KAREN - Bölüm 48 - Galibiyet


 

Siyah kıyafetli genç adam, yarı ölü hale getirdiği rakibinin üzerine yürümeye devam etti. Manzaradaki sakin bir vahşet hissi savaş alanını tuhaf bir kasvete bulamıştı. Yun Hai ve Ranmin ikilisi için sonuç ortadaydı, savaşmanın artık bir anlamı yoktu.

Lakin Karen hala işini bitirmemiş gibi Zen’in hareketsiz vücuduna ilerlemeyi kesmeyince Yun Hai yutkundu ve konuştu. Sesindeki öfkenin altında belirgin bir korku yatıyordu.

 “Ne- Ne yapmaya çalışıyorsun!”

‘Dur’ bile diyememişti. Siyah giysili gencin aurasındaki vahşi ve baskıcı his Yun Hai’nin kelimelerini seçmesine neden oluyordu.

Karen duraksayıp arkasına baktı. Bakışları buluştuğunda Yun Hai’nin nefesi kesilmişti ve bilinçsizce geri çekildi. Daha fazla konuşmayı düşünmüyormuş gibi bakışlarını kaçırması durumu tuhaf gösteriyordu.

“Ranmin, burayı bana bırak. Diğerlerine yardıma git.”

Ranmin, Karen’i hafifçe süzdü. Sanki ürkütücü bir Ruh Yaratığına bakıyormuş gibi hissetmekten kendini alamıyordu. Ona göre Karen anlaşması kolay arkadaş canlısı bir adamdı. Fakat bu düşünce onu savaşırken görünce biraz değişmiş gibiydi.

Sakince kafasıyla onayladıktan sonra sık ağaçlarla kaplı ve henüz savaşın devam ettiği diğer alana doğru atıldı.

Karen, Yun Hai’yi görmezden geldi ve Zen’in baygın bedenine yanaştı. Manzara hafifçe kaşlarının çatılmasına neden oldu.

-Biraz abarttım galiba?-

Göğsü ve kolları kan içinde kalmış halde kesik nefesler alan iri yapılı genç adam bilincini yakın zamanda geri kazanacakmış gibi görünmüyordu. Karen ruh gücünü Zen’in bedenine yayıp yaralarını kontrol etti.

İç organlarında hayati olmayan zedelenmeler dışında birkaç kemiğin kırıldığını tespit etti. Yeni bir savaşa tutuşmadığı sürece birkaç gün içinde yaralarının çoğu iyileşebilirdi.

Genç adam daha fazla umursamadan uzandı ve Zen’in kıyafetleri arasında gizlenen iki tane oval taşı çıkardı. Küçük birer boncuk boyutunda olan bu yeşil taşların üzerine işlenmiş yıldız motifleri gümüşi renkte parıltılar saçıyordu.

Bunlar açıkça onlara verilen başarı nişanıyla aynıydı! Genç adamın suratı keyifli bir sırıtışla aydınlandı.

Geriye sadece tek bir nişana ihtiyaçları kalmıştı ve bunun dışında tek sorunları üç gün boyunca sahip olduklarını korumaya çalışmalarının gerekmesiydi.

Başarı nişanları özellikleri gereği depolama tipi hazinelere saklanamıyordu. Ayrıca yaydıkları hafif auraları nedeniyle birkaç metrelik menzilde varlıkları kolayca tespit edilebilirdi.

Bu yüzden tahminen nişanları üzerinde taşıyan kişiler çok daha fazla risk altında kalacaktı.

Karen ve takımı bunun önüne geçebilmek için ellerinde bulunan iki adet nişanı grubun en hızlıları olan ikiliye bölmeye karar vermişti. Küçük denemeler sonucunda beşli içindeki en hızlı kişi Karen’den başkası değildi.

İkinci olarak ise bu konuda özelleşmiş yetenekleriyle Onka geliyordu. Bu ikili yenemeyecekleri bir düşmanla karşılaşmaları durumunda başarılı bir şekilde kaçabilecek kadar hızlıydı.

Hatta böyle bir durumda sadece Onka ve Karen’in bildiği bir buluşma mekânı bile ayarlanmıştı. Tabi bu kadar hazırlık yapma dürtüsü tek bir kişinin başının altından çıkıyordu. Grubun evhamlı karakteri Vian…

Gerçekte bu fikirler mantıklıydı çünkü sınav koşulları, oluşturulan takımların yeterince nişan toplaması gerektiğini söylüyordu. Yani kimin topladığı ya da nasıl teslim ettiği konusunun bir önemi yoktu.

Karen ele geçirdiği iki nişanı cebine attıktan sonra çaresizlikle onu izleyen Yun Hai’ye döndü.

