Bekleyin okuyun ve öğrenin... #Örkün

KAREN - Bölüm 33 - Yine mi?!


Karen sabahın erken saatlerinde huzurlu bir şekilde uyandı. Yavaşça hazırlandıktan sonra yüzüğünde depolanmış yiyeceklerden atıştırdıktan sonra aşağı inmeye karar verdi.

Geniş salona indiğinde hafifçe şaşırdı. Koca salonda sadece birkaç kişi vardı. Bir an saati yanlış algıladığını düşünüp korkmadan edemedi.

Gözleriyle çevresine bakınırken aynı yerde oturan Vian ile gözleri buluştu. Çocuk, oturduğu masada genişçe gülümseyip el salladı.

Karen etrafına son bir bakış attıktan sonra Vian’ın yanına gidip oturdu.

“Günaydın Büyük Kardeş Karen, senide uyku tutmamış olabilir mi?”

Karen gülümseyerek cevapladı. “Aslında gayet keyifli uyudum. Yine de geri kalanlar benden daha rahat gibi görünüyor.” Tekrar boş bir görüntü çizen salona baktı.

Vian ise kıkırdamaya başladı. “Hehe! Yanılıyorsun büyük kardeş. Aslında burada senden daha rahat birini görmek mümkün değil. Hemen herkes son ana kadar eğitim yapıyor ve kendini hazırlamaya çalışıyor.”

Karen’in kaşları kalktı. “Oh! Bunu düşünememek benim hatam. Gerçekten de biraz fazla rahatım sanırım. Hahaha!”

            Daha başka bir şey söyleyemeden Vian’ın gözleri irice açıldı. “Büyük Kardeş!” diye kükredi.

            Karen hemen irkildi. “Ne oldu, Vian? Sakin ol!”

            “Sen.. Sen. Yine mi güçlendin!”

            Karen çocuğun hareketleri yüzünden endişelenmişti fakat böyle bir şey işitince şaşkınca bakakaldı. -Bu lanet çocuk ne saçma bir hazineye sahip böyle!-

            “Hazine sayesinde değil, hassas bir algıya sahip. Noe özniteliği sayesinde dikkat ettiği her auranın en ufak değişimini fark edebilir.” Diye yorumladı ustası.

            Karen bir nebze kıskanmıştı. Aslında aurası gelişmemişti çünkü zirveye daha önce tırmanmıştı. Bu yüzden ilerlemesi mümkün değildi. Buna rağmen tekniklerinde bir nebze ilerlemişti fakat Vian bu kadar silik bir şeyi bile anında fark etmişti. Kesinlikle dehşet verici bir algıya sahipti…

            Genç adam hızlıca konuştu. “Vian abartıyorsun sadece biraz çalıştım o kadar, önemsenecek bir şey değil.”

            “Hadi ama büyük kardeş! Benimle dalga geçme, biraz gelişmenin ne demek olduğunu çok iyi biliyorum. Bunun senin durumunla alakası yok ki! Auranın havası daha da yoğunlaşmış. Neredeyse Kıdemin sınırlarını zorluyor! Önceki gün zirveye çok yakındın. Dün zirveye ulaşmayı başarmıştın. Bu da yetmezmiş gibi bugün daha da kuvvetlenmiş haldesin! Neyle besleniyorsun yahu!”

            Karen adeta soğuk terler döküyordu. Bu çocuğun böylesine akıl almaz bir yeteneği olduğunu tahmin edemezdi. Düşünerek açıklamaya koyuldu. “Bazı yardımlar alıyorum onun dışında birazda yetenekliyim işte. Çok önemli sayılmaz. Hehehe!”

            Vian şaşkınlığına rağmen durumu göz ardı etmeye çalışan Karen’in üzerine gitmedi. Henüz yeni tanışmışlardı. Karşısındaki gizemli genç adamın her sırrını açıklamasını bekleyemezdi. Sonuçta anlaştıkları gibi ufak tefek sırlarını saklı tutarak arkadaş olmaya karar vermiştiler.

