"Ben Li Qiye'yim ve bu tek başına yeterli." #Emperor's Domination

KAREN - Bölüm 42 - Sınav Değişir


            Yıldız Ruhu Savaşçı Okulunu koruyan ve özel bir formasyon görevi gören bölge kuleleri, gizli bir teknikle çevrelenip dış gözlerden saklanmıştı. Okulun dış cephesinden görünmemesine rağmen bu formasyon destekli efsanevi kuleleri bilmeyen bir oluşum yoktu. Herkes için caydırıcı örneklerden birisi yine bu esrarengiz kulelerdi.

            Bu sekiz kulenin okulu korumak ve herhangi tehlike durumunda karşı saldırı yapmak üzere müthiş bir güç üretebildiği dedikodular arasındaydı. Gerçi henüz bunu doğrulayacak bir durum yaşanmamıştı.

            Bunun yanı sıra kuleler aynı zamanda okulun yapı taşları sayılan Büyük Ustalar, Bölge Üstatları ve Koruyucu Lord’lar için ikamet yeriydi. Her kulede neredeyse eşit bir güç topluluğu ikamet ediyordu.

            Merkez kule haricinde diğer kulelerin en üst katında Koruyucu Lord’lar olmak üzere aşağı doğru güç sıralamasına göre bölgedeki diğer savaşçılar ikamet ettiği bir düzen kuruluydu.

Aynı zamanda bu eşit ikamet dağılımı aslında formasyonun kontrol edilmeye ihtiyaç duyulmasından kaynaklanıyordu.

            Bir kulenin sürekli aktif olabilmesi için onunla bağlantılı kişilerden birinin formasyonun içinde olması gerekliydi. Normalde Koruyucu Lord’lar bu gibi görevlerle uğraştıkları için diğer ustalar bu konuyla ilgilenmezdi.

Gelgelelim Koruyucu Lord sayısı yetersiz olduğu için Güney ve Doğu kulelerinin formasyon bağlantısı Bölge Üstatlarına emanet edilmişti.

            Bölge Üstatları genelde meşgul olduklarından yerlerinde olmayınca formasyonu emanet edebilecekleri daha düşük yardımcıları olduğu da söylenmeliydi. Bu yardımcıların tek görevi formasyonun aktif kalması içinin ruh gücü eklemek olurdu.

Çünkü herhangi bir korunma ve saldırı gereksiniminde formasyonun dişe değer bir güç üretmesi için muazzam bir ruh gücü gerekliydi.

            Sadece çalıştırmak söz konusu olduğunda sorunsuzca düşük güçteki savaşçılara emanet edilebilir durumdaydılar. Her şekilde başı boş bırakılmaları mümkün değildi çünkü böyle bir durumda kuleye birinin girmesi ve çıkması imkânsız oluyordu…

            İşte bugün Güney Kulesi tam olarak böyle bir durumdaydı.

            Karen, Bölge Üstadının konutunda kaşları kırışmış halde oturuyor ve yardım bekliyordu. Geldiği ve kapı işlevi gördüğünü düşündüğü zar artık yoktu. Şuan için tek çıkış, Bölge Üstadının ‘balıklama’ çakılıp suratının dağılmasına neden olan duvardaki gedikti.

            Genç adam arada bir deliğe kaçamak bakışlar atsa da irkilerek vazgeçiyordu. İlla ki birisi gelip onu çıkaracaktı. Eğer o delikten aşağı inmeye kalkar ve kazara düşerse ne olacağını düşünmek bile istemiyordu…

            Kısa bir süre sıkıntıyla bekledikten sonra odanın içinde göz kamaştırıcı mavi bir ışık demeti belirdi. Karen bu ışık demetini ilk gördüğünde Bölge Üstadı Jeong ile karşılaşmıştı.

Dikkat kesildiğinde beklentisinin yanlış olduğunu fark etti. Aslında öyle bir yaralanmadan sonra 1-2 gün kendisine gelmesini beklemiyordu. Hoş neden öyle bir manyaklığa kalkıştığını da anlamış değildi…

            Ruh gücünden oluşan mavi ışık demeti belirip kaybolduğunda net bir figür açığa çıktı. Karen, otuzlu yaşlarında görünen oldukça esmer tenli sıradan suratlı adamı görünce ayağa kalkıp saygıyla eğildi.

