Korku dağları bekler. #Atasözü

KAREN - Bölüm 37 - Ustan Sana Öğretecek...


            Karen 2.Kıdeme ulaşınca odasına çekilip tekniklerini denemek ve yetişim yapmak arzusundaydı lakin bu gençlerle karşılaşınca biraz beklemeyi çok görmedi.

            Hep birlikte masaya geçtiklerinde Karen dostane bir ilişki kurmayı istediğini ve aralarında üstat ekine gerek olmadığını belirtti. Ardından herkes kısaca kendini tanıtmayı uygun gördü. Sözü, konuşmayı seven kumral genç aldı. “Daha önce söylediğim gibi adım Onka Fenx, Vian’ın kuzeniyim. Bu sene 16 yaşına bastım.”

            Doğrusu verdikleri bilgiler sadece Karen içindi. Masada onun dışında herkes birbirini yakından tanıyor gibiydi.

            Hemen ardından siyah saçlı cesur bakışlara sahip genç konuştu. “Ranmin Houn. 18 yaşındayım. Houn klanım, Fenx klanının da dâhil olduğu üç kardeş aileden biridir. Statüleri aynı klanlar olarak maalesef düşük güçlere sahibiz, bu yüzden sadece Daergon hanedanlığına bel bağlamayarak müttefik olduk. Ucu ucuna da olsa birlikte etkili bir güç sayılırız-”

Genç savaşçının aile konusunda susmak bilmez hale geldiğini gören yan taraftaki sıkkın ifadeli kız hemen sözünü kesti. “Büyük kardeş Karen, abimin kusuruna bakma lütfen. Bu konularda çenesi çabuk düşer.”

“Ne alakası var! Vian, savaşçı dostum Karen’in uzak bir bölgeden geldiğini söylemedi mi? Bende biraz olsun aydınlatmak istediysem ne var bunda! Hımh! Savaşçı dostum Karen seni sıkıyor muyum?”

“Oh! Sorun yok dilediğin gibi konuşabilirsin. Bu arada sadece Karen yeterli.” Diye belirtti Karen.

“Bak gördün mü?”

“Büyük kardeşin nezaketen bunları söylediğini anlamıyor musun? Hımh! Birde klanın genç efendisi olacaksın!”

Karen kardeş olduğunu daha net anlayamayacağı bu ikilinin tartışmasını bölmemek için Vian’a döndü.

“Ranmin, Houn klanının genç efendisi mi?” diye sordu.

Vian hemen açıkladı. “Aynen öyle. Babası yani şu anki klan patriği, Ranmin 4.Kıdeme geçtiğinde klanı ona devredeceğini söylemiş. Aslında eğitimini de direk kendisi veriyor diye biliyordum.

Anladığım kadarıyla heyecanlı karakterinin biraz törpülenmesi için buraya yollamış olmalı. Büyük kardeş Ranmin oldukça iyi biridir fakat bazen biraz fazla fevri davrandığı olmuyor değil, özellikle klan konuları açıldığında…”

Karen onaylarcasına kafasını salladı. “O kısmı anlamıştım zaten.”

Sonunda tartışmaya ara verdiklerinde genç kız konuştu. “Bu halimizi gösterdiğimiz için kusuruma bakmayın lütfen. Nerede kalmıştık. Ah, doğru ya, benim adım Liye Houn. Abim ve babamın aksine daha normal biri olduğum söylenebilir. Bende henüz 16 yaşındayım.”

“Sizinle tanıştığıma çok sevindim. Sanırım Vian sayesinde anlatacak bir şeyim yok. Hehe.” Karen konuyu kapatıyordu ki dördü de aynı anda başka bir soru yöneltti.

            “İllüzyonu nasıl kırdığını anlatmalısın, büyük kardeş!” Dedi Onka.

            “Ruh varlığın nasıl bir şey göstersene Karen!” diyen Ranmin’di.

            “Büyük kardeş, 2.Kıdem sınırını aşmak için ne yaptın?” diye sordu Liye.

            Herkesi sessizliğe iten asıl soru ise Vian’dan geldi. “Büyük kardeş, nasıl bir Ruh Soyuna sahip olduğunu sormam sorun olur mu?”

