KAREN - Bölüm 50 - Fu'ur Siyah Gizem


Dünya dönmeye devam ederken zifiri gece yavaşça kayboldu. Güneşin ilk ışık huzmesi karanlığı kovalayan ilahi bir dokunuş gibi huşu içinde yeryüzüne yayıldı. Ve Canavar Dağının dik kayalık yamacında bulunan küçük bir mağarayı açığa çıkardı.

Sarımtırak ışıkların ulaştığı mağaranın ağzında bağdaş kurmuş halde oturan siyah saçlı dingin ifadeli genç bir adam sakince göz kapaklarını araladı.

Parlak siyah mücevherleri andıran göz bebeklerinin içinde ansızın beliren tuhaf, mor bir ışık keskince parlayıp kayboldu.

Genç adam keyifli gülümsemesiyle uzun bir nefes verdikten sonra düşüncelerini toparladı.

-Ne kadar güçlendiğimi denemek için sabırsızlanıyorum. Hehe! Daha da önemlisi yeni tekniğimi deneyebileceğim bir deneğe gerçekten ihtiyacım var!

-Hımm, önce ustama gösterip söylediklerini dinlesem daha iyi olacaktır. Yanlışlıkla birini öldürürsem bu... Hiçte hoş olmaz…-

Genç adam düşüncelerine ara verip gün ışığının tadını çıkardı. Gece herhangi bir sorun çıkmadığı için keyfi oldukça yerindeydi. Bu sayede kesintisiz bir eğitim yapabilmişti.

Tabi gecenin herkes için uysal geçtiğini söylemek mümkün değildi. Karen sabaha kadar birçok mücadelenin yaşandığını biliyordu. En azından yakın çevrede bile bazı şiddetli çarpışmaların gürültüsü kulağını aşındırmıştı.

Yine de kendi takımı ilk günü şanslı geçirenlerdendi. Sınavı geçmelerini sağlayacak nişanlardan dördüne sahiplerdi ve geriye sadece tek bir tane kalmıştı. Ve önlerinde henüz iki gün ve birkaç saat vardı.

Başarılı olacaklar mıydı? Söylemesi zordu… Kolay olmayacağı kesindi fakat şansları hiçte az değildi.

Genç adam görmeye gerek duymuyor olsa da istemsizce dönüp mağaradaki arkadaşlarına göz gezdirdi. Dörtlü dinlenmek için meditasyona başvurmuştu. Eğer savaşçı yolunu adımladıysanız derin meditasyon kavramından yararlanmak çokta zor değildi.

Karen’in doğal tuhaflığını görmezden gelirsek, genelde eğitimli bir savaşçı kısa bir süre harcayarak bu duruma geçmekte zorlanmazdı. Bilincin göreceli olarak saydam bir hale geldiği bu meditasyon hali Ruh Sarayına ulaşmanızı ve pratik yapmanıza izin verebilir veyahut uykudan çok daha kolay şekilde bedeninizi dinlendirmenize yardımcı olabilirdi.

Karen takımın geri kalanına biraz daha zaman vermeye gönüllüydü. Onları kendi haline bırakıp gözetleme yapmaya devam etti.

Geceyi eğitim yaparak geçirmiş olmasına ve Ruh Sarayındaki zaman kavramı da düşünüldüğünce çok uzun süre çalışmış olmasına rağmen yorgun değildi ve hatta heyecanlı olduğunu söylemek abartılı olmazdı.

Genç adamın bakışları kucağına döndüğünde bir süre orada oyalanmıştı. Sakin mağaradaki tek ses kucağından gelen tıslama sesleriydi.

Ufak Ruh Yaratığı yatak olarak orayı seçmişti ve halinden ne kadar memnun olduğu derin uykusundan anlaşılabilirdi.

Karen birkaç kez güvenli yerlerde bırakmaya çalışmış olmasına rağmen yaratık buna istekli olmamıştı. Bu yüzden mağaraya kadar birlikte gelmişlerdi ve belli ki yaraları yüzünden dinlenmeye ihtiyacı vardı.

Avuç içi boyutlarındaki yaratığın uysalca kıvrılmış vaziyetteki sevimliliği karşısında Karen iç çekip hafifçe pullarını okşadı.

------

Daergon krallığına ait topraklarda varlığını sürdüren ve tek başına krallık derecesinde güçlere sahip üç savaşçı okulu mevcuttu. Bu süper güçler ve krallık arasında resmi anlaşmalarla kurulmuş barış durumu söz konusu olsa da sadece Fu’ur Siyah Gizem olarak bilinen okul herkes tarafından zorba olarak mimlenmişti.

