Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

KAREN - Bölüm 45 - Sınav Mücadelesi(1)


                “Bitti mi?” Karen sordu.

                Vian küçük bir demir sikkenin üzerine birkaç basit büyü formasyonu çizmeyi yeni bitirmişti. Bu basit işlemin bile ne kadar yorucu olduğu, genç adamın alnında biriken terlerden belli oluyordu. Karen az sayılacak bilgisine rağmen uğraştırıcı bir formasyon olduğunu ayırt edebiliyordu.

                Karen’in öğrendiği kadarıyla Vian’ın elindeki demir sikke, birden fazla formasyonun birbiriyle uyumlu çalışmasını sağlayan yaygın bir büyü cihazıydı. Aynı sete ait demir sikkeler üzerine aynı tip büyü formasyonu işlendiği takdirde tüm set bağlantılı şekilde tek bir parça gibi işlev görebiliyordu.

                Karen Vian’ın yumuşak hareketlerle demir sikkeyi toprağa gömüşünü izledi. Özenle üzerine örttükten sonra birkaç söz fısıldadı. Akabinde Karen, demir sikkeden yayılan ruh aurasının hissedilmeyecek düzeylere gerilediğini fark etti. Dikkati o yönde olmasaydı kesinlikle fark edemeyeceği kadar silik durumdaydı.

                “Burayı hallettik. Hepsini yerleştirdiğimizde yüz metrelik alanda herhangi bir hareket veya ruh gücü algımızdan kaçamamalı.”

                Genç adam hafifçe gülümsedi. Bu demir sikkeler ona aitti ve birkaç defadan fazla kullanılamayacak olmalarına rağmen gerekli görmüş ve çekinmeden paylaşmıştı. Aslında geldikleri bu bölge için en kullanışlı şeylerde bunlardı.

                İkili işlerini bitirdikten sonra ikinci parçayı aynı hizada yirmi metre ileriye gömmek için ilerledi. Yüz metre ötede ise diğer yönden onlara doğru aynı işlemi uygulayarak ilerleyen Ranmin, Liye ve Onka üçlüsünü görebiliyorlardı.

                Grup sınav başladıktan sonra olabildiğince hızlı ve güvenli bir rotayı takip ederek ormanın derinliklerine doğru ilerlemişti. Dik ve kayalık bir yamacın yukarı doğru yükselen kısmına varmışlardı. Sınavın 3 günlük bir süre sınırı olduğu için kalacakları ve dinlenebilecekleri bir yer ayarlamak zorundaydılar. İşte bu sivri kayalıklarla bezenmiş dik yamaç onlar için biçilmiş kaftandı.

                Bölgeyi taradıktan sonra yamaca rahatça tırmanılacak tek kısmın ön tarafta hilal şeklini alan yüz metre uzunluğundaki açıklık olduğunu keşfettiler. Yukarıda bir yer ayarlamadan önce burada işe yarar bir alarm ya da koruma düzeni kurmaları gerekiyordu.

Ve yapabilecekleri en iyi şeyin Vian’ın demir sikkelerini kullanacakları bir büyü formasyonu oluşturmak olduğuna karar kıldılar. Herkes büyü formasyonları konusunda bilgili olmasa da Vian ve Onka bu kısmı halledebilecek yeteneklere sahipti.

Aileleri formasyonlar konusunda bilgiliydi ve bu konu üzerinde duran çokça üstada sahipti. Bu yüzden ikili yeterli bilgilerini kullanarak formasyonu kuruyordu ve diğer üçlü ise onları koruyup çevreyi gözlüyordu.

Bir süre sonra iki grup hemen hemen orta kısımda bir araya geldiklerinde Vian merkez bağlantıyı görecek son sikkeyi alıp işleme koyuldu. İşi bittiğinde her an uyuyacakmış gibi yorgun bakışlara sahipti.

“Herkes ruh aurasını sikkeye dahil etsin. Bu sayede beşimizde formasyonda kontrol sahibi olacağız.”

Herkes kafasıyla onaylayıp ruh iplikleri oluşturdu ve demir sikkeye yönlendirdi.

Karen, ruh ipliği demir sikkeye ulaştığı an tüm alana yayılan beyaz bir sisin varlığını teyit etti. İşte bu diğer gözlere görünmez sis, alarm formasyonundan başka bir şey değildi.

Karen ve grubu sisin içerisindeki her hareketi ve hatta rüzgârı bile hissedebiliyordu. Bu gerçekten rahat ve güvende hissetmelerine yeterdi.

