Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

KAREN - Bölüm 35 - 2.Kıdem


            Karen suratında şapşal bir ifadeyle orta yerde dikiliyordu. Hemen sonra ise çevreden çatlama sesleri yükselmeye başladı. İllüzyon bile, oluşan kargaşaya dayanamamış ve yavaşça parçalanmaya başlamıştı…

Genç adam kafasını toparlayamadığı için yardım almak istiyordu. Ustasına olan öfkesini çoktan unutmuştu.

Çatallaşmış bir sesle mırıldandı. “Usta neler olup bittiği konusunda beni aydınlatır mısın?”

Kısa bir sessizliğin ardından basit ve ilgisiz bir kelime zihninde yankılandı. “Gerzek…”

Karen beklenenin aksine sinirlenmedi. “Haa? Ne yaptım ki?”

Aslında denediği teorisinin sonucu az kalsın berbat bir finale uzanıyordu. Gerçi bırak tehlikeye girmeyi hem Kıdemi yükselmişti hem de illüzyon dağılmak üzereydi. Yani sınavı geçmiş olma ihtimali bile vardı öyle değil mi?

Ustası kibirle açıklamaya başladı. “Daha ne yapacaksın az kalsın geberip gidiyordun! Böyle saçma sapan bir şeyi denerken ne düşünüyordun, beyninde bir arıza mı var senin?”

Genç adamın suratı yediği fırçalardan sebep ekşidi. Hemen savunmaya geçti. “Oo! Böyle olacağını biliyorsan niye uyarmadın? Dur ben söyleyeyim, çünkü sende bilmiyordun!” Karen alayla sırıttı.

İyi biliyordu ki bu devasa kaynak ona özeldi. Yani başka biri aynı anda bu derece ruh gücünü kullanamaz ve hatta sahip olamazdı. Ustasının böyle bir deneyin sonucunu daha önceden bilmesi mümkün değildi.

İblis Duhan hemen söylendi. “Hah! Bunun konuyla ne alakası var! Anca konuşursun! Bu yüce iblis seni kurtarmasaydı ne halde olacaktın acaba? Hımh… Saygısız…”

Karen şaşkınlıkla bakakaldı. Bunu nasıl düşünememişti? “Biraz önce auramı kontrol eden sen miydin? Bunu nasıl yaptın?”

“Ukala velet önce bir teşekkür et!”

Genç adam babasından aldığı eğitim neticesinde her zaman yiğidin hakkını verirdi. Minnetle konuştu. “Teşekkür ederim usta! Ee, beni aydınlatma meselesine dönersek?”

İblis tembelce devam etti. “Her neyse benim gücümdeki birisinin o derece bir Ruh Bulanmasını durdurması gayet kolay.”

“Ruh Bulanması mı?”

“Hah! Bir boku bilsen şaşarım zaten…  Her neyse, Ruh Bulanması denen şey biraz önce yaşadığın durumlar için söylenir. Kısaca, ruh gücünün kontrolden çıkması yani…”

“Anladım, gerçekten de böyle sonuçlanacağını biliyordun yani?”

“Hehe… Dürüst olmak gerekirse bilmiyordum. Senin başına gelenlerin geçmişte bir örneği daha olduğunu bile sanmam… Ancak dikkat etmelisin evlat! Ruh Bulanması kolay engellenebilirdir, ruh gücün kontrolden çıktığı zaman sakinleşip meditasyon yaparak durumu yatıştırman gayet mümkün.

Velakin ruh bulanmasını durduramazsan başına gelebilecek en iyi şey, şayet şanslıysan acısız bir ölümdür…”

Karen hafifçe yutkundu. “Biraz daha açıkla lütfen usta, neye dikkat etmem gerekiyor?”

İblis tekrar tembelce nefeslendi. “Senin durumun biraz farklıydı, sonuçta kontrolünü kaybettiğin ruh gücü sana ait bile sayılmaz. Doğal olarak sonucunda ne yaşanırdı bilemiyorum. Şansına bunu yetişim yoluyla yaptığın için ve ben zamanında engellediğim için sorun yaşamadın ve hatta Kıdem atlamayı bile başardın.