İstediklerini almak için yapmayacakları şey olamazdı. Normal durumda buna benzer gruplar ve tarikatlar krallıkta varlığını sürdürmeye devam edemezdi.

Fakat iki diğer okul ve bizzat krallığın kendisi bile bilinmeyen sebeplerle bu gerçeği görmezden geliyordu.

Sokaktaki dedikodulara göre Siyah Gizem okulunun sahip olduğu güç diğerlerinin çenesini kapatmasına neden oluyordu.

Şimdiye kadar durum bu şekilde devam etmişse de neden olduğu bilinmez bir sebep yüzünden Siyah Gizem ve Yıldız Ruhu savaşa varan bir gerginlik içindeydi. Ve bu sıkıntı hemen herkesin kulağına fısıldanmıştı.

Bir savaşın kapıda olduğunu düşünen herkes bu sıra beklenmedik bir şokun etkisindeydi.

Çünkü sadece birkaç gün önce tüm şehri sallayan bir uzmanın varlığı açığa çıkmıştı. Şok edici haber dedikodu falan değildi. Gizemli bir uzman gerçekten de şehri bilfiil sallamıştı!

Yıldız Ruhu’nun bulunduğu bölgeyi merkez alan dehşet verici bir aura patlamış ve devasa gökyüzünü kaplamıştı. Bu öylesine akıl almaz bir güçtü ki sıradan ölümlüler bile şehrin en uzak köşesinden rakipsiz bir gücün varlığını hissedebilmişti.

Böylesine muazzam bir uzmanı nadiren gören krallıktaki her insanın şoka girmesi oldukça normaldi lakin tüm bölgelerde bitmek tükenmek bilmeyen konuşmaların kaynağı, gizemli uzmanın Yıldız Ruhu’nu kollayacağını duyurmuş olmasıydı.

Bilgiyi alan herkes şüphesiz Siyah Gizem ile Yıldız Ruhu arasındaki gerginlikte yeni gelişmeler yaşanacağını tahmin etmişti. Böyle bir gelişme sıradan hayatlar yaşayan insanları heyecanlandırıyordu.

Şehrin eğlencesi bir yana, bu konuya dikkat etmesi gereken belli başlı güçler kendi meclislerinde planlarını gözden geçirdiler. Hiçbir güç yoktu ki tüm krallığı silebilecek bir uzmanı görmezden gelebilsin.

------

Krallık dışındaki dünya, ufka kadar canlı bir yeşilliğe ve Ruh Yaratıklarının egemenliğine terkedilmişse de batı surların ardında tezat ve ölü bir bölge uzanıyordu. Griye dönmüş kurak topraklar kasvetli gökyüzünün altında huzursuz bir sessizliğe kapılmış gibiydi.

Tek bir otun bile yükselmediği sivri kayalık tepelerle bezenmiş bu toprak parçasının merkezi gökleri delen heybetli sıradağlardı. Ve bu dağların ortasındaki vadiyi kaplamış küçük bir şehir dikkat çekiyordu.

Siyah surlarla çevrilmiş ve güneşi engelleyen ürkütücü bulutlarla saklanmış bu bölge ismine uygun nadir yerlerdendi. Burası, Daergon krallığına bağlı tüm topraklar arasında adeta yaşama yasaklanmış tek yerdi.

Bilinen ismiyle Fu’ur Siyah Gizem…

Az sayıda ve sert ifadelere sahip öğrencilerin sessiz hayaletler gibi gezinmelerine bakılırsa gerçekten de canlılık kavramı bölgeyi çoktan terk etmiş gibiydi.

Bu ruhsuzluğun aksine yüksek bir binanın rastgele odalarından birinde ateşli bir tartışma yükseliyordu.

Geniş odanın duvar kenarında, yerdeki taşların arasından yükselmiş gibi görünen simsiyah ağaç dalları kıvrılarak buluşmuş ürkütücü bir taht görünümü kazanmıştı. Ve bu tahta kurulmuş kırmızı cübbeli, gri maskeli bir figür odayı kasıp kavuran vahşi mor aurasıyla öfkesini cisimleştirmiş haldeydi.

İki erkek ve bir kadından oluşan küçük bir grup kırmızı cübbeli gri maskeli figürün öfkesi karşısında titriyordu.