Vian demir sikkeyi yerine yerleştirdikten sonra onunda aurasını gizleyen büyü sözleri fısıldadı. Beşi hep birlikte yamaca döndü ve ağaçların zirvesine ulaşan bir yükseklikte bulunan ufacık bir girintiye tırmandı.

Burayı daha önce kararlaştırmışlardı. Herhangi bir mağara bulamamış olsalar da bu küçük girinti beşinin rahatça oturabileceği genişlikteydi. Daha fazlasını yapacak yer yoktu…

Önemli kısım, alt tarafın korumalı olmasına rağmen herhangi bir uçabilen varlığın onlara sorun çıkarabilecek olmasıydı. Sonuçta katılımcıların yanı sıra birçok Ruh yaratığı da bölgede tehlike yaratıyordu. Bu kapalı alan sayesinde yukarıdan herhangi bir saldırıya uğramaları mümkün değildi.

Ayrıca küçük mağaranın ağaçların üzerinde kalan konumu sayesinde ormanın iç kısmını ve gökyüzünü rahatça gözlemleyebiliyorlardı. Kuruldukları bölge oldukça elverişliydi. Ayrıca herhangi bir grup buraya gelirse pusuya düşürmeleri de oldukça kolaydı.

Aksine güçlü bir takımın saldırısına uğrarlarsa kaçış rotaları bile hazırdı. Geriye kalan tek şey sıradaki adımlarını planlamaktı.

Vian ve Onka oturdukları gibi meditasyon haline bürünüp dinlenmeye koyuldu. Ruh gücünü vücuda yoğunlaştırarak deveran ettirmek en hızlı enerji kazanma yoluydu. Sakince dinlenirken bilinçleri yerindeydi.

Vian hafifçe söylendi. “Bekleyecek miyiz?”

Herkes birbirine bakındı.

Ranmin fikrini belirti. “Bu gece sadece beklesek nasıl olur? Bu arada siz ikinizde dinlenmiş olursunuz. Bir sorun çıkmazsa sabah çevreyi kolaçan etmek için dışarı çıkarız.”

Ardından dördü birlikte tuhaf şekilde Karen’e baktı. Genç adam bunu garip karşılasa da dört savaşçının her biri çoktan kalplerinde lider olarak Karen’i seçmişti. Kafasının dikine göre hareket etmeyi seven Ranmin bile Karen’in söylediklerinin aksini yapmakta isteksizdi.

Karen hissettiği sorumluluk yükünü omuzlayıp dikkatlice düşündü. Sonunda aklına gelenleri diğerleriyle paylaştı.

“Hiçbirinizi zorlamak istemiyorum çocuklar ama bana kalırsa fazla zaman kaybetmeden harekete geçmemiz en doğrusu olacaktır.

En başta söylediğim gibi çoğu takım birbirine yabancı üyelerden oluşuyor. Henüz bu duruma alışmamış olanlar deneyim kazanmadan önce uğraşılması çok daha kolay rakiplerdir.

Bunu bir kenarı koysak bile bugün yine de birçok mücadele yaşanacaktır. Buda zayıf takımların birer birer yenilmesine neden olacak. Eğer zaman kaybedersek mücadele edeceğimiz takımların her biri daha güçlü ve tecrübeli olacaktır.”

Karen babasından aldığı eğitimlerin yanı sıra okuduğu onca işe yarar kitap sayesinde bu konularda tecrübesiz fakat bilgiliydi. Bunların haricinde takım olarak birbirlerinin tekniklerini görmüş olsalar da henüz ortak çalışma konusunda tecrübesizlerdi. Deneyim kazanmaları başarıyı getirmese bile kaybetmeleri oldukça zor olacaktı.

Genç adam söylediklerinin düşünülmesi ve tartılması için zaman verdi. Kısa sürenin ardından Vian gülümseyerek ayağa kalktı.

“Büyük kardeş haklı böyle fırsatları değerlendirmezsek daha sonra çok başımız ağrıyacak. Yeterince dinlendim.”

Onka ayağa kalkarken kıkırdadı. “Büyük kardeş Karen’in bizimle olması çok güven verici. Beklemenin anlamı yok.”

Karen yetişim anlamında ekibin en zayıfı olan bu ikilinin cesaretini takdir etti. Fenx ailesi bu bölgede zayıf olarak adlandırılsa da Karen böyle savaşçılara sahip bir ailenin kesinlikle gelişeceğini düşünüyordu.

