Üç kuruşluk eşeğin beş paralık sıpası olur. #Atasözü

KAREN - Bölüm 41 - İblis Duhan'dan Aforizmalar...


 

            -Usta?-

            Karen yapmacık bir gülümsemeyle seslendi. Salonun orta yerinde kuleyle birlikte sarsılırken duruma tezat şekilde, bina çöktüğünde yaralanır mıydı bunu düşünüyordu. Diğer meseleleri ise kafasına taktığı söylenemezdi. Muhtemelen ustası sakinleştiğinde arkasına bile bakmadan kaçması gerekecekti…

            Genç adam sıkkın ifadesiyle sol taraftan gelen tıkırtı seslerine doğru bakındı. Yüzü daha da kasvetli göründü. Bölge Üstadı küçük bir çocuk gibi korkudan titrerken gömüldüğü duvardan yavaşça çıkıyordu. Gözleri fıldır fıldır dönerken onu bu hale sokan uzmanın nerede olduğunu görmeye çalışıyormuş gibiydi.

            İblisin antik sesi tekrar kükredi.

            “Oradan çıkarsan bedenini toza çeviririm, küçük it!”

            Bölge Üstadı Jeong kalbini amansızca titreten bu tehdit karşısında donup kaldı. Tek bir saç teli bile kıpırdamaya cüret edemedi.

            Karen adamın haline üzülmeden edememişti. Hayallerinde bile görmediği güçlere sahip böyle bir savaşçının düştüğü durum karşısında derince nefeslendi. Ustasının sakinleşmesini beklemekten başka yapacağı bir şey yoktu.

            Öylesine beklerken düşündü, -Savaşçı dünyası çok acımasız. Ne kadar güçlenirsen güçlen her zaman karşına daha güçlü hatta dehşet verici birinin çıkması çok mümkün. Bir de böylesine manyak bir iblisle karşılaşmak… Şanssızlık, tamamen şanssızlık…-

            “Hımm, sonunda geldiler demek. Evlat, okulun şu sözüm ona büyüklerini azarlayıp geleceğim. Sessizce bekle…” İblis kibirle söylendi.

            Karen aklına düşen tahminle irkildi. “Usta! Lütfen patriği falan dövmeye kalkma! Zaten çok abartmadın mı?”

            “Hehe! Onlara zarar vermem mümkün değil, sakin ol. Bir bedene bile sahip değilim sadece ültimatom olarak auramı kullanıyorum. Azarlayıp geleceğim. Ne olur ne olmaz, eğer durumumu fark ederlerse kaçmaya hazırlan… Hahahah!”

            Genç adam genişçe açılmış gözleriyle Bölge Üstadına doğru baktı. “Bu mu zarar veremeyen halin?! Tanrım, hayatım burada son bulacak…”

            İblis Duhan gerçekten de fiziksel bir savaşa tutuşamazdı. Tek yaptığı gerçek aurasını dış dünyaya taşımaktı ki bu bile aslında Karen’in üstüne muazzam bir yük bindirmeye yeterdi.

            Lakin İblis Duhan sıradan yetişimcilerle aynı kefeye koyulamazdı. Yeryüzü Efendisi Kıdemi şaka değildi… Böylesine bir gelişim ile yapılabileceklerin sınırı oldukça saydamdı. Bu sayede İblis Duhan, bu durumun yarattığı etkiyi tamamen kendi üzerine alıp, Karen’in bundan zarar görmemesini sağlayabiliyordu.

            En azından sadece ruh aurasını yaydığında veya ufak tefek birkaç tekniğini tam gücünde kullandığında oluşacak istikrarsızlık durumunda ortaya çıkan baskıyı kendi üzerine çekebilecek durumdaydı.

            Gerçi bu durumu uzun süre devam ettirebileceğini söylemek mümkün değildi. Daha şimdiden hızlıca ruh gücü tükenmeye başlamıştı. Onun güvendiği şeyse Karen kadar olmasa da, ihtiyacının çoğunu karşılayan ruh gücünü emebilmesiydi. Ruh okyanusu onunda güç kaynağıydı…

            Gerçekte, bir yetişimci kullandığı ruh gücünü yeryüzü ve gökyüzünde oluşan ruh özünü bilinçsizce emerek tazelerdi. Yetişimcilerle sözleşmeli her türlü ruh varlığı ise kaynak olarak yetişimcilerin ruh gücünü tüketirdi.

