"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

KAREN - Bölüm 34 - Yinhall Ormanında Kaos


Karen huysuzca kıpırdanıp ayağa kalktı. Mor, kızıl ve siyah bulutlarla bezenmiş kasvetli gökyüzüne bakarken nereye geldiğini düşünmesine bile gerek yoktu. Bulunduğu yer geniş kurak bir arazinin, ölü bir ormana olan sınırıydı.

Karşısındaki orman bile ona aşina olduğu bir his yayıyordu. Keskin bir tehlike hissi!

Genç adam Araf’ın farklı bir bölgesinde olduğunu düşünüyordu. Her ne kadar manzara benzer olsa da önünde sıkça sıralanmış ağaçlar, Gece Geçidi bölgesindeki kan renkli ağaçlardan farklı olarak simsiyahtı. Yine de aynı şekilde çoktan kuruyup gitmişlerdi.

Karen şüpheyle sordu. -Usta bunu sen yapmış olamazsın değil mi?-

İblis Duhan onun sorusunu görmezden gelip anlatmaya koyuldu. Sesindeki ilgi belirgindi. “İşe bak! Şuncacık velet meğer Yinhall’ı gezmiş ha? Sağ kurtulduğuna göre en az senin kadar şanslı olmalı. Hehehe!”

Karen’in neden bahsettiğini anlamadığını fark edince sakince açıklamaya devam etti. “Burası Yinhall. Sana gösterdiğim Gece Geçidi’nin doğusunda, oldukça uzaktadır.”

  Genç adam, Gece Geçidinde yaşadıklarını anımsayınca merakla sordu. “Bölge Üstadının buraya geldiğinden emin misin?”

“Saçma sapan sorular! Deneyimlemediğin bir şeyin illüzyonunu yaratamazsın… Belki birçok farklı olguyu birleştirerek özgün bir mekân yapılabilir lakin yine de gerçeklerinden esinlenmeden tamamen yeni bir şey yapmak mümkün değil.”

Karen parlayan gözlerle kafasını salladı. Bölge Üstadının burayı deneyimlediği kesinleşince ona karşı hafif bir yakınlık hissetmeden edemedi. Sonuçta benzer sıkıntılar geçirmiş gibiydiler.

Tam bu sırada illüzyon dünyasında Bölge Üstadının sesi yankılandı.

“Sınavınız ormana girdiğinizde başlayacak…-

Karen cümleyi duyunca tekrar ormana göz gezdirdi. Derince iç çektikten sonra kararlı bakışlarını takındı.

“Peki bu Yinhall’da dikkat etmem gereken ne var?” Genç adamın merak ettiği konu tabi ki buydu. Ustasının dediğine göre Ruh Parçalayan İblisleri sadece Gece Geçidinde varlığını sürdürüyordu. O halde buradaki bela neydi? Hafifçe yutkundu.

İblis Duhan alayla sırıttı. Karen’in keyfi, bu muzip ifadeyi görünce kaçmıştı. Kavr Zaun olarak bilinen bu acımasız iblisin yüzündeki ifade ona tek bir şeyi açıkça göstermişti. Hoş peşinden gelen cümle gayet açıklayıcıydı.

“Ormana gir anlarsın… İntikam zamanı, seni saygısız velet! Hahaha!”

Karen kaskatı kesilmiş suratına rağmen hızlıca toparlandı. Suratında çarpık bir gülümsemeyle tatlı dilini kullandı. “Ustam! Aramızdaki bağın ne kadar kuvvetli olduğunu biliyorsun öyle değil mi? Biz akraba gibiyiz.

Akrabalar birbirlerine samimi davranır. Arada bir şımarıkça saygısızlık yapmış olabilirim ama bu sana olan bağlılığımı etkilemez. Bunu biliyorsun.”

İblis sırıtmaya devam etti. “Güzel denemeydi. Bu yüceler yücesi şanlı iblis sana bir ipucu verebilir.”

Karen hemen heyecanlandı. “Dinliyorum usta!”

“Hoho! O kadar basit değil.”

Genç adamın suratı ekşidi. Anlaşılan boşuna yağlamanın faydası yoktu. İfadesi hemen soğuklaştı ve bıkkınca sordu “Ne istiyorsun?”

Kızıl ihtiyarın çıkarcı tavrını nasıl unutmuştu ki? İblisin sesindeki keyif ise daha da yükseldi.