Karen, Vian’ın sorusuyla sessizleşen üçlüye baktı. Dört gencinde açıkça en çok merak ettiği konu buydu aslında.

Karen ise soğuk terler dökerken kaskatı kesilmişti. -Ruh Soyu mu? Kadim Miras’tan mı bahsediyor? Usta, nasıl fark edildik! Şimdi ne yapacağız?-

 -Usta?- Karen ikinci kez seslendiğinde neşeli ama uğursuz bir ses tonuyla karşılaştı.

“Başın ne çabuk sıkıştı öyle? Demin havandan geçilmiyordu, ukala dümbeleği! Haha! Şu ses tonundaki acizliğe bak!”

Karen kendi kendine sövdükten sonra devam etti. -Hadi ama usta! Bu önemli…-

“Küçük bir şartım var.”

-Ha? Tamam, söyle dinliyorum!-

 “Bu gece ilk iş eğitime geleceksin. Hahahaha!”

Karen başına gelecekleri fısıldayan bine yakın düşünceyi çabucak susturdu.

-Anlaştık. Nasıl çözeceğiz durumu, açıkla istersen!-

Tam bu sırada Vian araya girdi. Sesinde gizlenmiş bir hayal kırıklığı kendini belli ediyordu.

“Büyük kardeş söylemek istemezse anlarım. Bu konular özel sayılır.” Diğerleri de kafalarını sallayarak onayladı.

“Fark edildiğin falan yok, merak etme. Hehehe…” dedi İblis Duhan ve devam etti. “Daha sonra anlatırım. Şimdilik söylediklerimi belirtsen yeterli.”

Karen dinlemeye başlayınca kafası karışmış olmasına rağmen birkaç mantıklı çıkarım yapmıştı. Gerçekten de fark edildikleri falan yoktu.

Açıkçası onun yetişimini görenler aurasındaki üstün hissiyat yüzünden Ruh Soyuna sahip olduğunu düşünmüşlerdi ki bu kavram başka bir konuyla ilgiliydi.

Anladığı kadarıyla Ruh Soyu, aslında başka uzmanlar tarafından bırakılmış bir nevi destek gücü gibi bir şeydi.

Genç adam hafifçe öksürüp konuşmaya başladı. “Vian, anlatmak istemiyor değilim. Açıkçası bende pek bir şey bilmiyorum. Tesadüfi bir karşılaşmaydı. Bir şekilde sahip oldum işte.

Henüz pek bir ilerleme kaydetmiş değilim zaten. Şimdilik çözebildiğim kadarıyla sezgilerimi ve ruh gücüm üzerindeki hâkimiyetimi güçlendirmeye yardımcı oldu.”

Vian ve diğerleri Karen’in açıklamasını duyunca çabucak dikkat kesilmiş ve dinlemeye koyulmuşlardı.

Vian arzulu bir iç çekişle yorumladı. Ses tonuna bakarak böyle bir şeye sahip olmak istediği açıkça belliydi.

“Bende öyle tahmin etmiştim. Bazılarını çözmek oldukça zor diye duymuştum. İşin güzel kısmı çözülmesi zorsa o derece büyük katkıları oluyormuş.

Ahh! Seni kıskanmadım desem yalan olur büyük kardeş. Bu okulda bile Ruh Soyuna sahip çok az kişi var. Bence kendi kabiliyetlerin ve üstün arka planınla yükselmen oldukça kolay olacak…”

Vian’ın heyecanlandığı açıktı. Uzun uzadıya konuştuktan sonra diğerleri de Vian’ın fikirlerini onaylayan kelimelerle eşlik etti.

Lakin Karen şaşkın bir ses tonuyla araya girdi. “Üstün arka plan mı? Kimin?”

“Bunu saklamak için uğraşmana hiç gerek yok büyük kardeş. Fark ettiğim kadarıyla üstün hazinelere sahipsin. Ayrıca sıradan ailelerden gelen kimse bir Ruh Soyu edinecek kadar şanslı değildir.”

Vian sinsi bir ifadeyle açıkladı. Ona göre ilk karşılaştıklarında Karen ruh özünü üstün bir büyülü hazineyle saklamıştı. Ruh Soyu konusunda da mantıklı düşünüyordu.