Normalde ise Ruh Bulanması birçok farklı nedenden kaynaklanabilir. Biz savaşçıların hükmettiği bu güç her ne kadar kendimize ait olsa da gerçekte ruhani ve soyuttur. Bağımsızdır!

Tam olarak ona hükmetmek çok ama çok zordur. Bu konuyu şimdi öğrenmene gerek yok. Bu yüzden bilmen gereken, sahip olduğun ruhun çok az bir kısmına dokunabildiğin ve kullanabildiğindir.

Yapısı aşırı komplekstir. Ölümsüzler bile tam anlamıyla kavramış sayılmazlar. Ne demek istediğimi anlıyor musun?

Açıklamak gerekirse bu durum bir çobanın mesleğine benzer. Biz savaşçılar çobanız, ruhumuz ise hayvan sürüsüdür.

Bir sürüyü kontrol etmek için tecrübe ve bilgi gerekir. Hayvanları tanıman şarttır ve tecrübe kesinlikle olmazsa olmazdır… Sürüyü doğru dürüst kontrol edebilmeyi başarırsan yorulmadan en yüksek verimlilikte işini görebilirsin.

Lakin sürüyü kontrol edemezsen sonuçları felaket olur… Hayvanları kaybedebilirsin. Bazılarının ölümüne sebep olabilirsin. Hatta toprağı dahi yeterince tanımazsan zehirli bitkilerle beslenmelerine neden olup hepsini öldürebilirsin.

Bunları geçtim, sürü hayvanları akılsızdır. Basit yanlış bir yönlendirmeyle çobanı direkt ezip geçme ihtimalleri bile var. Belki zor bir ihtimal fakat sürü konusunda çok bilgisiz ve tecrübesiz olursan başına gelecek şeyler tam olarak bunlar…

İşte Ruh Bulanması da bu tecrübesiz ve bilgisizliğin sonucudur…

Eğer hükmedemediğin gücü kullanmakta diretirsen, bir çığ başlatmış olursun üzerine yıkılan…”

Karen huşu içinde ustasının anlattıklarını dinledi. Sanki zihni açılmış ve derin bir sakinliğe kapılmış gibi görünüyordu.

Genç adam her ne kadar ustasıyla küçük çocuklar gibi laf dalaşına tutuşsa da onun bilgisine ve yol göstermesine olan saygısı sarsılmazdı.

Her kelamına özen gösteriyor ve aklına kazımaya çalışıyordu. “Anladım usta, dikkat edeceğimden şüphen olmasın.”

Karen ustasını dinledikten sonra fark etti ki sağlam temelli bir güç istiyorsa önce Ruh’u anlamalıydı. En anlaşılmaz ve kadim olgu aslında Ruh’un bizzat kendisiydi… Nereden geliyordu, varlığının amacı neydi? Sadece beden gücünü arttırmaya yarıyorsa o halde neden sıradan ölümlüler veya basit mahlûkatta ruha sahipti?

Genç adam gözlerini kapatmış derin bir konuya doğru zihnini yönlendirmişti. Ve bu yüzden illüzyonun çoktan dağıldığını ve geniş salondaki minderin üzerinde sakince meditasyon halinde oturduğunun farkında değildi.

Ve asıl farkında olmadığı şey yakın çevresindeki katılımcıların, Vian’ın ve en önemlisi bu sınavın yapımcısı olarak sahnede oturan Bölge Üstadı Jeong’un bile şoka girmiş halde ona bakıyor oluşuydu.

----------

            Güney bölgesinin üstadı Jeong okulun saygın kıdemlilerinden biriydi. Statüsünün yüksek olmasının tek nedeni yetişim seviyesi değildi elbette. Okul patriğinin kardeşiyle evli olmasının yanı sıra savaş gücü yüksek olan ünlü bir savaşçıydı.

            Henüz kanının kaynadığı zamanlarda her türlü savaşçıya karşı gücünü sınamış bilhassa diğerlerinin girmekten korkacağı bölgeleri gezmişti.

            Defalarca umutsuz durumlardan kurtulmuş ve engin tecrübeler kazanmıştı. Bunların arasında en efsanevi sayılan ve bilineni hiç şüphesiz kazayla Araf’a girmesiydi.

            Cesur karakterine rağmen bu anı onun için hala korkutucu bir kâbustu. Beter bir tesadüf sonucunda, yanlışlıkla bir uzay kırığını adımlamış ve kendini Araf’ın Yinhall adı verilen bölgesinde bulmuştu.

