Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

KAREN - Bölüm 40 - Haddini Bil !


Karen doğrulduğunda bölge üstadının simasından hiç silinmeyen gülümsemesiyle onu izlediğini fark etti. Tedirgin hissetse de sessiz kaldı. Üzerine çevrilmiş bu gözler baskın bir hissiyata sahipti fakat sürekli ustasıyla zaman geçirdiği için soğukkanlı bir tavır sergileyebiliyordu.

Diğer taraftan Bölge üstadı Jeong karşısındaki rahat tavırlı bu gence karşı hafif bir şaşkınlık hissetmekten kendini alamadı. Biraz önce bu gencin basit bir şehirden geldiğini, herhangi güçlü bir klana mensup olmadığını öğrenmişti.

Lakin o da Vian gibi Karen’in Ruh Soyuna sahip olduğuna emindi ve hatta bir Youren olarak yetişim yapabildiğine göre değerli sayılabilecek bir tekniğe de sahip olduğu kesindi. Ayrıca sergilediği bu sakin tavrı da görünce şaşkınlığı çabucak silinip gitti.

Gayet emindi ki karşısındaki bu gencin kayıt bilgileri kesinlikle doğru olamazdı. Bu gencin yeteneğiyle ve aynı zamanda onun safça gizlediği arka planıyla ilgilenmeden edememişti.

“Oh, geldin demek. Evlat, çekinme otur.”

Karen meraklı gözlerle sandalyelerden birine kuruldu. Bölge üstadının onu çağırmasındaki sebebin illüzyonları parçalamasından kaynaklandığını tahmin ediyordu. Zaten ne sorarsa sorsun anlatacakları ezberindeydi.

“Karen Senka, ismin bu öyle mi?” diye söylendi. Açıkça şüpheli bir ifadesi vardı.

“Evet, Üstat.”

“Hımm, genç dostum. Dürüst olmama izin ver. Bazı şeyleri sakladığını görebiliyorum fakat bu konuda üstüne gelmeyeceğim. Her savaşçının sırları vardır. Bu yüzden biz üstatlar öğrencilerimizin, sadece yetenekleri ve potansiyelleri ile ilgiliyizdir. Aksi düşünülemez… Demem o ki, kökenin veyahut sırların gizli kalmaya devam edecek bu konuda için rahat olsun.  ”

Karen söz hakkı alamadan değişen konuyu görünce dikkatle dinlenmeye koyuldu. İçten içe soğukça söylendi. –Cidden, müthiş bir klanda doğmayınca böyle yeteneklere sahip olamaz mıyız? Hah! Hemen gözünün dibinde bir örnek var hâlbuki!-

Orta yaşlı adam rahat gülümsemesiyle devam etti. “Görebildiğim kadarıyla hem eşsiz yeteneklere sahip bir Ruh Soyuna hem de üstün ruh özü saflığına sahip bir dâhisin. Hehehe, eşsiz olmasa da böyle nadir bir ikili, bırak yeni nesli benim gibi bir ihtiyarı bile kıskandırmaya yeter.”

Bu sırada Karen’in zihninde ustasının soğuk ve keskin sesi gürledi. “Tahmin ettiğim şeyi isterse bu piçi doğduğuna pişman ederim…”

Genç adam şaşkınca neler olduğunu çözmeye çalıştığı sırada orta yaşlı adam devam etti.

“Yıldız Ruhu okulumda bulunmak dahi siz küçüklerin gelişmesi için bir şans fakat tahmin edersin ki herkes deneyimli üstatların ilgisine ve yardımına ulaşamıyor. Böyle bir şans az bulunur bir fırsattır.

Üstatlar genellikle kendisini yakalayabilecek hatta geçebilecek öğrencileri olsun ister. Bu yüzden her öğrencinin aynı fırsata sahip olması mümkün değil. Demek istediğimi anlıyor musun?

Bu üstat senin diğerlerine göre daha parlak bir geleceğe sahip olduğunu görebiliyor.”

Karen sonunda konunun nereye vardığını fark etti lakin Ustasının öfkesini hissedince yorum yapmaktan kaçınmaya karar verdi. Hoş iki tarafta ona söz hakkı tanımadığı için hafiften öfkeliydi.

