“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

KAREN - Bölüm 32 - Vian Fenx


 

            Karen, bakışlarını kaçırmaya inatla devam edip aynı zamanda yanına geldiğinde hala fark etmemiş gibi davranan çocuğun tavrına şaşırdı. Hafif bir öksürükle dikkat çektikten sonra konuştu.

            “Küçük kardeşin beni neden ‘gözetlediğini’ merak ediyorum.” Gülümsemeyle konuşmuş olmasına rağmen gözetlediğini üstüne basa basa söylemekten çekinmedi.

            Siyah saçlı kehribar renkli gözlere sahip çocuk irkildiyse de gülümsemeye özen gösterdi. Siması erkeksi olmaktan çok şirin bir görüntü çiziyordu.

Elleriyle aceleci hareketler yaparken aynı aceleyle konuştu. “Uh! Büyük kardeş yanlış anlamış olmalı… Ben sadece etrafa göz gezdiriyordum.”

Karen, insan sarrafı olduğunu iddia etmese de bu çocuğun hiçbir art niyete sahip olmadığından bir şekilde emindi. Nazikçe gülümseyip çocuğun karşısına oturdu.

“Sadece merakımdan sormuştum. Söylemek istemezsen anlarım. Her neyse adım Karen seninki nedir?”

Çocuk şaşkınca gayet sıradan tavırlarıyla onunla muhabbet etme maksadı güden ve gelişigüzel masasına kurulan genç adama baktı. Aslında onu gözetlemişti ve fark edilmişti. Yine de karşısındaki bu genç konuyu hemen görmezden gelmişti. Hatta hareketleri kaba olarak algılanabilecek olsa da samimiyeti dikkate değerdi.

“Ee, buna da mı cevap vermeyeceksin?” Karen somurttu.

Çocuk hızla cevapladı. “Affedersin, sadece şaşırdım. Ben Vian Fenx.” Çocuk başka ne söyleyeceğinden emin olamayıp sustu.

“Oh? Vian demek! Memnun oldum. Rahatsızlık vermek istemem, burada yapacak bir şeyim yok ve canım sıkılıyor…”

Vian, Karen isimli rahat ve samimi tavırlara sahip bu genci merak etmişti. Ayrıca onu arkadaş canlısı bulmuştu. Bu yüzden genişçe gülümseyip karşılık verdi.

“Büyük kardeşle aynı sıkıntıyı çekiyoruz. Bende iki gün önce geldim. Boş boş beklemek gerçekten sıkıcı.”

Karen muzipçe güldü. “Haha! İşte burada beni anlayan birisi var.”

Doğrusunu söylemek gerekirse son günlerde Karen’in karakteri hafif bir düzenleme geçirmiş gibiydi. Şu sıralar adeta yarı İblis Duhan’ın yarı da babasının karakterine sahip gibiydi. Bu yüzden ustasının Vian isimli çocuk hakkındaki görüşünü duyunca onunla arkadaş olmaya karar verdi.

Nasıl ki başkaları onu potansiyel bir güç olarak görüyorsa onunda aynı şeyleri başkaları için hissetmesi gayet normaldi. Bu konuda onun düşüncelerini etkileyende babasının hafif, ustasınınsa aşırı çıkar gözeten tavırlarıydı…

İşte bu yüzden, çocuğun ona neden dikkat ettiğini bilmese de yakınlık kurmak için inisiyatif almıştı.

Çocuğun tavırlarında gözle görülür rahatlama vardı. “Büyük kardeş gerçekten sohbet etmeyi seviyor olmalı.”

Karen suratını ekşitti. “Aslında pek önemsemiyorum. Ama senin gibi yaşına göre olgun davranan ve art niyetli görünmeyen kişilerle sürekli karşılaşmak kolay değil.”

Vian ilk kez hiç tanımadığı birisinden böyle bir övgü aldığı için şaşırmıştı. Biraz duraksadıktan sonra konuştu. “Övgü için teşekkür ederim. Aynı şekilde büyük kardeşinde dikkat çekici bir karakter olduğu çok belli.”

Potansiyeli bir yana, tavırları yumuşak başlı, nazik ve asil görünen bu genç adama karşı Karen yakınlık hissetti.