            Orada yaşadıklarından sonra hala şükretmeyi unutmadığı şansıyla canlı kurtulmayı başarabilmişti. Hayatta kaldıktan sonra bu tecrübeler onun savaş gücünü yükseltmiş ve ünlü figürlerden biri haline getirmişti.

            Bu tecrübe Yıldız Ruhu okuluna Büyük Usta olarak katılmasını sağlamış ve duraksama göstermeksizin yükselmeye devam etti. Okulun ona sağladığı faydalar ise saymakla bitmezdi.

            Bunlar yüzünden okulun en sadık karakterlerinden birisi şüphesiz Jeong olagelmişti. Ardından Bölge Üstadı olacak kadar güçlenmesiyle sınav sorumlusu yetkisini ellerine almıştı.

            Okulun en onurlu görevlerinden biriside buydu. Sonuçta okulun geleceğiyle pekâlâ bağlantılıydı. Bu görevin yetkisiyle işlerini savsaklamadan en kaliteli imtihanı üretmiş ve birçok takdir toplamıştı.

            Zihin imtihanı, Yinhall Terörü…

            Son 30 yıldır bu imtihanı yürüten kişi kendisiydi. Ve bugünde olduğu gibi çok sayıda katılımcının her birini, bizzat deneyimlemiş olduğu olayın imtihan haline getirilmiş basit bir illüzyonuna sokup denetlemeye tabii tutuyordu.

            Oldukça ruh gücü harcayan bu illüzyon aynı zamanda herkesi kontrol etmesini ve sahip oldukları potansiyeli ve savaş gücünü incelemesini mümkün kılıyordu.

            Kontrol mekanizması olarak; sınavda başarısız olan lakin buna rağmen potansiyelleri ve güçleri yüksek gençleri keşfedip arzu ettiği gibi başarılı ilan edebiliyordu.

            Sonuçta sınavı kaybetmek güçsüz ya da yeteneksiz olduğunuz anlamına gelmezdi. Doğru bir eğitim, kömürü bile mücevhere çevirebilirdi. Jeong’un düşünce yapısı böyle açıklanabilirdi.

Nitekim bunun için kömürün bile bir nebze çaba göstermesi gerekmez miydi? İşte sınavda bu durumları gayet kolayca görebiliyordu.

            200 yaşını devirmesine rağmen orta yaşlı görünen bu ihtiyar gözlerini kapatmış sakince illüzyonları ruhen ziyaret ediyordu. Bu sırada kendi kendine mırıldanmaktaydı.

            -Hımm, bu Dengz klanının patriğinin oğlu değil mi? İyi eğitimli olduğu belli, sakinliğini koruyor.

            -Bu çocuğu tanımıyorum fakat iyi iş çıkarıyor muhtemelen iki gün içinde başarılı olacaktır.

            -Çok fazla ruh gücü kullanıyor… Yazık, çabucak tükenecek.

            Jeong hafifçe gülümsedi. Gördüğü kadarıyla bu seferki katılımcılar geçmişe kıyasla yüksek oranda potansiyel sahibi gençlere sahipti. Bu onun için sevindirici bir haber olarak görülebilirdi.

            Biraz daha göz gezdirdikten sonra ara verdi. Sonuçta sınav birkaç gün sürecekti. İlk düşenler bile en azından birkaç saat dayanabiliyordu. Bu yüzden hızla tükenen aurasını yenilemek için çevrede toplanan doğal ruh gücünü emmeye koyuldu.

            Birkaç dakika sonra orta yaşlı ihtiyarın kaşları çatıldı. İllüzyonlarından birisinde hafif bir dalgalanma hissetmişti.

            -Bu da neyin nesi? Biri başarılı mı oldu?

            Jeong bunun mümkün olmadığını biliyordu. Zaten bu dalgalanma normallerinden farklıydı. Adeta illüzyonun içine katılımcının kendi ruh gücü karışıyormuş gibiydi.

            1872 katılımcının arasında bu kadar hafif bir dalgalanmayı tespit etmek zordu. Biraz düşünüce dalgalanmanın haline bakarak tahmin yürüttü. Hemen ardından suratında öfkeli bir iz belirmişti.