            Yine de Vian meraklı bir kişiliğe sahipti. Onu sessizce incelemeye devam ederken sıradan konulardan sohbet etmeye karar verdiler.

            “Krallık şehrinde yaşadığını söylemiştin. Bölgeye oldukça yabancı olduğumu fark etmişsindir. Herhangi bir birliğe ya da klana mı mensupsun?” diye sordu Karen. Buradaki birçok genç güçlü oluşumlara üyeydi. Çoğu da soy isimlerini taşıdıkları klanların çocuklarıydı. Lakin Karen hiçbir birliği veya klanı tanımıyordu.

            Vian hafifçe gözlerini devirmişse de gülümseyerek konuştu. “Fenx ailem küçük bir klandır. Pek nüfuzlu olduğumuz söylenemez. Daergon hanedanlık klanına bağlı küçük alt ailelerden birisi olduğumuz için varlığımızı sürdürebiliyoruz.” Diye açıkladı.

            Karen, Vian’ın bu konu hakkında değişken ruh halini görünce konuyla ilgili hassas olduğu çıkarımını yaptı.

            Geri kalan sürede Karen şehirle ilgili bilgiler edindi.

            Daergon Krallığındaki sözde en güçlü oluşum, Daergon Hanedanlık klanıydı. Fakat söylendiği gibi bu sadece sözdeydi.

            Gerçekte, en etkin güce sahip olanlar üç yetişim okulundan başkası değildi. Fu’ur Siyah Gizem Okulu, Yıldız Ruhu Savaşçı Okulu ve Antik Gargan Canavar Okulu…

            Fu’ur Siyah Gizem Okulu, bölgedeki en acımasız şeytani oluşum olarak biliniyordu. Yetiştirme teknikleri ve öğretim biçimleri, zorlayıcı ve kanlı yollar gerektiriyordu.

Ve bilinene göre bu okulun bağlılığı başka bir krallığa ya da klana aitti. Daergon krallığında sadece basit bir şubeye sahiplerdi. Buna rağmen güçleri diğer iki okulla eşit düzeydeydi. Ayrıca Yıldız Ruhu okulunun en büyük rakibi ve neredeyse düşmanıydı.

            Antik Gargan Canavar Okulu, Yıldız Ruhu gibi krallığa bağlı bir oluşumdu. Bu okulla ilgili Karen’i şoka sokan şey ise, kurucu patriklerinin ciddi ciddi büyülü yaratık olmasıydı. Yeryüzü Efendisi olmayı başarmış Üstat Gargan aslında bir Beyaz Kurt idi!

            Karen şaşırmış olmasına rağmen bunu kabullenebiliyordu. Sonuçta 10.Kıdeme ulaşan büyülü canavarların insanlardan hiçbir farkı kalmıyordu. Hatta istedikleri gibi insan suretine dahi bürünebiliyorlardı.

            Bu üç kuvvet arasında, Fu’ur Siyah Gizem ve Yıldız Ruhu eşit bir güç sergiliyordu. Sadece bazı konularda Fu’ur Siyah Gizem daha ön plandaydı. Antik Gargan ise hemen altlarındaydı.

            Antik Gargan Canavar Okulu üçüncü güç olmasının yanı sıra Yıldız Ruhu ile aralarında dostane bir ilişkiye sahipti.

            Ayrıca bu yakın ikili Daergon Krallığını destekliyordu. Daergon Hanedanlığı, onlardan güçlü üç oluşumun ikisinden gelen destek sayesinde gerçekten de bölgedeki en üstün güç sayılabilirdi.

            Genç adam bu konularla ilgili birçok hikâye dinledi. En çok gözüne çarpan şey ise Vian’ın Daergon hanedanlığından bahsederken takındığı ifadeydi.

            Karen bir süre bu konuya kafa yorunca fark etti ki Vian, hanedanlığa karşı bir dargınlık içerisindeydi.