“Şifalı hap kullanırsan sınav bitmeden önce iyileşmesini sağlayabilirsin… Belki bir şansınız olur.”

Karen rakip takımın en güçlü üyesini etkisiz hale getirmiş olmayı umursamıyorsa da açıkça adamı gereğinden fazla hırpaladığı için söylenmeden edememişti.

Yun Hai anlamsızca boş boş baktıktan sonra keyifsiz ifadesiyle onayladı. Karen’in yaydığı tehlike hissini görmezden gelemediği için aralarındaki mesafeyi azaltmadan Karen’in çevrisini dolanıp arkadaşının yanına sokuldu.

Baygın haldeki Zen’in ağzına birkaç hap tıkıştırdıktan sonra yumuşak hareketlerle yerden kaldırıp bölgeyi terk etti.

Karen onları umursamadan kendi ekibinin bulunduğu kısma doğru hareketlendi. Henüz birkaç adım atmıştı ki hemen dibinden yükselen tiz bir ciyaklama sesiyle irkildi.

Sesi takip ettiğinde ise, yanında dört ayağının üzerinde dikilen tanıdık kemirgeni gördü. Ve bu dikkat çekici küçük yaratık oldukça tuhaf bir görünüme sahipti. Füme rengi parlak pulları ve kafasından başlayarak kuyruğuna kadar uzanan sivri çıkıntılara bakınca, timsahları andıran ancak sadece bir fare boyutlarında olan bu kemirgenin siması ise adeta masal kitaplarındaki ejderhaları andırıyordu.

Lakin doğumundan gelen doğal zırhı ne kadar gösterişli olsa da boyutları düşünüldüğünde ancak sevimli olarak tanımlanabilirdi.

Karen’in düşüncesine göre bu kemirgenle ilgili en şaşırtıcı kısım bir Ruh Yaratığı olmasına rağmen herhangi bir ruh aurasına sahip olmamasıydı.

Aslında böyle bir durumda herkes onun sıradan bir hayvan olduğundan şüphelenecekti. Fakat Karen oldukça özel olan ruh gücü sayesinde gerçeği görebiliyordu.

Zamanla keskinliği devamlı artan hisleri uyarınca çok hafif bir ruh izi algılayabiliyordu. Yani bu kemirgenin Ruh Yaratığı olduğundan emindi. Ona göre muhtemelen bu derece bir gizlilik doğal bir özellikten kaynaklanıyor olmalıydı.

Karen, gizemli bir avcının özelliklerine sahip bu tuhaf Ruh Yaratığını ilgiyle izledi. Kendisine dikilen gözlere bakınca ustasının gözlerine oldukça benzer olduklarını düşündüyse de bu düşünceyi çabucak aklından uzaklaştırdı.

Her ne kadar ustası gibi kırmızı gözlere ve ince uzun gözbebeklerine sahip olsa da bu küçük yaratığın bakışları enteresan bir saf hayranlıkla parlıyordu. Karen böyle bir bakışı ustasının gözlerinde göremeyeceğinden kesinlikle emindi.

Yaratığın sevimli haline bakınca gülümseyip söylendi. “Güvenli bir yer bulup yaraların iyileşene kadar dinlenmen gerekmiyor mu?”

Karen söylediklerinin boşa olduğunu ufaklığın değişmeyen ifadesine bakarak anlayabiliyordu.

“Büyük kardeş!”

İleriden gelen ses dikkatini dağıtınca o tarafa döndü. Görevin, üzerlerine düşen kısmını başarıyla halleden ve açıkça hırpalanmış haldeki üçlü ve biraz önce yardıma giderek daha fazla sorun yaşamamalarını sağlayan Ranmin birlikte geri dönüyordu.

Anlaşılan henüz ortaya çıkmayan rakip takımın diğer üyeleri kısa zamanda toparlanabilmekten çok uzaktılar.

Karen gülümseyerek el salladı ve seslendi. “Çabuk olup buradan ayrılsak iyi olur!”

Vian yorgun ifadesiyle söylendi. “Büyük kardeş fazla acımasızsın, en azından biraz övgüde bulunsan olmaz mı?”

“Gerçekten dinlenmem lazım. Şu kırbaçlı kız aklımı aldı…” Onka’nın yatık kaşları ifadesini anlaşılmaz kılıyordu.

Her yöne dağılmış uzun saçlarını düzeltirken bile güzel görünmeyi başaran Liye’nin yorumuysa Onka’nın nefesini kesmişti. “Zevklerin biraz tuhaf Onka…”

“N-Ne! Neden bahsediyorsun!? O anlamda söylemedim!” İnanılmaz bir hızla kızaran Onka kekeledi.