            -Sınavın ortasında yetişim yapıyor olamaz değil mi?

            Jeong öfkeliydi çünkü biliyordu ki böyle bir sınavın ortasında yetişim yapmak mümkün değildi. Eğer bunu gerçekten yapıyorsa o halde sınavı görmezden gelmiş ve henüz başlamamış birisi vardı…

            Öfkeliydi çünkü bu onu görmezden gelmekle aynı şeydi. Sınav için aşırı derece ruh gücü tüketiyordu lakin buna rağmen katılımcılardan birisi kafasına göre ormana girmeyi reddedip yetişim yapıyordu öyle mi? Kabul edilemez!

            Bölgeyi taramaya devam ederken salonun ortasında fırtına gibi yayılan bir ruh gücü tespit etti. Gözleri şak diye açıldı.

            Şaşkınlıkla, salonun orta yerinde minderlerden birine oturmuş siyah saçlı gence bakakaldı.

            Altın renkli ve 1.Kıdemin zirvesinde görünen ruh gücü vahşi bir tavırla dalgalanıyordu.

            Jeong’u şaşırtan iki şey vardı. Öncelikle hayatında ilk kez bu kadar güçsüz olmasına rağmen heybetli bir his veren böylesine tuhaf bir ruh gücü görüyordu! Ruh soyları taşıyan savaşçıların aurası bile bu kadar üstün bir his yaymazdı…

            İkincil olaraksa 30 yıldır ilk kez biri sınavın ortasında Kıdem atlıyordu!

            Hatta bu normal bir yetişim bile değildi. Delicesine yükselen bu auranın heybetine diyecek yoktu.

            Jeong hemen sakinleşip çocuğun illüzyonuna girip ne yaptığına bakmaya koyuldu. Lakin başarısız olup kaşlarını çattı.

            -Mümkün değil! Kendi illüzyonuma giremiyorum! Bunu yapan bu çocuk mu?

            Tekrar denediyse de yine başaramamıştı. Adeta karşı taraftan onu ittiren başka bir kuvvet söz konusuydu.

            Yine de aklı almıyordu. Nasıl bir kuvvet onun gücündeki birini geri ittirebilirdi ki?

            Şoke olmuş bir ifadeyle açılan gözleri siyah cübbeli çocuğun üzerine düştü. O anda yarattığı illüzyonda muazzam bir dalgalanma hissetti.

            -İllüzyonlardan biri kırılıyor! Benim yarattığım illüzyonlardan birisi nasıl kırılır! Neler oluyor bu lanet yerde!

            Etki o kadar güçlüydü ki anında parçalanmaya başlayan bu illüzyonun o siyah saçlı çocuğa ait olduğunu çabucak fark etmişti.

            Tam bu sırada çocuğun ruh gücü aniden katlanarak yükseldi. Görkemli bir hiddetle yakın çevresini yayılıp dalgalanırken daha da tuhaf bir şey yaşandı.

            -Eh? Bu çocuğun ne biçim bir ruhu var böyle!

            Şaşkındı çünkü gözlerinin önünde onu bile etkileyen tuhaf bir heybete sahip ruh gücü, temas ettiği diğer katılımcıların bile illüzyonunu darmaduman ediyordu. Tek başına birkaç illüzyonu kırıp parçalamıştı.

            En sonunda zirveye ulaştığındaysa sessiz salonda boğuk bir patlama sesi duyuldu.

            *Gümm*

            Altın renkli ruh gücü daha koyu bir tona geçiş yapmış ve aurası açıkça değişmişti. Bu, Kıdem yükselişinden başka bir şey değildi…

             Jeong ne düşüneceğinden emin değilmiş halde öylece genç yaşlardaki çocuğu izliyordu.

            -Cidden Kıdem atladı! Ve kendi illüzyonuma girmeme engel oldu. Yetmezmiş gibi sadece aurasının heybetiyle kendisinin ve yakınlardaki diğer katılımcıların illüzyonunu parçaladı... Ne canavar ama!




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1301

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1108

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 919

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 843

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 732

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 684

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 662

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 562

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 424

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 74

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16668 Üye Sayısı
  • 452 Seri Sayısı
  • 22403 Bölüm Sayısı


creator
manga tr