            İblis Duhan’da bu sayede gücünü kullanırken pek fazla etkilenmeden Karen’in Ruh okyanusunu sorunsuzca kullanabiliyordu. Tek fark ise Karen kadar kaynak ememiyor oluşuydu.

            Buna rağmen en fazla birkaç dakika daha durumunu koruyabilirdi yine de pek umursuyormuş gibi görünmüyordu.

------

            Güney Kulesinin hemen dışında, havada mor renkli bir ışık demeti parlayıp söndü. Işığın kaybolmasıyla ortaya çıkan figür Patrik Yulan’dı. Birkaç nefes sonra arkasında peşi sıra birkaç mor ışık daha parladı.

            Bu altı güçlü uzman bile gökyüzünün boğucu ve ağır havasına karşı eziliyormuş gibi hissetti. Bilinmeliydi ki bu uzmanların hepsi 7.Kıdem yani Kadim Ata seviyesindeydi. Patrik ise çoktan 8.Kıdeme ulaşmış bir Kral’dı. Yine de bölgeyi ele geçiren bu aura daha önce karşılaşmadıkları rakipsiz bir güçle doluydu.

            Patrik Yulan daha fazla ilerleyemeyeceğini anlayınca çevreyi üstün hisleriyle gözlemledi. Açıkça görebiliyormuş gibi kulenin içindeki yaralı bölge üstadını ve yabancı bir genci fark etmişti. Daha fazla umursamadı, auranın sahibini keşfetmeyi başaramamıştı.

            Hafifçe kafasını eğdi. Sert ama oldukça saygılı bir sesle konuştu.

            “Yulan Zhiwei, Yeryüzü Efendisine saygılarını sunar.”

            Arkasındaki uzmanlar çabucak saygıyla eğildi. Eğer konuşarak çözebilecekleri bir meseleyse tabi ki bu yola başvuracaklardı. Hepsi bu auranın sahibinin Yeryüzü Efendisi olduğunu anlayacak kadar tecrübeliydi. Zaten bu yüzden korkuyorlardı. Okullarının eşsiz dehaları olan Yuesan ve Orion bile böyle güçlü bir auraya sahip değillerdi.

            Onlar yardıma gelmek isteseler bile ikisi de erken aşamadaydı. İkisinin toplamından bile daha güçlü olan bu aurayı gördüklerinde fark etmişlerdi ki Orion ve Yuesan birlikte gelse dahi sağ salim kaçmak dışında yapabilecekleri bir şey olamazdı…

            Patrik Yulan içten içe söyleniyordu. -Bu Üstat savunma formasyonunu tetiklemeden içeriye girmeyi nasıl başardı? Yoksa formasyon onu engellemek için yetersiz miydi?- Bu düşünce onu daha da fazla korkutmuştu. Aslında kendisi için herhangi bir korkusu yoktu. El altından savunma formasyonunu kontrol ettikten sonra yakınlardaki öğrencilerin auradan korunması için yönlendirdi.

            Bölgeye yakın tüm Büyük Usta ve Bölge Üstatlarını zihnen uyardı. “Öğrencileri uzaklaştırın. Sizde olabildiğince geride durun. Koruyucu Lord’lar ve ben burayla ilgileniriz.”

            Hemen sonra titreyen sesleri taşıyan birkaç bilgi zihninde duyuldu.

            -Emredersiniz Patrik-

            -Kendinize dikkat edin Patrik!-

            Patrik Yulan, önlemlerini aldıktan sonra hafif rahatlama benzeri bir nefes vererek kafasını kaldırdı.

            Göz bebekleri çabucak küçüldü. Birkaç adım önünde saydam bir beden yavaşça ortaya çıkıyordu. Manzara okulun Koruyucu Lord’larını dehşete düşürdü.

            Maduru isimli orta yaşlı adam istemsizce titreyip şok içinde bağırdı.

            “İ-İblis!!”

            Diğerleri durumun umutsuzluğu karşısında sadece korkuya kapılmıştı.

            “Lanet olsun!”