Ruh Soyu diğer bir deyişle Ruh İzi, aslında eşsiz güçlere ulaşmış uzmanların ölmeden önce gelecek nesle aktarılması için bıraktıkları şeylere deniyordu. Bunlar genelde ya ruh özlerinin çok küçük bir kısmı ya da kendi yarattıkları tekniklerin basit temelinden ibaret oluyordu.

Sahip oldukları tekniklerin sadece basit temelini geride bırakmalarına rağmen bu temeli kullanan herhangi bir teknik oldukça üstün bir güç açığa çıkarabilirdi.

Veya bu uzmanların sahip oldukları ruh özlerinin çok küçük bir kısmında bile edindikleri içgörüler ve müthiş bir saflık bulunuyordu. Hatta öznitelikleri bile bazen onu bulup rafine eden kişiye geçebiliyordu.

Sonuç olarak geride bırakılan bu Ruh Soyları her önüne gelenin alabileceği bir şey kesinlikle değildi. Öncelikle muazzam şekilde saklanmış oluyorlardı. Doğrusu onları bulmanın tek bir yolu vardı o da çevreye yayılan oldukça gizli auralarını tespit etmekti.

Kaldı ki bu aura şimdiki savaşçıların sahip olduklarından daha üstün ve tuhaf bir şekilde adeta başka bir frekansa ait gibiydi. Bu yüzden tespit edilmeleri müthiş zordu.

Yine de onları tespit edebilecek derecede gelişmiş hazineler mevcuttu. Tahmin etmek kolaydı ki böyle hazinelere sahip olabilecek klanların güçleri hiçte azımsanacak cinsten olamazdı.

Vian’a göre bunlar göz önüne alınınca Karen’in arka planı dehşet verici bir oluşum olmalıydı. Doğal olarak bu konulara yabancı olan Karen ise çocuğun tahminini oldukça gelişigüzel bulmuştu.

Tam doğru dürüst anlatmaya koyulacaktı ki ustasının sert uyarısı kulaklarına çalındı.

“Her önüne gelene hiçbir desteğe sahip olmadığını anlatmayı mı planlıyorsun? Ahmak velet…”

Karen ister istemez bu uyarıyı haklı bulmuş olsa da çabucak konuştu. -Yalan söylesem basitçe ortaya çıkmayacak mı sanki?-

“Seni küçük gerzek! Sana yalan söyle diyen mi oldu?”

Karen’in öfkesi yükselmeye başlamıştı. Soğuk bir sesle mırıldandı. -İntikam aldığını biliyorum ama sövmeyi bırakmazsan sakinliğimi koruyacağımdan emin değilim, ustacığım!-

İblis Duhan bu boş tehdidi görmezden gelip keyifli bir sesle devam etti. “Neyse onu söyle!”

-Ha?- 

Karen, ustasının açıklamasını duyunca gözleri istemsizce parladı. Bunu tabi ki söyleyebilirdi sonuçta yalancı çıkacak değildi.

Gözlerindeki sinsi bir ifadeyle sorgulayan lakin komik görünen Vian ve diğer üçlüye dönüp ailesini anlatmaya koyuldu. Sonuna kadar anlatmasına izin verdilerse de dördünün de bakışları açıkça inanmadıklarını gösteriyordu.

Bu sefer ilk konuşan Ranmin oldu. Sesi sert ve canlıydı. “Kardeş Karen, babamda her zaman tüm gücümü açık etmeme mi söyler! Tabii bu sadece düşmanlarıma karşı takınmam gereken tavır.

Bazı konuları bize anlatmak istememeni hoş karşılarım fakat böyle basit yalanlar uydurmana gerçekten hiç sebep yok…”

“Bana akıl vermeden önce lafımın bitmesini bekle Ranmin. Yalan söylemek istesem fark edebileceğini mi sanıyorsun?” Karen ustasına duyduğu sinirle tahammülsüz bir durumdaydı. Sonuçta basit bir konu yüzünden kandırılmış ve söz vermek zorunda kalmıştı. Başına gelecekleri düşündükçe öfkeleniyordu…

Ve ister istemez acısını Ranmin’den çıkarmıştı. Gerçi genç adamın suratındaki tedirgin ifadeyi görünce çabucak pişman olmuştu.