Ranmin ve Liye birbirlerine baktıktan sonra çabucak onayladılar. Ranmin gülümseyerek söylendi. “Bugün üçüncü nişanı aldığımızdan emin olalım!”

Beşli kıkırdamalar eşliğinde dışarı çıktı. Temkinli ve sessiz adımlarla ormanın içinde gözden kayboldu.

-------

                Canavar Dağının belli bir bölgesinde insan boyutlarındaki, ürkütücü görünen siyah renkli kocaman bir örümcek iki devasa ağacı birbirine bağlayan çelik sağlamlığındaki aşırı ince ipliklerin üzerinde geziniyordu. Gri tüylü, kol büyüklüğündeki bacakların görülmesi zor ipliklerin üzerinde nasıl dengede durdukları umursanacak son konuydu.

                Örümcek ağını yerleştirdikten sonra genelde geniş ağacın üst kısımlarında yaprakların ve dalların ardında gizlenirdi. Ağacın alışılagelmişin dışındaki büyük yaprakları sayesinde gizlenmekte zorluk çekmiyordu.

Ortaya çıkmasını sağlayacak tek şey ipliklerinin yemek zili anlamına gelen titreşimlerinden kaynaklanırdı. Bu seferde aynı nedenden ötürü ortaya çıkmış ve yavaşça yaklaşırken avının ipliklere yapışmış halde çaresizce çırpınmasını izliyordu.

Bu avcı oldukça dikkatliydi. Dört ürkütücü kızıl gözü çevreyi gözlemledikten sonra avına döndü. Bu örümcek 2.Seviyenin erken aşamalarına ulaşmış bir Ruh yaratığıydı. Avları da tabi ki sıradan şeyler olamazdı.

Her ne kadar konuşabilecek kadar gelişmiş olmasa da düşük bir kabiliyette düşünme yetisine sahipti. Bu sefer ki avının ise bir insan savaşçısı olduğunun farkındaydı. Onun gözünde insanlar lezzetli ama ürkütücüydü.

İnsanlar tuhaftı çünkü onun aşırı güçlü ipliklerine yakalansalar bile eşsiz hazineleriyle kurtulabiliyor ve hatta ona saldırmaya başlıyorlardı. Bilinmeliydi ki bu Gri Bacaklı Örümcek aynı seviyedeki akranlarından güçsüzdü lakin onu tehlikeli kılan şey 3.Seviye yaratıkların bile kısa sürede kurtulmayı başaramayacakları ağlar örebilmesiydi.

Bu kısa zamanda ise çabuk davranarak kaçabilir ve hatta daha çabuk davranması halinde avını daha fazla ağla hapsedebilirdi. Eğer cüret ederse 3.Seviyedeki yaratıkların ruh kristali onun seviye atlamasını sağlayabilecek oranda muhteşem bir besin olurdu.

Ağları oldukça özeldi. Gözle görülmesi zor, aurasının tespiti ise daha da zordu. Bu yüzden bazen, oldukça akıllı olsalar da insanları bile yakaladığı oluyordu.

Buna rağmen konu insanlara gelince olaylar beklediği gibi gitmiyordu. Kendinden güçsüz avları yakalasa bile o insan savaşçılar garip hazineler veya enteresan savaş becerileriyle ağlarından kurtulabiliyordu.

Bunları düşündüğünde onunla aynı ruh gücüne sahipmiş gibi görünen iri yarı sayılabilecek insan avına daha dikkatli baktı. Emin olmadan yaklaşmak istemiyordu çünkü bu insan kurtulursa saldırabilir ve yaralanmasına neden olabilirdi. Hatta yakın bir bölgedeki başka bir örümcek akranı benzer bir tuzağa düşüp can vermişti.

Gri Bacaklı Örümcek çevreyi dikkatle gözlemlerken avı öfkeyle kükredi.

“Gudubet suratlı piç, yaklaşayım deme sakın! S.ktir git!” İnsan biraz daha debelendikten sonra iyice yapışıp kaldı.

Örümcek konuşamıyordu fakat bu insanın yersiz kibri sinirini bozmuştu. Daha fazla dikkat etmeden insanın üzerine ilerledi.

-Whossh-

Tam o anda örümcek tehlike hissiyatıyla irkildi. Kafasını çevirmesiyle havada ona doğru hızla ilerleyen buzdan yapılma sarkıtı fark etti.