Kırmızı cübbeli figürden kaba bir erkek sesi gürledi.

“Huzurumda bahane üretmeye devam ederseniz yapacaklarım hoşunuza gitmeyecek! Tekrar soruyorum Yıldız Ruhu’na destek çıkan lanet herif kim!?”

Adamın sözleriyle birlikte mor ruh gücü kabardı ve adamlardan biri ve diğer kadın gerilemek zorunda kaldılar.

Bulunduğu yerden kıpırdamamayı başaran gri saçlı yaşlı adamın suratı soldu. Sabit durabilmek için harcadığı efor belli oluyordu.

Biraz nefeslendikten sonra eğildi ve çatallı sesiyle titrekçe konuştu. “Lordum bahane üretmek haddimize değil. Bahsettiğimiz gizemli uzman hepimizi aşmış bir Yeryüzü Efendisi’dir. Aurası akranlarından bile daha dehşet vericidir.

Böyle bir uzman kimliğini saklamak isterse biz değersiz astlarınız nasıl tespit edebilir? Haddimi bağışlayın Gri Lord, astlarınız çözüm bulamadı. Lütfen bizi yönlendirin.” Gri saçlı bu adam derhal eğildi.

Diğer ikilide çabucak onu taklit ettiler.

Gri Lord diye tanınan bu öfkeli adam Fu’ur Siyah Gizem okulunun patriğinden başkası değildi.

Patriğin gri maskesi ifadesini saklasa da aurası, öfkesinin kısmen dindiğini gösteriyordu. Derin sesiyle beklemeden söylendi.

“Hımh! Bir avuç işe yaramazsınız! Her işi bu Lord yapacaksa size neden ihtiyacım var? Size bir sene içerisinde Yıldız Ruhu’nun Cevher Dağını ele geçirmenizi emrettim. Süre çoktan doldu… Fakat beceriksizliğiniz yetmiyormuş gibi, ne gizemli uzman ne de öğrencisi hakkında bilgiye sahip değilsiniz!”

Biraz önce konuşan adam çabucak cevapladı. “Yıldız Ruhu bu konuyu gizli tutmaya özen gösteriyor. Gri Lord hiç merak etmeyin. Casuslarımız yakında bilgi alacaktır.”

Adam açıkladıktan sonra ses tonu beklenmedik bir merakla kabardı. “Astınız merak ediyor. Bu gizemli uzmanın aurası beklenmedik halde sınırlarına ulaşmış gibiydi. Acaba bölgeye Gizli Ölümsüzlerden biri inmiş olabilir mi?”

“Saçmalık! Böyle bir şey olsa, Siyah Gölge’den haber alırdık. Yine de verdiğiniz bilgi doğruysa bu uzman bir iblis…”

Gri saçlı uzman kafasıyla onayladı.

“Casuslar özenli ve dikkatli hareket etsin. Kesin bilgiler istiyorum.”

Gri saçlı adam ilgiyle sordu. “Emredersiniz ama planınız nedir Lordum? Yıldız Ruhu’na karşı ne yapmalıyız?”

Gri Lord düşünceli duruşuyla aklındakileri aktardı. “Şimdilik kendi hallerine bırakın. Eğer bu uzman gerçekten iblis kökenliyse kendimizi ateşe atamayız.

Araf ve İnsan dünyası, üstlerimizin anlaşmasıyla birbirlerine karşı harekete geçmeyecekleri hususunda katı bir kurala tabiler. Sınırlar Kuralı, ölümsüzler için geçerli olsa da bu uzmanı kendi başımıza saf dışı bırakamayız.

Yardım alabileceğiz tek yer Siyah Gölge Tarikatı ancak konumları gereği bu iblise karşı açık bir şekilde harekete geçerlerse büyük bir sorun doğabilir. Yardım etmeyeceklerine göre herhangi bir şansımız yok. Olayları bir süreliğine akışına bırakın.”

Üç ast dikkatle dinledikten sonra “Emredersiniz.” Dedi.

Üçlü geri dönüp ayrılacakları sırada odanın tam ortasında kızıl bir ışık demeti parladı. Taş oda adeta kızıl bir güneş doğmuş gibi parladı ve sakince eski haline geri döndü.

Hafif kargaşayı dört çift göz şaşkınca izlerken aniden gözbebekleri korkuyla büzüldü.

Odanın ortasında altın cübbeli uzun boylu bir figür belirmişti ve figürün bedeni dehşet verici kızıllıkla parlayan ruh gücüyle sarmalanmıştı.