“Üstat gereğinden fazla övüyorsunuz. Bu küçük o kadar da değerli değil.” Mütevazı bir tutumla söylendi.

Adam gür sakallarını okşayarak kahkaha attı. “Hoho, bu üstat yaşlı olabilir lakin gözleri henüz keskinliğini kaybetmedi. Daha fazla uzatmanın lüzumu yok, has öğrencim olmanı istiyorum ne diyorsun?”

Bölge Üstadı Jeong rahat bir gülümsemeyle Karen’in cevabını beklerken ansızın suratı derin bir şoka girdi.

Karen, orta yaşlı adamın ifadesinin neden kaynaklandığını çabucak fark ettiyse de elinden bir şey gelmedi. Böyle bir şeyin yaşanacağını kendisi de beklemiyordu. Şaşkınca bakakaldı.

Bunlara sebebiyet veren şeyi tahmin etmek pekte zor değildi. Çünkü bu sırada genç adamın Ruh Sarayından yayılan muazzam bir uğultunun yanı sıra, tüm oda ve hatta devasa kule bizzat sarsılmaya başlamıştı.

Bölge adeta rakipsiz şeytani bir aura tarafından ablukaya alınmıştı…

Bölge Üstadı, bu akıl almaz aura ve dehşet verici gücün etrafı süpürmesiyle birlikte adeta küçük bir ot parçası gibi savrulup duvara çakıldı. Sanki devasa bir el tarafında tokatlanmış gibi geride kalan el iziyle birlikte duvarın iç kısmına kadar gömülmüştü.

Henüz canlılığını koruyor olsa da ağzından akan kanlar ciddi bir darbe aldığını gösteriyordu. Adam hissettiği acıyı tamamen görmezden gelip gömüldüğü duvarda kalakaldı.

Dipsiz bir kuyudan boşanır gibi çevreye yayılan koyu kızıl ruh aurası yüzünden korkudan donmuş gibiydi.

Bırakın bu orta yaşlı savaşçıyı, formasyonlarla korunan devasa kule bile bu güç karşısında öylesine şiddetle sarsılıyordu ki kısa süre içinde yıkılacağı barizdi.

Karen şaşkınlık izleri taşıyan gözleriyle bir saniye içinde gerçekleşen bu kaosu izlemekle yetindi. Doğrusu ustasının böyle bir şey yapabileceğini beklemiyor olsa da şuan kesinlikle bu muazzam öfke karşısında ses çıkarmaya cesaret edemiyordu.

İlk kez ustasının bu derece öfkelendiğine şahit oluyordu. Soğukça terlerken yutkunmadan edemedi. Bölgenin kontrolünü ele geçirmiş gibi görünen bu ölümcül aura ise kesinlikle ona karşı herhangi bir tehlike arz etmiyordu.

Gerçi böylesine mantığı aşan bir ruh’un önünde tehlikeyi hissetmeden ölmek gayet mümkündü…

Ve sonunda ustasının öfkeli sesi sertçe yankılandı lakin bu seferkinin farkı zihninde değil tüm gökyüzünde yankılanıyor oluşuydu. Genç adam, göklerden gelen bir hükümdarın buyruğunu duymuş gibi istemsizce kafasını kaldırdıysa da dışarıyı görmesi mümkün değildi.

“HADDİNİ BİL! SENİ DEĞERSİZ PİÇ!”

Gökyüzünün görünen kısmı kızıl vahşet bulutlarıyla örtülmüş ve tüm alan adeta cehennem bölgesine dönmüş gibiydi.

Alanı baskılayan aurayı hisseden birçok güçsüz figür kan kusup yerlere kapaklandı. Her biri iliklerine yayılan sonsuz korkuyla titrerken gökyüzüne dönmüştü. Şüphesiz en kötü kâbusları bile böyle bir his veremezdi.

--------

Daha uzakta kalan ve diğerlerine oranla geniş sayılan merkez kulenin en üst katında, birkaç adam ve kadın ciddi bir havayla tartışıyordu.

Önemli konulara değinen ve hatta birbirlerine sert çıkışlar yapmaktan çekinmeyen bu grup altı kişiden oluşuyordu. Bir bakışta anlaşılacak şekilde uzman savaşçılar oldukları belliydi.