“Neden öfkeleniyorsun evlat? Sadece birkaç cümle söyleyeceksin o kadar…”

Karen şüpheyle sordu. “Ne söyleyecekmişim?”

-----

            Genç adam öfkeyle ormana doğru yürürken aynı zamanda söyleniyordu. Ustasının kahkahaları zihninde yankılandıkça sinirden köpürdü.

            -Arsız yalancı bunak!-

            Karen sinirlenmekte haklıydı. Ustası ondan saygısını ve edebini takınarak samimi özürler sıralamasını istemişti. Karen ise bunda tuhaf bir şey göremedi. Özür diledi. Hatta birçok övgüde bile bulundu.

Peki, o lanet ihtiyarın verdiği ipucuna ne demeliydi?

            “Orman tehlikeli dikkat et!”

            -Asıl senin anan tehlikeli! Orman tehlikeli ne demek! Bunu bende söylerdim!-

            Genç adam öfkesiyle birlikte yavaşlamadan siyah devasa ağaçların çevrelediği ormana girdi.

            Ruh gücünü sınırlarına kadar salmıştı. Sinirli ifadesiyle çevresine göz gezdirirken dikkati elden bırakamıyordu. Tehlike hissi aralıksız yağan yağmur gibiydi.

            Genç adam tereddüt etmeden babasından aldığı küçük siyah hançeri kavradı. Kısa bir süre sonra zeminde gözüne çarpan tuhaf hareketlilik dikkatini o yöne çekti.

            Biraz ilerisinde kuru yaprakların arasında hareket eden bir şey vardı. Mesafeyi koruyup pozisyon aldı. Neyle karşılaşacağını bilmediği için yaklaşmaya çalışmıyordu.

            Lakin biraz daha inceledikten sonra hareketliliğin aslında toprağın altında olduğunu keşfetti. Sanki küçük bir yılan toprağın hemen altında kıvrılıp ilerliyor gibiydi.

            İşin tuhaf kısmı sadece küçük bir bölgede gezinip duruyordu. Karen gözlerini ayırmadan eğilip yerden bir taş aldı. Birkaç adım geri çekildi. Beklemenin ona bir yararı yoktu.

            Bıçağını sol eline alıp göğsünün önüne getirdi. Beklenmedik bir durumda kalırsa onu savunmak için kullanabilirdi.

            Hazırlığını yapınca, avuç içi boyutlarındaki taşı sıkıca kavrayıp gerildi. Birkaç nefes boyunca zeminin altındaki hareketliliği takip ettikten sonra müthiş bir kuvvetle taşı fırlattı.

            Küçük taşın, elinden çıkmasıyla hedefine çarpması neredeyse aynı anda gerçekleşti. Karen’in 1.Kıdemin zirvesindeki kas gücüyle atılan bu taş parçalanmadığı sürece değil toprağı metali bile rahatlıkla delip geçebilirdi.

            Taş bir ‘puf’ sesiyle birlikte zemini deldi. Ne kadar ilerlediği ise belirsizdi. Taşın toprağa girmesiyle birlikte harekette kesilmişti.

            Karen kol genişliğindeki deliğe baktı. Ne bir hareket ne de başka bir tepki yoktu.

            Genç adam tam deliğe doğru hareketlenmişti ki bilinçsizce irkildi. Bu tehlike hissini kolayca tanıdı fakat çok geç kalmış gibiydi.

            Kırbaç sesine benzer bir gürültüyle sırtına inen darbe sendelemesine neden oldu. Karen hemen başka bir yöne çekilip arkasına baktı.

            Hiçbir şey yoktu! Genç adamın gözleri şaşkınlıkla aralandı. Sırtından yayılan keskin sızıyla suratını ekşitip dikkatle çevresini gözlemlemeye devam etti.

            İllüzyon olması nedeniyle herhangi bir aura tespit edemiyordu. Bu çevreyi daha da tehlikeli bir hale sokmuştu.

            Ne yapacağını düşünürken aklında yeni bir fikir oluştu. Madem aura tespit edemiyordu o halde tüm hareketleri hissedebileceği bir alan oluşturabilirdi.

            Genç adam ruh gücünü adeta bir teknik kullanır gibi çevreye yaymaya başladı. Altın alevlere benzer ruh aurası genişleyip beş metre çapındaki alanı doldurdu.