            Vakit yavaşça akıp geçti. Öğlen saatlerine yakın geniş salon tıka basa dolmuştu. Tüm katılımcılar hazırdı ve her birinin simasında değişik boyutlarda heyecan izine rastlamak mümkündü. Manzara nedeniyle Karen dahi bir nebze heyecanlanmaya başladı.

            Bunca gürültü arasında fark edilmeksizin içeriye girip orta kısımlara ulaşmaya başarmış dört öğrenci vardı.

            İçlerinden lider görünümlü olan, yirmili yaşlardaki uzun boylu iri kaslara sahip esmer bir genç öne çıkıp kükredi.

            “Beni dinleyin!”

            Beklenti içindeki aşırı sayılardaki bunca katılımcı birinin onlara seslenmesini bekliyormuş gibi anında sustu.

            Esmer genç sözlerine devam etti. “Dağılmadan bizi takip edin. İlk sınav yerine gidiyoruz.”

            Ardından dörtlüyü rehber alan iki bine yakın katılımcı gürültülü ayak sesleriyle yola koyuldu. Adeta bir koyun sürüsüymüş gibi birbirlerine yakın ve sessizce ilerlediler.

            Fazla uzakta olmayan ve enine uzunluğu birkaç yüz metre civarındaki gri renkli iki katlı bir binaya vardıklarında durdular.

            Öğrencilerden biri geniş kapıları açmaya giderken esmer genç anlatmaya koyuldu. “Burası sınav yeriniz. Tek yapmanız gereken içeride sizin için hazırlanmış minderlere oturmak. Gerisini Ustam size anlatacaktır.”

            Genç adam duygusuz gibi görünen bir ifadeyle kapıları işaret etti. Bunun ardından tüm katılımcılar sakince içeri girdi.

            Karen ve Vian yan yana ilerleyip daha öncekinden çok daha geniş bir salona ulaştıklarını fark ettiler. Mekân neredeyse bomboştu. Ahşap döşemelerin kullanıldığı zemin üzerinde birer kişinin oturabileceği minderler dışında başka bir şey yoktu.

            Minderler yine birer metre mesafeyle yerleştirilmişlerdi. Ve bu minderlerin tam karşısında, sahne benzeri hafifçe yüksekte kalan çıkıntı üzerinde bekleyen orta yaşlı bir adam mevcuttu.  

            Karen adamı hemen tanımıştı. Bölge Üstadı Jeong, ellerini arkasında birleştirmiş halde katılımcıların minderlere bağdaş kurup oturmasını bekliyordu.

            Tüm katılımcıları bu adamı bekletmeye cüret edemez halde çabuk ve sessiz adımlarla yerlerine geçti.

            Karen ve Vian orta kısımlarda yan yana gelecek şekilde oturup dikkatle Bölge Üstadına baktılar.

            Herkes yerine geçip sessizleştiğinde Bölge Üstadı Jeong konuştu. Sesi aynı güçte alana yayıldı.

            “Güzel. Yüzlerinizdeki kararlılığa bakılırsa hazırsınız. Merak etmeyin bu ihtiyar sizi daha fazla oyalamayacak. Kısaca açıklamama izin verin.

Daha öncede söylediğim gibi bu imtihan zihninizi sınamak içindir. Bunun içinde her biriniz yalnız başına tarafımca hazırlanan bir illüzyon dünyasına atılacaksınız.

Zaferi elde etmek adına tek bir şeyi başarmanız kâfi…” Orta yaşlı Bölge Üstadı herkesi delici bakışlarıyla taradıktan sonra açıkladı. “İllüzyondan çıkmayı başarmak.”

Sesi tekrar gürledi. “Lakin sakın ola, kolay olduğunu sanmayın! Orada sizi çiçek bahçesi beklemiyor! İllüzyon olduğunu bilseniz dahi acı çekmeniz, yaralanmanız ve hatta ölüme yaklaşmanız işten bile olmayacak!