            Patrik Yulan, karşısındaki saydam bir şekilde beliren kızıl ve iri kaslara sahip beş metrelik devasa iblise baktı. Gözleri umutsuzluk doluydu. Okulunun bugün geri dönüşü olmayan bir yıkıma uğrayacağını öngörebiliyordu.

            İyi biliyordur ki, İblisler müzakere etmezdi. Onlar öldürebiliyorsa öldürür öldüremiyorsa bile savaşırlardı. Anlaşmak kelimesi onların yabancı olduğu bir kelimeydi.

            Hepsi bu hikâyelerle büyümüşse de birçoğu daha önce iblislerle karşılaşmıştı. Bu hikâyelerin yalan olmadığını deneyimleyebilmişlerdi.

            Ve Patrik Yulan çaresiz bir öfkeyle söylendi. “Savaş Şeytanı…”

            Aralarında bu iblisin ait olduğu ırkı anlayan tek kişi oydu. Sözlerini duyan Koruyucu Lord’ların gözleri korkuyla irileşti.

            Kısa siyah saçlarıyla sert ve cesur bir duruşu olan Sun En çaresizce söylendi.

            “Patrik Yulan, bu gerçekten bir Savaş Şeytanı mı?”

            Patrik sadece kafasıyla onaylamakla yetindi.

            “Büyük talihsizlik…”

            Patrik dışında daha önce hiç biri Savaş Şeytanı İblislerini görmemişti lakin en ender ve en vahşi iblislerin Savaş Şeytanı İblisleri olduğunu aralarında bilmeyen kimse yoktu…

             İblis keskin ve vahşi bakışlarıyla onları süpürdüğünde ölüm sırtlarını yoklamış gibi irkildiler. Sonunda gözlerini Patriğin üzerine dikip derin ve sert bir sesle söylendi.

            “Bu boktan yerin lideri sen misin?”

            Hiçbir uzman okullarını aşağılayan böyle patavatsız bir cümle karşısında sessiz kalmaz hatta birkaç kemik kırmadan bırakmazdı. Lakin bugün sadece kafalarını eğerek sessizlik içinde beklediler.

            Patrik Yulan korkmuyorsa da diğerlerinin hayatları için endişeliydi. Keskin ama saygılı bir sesle cevapladı.

            “Evet. Kıdemlinin öfkesini çekecek ne yaptık bu küçük merak ediyor?” diye sordu.

Patrik, iblisin öfkesini açıkça hissedebiliyordu. Ayrıca fiziksel bedeninin burada olmadığına dair içinde bir kuşku da vardı. Direk saldırmadığına göre en azından sorunu çözme ihtimali hala mümkündü.

İblis’in aurası heybetle kabardı. Baskının artmasıyla Patrik ve Koruyucu Lord’lar birkaç adım gerilemek zorunda kaldı.

İblis soğuk bir şekilde homurdanarak elini savurdu. Altı uzman korkuyla savunma hazineleri ortaya çıkardı. Lakin beklenmedik şekilde herhangi bir saldırı gerçekleşmedi.

Şaşkın suratlarla mesafeye baktıklarında Güney Kulesi duvarının küçük bir kısmı patlayarak parçalandı. Bulanık bir karartı onlara doğru hızla yükseldi.

Karartı önlerine geldiğinde şokla bakakaldılar. Çünkü önlerinde bir beden bilinçsizce yüzüyordu ve duvarı suratıyla parçalayıp çıkmış gibi yara bere doluydu

İblis sonunda kibirle söylendi. “Benim gibi sükûnet ehli yüce bir iblisi bile sinirlendirmeyi başaran, bu saygısız piç tohumudur.”

Patrik Yulan, çabucak Jeong’u görmezden geldi. Şuan Jeong iblisin elindeydi bu yüzden onu almaya veya yardım etmeye çalışırsa iblisi daha da öfkelendirebilirdi.

            Sakince söylendi. “Kıdemli, Jeong Bölge Üstatlarımdan biridir. Bilakis büyüklerine saygısızlık ettiğini hiç görmedim. Bir yanlış anla-”

            “Kes sesini!”

            Patrik derhal sustu.

            “Küçük patrik hemen söyle bana… Daha önce başka birinin öğrencisine el uzattın mı?”