            Herhangi bir hareketlilik sezinlemeyince mesafeyi arttırmaya çalıştı. Lakin sınırı buydu. Daha fazlasını kullanamıyor daha doğrusu hükmedemiyordu.

            Dikkati dağıldığı sıra hemen ayaklarının altında oluşan kıpırdanmayı keşfetti. Görsel temas sağlamasına gerek yoktu. Aurası herhangi bir hareketi keskin bir şekilde hissedebiliyordu.

            Genç adam sıçrayıp ağaç dallarından birine yerleşti. Zeminden ayrılmasıyla birlikte hareketlilik anında duraksamıştı…

Bir çözüme ihtiyacı olduğunu biliyordu fakat farkındaydı ki önce tehlikenin neyden kaynaklandığını çözmeliydi.

            Bu yüzden ruh aurasını daha geniş bir alana yayması gerekiyorsa ne yapmalıydı? Karen bir süre daha düşününce gözleri parladı.

            -Yetişim yapacağım!-

            Bunun oldukça mantıklı bir fikir olduğuna karar vermişti. Ruh aurasını çoğaltmak için, onu kullandığı esnada yetişim yaparsa normalden çok daha fazla ruh gücü emmesi gerekecekti. Sonuçta bir kısmı yetişim için emilirken diğer kısmı dağılacaktı.

            Peki ya, çektiği ruh gücünü damarlarından dışarı yönlendirirse… Belki teknik bağlamda onu güce çeviremez ve kullanamazdı. Çünkü tüm güç dağılıp gidecekti. Ancak istediği şeyde tam olarak buydu!

            Tek yapması gereken dışarı yönlendirdiği ruh gücünden bağlantısını koparmamaya çalışmaktı.

            Genç adam sinsi bir gülümsemeyle yetişim tekniğini harekete geçirdi. İlk kez ruh gücünü kullanırken aynı zaman yetişim yapmayı deniyordu.

            Herhangi bir sorun çıkma ihtimaline karşı hazırlıklı ve dikkatliydi.

            Elektrik cızırtıları eşliğinde ruh sarayındaki yıldırımlar açığa çıkıp harekete geçti. Büyük miktarda ruh gücünü bedenine taşımaya başladılar.

            Lakin birbirinin tersi gibi görünen bu işlemler yüzünden ruh sarayının dışına çıkarılan ruh gücü anında dağıldı.

            Karen tekrar denedi. Sonuç yine aynıydı.

Okyanustan çektiği ruh gücü, yetişim ve kullanıma dağıtmak için yetersizdi ve sürekli deveran olan aktif kullandığı ruh gücünün baskısı altında ilerleyemiyordu bile.

            Genç adam dişlerini sıktı. Tekniği sınırlarına kadar zorladı. Adeta akıl almaz bir vakum yaratmışçasına yıldırımlar oburlaşıp şişti.

            Öncesine nazaran üç-dört kat fazla ruh gücü yukarı taşınmaya başladı. Karen ise bu etki karşısında dişlerini kıracak kadar çenesini sıktı.

            Bedenine muazzam bir yük binmiş gibiydi. Ve dışarı taşınan bu ruh gücü saraydan ayrıldığı gibi ruh damarına girdi.

            Ruh damarı dahi bu derece bir yük karşısında şişmek zorunda kalmıştı. Adeta çatlamak üzereydi.

            Bu durum Karen’in bedenini parçalanacakmış gibi hissetmesine neden oldu. Aslında şuan hatalı bir fikir ürettiğini düşünüyordu.

            Eğer bu bir illüzyon olmasaydı, hareketsiz hali yüzünden öldürülmesi işten bile değildi.

            Genç adam vazgeçmek üzereydi ki acısına rağmen gülümsedi. Bedenine taşınan ruh gücü aşırı fazla olduğundan neredeyse yüzde doksanı dışarı akmaya başlamıştı.

            Sonunda istediği olmuştu. Çevreye yayılan ruh gücü akıl almaz boyutlardaydı. Ve karen bu auraya kendisininkini karıştırarak köprü oluşturdu. Biranda keskin hisleri onlarca metre çapındaki bölgede hemen her şeyi hissedebiliyordu.

            Genç adam buna daha fazla katlanacak gibi değildi. Katlandığı işkence onu bayılmaya zorluyordu…

            Bilincine asılarak dikkatini çevreye yoğunlaştırdı. Çabucak tüm alanı taradı. Sonuç alamayınca daha fazla zorladı. Sıktığı elleri yüzünden kemikleri çatırdıyordu.