“Kusura bakma biraz sert çıktım… Aklımı kurcalayan başka bir şey varda, hehe…”

“Oh! Önemli değil.” Diye gülümsedi Ranmin. Gerçekte ise biran kalbi titremişti. Karen’in normal davranışları bir yana, ciddileştiğinde gözlerinde beliren aura izi herkesin kaldırabileceği düzeyde değildi. Gücü düşük olsa da kökeni antik ve muazzamdı.

            “Her neyse, size anlattığım gibi sıradan bir ailede büyüdüm. Neden şüphe duyduğunuzu anlıyorum. Fakat böyle fırsatlara sahip olmamın gerçekte tabi ki bir nedeni var.

            Şans eseri ya da kader vasıtasıyla aşırı güçlü bir uzmanla karşılaştım. Ve bu kişi kendi rızasıyla ustam olmaya karar verdi. Açıkçası onunla karşılaşana kadar bir savaşçı bile değildim.

            Kısa sürede sahip olduğum her şey ve bu güç ustam sayesindedir.” Karen bu meseleyi anlattıktan sonra rahatladı. Dörtlü ‘Ha öyle miymiş!’ ifadeleriyle yavaşça konuyu sindirirken bekledi.

            “Ruh Soyunu bile onun sayesinde mi elde ettin?” diye sordu Vian. Artık şüpheli görünmüyordu.

            Karen onayladı. Yalan sayılmazdı. Hoş yalan söylemeyi umursadığı da söylenemezdi.

            “Ne şans ama! Böyle bir şeyi sana hediye edebiliyorsa gerçekten güçlü biri olmalı. Büyük kardeş, seviyesini biliyor musun?” dedi Liye. Genç kız hafifçe heyecanlanmış ve kıskanmış gibiydi.

             Karen sakince söylendi. “Yeryüzü Efendisi…”

            Vian, Liye ve Onka üçlüsünün, kulakları ile beyinleri arasında bilgi alışverişi sağlandıktan sonra şoka girdiler fakat beklenmedik şekilde sakin görünen Ranmin konuştu.

            “Yeryüzü Efendisi demek…” Ancak kendi söyledikten sonra ne söylediğini fark eden Ranmin’in eli ayağı boşalmış gibiydi. “Y… Yer.. Yeryüzü!! Ne dedin sen! Ustan bir- bir…”

            Manzara karşısında Karen kahkahasını zor tutmuştu. Ranmin tavrı muhteşemdi… Hoş ustasının kendini tuttuğu falan yoktu.

            “HAHAHAHA! Böyle mala dönersiniz işte! Benim gibi yüce bir iblisten bahsedildiği an insanlar işte böyle olmalı... Hahaha!”

            -Eh? Usta kimsenin seni övdüğü falan yok! Sakin ol!- Genç adam ustasının uzun zamandır beklediği bu ilgi karşısında nasıl bir değişim geçirdiğini görünce gözlerini devirdi. Eğer birisi ustasını görse kesinlikle tanımadığını söylerdi…

            Bu sırada sakinleşmiş gibi görünen üçlü arasından Vian yutkundu ve konuştu. Ranmin’in zihni henüz yerine gelmiş gibi değildi.

            “Büyük kardeş ustan gerçekten Yeryüzü Efendisi mi? Oh, bu akıl almaz bir şans! Seni öldürüp yerine geçmek istiyorum.”

            “Hehehe bu… Sence de fazla dürüst olmadı mı?”

            “Söylemedim varsayın.”

            Onka şaşkınlığıyla araya girdi. “Bu muhteşem büyük kardeş fakat neden bu okula geldin. Öyle bir ustaya sahipken… Çıldırmadın değil mi?”

            Karen derin bir nefes alıp en derin hissiyatlarını paylaştı. “Ahh… Cidden düşündüğünüz kadar iyi bir şey sayılmaz…”

            Dördü de dikkatle dinliyordu. Kimse onları suçlayamazdı. Şuan muhtemelen bu şehirde Karen’in ustası dışında bir tane bile Yeryüzü Efendisi yoktu. İşte bu efsanevi uzmanlar o kadar nadirdi… Bazı klan ve okulların böyle bağlantıları olsa da bu güçteki uzmanlar böyle uzak bir yerde kesinlikle pineklemezdi…

            “Tuhaf bir karakteri var. Hatta biraz şeytani… O işkence benzeri eğitimleri ve bunlardan keyif alması… Çok güçlü olabilir fakat kibri gücünden bile fazla…”

            Gençler şaşkınlıkla Karen’in huysuz ve sitemkâr sözlerini dinledi. Ne diyeceklerini bilememiş gibiydiler.