Bölge Üstadı kadar olmasa da adamın ruh gücü oldukça yüksekti. Beyaz cübbenin uzun kolları yüzünden herhangi bir sözleşme arması görülmüyordu.          En azından mavi renkli ruh gücü ona bir fikir vermek için yeterliydi. Altın renkli ruh gücü 1.-2. ve 3. Kıdeme özel olmakla birlikte mavi renkli ruh gücü ise 4.-5. ve 6.Kıdeme özeldi.

            Orta yaşlı adam odanın haline isteksizce göz gezdirirken Karen söylendi.

            “Karen, Üstada saygılarını sunar. Üstat aşağı inmeme yardımcı olur musunuz?”

            Adam henüz yeni gelmiş ve arkası dönük olduğundan Karen’i fark etmemişti. Onu duyduğu an irkildiyse de fark ettirmeyerek hemen kükredi.

            “Senin ne işin var burada çocuk! Çabuk çık dışarı!”

            Karen durduk yere fırça yiyince öfkelendi. Hâlbuki yerini bilmiş ve nezaketle adamı selamlamıştı birde… Ustası dışında hiç kimsenin ona haksızca bağırıp çağırmasına izin verecek değildi.

            Soğuk bakışları ve keskin ses tonuyla söylendi. “Çıkamadığım için burada olduğumu söyledim zaten!”

            Orta yaşlı adam çocuğu fırçalayınca dikkatini başka bir yöne çevirmişti lakin aldığı cevabı duyunca öfkeyle köpürerek geri döndü. Karşısında dikilen siyah gözleri gördüğünde irkildi. İstemsizce boğazında yükselen öfkeli sözleri geri yuttu.

            Önündeki gencin gözlerindeki keskinlik karşısında, irkilmesi şüphesiz onun gibi üstün bir uzmanın utanç duymasına yeterdi. Ciddi ciddi (yetişim konusunda)küçücük bir çocuk tarafından tek bir bakışla baskılanmıştı…

            Şapşalca bakakaldıysa da yüz kaybetmemek için daha fazla konuşmadı. Bu sırada kulenin kilitli durumda olduğunu ve zaten bu yüzden geldiğini hatırlayınca iyice utandı.

Havayı fiskeledi ve biranda elinde küçük bir boncuk belirdi. Homurdanarak ruh gücünü boncuğa yolladığında Güney Kulesi hissedilmeyecek şekilde hafifçe titredi.

            Karen yan tarafta beliren zarı görünce artık gidebileceğini anladı ve adamı umursamayıp kapıya yollandı.

            Orta yaşlı adam, gencin sırtına bakarken hafifçe kaşlarını çattı. Utancına rağmen çocuğu azarlamadan edemedi. “Büyüklerine karşı biraz daha saygılı olmaya dikkat et, çocuk! Her zaman benim gibi anlayışlı birine denk gelmeyebilirsin!”

Adam sakin ve öğretici bir tonda söylenmiş olsa da Karen bunları duyunca iyice sinirlendi. Sövüp saymak istese de okulun öğrencisi olması halinde bu adamla daha fazla muhatap olma ihtimali vardı. Bu yüzden cevap vermeyip zara girdi.

-Hımh! Yeni nesil gittikçe saygısızlaşıyor!- Orta yaşlı adam söylendiği sırada zihninde bir ses yankılandı.

-Feng, bir şey bulabildin mi?- Bu ses aslında, ‘öfkeli’ Koruyucu Lord Maduru’dan başkasına ait değildi.

Adam bu sesi duyunca aşırı saygılı bir ifade takınıp hemen cevapladı.

-Üstat Kadim Ata, Gizemli Üstattan herhangi bir iz yok. Ortada ruhsal dalgalanma dahi yok. Sanki hiç var olmamış gibi. Kuleyi biraz önce aktif ettim. Bir sorun yok. Emirlerinizi bekliyorum.-

Maduru tekrar söylendi. -Hımm. Pekâlâ, Siyah cübbeli genç hala orada mı?-

Feng denen orta yaşlı adam şaşırdı. “Siyah cübbeli genç mi? Kadim Ata neden biraz önce kovaladığım veletten bahsediyor ki?”

