"Beyin bir paraşüt gibidir, sadece açık olduğunda iyi çalışır." #James Dewar

KAREN - Bölüm 44 - 2.Sınav Başlar!


            Ertesin gün sabah saatleri, Vian’ın odası…

“Büyük kardeş, kolun ne durumda?” Vian oturduğu yerden söylendi.

            Ranmin, herhangi bir sorunu yokmuş gibi iki kolunu birden salladı. Suratına bakan herhangi biri bu hareketin canını yaktığını söyleyebilirdi fakat cesur çizgisini bozmayan Ranmin çarpık gülümsemesiyle cevap verdi.

            “Hah! Çoktan düzeldi.”

            Karen yarı gülümser halde özür diledi. “Ranmin kusura bakma, gücümü tam ayarlayamadım. Sınav birkaç saat içinde başlayacak iyi olacağına emin misin?”

            Ranmin inatçı tutumundan vazgeçmeyecek gibi göründüğü için Vian homurdandı. Ellerinin ortasında ansızın beliren küçük beyaz bir hapı ona uzattı.

            “Büyük kardeş ne olur ne olmaz, bunu kullan bir şeyin kalmayacak.”

            İkisi de ‘hayır’ı cevap olarak kabul etmeyip zorla şifalı hapı yemesini sağladılar.

------------        

Ekip, takım oyunlarının önem taşıdığı bu sınava karşı ellerinden geldiğince hazırlanmak için geceyi birlikte geçirmiş ve birçok plan düşünmeye koyulmuştu. Tabi böyle bir hazırlık için olmazsa olmaz gereklilikler bilgi ve güçtü!

Karen bölgeye yabancı olduğundan diğer dörtlü bulaşmamaları gereken birkaç savaşçı konusunda bilgilerini paylaşmıştı. Diğer gruplar ve olası tuzaklar konusunda hatta nasıl bir avlanma yolu izleyeceklerine kadar birçok konuyu tartışmışlardı.

Son olarak sahip oldukları güçleri ve savaş yeteneklerini açığa çıkarmak durumunda kaldılar. Kendi gücünü bilmeyenler kesinlikle düşmanına karşı büyük bir dezavantaja sahip olacaktır…

Orta aşama Tyken olan Onka Fenx, Peygamber Devesi ailesinden olan Yeşil Yin isimli bir Ruh Yaratığıyla anlaşmalıydı; Birleştikleri zaman Onka, hassas algıya sahip savaşçılar dışında fark edilmeyecek düzeyde hızlı ve atik bir manevra kabiliyetine sahip oluyordu.

Ayrıca yaratığının özelliklerinden biri olan Ruh Kesen tekniğini kullanabiliyordu. Bu teknik sayesinde ruh gücünün ciddi bir bölümünü kolları çevresinde yoğunlaştırarak eşsiz keskinlikle saydam bir yüzey yaratabiliyordu. Kişiliğinin tersine sahip olduğu yetenekler suikastçılara yakışacak türdendi…

Onka’nın görevi sıcak temas anında rakiplerin savunmalarındaki açıklara ani saldırılar yapmaktı!

Zirve düzey bir Rouken olan Liye Houn ise Kar tipi özelliklere sahip bir miras hazinesini özümsemiş ve bunun sonucunda Buz elementi tekniklerine sahip olmuştu. Gücünü etkin olarak kullanacağı alanlar ise uzak mesafe saldırıların yanı sıra Buz Sisi tekniğiyle rakiplerin hareket kabiliyetini minimuma indirmekti.

Vian ise saldırı gücü yüksek görülen doğal bir uzak mesafe savaşçısıydı. 1.Kıdemin orta aşamasını geçmek üzere olan Youren gücünün yanı sıra Nesnel Ruhu, bir Yay tipi silahtı!

Ciddi bir güce sahip bu yay, aurasından oluşturduğu okları ateşliyordu. En işe yarar kısmı, ne kadar aura kullanacağına bağlı olarak oklarının güç düzeyini ayarlayabilecek bir ustalığa sahipti.

Ek olarak Oen denen ruh damarı öz niteliği sayesinde dikkate değer keskin bir algıya sahipti. Düşmanı önceden keşfedebilmek konusunda kesinlikle artıdaydılar!

Son olarak Ranmin Houn, Karen’in yetişimiyle eş olan başka bir Youren’di. Ayrıca Nesnel ruhu oldukça etkili bir Altın Kazan’dı. Bu Altın Kazan müthiş bir savunma alanı ve fiziksel kuvvet sağlayıcısıydı.