“Hehehe!”

“Hahaha!”

Karen arkadaşlarının keyifli sohbetini bölmek istemese de buradan hızlıca ayrılmaları gerekiyordu. Genç adam etrafı kolaçan ettikten sonra güvenli görünen bir rota belirledi.

Bu sırada ikinci kez irkildi. Bakışları aşağı döndüğünde pençelerini kıyafetine geçirip bacağına tırmanan ufak kemirgene şaşkınlıkla bakakaldı.

Ekibin geri kalanı yanına gelmiş ve tuhaf gözlerle Karen ve küçük kemirgenin yakınlaşmasını seyrediyordu.

“Eh? Büyük kardeş çok sevimli bir arkadaş edinmişsin?” Liye eşsiz bir gülümsemeyle söylendi.

Karen dizkapağına kadar tırmanan ufaklığı süzdükten sonra söylendi. “Hey! Sence de gereğinden fazla minnet duymuyor musun?”

Uzanıp küçük kemirgeni yakaladı fakat bu temas canını yakmış gibi inleyen hayvan belli ki göründüğünden daha fazla yaralıydı. Karen tutuşunu gevşetip avuçlarının arasına aldı.

Ruh gücünü ufaklığın bedenine yaydığında durumunun pekte hafif olmadığını fark etti. Pulları beklenmedik bir şekilde sağlam olsa da eti ve kemikleri henüz güçlenmemiş bir yavrudan fazlası değildi.

“Vian başka şifalı hapın var mı?”

“Hah?” Vian bir süre boş boş baktıysa da nedenini anlayınca bir tane çıkarıp uzattı. “İşe yarayacağından emin değilim.”

Karen umursamadan hapı kemirgenin ağzına uzattı.

Küçük yaratık kafa karışıklığıyla önündeki açık pembe renkli yuvarlak nesneyi süzdü. Yiyecek bir şeye benzemediği için ağzını açmamıştı fakat Karen’in zorlayıcı tavırları karşısında ne olduğunu bilmediği şeyi yutmak zorunda kaldı.

İsteksiz olsa da sadece birkaç saniye sonra hala acıyan bedeninin rahatladığını ve yaralarının iyileşme hızının ilerlediğini hissedebilmişti.

Bu tuhaf olay onun gibi dünyaya yeni bir dimağın, şaşkınlığa uğramasına neden oldu. Ve öncesine nazaran çok daha büyük bir hayranlıkla karşısındaki savaşçıyı izlemeye koyuldu.

Karen küçük yaratığı gözlemledikten sonra gülümsedi. “Anlaşılan hoşuna gitti. Hehe!”

Onka, Liye ve Vian, bu enteresan baba-evlat ilişkisi manzarasına kıkırdayıp sözleriyle takılmaktan geri durmadılar. Fakat diğer yanda Ranmin başka şeyler düşünüyordu.

-Savaşırken ürkütücü bir şekilde acımasız ama böyle canlı tarafları da var? Heh! Kardeş Karen dostlarıyla düşmanlarını iki ayrı uç noktalarda gören bir adam sanırım…-

Karen, takımı ve küçük misafiriyle birlikte bölgeden ayrıldı ve bir süre dikkatle çevrede gezindiler. Peşlerine takılan birkaç kişiyi atlattıktan sonra önceden hazırlanmış barınaklarına ulaşabilmişlerdi.




Yorumlar


Giriş Yap

Premium Seriler

Against The God
Battle Through the Heavens
Coiling Dragon
Heavenly Jewel Change
I Shall Seal The Heavens
Mavi Elma
Swallowed Star
The Dark King
True Martial World

Duyurular


Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 603

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 552

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 472

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 456

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 364

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 326

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 313

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 281

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 257

Chaotic Sword God
Chaotic Sword God
Beğeni Sayısı: 248

Popüler Orjinal Seriler

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 90

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 80

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 59

İmparator: Kara Elf (İKE)
İmparator: Kara Elf (İKE)
Beğeni Sayısı: 53

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 49

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 39

Angoria
Angoria
Beğeni Sayısı: 31

Yazarın El Kitabı
Yazarın El Kitabı
Beğeni Sayısı: 28

Unkown Realm: Discovery
Unkown Realm: Discovery
Beğeni Sayısı: 25

Epik Orkun'un Yükselişi
Epik Orkun'un Yükselişi
Beğeni Sayısı: 24

Site İstatistikleri

  • 4331 Üye Sayısı
  • 150 Seri Sayısı
  • 7858 Bölüm Sayısı


creator
manga tr