-Bölge Üstadının odasında gerçekten de siyah cübbeli bir genç vardı. Onu çabucak kovaladım, Üstat Kadim Ata.- diye dürüstçe açıkladı.

Beklentisinin aksine Maduru’nun sesi müthiş bir öfkeyle patladı. -Ne yaptım dedin! Seni embesil çocuğu tartaklamadığını söyle!-

Feng bu ses tonu karşısında donakaldı. Soğuk terler dökerken Koruyucu Lord Kadim Ata’nın neden bu kadar öfkelendiğini anlamamıştı. Korkuyla kekeledi.

-H…Ha…Hayır, hayır kesinlikle bir şey yapmadım. Üstat Kadim Ata. Sadece dışarı çıkmasını söyledim. Bir tanıdığınız olduğunu bilmiyordum ama kesinlikle bir şey yapmadım. Üstat lütfen affedin yanlış kelime kullandım.-

Adam hızla terlerken fıldır fıldır dönen gözlerle cevabı bekliyordu. Biraz düşününce çocuğun neden rahatça ona saygısızlık yaptığını şimdi anlamıştı.

Aslında onu hiç tanımıyordu bu yüzden Koruyucu Lord’un bir akrabası olabileceğini fark etmişti. Derin bir nefes aldı. İyi ki çocuğu iyice fırçalamaya kalkmamıştı…

Maduru tuhaf bir nefes verip rahatlamayla konuştu.

-Ohh… Ters konuşmadıysan problem yok. İyi.. İyi..!-

Feng bu tavırdan sonra iyice şaşırdı. Anlaşılan tahmini yanlıştı fakat kafası iyice karıştı. Ne olduğunu hiç anlamıyordu ve merakı iyice tırmanmıştı.

-Üstat Kadim Ata. Küçüğünüzün merakını bağışlayın fakat bu ‘yakışıklı’ genç adamla ilgili özel olan nedir?-

Maduru sıkkın bir sesle cevapladı.

-Patrik birazdan hepinizi bilgilendirecek bu yüzden sanırım söylememde sorun yok. O gördüğün genç adam, biraz önceki gizemli üstat, Yeryüzü Efendisi’nin has öğrencisi. Sırf onun için Bölge Üstadını yaraladı hatta okulu yıkmaya teşebbüs etti. Ne var ki beklenmedik şekilde merhametli ve erdemli biri çıktı. Hehehe…-

Koruyucu Lord saygılı bir tonda açıklamaya devam ediyor olmasına rağmen şuan Feng denen orta yaşlı adamın zihni bulanmış vaziyetteydi. Birkaç kelime zihninde yanıp sönüyor ve hiçbir şey düşünemiyordu.

-Yeryüzü Efendisi… Has öğrenci… Genç…- Şapşal bir ifadeyle dikilen Feng’in aklına çocuğa söyledikleri geldi.

“Büyüklerine karşı biraz daha saygılı olmaya dikkat et, çocuk! Her zaman benim gibi anlayışlı birine denk gelmeyebilirsin!” Böyle söylemişti. Biraz üzerinde oynarsanız neredeyse çocuğu tehdit etmiş sayılırdı, öyle değil mi?

Aklına gelenlerle gözleri korkuyla titremeye başladı. Odaklarını kaybetmiş gibiydiler. Ansınız can havliyle kükreyip dışarı koştu. “Hassiktir!!”

Acıklı kükremeyi duyan Maduru şaşkınca seslendi. -Feng, ne oluyor iyi misin?-

Feng asla saygısızlık etmeyeceğini düşündüğü bu Kadim Ata’nın sorusuna cevap bile vermedi. Şuan Koruyucu Lord’la falan uğraşamazdı. Çabucak çocuğu bulmalı ve Feng’e karşı öfkeli olup olmadığını öğrenmeliydi.