Bedeninin savunma özelliklerini kat kat arttıran yeteneği sayesinde savaşlarında sadece vücudunu kullanabiliyor hatta karşılayamayacağı saldırıları ise Altın Kazan bizzat durdurabiliyordu. Yüksek oranda Ruh Gücü tüketmesine rağmen kısa sürede adeta bir kaleye dönüşebiliyordu…

Bu bilgilerin ortaya çıkmasıyla birlikte doğal olarak Karen’de sahip olduklarını kısmen paylaştı.

Onka kadar sessiz olmasa da ondan iki kat daha hızlı olmasını sağlayan Yıldırım Adımı’nı ve Ranmin’in Altın Kazanı’nı bile savurup atacak güçteki patlayıcı Yıldırım Ateş’ini gösterdi.

Tabi ki Altın Kazan’ı savurup atabilecek derken bu gerçekten de yaşandığı içindi…

Karen’in güç düzeyine şahit olan ekip heyecanlanmış ve hayranlık duymuştu. Ranmin ise çoktan rakip yetişimci gözüyle baktığı Karen’e karşı gücünü göstermeden duramamıştı.

Tahmin edileceği üzere Yıldırım Ateş’ini kolaylıkla durdurabileceğini iddia ettikten sonra bu hale düşmüştü.

Aslında bu sonucu sağlayan Karen’in yarım güçteki saldırısıydı!

Altın Kazan aldığı darbeyle rengini kaybedip soluklaşmış ve bir köşeye savrulmuştu. Arkasında kendini korumaya çalışan Ranmin ise Altın Kazan ile olan temasıyla gücü oldukça düşmüş görünen Yıldırım Ateşinin taarruzu sonucunda kollarını incitmişti!

Aldığı şifalı hap sayesinde kollarındaki hafif yanık izleri yavaşça gözden kaybolduğunda geri kalan herkes rahatlamıştı. Karen ne kadar güçlü görünürse görünsün, Ranmin gibi bir savaşçının eksikliği onları oldukça etkileyecekti.

Onka gizleyemediği bir heyecanla aklındakileri fısıldadı.

“Hahaha! Büyük kardeş Karen dehşet verici! Bu sınav gözümde gittikçe değerini kaybediyor!”

Vian ise sakin bir ses tonuyla uyardı. “Rakipleri küçümsemesen iyi edersin Onka, nişanları elde edebileceğimize güveniyorum fakat daha güçlü gruplara rast gelirsek elimizdekileri kolaylıkla kaybederiz.

Dikkatli olmazsak korkarım kazandığımızdan fazlası gidecek. Ayrıca zorlu bir savaştan çıktığımız takdirde pençeleri ve dişleri sökülmüş bir kaplandan fazlası olmayız!”

Vian’ın yorumu önemliydi. Herkes hemfikir olarak ciddiyetle onayladı.

Planlamaları devam ederken öğlen vakti yaklaşmıştı.

--------

            Sınavın başlamasına 1 saat kala tüm katılımcılar Canavar Dağının girişinde toplanmaya başladı. Kısa süre içinde eksiksiz olarak herkes bölgedeydi.

            Aslında bölge bir dağ değil sadece Yıldız Ruhu’nun kurulduğu asıl dağın küçük bir bölümünden ibaretti. Küçük denilse de aslında birkaç milyon insanı barındırabilecek devasa, eğimli bir ormanlık araziydi.

            Tüm arazi vahşi yaşam bölgesi olarak ayrılmış ve 8.Seviye düzeyinde büyü formasyonuyla soyutlanmıştı. Okulun birçok farklı ihtiyacını karşılamak üzere yetiştirdiği binlerce Ruh Yaratığı göreceli doğal bir yaşam sürüyordu.

            Gerekli olmadıkça giriş veya çıkış yapılması mümkün değildi. İstisnalardan birisi de sadece bu sınav için geçerliydi.

            Muazzam büyüklükteki saydam bir kubbeye benzeyen renksiz kalkanın önünde toplanan yüzlerce katılımcı değişen sayılarda gruplara ayrılmıştı.

            Karen ve arkadaşları alana geldiklerinde, diğer katılımcıların bazılarının da onlara benzer planlar oluşturduklarını gördüler.

            Hatta birkaç göze çarpan grup onlarca kişiden oluşan ordu gibiydi. Böyle bir durum diğerlerinin kasvetli ifadeler takınmasına neden oluyordu.