            Uzun süre dayanması mümkün değildi bu yüzden yem olmaya karar verip aşağı atladı. Adeta omuzlarında bir dağ varmış gibi zorlayıcı birkaç adım attıktan sonra hafif bir hareketlilik sezinledi.

            Beklemeden yer altındaki bu alana doğru aurasını yolladı. Zemini görmezden gelen ruh gücü süratle ilerleyip bu varlığa temas etti.

            Karen tespit ettiği şey karşısında şoka uğramıştı. Bu şok bile bilincini birkaç saniye daha korumasına yetecek türdendi.

            Genç adam hemen kendine gelip yetişimini sonlandırmaya çalıştı. Bu sefer ikinci kez şok oldu. Lakin bu seferki içini korkuyla dolduran bir şaşkınlıktı.

            Yetişimini durduramıyordu!

            Sanki çatlamış bir kova gibiydi. Su basıncı yüzünden delik kapanmıyor adeta gittikçe büyüyordu!

            Karen çekilen ruh gücü boyutlarının daha da çoğaldığını hissedince tüm vücuduna acıyla bezenmiş bir kramp girdi.

            Acının boyutu katlanabileceği sınırı aşmıştı! Gözleri amaçsızca dolandıktan sonra göz kapakları yavaşça birbirlerini karşıladı.

            Lakin henüz ufacık olan bilinci aniden harlamış bir ateş gibi kendine geldi.

            Aktif haldeki ruh gücü kabarmaya başladı. Sanki boşa akan ruh gücüyle yarışıyormuş gibi çalkanıp yükseldi.

            Altın renkli aurası, alev kırbaçlarına dönüşüp öfkeli dalgalar gibi cisimleşti. Karen yavaşça kendine gelirken aynı zamanda acısı hafiflemeye başladı.

            Suratında inanamaz bir şok ifadesi vardı. Kendi ruh gücü sanki bilinç kazanmış gibi hareket ediyordu.

            O an aklı yerine geldiğinde çevredeki tehlikeyi hatırladı.

            Ağaçlar!!!

            Buradaki tehlike bu lanet ağaçlar yüzündendi. Her ne kadar dışarıdan ölü gibi görünseler de kökleri yeraltı yılanları gibi hareketliydi.

            Ve oldukça saldırgan görünüyorlardı. Lakin Karen tehlikeyi anımsamasına rağmen buna fazla dikkat etmedi. Sonuçta şuan iki farklı ruh gücü salıyor ve ikisini de kontrol edemiyordu!

            Genç adam öylece, çıldırmış gibi çevreyi yakıp yıkan ve okyanustan gelen ruh gücünü bastıran aurasına baktı.

            Şuan hiçbir ağaç kökünün ona saldıramayacağını biliyordu. Eğer açığa çıkarlarsa bu iki ruhun kapışması arasında toza dönerlerdi…

            Kısa bir süre sonra altın renkli aura, dışarı akan ruhu görmezden gelip ana kaynağa yoğunlaştı. Kendi ruh gücü, kendi kendine, ruh sarayındaki deliklere bağlı damarlara ulaşıp yolu kesti…

            Karen aptallaşmış ifadesiyle sadece izliyordu…

            Ve sadece bir nefeslik sürede Altın aura, ruh sarayında taşıma işlemini yapan yıldırımları sarmalayıp sıkıştırdı. Aniden, parçalanan cam gibi tüm yıldırım arkları toza dönüşüp kayboldu…

            Altın renkli ruh gücü görevini başarıyla tamamlamış gibi dışarı akın etti. Devasa bir baskıyla alana yayılan aura adeta parlak bir ateş gibi sakince dalgalanıyordu. Anlaşılan sonunda bilinçsiz haline geri dönmüştü…

            Karen olayların bitişiyle kendine gelmeye başlamıştı ki üçüncü şokunu yaşadı!

            Geniş ormanın ortasında sanki geziye çıkmış gibi rahatlıkla durmuş kendine bakıyordu. Ansızın şaşkın bir sesle kükredi.

            “2.Kıdeme ulaşmışım!!”




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1324

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1121

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 939

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 859

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 743

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 695

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 676

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 617

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 574

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 449

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 147

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 115

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 88

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17364 Üye Sayısı
  • 484 Seri Sayısı
  • 23484 Bölüm Sayısı


creator
manga tr