Buna rağmen gruptaki sinirli görünen beş kişi, önlerinde oturan koyu lacivert cübbe giyen beyaz saç ve sakallı bir figüre kesinlikle saygıda kusur etmiyordu.

Bu ihtiyar ve babacan görünüme sahip figür, sıradan ölümlü bir ihtiyar duruşuna sahip olmasına rağmen çevreye diğerlerinden çok daha üstün bir aura sızdırıyordu. Neredeyse tüm krallık şehrinde tanınan ve saygı duyulan bu adam Yıldız Ruhu Savaşçı Okulunun Patriği Yulan Zhiwei idi.

Tartışmanın ortasında sert ifadeli bir adam gürledi.

“O arsız aptalların tehditleri yüzünden Ata Patrik Yıldız’ın sınavını iptal etmek bize yakışıyor mu? Ne dediğinizi bilmiyorsunuz!”

Başka bir adam diğerlerini yatıştırmak için sakince mırıldandı. “Maduru, öfkeni anlıyoruz. Yıldız Ruhu tekniğinin, asli görevi imtihan maksatlıdır bunu hepimiz biliyoruz. Unuttuğun kısım okulu koruyan formasyonda gücünü bu teknikten alıyor.”

Olgun ve asil bir güzelliğe sahip başka bir kadın hızlıca söylendi.

“Fu’ur herhangi bir aptallık yapmaya kalkarsa formasyon onları engellemeye yetecektir. Maduru, senin dediğini yaparsak sınav boyunca Yıldız Ruhu tekniği gücünün çoğunu harcamış olacak, geri kalan güç onları engellemeye yetmez…”

Maduru isimli öfkeli adam kaşlarını çattıysa da sakin görünüyordu. Sert sesiyle tekrar araya girdi.

“Büyük kardeş Eins mantığınızı anlamıyor değilim. Oysa benim söylediğim bu davranışın fazla garantici olduğudur. Dediğin gibi bu aptallığı yapacaklarını sanmam, yapsalar dahi gücümüz onları durdurmaya yeterde artar bile. Formasyona güvenmemiz gerektiğini söyleyen kim!”

Şimdiye kadar sessiz kalmış gibi duran ve diğerlerinden çok daha genç görünüme sahip bir diğer kadın sert sesiyle uyardı.

“Maduru bahsettiğimiz şey basit bir kavga değil! Böyle bir çekişmede ölüm illa ki kendini gösterecektir! Herkesin hayatını koruyabilmek varken neden dostlarımızın hayatlarından olma riskine girmelerini arzuluyorsun! Koruyucu Lord olarak ne zamandır bu kadar mantıksız konuşur oldun!”

Bu sert çıkış diğerlerinin hafifçe irkilmelerine neden oldu. Gözlerinde beliren saygı ve korku izi açıkça belli oluyordu.

Maduru isimli adam derhal kafasını eğip sakin bir sesle mırıldandı. “Kıdemli Sun En, düşüncem bu şekilde değildi. Affedin.”

 “Haha! Biraz sakin olun çocuklar-” Patrik Yulan tam konuşmuştu ki herkesin surat ifadesi dondu.

Gökyüzünü titreten vahşi bir auranın varlığı suratlarına çalınan soğuk ve keskin rüzgâr etkisi yaratmıştı.

Patrik Yulan, derin endişe ve huzursuzluk hissiyle ayaklandı. Bir ışık demetine dönüşmeden hemen önce sertçe söylendi. “Büyük sıkıntı! Gidiyoruz!”

Hepsi ekşimiş suratlarıyla auranın yayıldığı Güney Kulesine bakıp ışık demetine dönüştüler.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 918

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 865

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 715

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 680

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 562

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 500

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 469

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 469

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 412

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 412

Popüler Orjinal Seriler

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 174

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 136

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 136

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 133

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 119

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 114

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 48

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 47

Angoria
Angoria
Beğeni Sayısı: 42

Site İstatistikleri

  • 7781 Üye Sayısı
  • 165 Seri Sayısı
  • 12012 Bölüm Sayısı


creator
manga tr