            Sonuçta böyle bir grubun başarıyla tüm üyelerine nişan toplaması halinde geriye çok az nişan kalacaktı.

            Bunların yanı sıra iki ayrı grup daha da büyük tehlike barındırıyordu. Bunlardan birisi 7 kişilikti ve sadece 3.Kıdemdeki savaşçılardan oluşuyordu. Neredeyse rakipsiz oldukları söylenebilirdi.

            Bir diğeri ise 12 kişiden oluşan ve 5 tane 3.Kıdem yetişimciye sahip başka bir gruptu.

            Böyle grupların avlanması sonucunda nişan sayısı ender seviyelere düşebilirdi.

            Dağıtılan toplam nişan sayısı ise 250’yi bile bulmuyordu.

------

             Sınavın başlamasına az bir süre kala küçük grupların çoğunluğu böyle rakiplere karşı hafif bir gerginlik durumundaydı.

            Karen kendi grubunda da aynı gerginliği hissedince hafifçe gülümseyip söylendi.

            “Zorlanacağımızı düşünmüyorum, rahat olun! Hehehe!”

            Dördü de Karen’in kaygısız ifadesine şaşkınlıkla baktı. Liye hemen sordu. “Büyük kardeş, nasıl bir planın var? Bu gruplardan sağ salim kurtulabilir miyiz?”

            Ciddi bir merakla onu izlemelerine karşı hafif bir kahkaha attıktan sonra düşüncesini açıkladı.

            “Büyük grupların çoğu tamamen çöp! Arazide tek tehdit diğer savaşçılar değil. Birkaç Ruh Yaratığı sorun olmayacaksa da hem Ruh Yaratıklarına hem de diğer savaşçılara karşı dövüşmek ve hazırlıklı olmak onlar için çok yorucu olacak. Hatta bize göre daha da dezavantaja sahipler.

            Kalabalık olmaları, çekecekleri yaratıklarında aynı güçte veya sayışa olmasını sağlayacaktır. Başlarına gelecek şeylerin en kötüsü de birbirlerine yabancı olmalarından kaynaklanacağını düşünüyorum.

Takım çalışmasında geri kalacaklarından eminim. Hatta bu küçük gruplar için bile geçerli. Bizim gibi hazırlığına büyük ehemmiyet vermiş takımların çok olacağını sanmam.

            Av olacağımız zamanlar olacaktır fakat bizim av sayımızda hiçte az değil… Hehehe! En olmadı, birkaç tehlikeli yaratığı çekip başlarına bela edecek kadar yeteneğimiz var!”

            Keyfi çabucak yerine gelen Vian keskin ve çarpık gülümsemesiyle yorumladı.

“Hahaha! Bu iyi, çok iyi. Aklıma enteresan fikirler geliyor. Hehhe, elimizden çekecekleri var.”

            Ranmin homurdandı. “İkiniz biraz korkutucusunuz! Göğüs göğse çarpışmak varken tuhaf şeyler düşünmeyi kesin…”

            Tam bu sırada alaycı ve neşeli bir ses kulaklarına ulaştı.

            “Oh! Bunlar Houn ve Fenx’ler değil mi? Küçük kardeşler, aynı ailelerimiz gibi sürekli kol kola! Hehehe, güçsüz olmanıza rağmen sınavdan çekilmediğinize göre cesaretiniz göklere değiyor olmalı…”

            Kulak tırmalayıcı ses Karen’in arkasından geliyordu. Genç adam bu kelimeler üzerine kaşlarını çattı. Henüz arkasını bile dönmeden önce arkadaşlarının öfkeli suratlarından kendilerini zor tuttuklarını anlamıştı.

            Vian ağzında zehir varmış gibi tükürüp sertçe söylendi. “Chuan Xhi, kendi işine bak!”

            Karen arkasını döndüğü anda onlara doğru yaklaşan gök mavisi renkli parlak işlemelere sahip cübbe kuşanmış genç bir adamla karşılaştı. Duruşu ve hareketleriyle içten pazarlıklı birisi izlenimi veriyordu.

            Saman sarısı uzun saçları yüzünün yarısını kapatıyordu ve görünen tek gözü ise göz kapaklarının arasından sinsi bir yeşillikle alevlenmişti. Siması yakışıklı olmasına rağmen hiçte güven verici birine benzemiyordu.