            Patrik, iblisin sorgulayan keskin sesini duyunca irkildi. Soruya bakınca ne olduğunu anlamasa da en azından artık birkaç tahmini vardı.

            Jeong’un yanında bulunan genç adam aklına geldi. Muhtemelen o genç, bu üstadın öğrencisiydi. Lakin neler yaşandığından hala emin değildi.

            “Sorduğunuz şeyi tam anlamadım sanırım kıdemli. Eğer zarar vermekten bahsediyorsanız katiyen böyle bir şey yapmadım. Jeong’un da yapmayacağına güveniyorum.”

            İblis tekrar mırıldandı. “Hahaha! Sanıyor musun ki sizin gibilerin gücü bu yüce iblisin öğrencisine zarar vermeye yeter? Saçmalama! Sana diyorum ki başka birinin öğrencisini kendi öğrencin olarak alır mıydın?”

            Patrik çabucak konuyu anladı. Koca dünyada bilmeyen yoktu ki bir öğrenci istese bile iki ayrı ustaya sahip olamazdı… Bu ahlaki bir kuraldı. Bazı istisnalar haricinde böyle bir şeyin teklifi bile ilk ustaya karşı saygısızlık olarak algılanırdı.

Lakin yine de bilinmeliydi ki Jeong bile Karen’in ‘ustası’ olduğunu bilseydi kesinlikle böyle bir şey teklif etmezdi. Tabi buna benzer hiçbir durumda ilk ustanın bu kadar aşırı bir tepki verdiği görülmemiş bir şeydi.

Buradaki beklenmedik unsur İblislerin bu konuda çok daha katı oluşu ve kemiklerine işlemiş olan kibirleriydi.

Koruyucu Lord’lar ve hatta Patrik bile böyle saçma bir konunun bu hale gelmesi yüzünden şaşırsalar da az çok iblislerin bu konularda taviz vermediğini anlamış oldular.

Patrik, Jeong’un bu kıdemliden habersiz olduğu için öğrenci olarak çocuğu istediğini çabucak anlamıştı. Geriye sadece İblis’i sakinleştirmek kalıyordu. Konu ne kadar mantık dışı olsa da karşılarında İblisin anlık bir öfkeyle tüm okulu yıkabileceği su götürmezdi.

Bu sırada hızlıca bu çocuğun kimliğine dair bilgi vermeleri için diğer ustalara zihnen seslendi.

Ardından sakince söylendi. “Kıdemli sorunu anladım. Jeong eğer varlığınızdan haberdar olsaydı kesinlikle bu saygısızlığı yapmazdı. Sözüme güvenin lütfen. Öfkenizi anlıyorum fakat bir büyük olarak küçüğünüzü affedebileceğinizi düşünüyorum.” Dönüp Jeong’un dağılmış suratına baktı. “Nitekim cezasını da almış.”

İblis, havada sabırla cevabını bekleyen altı uzmana sert bir bakış attıktan sonra homurdandı.

“Bu büyük, öldürecek olsaydı bu kadar kelam etmezdi.”

İblisin cümlesini duyan altı uzman bilinçsizce tuttukları nefeslerini geri verdi.

İblis devam etti. “Öğrencim dış dünyayı tecrübe etmeli bu yüzden herhangi bir okula katılması için müsaade verdim. Buraya katılmayı uygun gördü. Eğer okulu yok edersem bu ona yararlı olmaz!”

Patrik Yulan tuhaf hissetti. Gerçekten böyle saçma bir mantık yüzünden mi hayatta kalmışlardı yani? Yine de düşündüklerinden farklı konuştu.

“Oh! Kıdemli hiç merak etmeyin, eğer fikrinizden caymadıysanız öğrencinizi aileden biri olarak göreceğimizden emin olun!”

Patrik Yulan iki şeyin farkına varmıştı. Öncelikle bu iblis tuhaf olmasına rağmen öğrencisine oldukça bağlıydı. Ve aralarındaki olayı çözdükleri düşünülürse; çocuk onlara katiyen katılmalıydı.

Araları iyi olursa durum tam tersine dönerdi ve bu zor zamanlarda böyle bir üstadın yardımını alma şansları dahi mümkün olurdu.