Gözlerinin önündeki bir… Yeryüzü Efendisiydi!

Üç ast ve tahtında oturan Gri Lord’un donmuş bakışları altın cübbeli figürün üzerine düştü. Sadece bir an sonra dördü de gizemli kişinin simasını saklayan işlemeli altın maskeyi fark etti.

Müthiş bir saygıyla Gri Lord dahil dört kişi kendilerini yere atıp diz çöktü. Alınları yere değecek kadar eğilip altın cübbeli figürü selamladılar.

“Altın Lord’a saygılarımızı sunarız.”

Altın maskenin ardından rahat bir cevap geldi. Ses boğuk fakat yumuşaktı. “Hoho, kalkın çocuklar.”

İlk kalkan Gri Lord olmuştu. Ve tuhaf şekilde bedeni titriyordu. Gözlerine yerleşmiş korku anlatılacak bir şey değildi.

Gri Lord’un zihni bile titriyordu çünkü karşısındaki Altın maskeli lordun aslında kim olduğunu anlamıştı. Ve bu adamın nasıl bir acımasız kalbe sahip olduğunu biliyordu. Yanlış anlaşılmaya müsait yumuşak sesin arkasında gizlenen vahşete aşinaydı.

Bunları düşündükçe kanı donuyordu. Altın Lordun sözlerini duyduğu gibi ayağa kalktı ve dik bir kılıç gibi durdu.

Hemen ardından gri saçlı adam ve diğer kadın doğruldular. Orta yaşlı kumral saçlara sahip diğer ast ise kalkmak üzere tam doğrulmuştu ki boğazından boğuk bir inilti yükseldi.

Gri Lord astının suratındaki yedi delikten kan geldiğini ve gözlerinin fıldır fıldır döndüğünü gördüğünde soğukça yutkundu. Şanssız adamın kanlanan yüzü hareketsiz bir ifade takındı ve bedeni “Pat” sesiyle yere kapaklandı. Basitçe ölmüştü.

Sessiz ve anlaşılmaz derecede dehşet verici bir ölümdü. Gri Lord 7.Kıdem seviyesindeki astının, sıradan bir ölümlü gibi can verdiğini izledikten sonra bakışlarını Altın Lord’a çevirdi.

Altın cübbeli adam yerdeki cesede bakıp soğukça mırıldandı. “Sana kalkmanı söylemiştim. Neden bu kadar asi olursunuz ki?”

Gri Lord, altın cübbeli adamın davranışlarına alışkın olsa da diğer ikili değildi. Muazzam bir korkuya kapılmışlardı ve kesik kesik nefesler almaya başladılar. Gri Lord nasıl bir korkuyla yüzleştiklerini tahmin edebiliyordu.

Gri Lord, Siyah Gizem okulunun patriği olsa da gerçekte yönettiği bu okul, Siyah Gölge Tarikatının değersiz alt gruplarından biriydi. Ve karşısında gördüğü bu adam ise Siyah Gölge Tarikatının kodamanlarından biriydi.

Vahşiliği ve acımasızlığıyla ünlü Altın Lord’a kısa bir süre baktıktan sonra hemen düşüncelerini temizledi. Zoraki bir gülümseme takınıp konuştu.

“Hoş geldiniz, Lord Zagen.”

 




Yorumlar


Giriş Yap

Premium Seriler

Against The God
Battle Through the Heavens
Coiling Dragon
Heavenly Jewel Change
I Shall Seal The Heavens
Mavi Elma
Swallowed Star
The Dark King
True Martial World

Duyurular


Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 603

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 552

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 472

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 456

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 364

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 326

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 313

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 281

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 257

Chaotic Sword God
Chaotic Sword God
Beğeni Sayısı: 248

Popüler Orjinal Seriler

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 90

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 80

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 59

İmparator: Kara Elf (İKE)
İmparator: Kara Elf (İKE)
Beğeni Sayısı: 53

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 49

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 39

Angoria
Angoria
Beğeni Sayısı: 31

Yazarın El Kitabı
Yazarın El Kitabı
Beğeni Sayısı: 28

Unkown Realm: Discovery
Unkown Realm: Discovery
Beğeni Sayısı: 25

Epik Orkun'un Yükselişi
Epik Orkun'un Yükselişi
Beğeni Sayısı: 24

Site İstatistikleri

  • 4331 Üye Sayısı
  • 150 Seri Sayısı
  • 7859 Bölüm Sayısı


creator
manga tr