Belki de koca krallık şehrinde ters konuşmaması gereken en önemli kişiyi biraz önce terslemişti… Kimse onu bu acelesi konusunda suçlayamazdı…

------

            Bu sırada merkez kulenin en üst katındaki geniş salonda toplantı kaldığı yerden devam ediyordu lakin bu sefer herkes hemfikir gibi görünüyordu.

            Koruyucu Lord Maduru, Feng’in davranışlarına anlam veremeyip diğerlerine döndü. Bir süre düşündükten sonra geniş bir gülümsemeyle oldukça değişmiş olan fikrini belirtti.

            “2.Sınavı değiştirmeliyiz diye düşünüyorum!”

            Odadaki diğer dört Koruyucu Lord ve Patrik Yulan şaşkınca ona baktı. Hepsi aynı şeyi düşünüyordu. Biraz önce bu fikri ilk dile getiren kırklı yaşlardaki gri saçlı adam şaşkınca söylendi.

            “Anlamadım? Maduru iyi misin sen? Biraz önce buna karşı çıkan sen değil miydin? Hem artık bir önemi kalmadığı düşüncesindeyim. Üstat Yeryüzü Efendisi sadece lafta bile olsa açıkça koruyuculuğunu ilan etti. Yani Fu’ur düşüncesizce hareket etmeyecektir. Sınavı her sene olduğu gibi tekrar etmemiz problem değil.”

            Maduru gülümsemesine ara vermeden cevapladı. “Kıdemli Hein biraz önceki hata mı zaten fark etmiştim. Bunun haricinde ayrıca belirtmek isterim ki şartlar değişti ve ben sadece uyum sağlıyorum.” Düşünceli ifadelerle onu gözlemleyen diğerlerine göz gezdirdikten sonra devam etti.

“Önce beni bir dinleyin. Üstat Yeryüzü Efendisinin öfkeli bir karaktere sahip olduğu açık lakin erdemli tavrına da şahit olduk. Bu yüzden ona yüz vermemiz icap eder.”

Patrik Yulan ve diğerleri, Maduru’nun son söylediklerinden sonra dikkat kesildiler. Tabi ki imkân varsa öyle bir iyilikten sonra kesinlikle karşılık vermeleri aradaki bağı daha da kuvvetlendirirdi. Lakin böylesine güçlü bir uzmana nasıl kayda değer bir karşılık verebilirlerdi ki?

Maduru şüphelerini anlıyordu ve keyifle fikrini açıkladı. “Gizemli üstadın ne dediğini hatırlayın. Öğrencisinin gelişmesi için koşulların biraz daha sert olmasını bile arzuladı öyle değil mi?”

Diğerleri sakince onayladı.

“İşte tam olarak bunu yaparak sınavı değiştirmeyi öneriyorum. 2.Sınavın gelişim ile uzaktan yakından alakası yok. Bu yüzden okulun canavar dağını sınav bölgesine çevirmeyi teklif ediyorum! Karen isimli bu genç adama mücadele edebileceği bir imkân verirsek gelişimine katkıda bulunabiliriz.

Çocuk normal bir insan olsa da ustası Savaş Şeytanı… Ve Savaş Şeytan’ları bildiğimiz kadarıyla savaşmayı gelişim aracı olarak görür. Bu kadim usta, öğrencisinin kendi karakterine uygun şekilde gelişim göstermesinden memnun olacaktır!”

Herkes önce şaşırdı lakin hepsi akıllı savaşçılardı ve bu fikrin oldukça işe yarar olduğunu ayrıca birden fazla konu düşünülerek tasarlanmış olduğunu anladılar.

Bu yüzden geleneklerine biraz ters olsa da bir Yeryüzü Efendisi kazanmanın yanında gelenekler neydi ki! Bu yüzden bölge üstatlarının da dâhil olduğu geniş bir toplantı düzenleyerek fikri hemen işleme konulacak hale getirmeyi amaçladılar.

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1324

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1121

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 939

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 859

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 743

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 695

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 676

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 617

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 574

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 449

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 147

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 115

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 88

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17364 Üye Sayısı
  • 484 Seri Sayısı
  • 23484 Bölüm Sayısı


creator
manga tr