Gözleri tuhaf bir ışıltıyla parladı. Herkes tarafından yardımsever ve iyi niyetli olarak bilinen bu adam şuan tamamen çıkarlarına yönelik düşünse de, buna okulun iyiliği için denilebilirdi.

İblis, Patrik Yulan’ın ifadesini görünce suratını ekşitti. “Hayır… Sıradan bir öğrenciden fazlası olmayacak. Onu desteklemeniz farklı yardımcı olmanız çok farklı. İlla arzuluyorsanız belli etmeden kollayın yeter. Koşullar yumuşak olursa gelişimi sekteye uğrayacaktır. Mümkünse daha da zorlaştırın! Hahahah!”

Koruyucu Lord’ların suratı, iblisin düşünce tarzı karşısında hafifçe seğirdi. Yine de Patrik iblisi haklı bulmuştu.

“Kıdemli gerçekten bilge düşünüyor. Dediklerinizin uygulanacağından şüpheniz olmasın!” Patrik gülümsemeyle onayladı.

            İblis, onun tavrından okulun bir korumaya ihtiyacı olduğunu çabucak anlamıştı. Karen’in iyiliğini düşünüyormuş gibi görünen iblis keskin ve tehditkârca gülümseyip son kez söylendi. Bu seferki sözleri tüm dağı sallayacak kadar güçlüydü. Şüphesiz krallık şehrinden bile onu duyan insanlar olmuştu.

“Öğrencim burada konakladığı sürece, bu yüce olan, Yıldız Ruhu’nu gözlüyor olacak!”

Koruyucu Lord’lar ve Patrik bu cümleyi duyunca şok oldu. İblisin bedeni ve havadaki rakipsiz aura dağılırken öylece bakakaldılar. Kısa süre sonra her birinin yüzünde derin bir saygı ve minnet ifadesi belirmişti.

Patrik düşündü. -Bizim kötü durumumuzu fark etti. Hatta açıkça bizi kolladığını herkesin duymasını sağladı.-

Beyaz saçlı bu ihtiyar iyi biliyordu ki tek bir cümle şu anki durumlarına müthiş bir yardımda bulunmuştu.

Fu’ur ile olan ilişkileri bu aralar oldukça kötüydü. İşler karşılıklı tehditlere bile varmıştı. Ve emindi ki bugün bu üstadın söylediği sözler onlarında kulağına gidecekti. Ne kadar arsız olsalar da kesinlikle iki kere düşünmeden Yıldız Ruhu’na karşı hareket etmeyeceklerdi.

Patrik Yulan kaybolan auraya karşı saygıyla eğilip söylendi. “Bu küçük size en derin saygılarını sunuyor.” Dedi. Korucu Lord’larda onun gibi saygıyla eğilip şükranlarını sundu.

--------

            “Usta sonunda döndün. Bir sorun var mı? Kimlerle konuştun. Görmem için fazla yüksekti. Neler oldu. O son söylediklerine bakılırsa büyük bir sorun yok sanırım ha?”

            Karen ustasının döndüğünü fark ettiği gibi yorulana kadar sordu. Acayip tedirgin hissediyordu. Lakin her sorusuna rağmen ustası tüm soruları kısaca geçiştirip sorun olmadığı söyledi. Hatta sonunda öfkelenip kükredi.

            “Sorun yok dedim ya velet! Bır bır bır, kafa bırakmadın. Yorgunum, birkaç gün beni rahatsız etme!”

            Genç adam şaşkınca, söylenip meditasyon haline bürünen ustasına baktıktan sonra mırıldandı.

            -Lanet kızıl ihtiyar! Kendi kafana göre bir şeyler yapıyorsun bir de bana fırça çekiyorsun! Psikopat!-

            Karen ustasını görmezden gelip arkasını döndü. Tam hareket etmişti ki durup suratını ekşitti. Önce geldiği kısma sonrada biraz önce Bölge Üstadı Jeong’un bedeniyle parçalanıp gedik açılmış duvara baktı. Düşünceli bir ifadeyle bağırdı.

            “Hassiktir! Aşağı nasıl ineceğim!”

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1301

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1108

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 916

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 843

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 732

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 683

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 661

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 562

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 424

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 74

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16649 Üye Sayısı
  • 452 Seri Sayısı
  • 22399 Bölüm Sayısı


creator
manga tr