            “Hey, küçük kardeşim Vian, büyüklerine karşı bu kadar saygısız olmamalısın… Babanın sana daha kaliteli bir eğitim vermesi gerekiyor. Ah, Ah...”

            Vian bu yorumun üzerine iyice palazlandı. Her an saldıracakmış gibi göğsü yükseliyordu ve kükredi. “O ağzından babamla ilgili tek bir şey daha çıkarsa yerini değiştiririm!”

            “Hahaha! Peki, kaç kişiyle yapacaksın onu?”

            Karen görmezden gelme sınırını çoktan aşmış gibi keskin bir tehlikenin haberini veren gülümsemesiyle Chuan denen çocuğun karşısına dikildi.

            Sert bir soğukluk yayan gözleri altın rengini alırken bakışlarını, karşısındaki yeşil gözlere odakladı.

            Bu ani gelişmeye ayak uyduramamış gibi birkaç adım gerileyen Chuan şaşkınca karşısına çıkan savaşçıya bakakaldı.

Tüm savaşçı hisleri geri çekilmediği takdirde bu altın ışıklar saçan gözlerin ciddi bir dehşet saçacağını söylüyordu. Bu yüzden ister istemez korkmuştu.

            Chuan hafifçe yutkunduktan sonra kendini topladı. Dikkat edince korkacak bir şeyinin olmadığını fark etti. Açıkça bu genç savaşçı ondan güçsüz bir auraya sahipti. Kibirli duruşunu yenileyip dik durdu.

Onun karakteri böyleydi. Kendisinden güçsüz olan kimseyi ciddiye almazdı. Tabi ki sadece karşısındakinin gücüne değil arka planına da dikkat ederdi.

Chuan yakın zamanda 2.Kıdemin zirvesine ulaşmayı başarmıştı. Bu yüzden belki bu genç, Chuan’ın birkaç hamlesine dayanabilirdi fakat daha fazlası mümkün değildi. Böyle düşününce rahatlamış olsa da siyah saçlı gencin altın ışıklar saçan gözlerine bakınca tedirgin hissetmekten kendini alamadı.

Karen derin bir tonda homurdandı. “Ben tek başıma yeter miyim, neden denemiyoruz?”

Chuan’ın kaşları kırıştı. Bu lanet herif onu tehdit etmeye bile cesaret edebiliyordu öyle mi?

Sert ifadesiyle söylendi. “Oh? Bu genç savaşçı arkadaşı tanımıyorum? Söyler misin, bir yabancı olarak, biz akrabaların sohbeti seni neden ilgilendiriyor?”

Chuan tavrını bozmasa da fazla ters davranmaya da cüret edememişti. Daha önce önemsiz gördüğü ve terslediği bir gencin büyük bir klana mensup olduğunu öğrendiğinde hissettiği korkuyu unutmamıştı. Bu yüzden peşin davranmadan önce bilgi almaya çalıştı.

Ranmin ise öfkeyle homurdandı.

Akraba mı? Sohbet mi? Sen kafayı yemişsin! Xhi klanı gerçekten de Houn ve Fenx ailelerinin kardeş klanıdır. Lakin sen, bireysel olarak hiçbir şeyimiz değilsin! Kaldı ki kardeş Karen gerçek bir dostumuz olarak görülebilir. Anladıysan ikile çabuk, dingil!”

            Chuan, Ranmin’in sözlerini duyunca öfkelendi. Tam cevap vereceği sırada arkadan birisinin ona seslendiğini duydu.

            “Chuan!”

            Mesafede 2.Kıdemdeki savaşçılardan oluşan ve oldukça güçlü görünen 5 kişilik bir takım bekliyordu. Hatta içlerinde, kolundaki 3.Kıdem Toun armasını açıkça sergileyen kibirli görünüme sahip bir savaşçı bile vardı.

            Diğerleriyle kıyaslanınca elit bir takım oldukları düşünülebilirdi.

            Chuan söyleyeceklerini yutup tehditkâr bir ifade takındıktan sonra kısaca söylendi. “Ormandayken ayağınızı denk alsanız iyi edersiniz!”

            Cevap beklemeden hızla grubuna doğru ilerledi.

            Vian daha fazla ilgilenmeyip önüne döndü. Karen ise meraklı bir tonda konuştu.

“Sanırım Xhi ailesi üçüncü kardeş aileniz. Aranızın iyi olduğunu sanıyordum bu elemanın derdi ne?”

