hızla düşünmeden Kusurlu Hazinelerinden diğeri olan metal üçgen bir kalkan çıkardı.

Yıldırım Ateşi kalkana çakıldı.

-ZIINNGG-

Kulakları sağır eden patlamayla birlikte kalkan geri sekti. Chuan ortaya çıkardığı kalkanın göğsüne çarpmasıyla bir ağız dolusu kan kusup daha da hızlı uçtu. Ancak on metre kadar savrulduktan sonra yere düşmeyi başardı.

Sadece bu darbeyle bile kaburgalarından 5-6 kemik kırılmıştı. O kadar canı yanıyordu ki düştüğü yerde inlemek dışında başka bir şey yapamadı.

Gözleri kalkanla buluştuğunda inlemesi bile kesildi…

Üçgen kalkanın tam ortasında simsiyah bir yumruk izi oluşmuştu. Ve bu yumruk izi adeta bir kabartma gibi içeri göçük haldeydi.

2.Kıdem birinin Kusurlu Hazineye zarar vermesi çok mümkün değildi fakat Karen’in saldırısının kalkana verdiği hasarı gören Chuan’ın kalbi tekledi.

Bu saldırıyı direk karşılasaydı başına gelecekleri düşünemiyordu bile.

Bakışları hala üzerine doğru gelmeye devam eden Karen’i görünce istemsizce çığlık attı.

“G-Ge-Gelme! L-Lütfen! HAYIR!!”

Karen umursamadan Chuan’ın göğsüne yapışmış gibi görünen kalkanı tekrar yumrukladı.

-ZIINNGG-

Chuan’ın ağzından fıskiye gibi kan fışkırdı ve istemsiz bir öksürmeyle birlikte gözleri odağını kaybetti.

***

Karen tüm nefreti kusmuş halde doğruldu ve arkasını döndü. Ne yıldırımlarını ne de ruh gücünü geri çekmeyi düşünmüyordu.

Suratındaki sert ifadeyle yürüyerek rakibini karşılamaya gitti. Ruh gücüyle artan algısı sayesinde hızla bulunduğu yere yaklaşan savaşçıyı hissedebiliyordu.

Son savaşı 3.Kıdem gelişimindeki bir Toun’a karşı olacaktı.

Arada tam olarak 1 seviye fark vardı.

2.Kıdemin zirvesine ulaşan Chuan sıradan biriydi. Gücünü etkili şekilde kullanamayan basit bir korkaktan fazlası değildi.

Şimdiki rakibi ise… Karşısında kendini tutmaya cüret edemezdi.

Genç adam açıklık bir alana ulaşınca sağlam bir duvar gibi dikildi. Ruh gücü sakin ama sert bir aura saçtı.

Bu sırada ağaçların arasında bulanık bir figür fırladı ve Karen’in karşısına dikildi.

İkisi de konuşmadan birbirine baktı.

Wang Yao karşısında herhangi bir zayıflık göstermeden dikilen ama sadece 2.Kıdemin erken aşamasında görünen savaşçıya göz gezdirdi. Ardından bakışları mesafede kan içinde uzanan Chuan’ın bedenine takıldı.

Chuan’ın halini gördükten sonra gözleri Karen’e geri döndü. Onun üzerinde hiçbir yara hatta savaştığına dair bir emare bile göremedi.

Zihnine sert bir şok hâkim olsa da gözleri sert bir ifadeyle kısıldı.

“Bunu sen mi yaptın?”

Karen, Tyken tipi savaşçı olduğunu fark ettiği genç adam baktı. Sert bir gülümseme takılıp söylendi. “Kişisel bir nefret diyelim…”

Wang Yao kaşlarını çattı. “Ya diğerleri?”

Karen soğuk bir kahkaha attı. “Ne oldu? Yardıma mı ihtiyacın var?”

Genç adam Karen’e adeta onu öldürecekmiş gibi baktıktan sonra sırıttı. “Hımh! Aptal cesareti…”

“Kes zırvalamayı, dövüşmeyi düşünmüyorsan defol git.”

Wang Yao yediği fırçayla iyice öfkelendi. “Velet! Fazla götün kalkmış!” Daha fazla konuşmayacaktı. 3.Kıdemin koyu altın rengi ruh gücü büyük bir güçle dışarı akın etti.

Karen ruh gücünden gelen baskıyı hissedebiliyordu. Direnmenin zor olduğu fırtına rüzgârı gibi göğsünü dövüyordu.

Kaşlarını çattı ve umursamadan dikilmeye devam etti. Bu sefer baskın taraf değildi, savunmada kaldı.

Wang Yao ise tersine elinde beliren beyaz bir savaş çekicinin kavradı. Sivri çıkıntılara sahip yüzeyi ve uzun sapıyla cüsseli bir aletti.

Bu da bir Kusurlu Hazine olmasına rağmen sahip olduğu aura Chuan’ın kılıcından veya kalkanından daha güçlüydü.

Ardından gri saçlı genç adam, celladın infaza hazırlanışı gibi çekicini havaya kaldırdı. Sapını iki eliyle kavrayıp ileriye fırladı.

Karen tek nefeste karşısına dikilen rakibin, devasa çekici üstüne indirişini görünce irkildi. Beyaz çekiçten buram buram tehlike hissi yayılıyordu ve genç adam direk karşılamayı göz alamadı.

Hafifçe kenarı çekilip zar zor çekicin yörüngesinden kurtuldu.

Çekiç havayı yararak yere çakıldı.

-BAAAM!-

Kulak çınlatan bir gümbürtü koptu. Toprak sarsıldı ve zeminde ciddi bir göçük oluştu.

Sadece şok dalgası bile Karen’in birkaç adım geriye kaymasına neden oldu.

Genç adam beyaz çekiçten darbe almaması gerektiğini kafasına kazıdıktan sonra yıldırımların çoğalmasını sağladı.

Tüm gücü ve hızıyla ileri atıldı. Rakibin saldırı sonrası açığından faydalanıp yumruğunu savurdu.

Fakat Wang Yao amatör bir savaşçı değildi. Bu saldırıyı bekliyormuş gibi gülümsedi ve zemine saplanan çekici rahatlıkla kaldırıp Karen’in yumruğuna savurdu.

Karen çabucak gelen karşı saldırıya şaşırdı. Bu adamı hafife alamayacağını bir kez daha fark etti.

Hızları eşitti. Fiziksel güç konusunda açık ara geride kalıyordu. Savunması o çekice fazla dayanmazdı ve rakibi dövüş konusunda deneyimliydi. Hatta henüz gerçek gücünü kullanmış bile değildi.

Genç adam yumruğunu geri çekemediği için daha da güçlü itti.

İki zıt güç birbirine çakıldı.

-BAAANNNG-

Devasa bir patlama sesiyle birlikte Karen birkaç adım geriye savruldu. Düşmemek için çaba sarf etmesi gerekmişti. Elindeki tüm kemikler sızlıyordu ve keskin acı yüzünden dişlerini sıktı.

Wang Yao ise bir adım geri çekilmek zorunda kalmıştı. Çekiçten geri dönen şok dalgası yüzünden kolu omzuna kadar uyuştu.

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1301

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1108

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 919

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 843

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 732

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 684

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 662

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 562

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 424

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 74

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16668 Üye Sayısı
  • 452 Seri Sayısı
  • 22403 Bölüm Sayısı


creator
manga tr