Çabucak geri çekilmesiyle, buzdan sarkıt kıl payıyla onu sıyırdı ve biraz önce bulunduğu kısımdaki ağlara çarpıp parçalandı.

Sarkıt ona çarpsaydı yaralanmasına neden olabilirdi fakat ağları çok daha sağlamdı. Parçalanmamışlardı fakat etkilenip dondukları belli oluyordu.

Örümcek ürkmüş tavrıyla saldırganın izini aradı. Onlarca metre ileriden büyükçe bir ağacın hemen yanında ikinci bir sarkıtı oluşturan başka bir savaşçıyı fark etti.

Ağlara yakalanmış haldeki avının sakin bir şekilde sırıttığını görünce tuzağa düştüğünü çoktan anlamıştı fakat diğer savaşçıyla arasındaki mesafe ve sıradaki saldırıyı da görünce korkusu kayboldu. Düşmanını gördüğü sürece sorun yoktu. Ve onunda uzun mesafeli saldırıları vardı.

Bu savaşçıyı engelleyip aynı zamanda kendini yem yapan diğerinin işini bitirebilirdi. Bir taşla iki kuş! Örümceğin kıskaçlı ağzı izin verse sinsi bir sırıtışla kıvrılırdı…

Bu sırada ikinci sarkıt havada bir ıslık çalarak süratle ona doğru atıldığında mahsur haldeki avının olduğu kısma doğru kaçındı. Önce diğer avı sıkıcı bağlayıp sonra karşı saldırıya geçmeyi düşünüyordu. Lakin tam yaklaştığında insan savaşçı tüm gücüyle kolunu çekti.

-Çat-

İnanılmaz bir şekilde çelik sertliğinde ağının bir kısmı parçaladı! Ve bu kısım tamda örümceğin üstünde durduğu alandı. Biraz önce buz sarkıtının çarptığı kısım adeta cam gibi kırılmıştı ve örümcek beceriksizce yere çakıldı.

Örümcek dehşetle fark etti ki buz sarkıtı onun için değil ağlarını etkilemek için fırlatılmıştı! Ve şuan kolunu kurtaran diğer insanın elinde koca bir kılıç belirmişti.

İnsan tüm gücüyle kılıcını hemen önündeki örümceğin kafasına doğru indirdi.

“Artık geberebilirsin!”

Örümcek hayatının bağlı olduğu bu ufacık anda ve dehşet içerisinde sekiz bacağını da esnetti. Bedeni yere yatacak kadar çömeldi. Kılıç kafasını ortadan ikiye ayırmak üzereyken tüm gücüyle kendini geri itti.

Dört gözünün tam arasını ince bir çizikle yaralayan kılıçtın müthiş bir reflekse kurtulmayı başardığında kalbi tekledi. Sonsuz bir rahatlamayla birkaç metre ilerideki ağaca tosladığında ancak durabildi.

Canı yansa da hiç umursamadan arkasını dönüp tüm hızıyla kaçmaya hazırlandı. Fakat arkasını döndüğü an korkudan dona kaldı. Ölüm, çoktan yakasına yapışmıştı!

“Merhaba çirkin dostum!”

                Dibinde olduğunu hiç fark etmediği başka bir savaşçıyla yüz yüze geldi. En kötüsü ise, bu insan savaşçı diğer ikisinden çok daha korkunç ve güçlüydü. Havaya kalkmış eli ürkütücü yıldırım arklarıyla sarılıydı ve canını almak üzere, kaçınması imkânsız bir hızla inişe geçmişti.

-BAM!

-Cızzz!-

                Örümcek düşünmeye bile vakit bulamadan yıldırımlarla sarılmış yumruk kafasına indi ve patlama sesiyle birlikte kafasının parçaları dört bir yana dağıldı!

Savaşçının kolundaki yıldırımlar darbenin etkisiyle geride kalan bedene yayılıp büyük kısmını yanıklar içinde bıraktı…

Örümceğin bedeni cansızca yere düştüğünde, Savaşçı keyifsizce iç çekti ve kaşlarını çattı. Bulandığı ağlardan kurtulmaya çalışırken herkese minnet dolu bakışlar atan diğer savaşçıya doğru azarlarcasına söylendi.

“Ranmin, senin dikkatli halin bu mu?”

  

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1267

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1082

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 893

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 823

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 666

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 645

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 604

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 525

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 197

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15643 Üye Sayısı
  • 514 Seri Sayısı
  • 21147 Bölüm Sayısı


creator
manga tr