Bu illüzyondan çıkmanızı ise sadece iki şey sağlar…

İlki ve umuyorum ki başarılı olarak kendi imkanlarınızla illüzyondan kurtulmak! İkincisi ise başarısız olup katlanamadığınız yerde bayılmak…

Süre sınırı yok! Gözlerinizi kapatın, zihninizi hazırlamak için bir dakikanız var!”

Geniş salon sessizliğe büründüğünde yutkunma sesleri net olarak duyulabiliyordu.

Karen sakince salonda göz gezdirdi. Bu genç adamların birçoğu ürkmeden edememiş gibiydi. Sonuçta büyük çoğunluğu asil statüsündeydi. Aralarında daha önce canı yanmamış kişi sayısı neredeyse yarısına tekabül ediyordu. Ve Bölge Üstadının uyarısı onları dehşete düşürmeye yetmişti.

Geri kalanlar ise zayıf iradeleriyle başına geleceklere hazırlanmaya çalıştı. Katılımcıların arasında bulunan çok küçük bir azınlığınsa böyle bir derdi yok gibiydi. Özgüvenli duruşları ve gözlerindeki kararlı ifadeleriyle çoktan hazır durumdaydılar.

Karen bu azınlığa ait olanlara dikkat edip yüzlerini hafızasına kazıdı. Çünkü bu gençlerin açıkça savaş deneyimine sahip olduğunu görebiliyordu. Saf güç konusunda rakibi olamayacağı çok figür olduğunun farkındaydı fakat böyle bir sınavda rekabet olacaksa, rakipleri işte bu gençlerdi.

Karen’in kanı hemen kaynamaya başladı. Aurasındaki son değişimin ardından gelen savaşma isteği uyanmış gibiydi. Heyecanı artarken sakince yanındaki Vian’a döndü.

Gülümsemesi daha da yayıldı. Anlaşılan bu yeni edindiği arkadaşta rekabete dâhil olacak gibiydi.

Karen, Vian’ın gerçek bir savaş tecrübesi olmadığını hissedebiliyordu ki varsa bile ancak Karen’in savaştığı kadar olabilirdi. Tabi genç adam ruh sarayında çektiği işkenceleri bu hesaba dâhil etmemişti.

Yine de yanındaki genç yaşlardaki bu çocuğun azmini açıkça hissedebiliyordu. Ellerini sıkı bir yumruk haline getirmiş, kaşlarını çatmış ve derin nefesler alan figürüyle herhangi bir sorunun üstesinden gelebilecek gibi görünüyordu.

Karen genişçe gülümseyip dikkatini topladı. Etrafındakilerle bağlantısını kesti. Ardından yavaşça gözlerini kapadı.

Ve sonunda süre doldu.

Karen biraz ilerisinde kabaran ruh gücünü ve etrafa yaydığı muazzam baskısını hissedince kaşlarını derince çattı.

Hemen sonra ise bu ruh gücü yayılıp mekânı doldurdu. Genç adam temas halinde olduğu bu engin gücün onu sarmaya çalıştığını fark ettiyse de görmezden geldi.

Karen yavaşça bilincinin kontrolünü yitirdiğini ve yarım bir uyku haline geçtiğini hissetti. Sonrasında tekrar kendine gelmesi kısa sürdü.

Oturduğu sert zemini, bedenini yalayan rüzgârı ve hafif çürük et kokusunu algıladığında çoktan illüzyona girdini anladı.

Derin bir nefes alıp suratını ekşitti. Koku oldukça keyif kaçırıcıydı. Çevresine duyduğu merakla gözlerini araladı.

Görüntüyü algılamaya çalışırken aniden kaşlarını çattı. Yavaşça kafasını kaldırıp gökyüzüne döndüğünde şaşırmadan edemedi. Öfkeyle mırıldandı.

“Hadi ama! Yine mi?!”




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1324

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1121

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 939

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 859

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 743

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 695

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 676

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 617

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 574

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 449

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 147

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 115

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 88

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17364 Üye Sayısı
  • 484 Seri Sayısı
  • 23485 Bölüm Sayısı


creator
manga tr