            Onka kendi de anlamıyormuş gibi nefeslendikten sonra açıkladı. “Houn, Fenx ve Xhi aileleri gerçekten oldukça iyi anlaşır. Birbirimizi uzun zamandır destekliyoruz hatta aramızda büyük bir alışveriş durumu bile söz konusudur. Ailelerin Patrikleri müttefikliğe oldukça değer veriyor.

            Ayrıca klanların gençleri bile iyi anlaşır. Büyüklerimiz aramızda rekabet doğurmak için senelik toplantılar düzenleyip küçük turnuvalar organize eder. Bu küçük dostane savaşlar aramızdaki elitleri belirlemenin yanında üç tarafın gençlerine tecrübe kazandırmayı amaçlıyor.

            Bu bok kafalı Chuan ise, Xhi klanının genç nesli arasında güçlü sayıldığından değerli görülüyor fakat kişiliği pisliğin önde gidenidir. Kendi klanında bile ondan haz etmeyen çok kişi var. Geçen turnuva da hareketleri ve davranışları tüm gençlerin öfkesini kabartmaya yetti.

            Aralarında büyük farklar olan rakiplerine bile işkence etmekten geri durmadı. Xhi klanının büyükleri, gelecekte klan için işe yarar birisi olacağını düşündükleri için ipini gevşek tutuyorlar.”

            Karen durumu anladığını belirtircesine kafasını salladı.

            Liye huysuzca mırıldandı. “Ormanda rast gelirsek kendini tutacağından şüpheliyim. Yetişimi yüksek olsa da savaş gücü ancak ortalama sayılır. Tek başına abim ve büyük kardeş Karen’e tehdit oluşturmaz fakat takımı güçlü. Dikkat etsek iyi olur.”

            Bu sırada ne zaman geldiği belli olmayan genç yaşlardaki Büyük Usta’ herkese seslenip toplanmalarını emretti.

            Tüm katılımcılar gruplarıyla birlikte düzenli bir şekilde toplandı.

            Büyük Usta hafifçe havayı fiskeleyince büyük saydam kubbede birbirinden oldukça uzakta üç boşluk oluştu.

            Daha sonra dikkatini katılımcı gruplarına çevirip özenle gözlemledikten sonra üç ayrı gruba böldü.

             Bu durumla birlikte düşük, orta ve yüksek düzey güçlere sahip takımlar birbirlerinden ayrılmıştı. Yakın güçlere sahip takımlar aynı grupta toplandı.

            Akabinde daha adil olması için ilk olarak düşük düzey güçlere sahip takımlardan oluşan grubun sınava başlamasına izin verildi. Kendileri için ayrılmış girişten ormana dalan takımlar çabucak gözden kayboldu.

            Yarım saat sonra orta düzey gruplar için giriş izni verildiğinde yüksek düzey gruplar hala beklemedeydi.

            Karen ve ekibi orta düzey bir takım olarak kabul edilmişti ve aldıkları emirle birlikte dâhil oldukları grupla birlikte aynı anda ormana giriş yaptılar.

            Bu grup diğerlerine oranla en çok katılımcıya sahip olan grup olmasına rağmen oluşturulan takımların güçleri çok yakın sayılmazdı. Bazıları diğerlerine göre açıkça daha güçlüydü.

Buna rağmen hiçbir takım diğerine karşı kısa zamanda kolay zafer kazanma ihtimali sahipmiş gibi görünmüyordu. Bu yüzden girdikleri gibi herhangi bir savaş patlak vermemişti.

Birkaç takım buna cüret edebilecek kadar güçlü olsa da açıkça bu durum çok riskliydi. Buna cüret etmiyorlardı çünkü zafer kazansalar bile kesinlikle yorulmuş olacaklardı. Ve böyle bir duruma çoktan hazırlanmış başka birkaç grubun saldırısına maruz kalacakları kesindi.

Kimse bu riske girmeyi düşünmeden hemen birbirlerinden ayrılıp ormanın derinliklerine doğru dağılmaya koyuldu.

Ve bir yarım saat kadar sonra beklemeyi sürdüren az sayıdaki üst düzey güçlere sahip takımlarında girmesine izin verildi.

Son katılımcı takımı da içeriye girdiğinde Yıldız Ruhu okulunun ‘özel’ 2.Sınav’ı resmen başlamış oldu.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1267

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1082

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 893

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 823

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 666

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 645

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 605

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 525

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 197

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15647 Üye Sayısı
  • 515 Seri Sayısı
  • 21158 Bölüm Sayısı


creator
manga tr