            Bu sırada öfkeli ses tabi ki gecikmedi. “Devam et ve seni nasıl eğiteceğimi göreceksin…”

            Karen’in biranda gözleri parladı. Söyledikleri ise tamamen terse dönmüştü.

            “Her şeye rağmen hayatta en çok saygı duyduğum savaşçı ustamdır. Ne kadar bilgili olduğunu tahmin bile edemezsiniz. Hele o engin anlamlar taşıyan kelimeleri yok mu! Konuştuğunda hiç susmasın istersiniz… Yarattığı teknikleri ve sahip olduğu gücü anlatmaya benim bilgim ve kelimelerim yetmez!”

Karen soluklanmak için ara verdi. Ona göre durumu çoktan eşitlemiş olmalıydı. Ustasının suratını bakınca yeterli olduğunu anladı.

Dörtlü ise Karen’in ustasıyla enteresan bir bağa sahip olduğunu düşünüyordu. Onlara göre bir Yeryüzü Efendisinin arkasından kötü konuşabilmek kesinlikle hayal gücünün sınırlarını aşıyordu. Böyle bir cesaret kimse de olamazdı ve bunu düşündüklerinde aralarının çok iyi ve samimi olduğu gerçeğine ulaştılar.

Tam bir kıskançlık krizine girmek üzereymiş gibiydiler…

Neyse ki Karen ustasını daha fazla övmek istemiyordu ve olabildiğince konuyu değiştirdi.

Gençler uzun süre sohbetlerine devam ettiler fakat genelde dönüp dolaşıp konuyu Karen’in ustasına getiriyorlardı. Ranmin açıkça onunla tanışmak istiyordu ve bu konuda Karen’in her istediğini yapmaya razıydı.

Genç adam ise neredeyse tüm sırlarını açığa çıkardığı için diğer dörtlü hakkında hemen her bilgiyi öğrene kadar konuşmaya devam etti.

------

            Karen odasına girdiğinde yatağına duygusal bir bakış attı. Simasındaki hüzünlü ifade kalpleri sarsacak türdendi.

            Başına geleceklerin huysuzluğuyla söylenirken yatağın üzerine oturup bağdaş kurdu. Hemen ardından zihni Ruh Sarayına ulaştı.

            Karşısında tuhaf bir şekilde enerjik ve sinsi bir sırıtışla dikilen devasa iblis, moralini geri gelmemek üzere kaçırmıştı.

            İblis Duhan sert bir sesle aklındaki cümlenin her kelimesini üzerine basa basa söyledi. Keyfi göklere uzanmıştı. “Bugün… Sana… Her… Söylediğinden… Sorumlu… Olduğunu… Öğreteceğim…”

Karen hayatında ilk kez bir tehdidin, gerçekte yapılacak eylem karşısında ne kadar yetersiz kaldığını öğrenmek üzere olduğundan habersiz şekilde oturduğu yerden kalkmaya çalıştı.

Henüz doğrulmamışken eşsiz bir güce sahip aurayı hissetti. Ne olduğunu anlamadan, kemiklerini parçalamaya yetecek bir güçle gelen tekme karnına gömülmüştü.

Suratı acıyla kasıldığında çoktan onlarca metre uzağa fırlamış ve boş bir torba misali ruh okyanusuna düşmeye koyulmuştu.

Allak bullak olmuş ve keskin bir acının haberini veren zihni birinin konuşmasını açıkça işitmişti.

“Ne mükemmel bir ustayım görüyor musun? Sana uçmayı bile öğrettim!! Zuhahhaha!”


 

Akşama 1 bölüm daha gelecek...




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1324

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1121

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 939

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 859

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 743

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 695

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 676

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 617

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 574

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 449

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 147

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 115

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 88

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17364 Üye Sayısı
  • 484 Seri Sayısı
  • 23485 Bölüm Sayısı


creator
manga tr