“Abartıyorsun, seni ve hatta buradaki diğer dâhileri düşünürsek ben sadece sıradan biriyim.” Diye açıkladı Karen.

Vian, Karen’in bahsettiği konuyu hemen anlamıştı. “Oh! Büyük kardeş mütevazı davranıyor. Hem saklı yeteneğinin hem de arka planının üstün olduğundan eminim.”

Vian’ın bu yorumu samimiydi ancak bir nebze muziplikte taşıyordu. Çünkü karşısındaki gençle hemen hemen aynı durumdaydı. Vian’ın yaşına göre güç seviyesi yüksek olabilirdi lakin diğerlerine oranla çok fazla dikkate değer sayılmazdı.

Onun dikkat çeken tarafı ruh özü saflığının derecesi ve sahip olduğu arka plandı. Ve bu iki konuda tamamen gizlenmişti. Karşısındaki genç konusunda dikkatli ve yumuşak başlı olmasının başlıca üç sebebi vardı.

Daha dün tüm misafirleri dikkatle gözden geçirmişti. Ve özellikle ruh güçleri konusunda derin gözlem yapabilecek bir hazineye sahipti. Bu sayede sadece bir gece içerisinde şaşırtıcı derecede gelişen bu genç savaşçıyı anında fark etmiş ve şaşkınlıkla dikkat kesilmişti.

Hemen ardından ise hazinesine rağmen onun ruh özü derecesini yine de tespit edememişti. Böyle bir gizlenmeyi sağlayabilecek hazineler nadirdi. Bu iki şeyi açıkça göstermeye yeterdi. Gizlediğine göre muhtemelen Vian’ın kendisi gibi yüksek oranda saf bir ruhu vardı.

Hatta bu şekilde tespiti imkânsız derecede gizlenmiş olması üstün bir hazineye sahip olduğunu gösteriyordu. Böyle bir hazineyi ancak dikkat çekici bir arka plana sahip olarak edinebilirdiniz...

Vian neredeyse doğumundan beri ileri seviye eğitim alan bir çocuktu. Kabiliyetinin yanı sıra zekâsı da yaşıtlarından ileri seviyedeydi. Çocuk yaşındaki bu savaşçı sadece birkaç saniyede bu sonuca ulaşmıştı.

Karşısındaki gencinde aynı çıkarımı yapıp yapmadığını bilemiyordu lakin sıcakkanlılığına bakılırsa arkadaş olmak ikisi içinde iyi sonuçlar doğurabilirdi.

Hoş tahmin ettiği hazinen aslında bir iblis olduğunu nereden bilebilirdi ki?

Düşünceleri arasında sakince gülümseyip tavırlarına özen göstermeye devam etti.

Karen ise çoktan buna benzer bir çıkarım yaptığından arkadaş olmaya karar vermişti bile. Hafif neşeli bir kahkaha attı ve oyunu daha fazla uzatmamaya karar verdi. Ne yalanlayabilirdi ne de doğrulaması mümkündü.

“Küçük kardeşten etkilenmemek elde değil.” Masanın üzerine hafifçe eğilip gayet kısık sesli bir tonda konuşmaya devam etti.

“Ufak tefek sırlarımızı göz ardı edersek iyi bir arkadaşlık kuracağımızdan eminim.”

Daha cümlesi yeni bitmişti ki, ustasının sesi zihninde yankılandı. Ses tonundaki şaşkınlık ise barizdi. “Nahoş velet seni! Ne ara böyle bir dile sahip oldun…” İblis Duhan suratını ekşitmiş vaziyette öğrencisinin ortama uyum sağlar halini şaşkınlıkla izliyordu.

Vian ise sevecen bir gülümseme takındı.

İki genç akşam saatlerine kadar sohbetlerine devam etti. Birbirleri hakkında sınırları aşmadan meraklı soruların cevaplarını aradı.

Vian, Karen’in yıldırım özniteliğine sahip olduğunu ve bunu destekler bir tekniğe çalıştığını öğrenmişti. Tabi ki bu durum arka plan konusundaki tahminini iyice kuvvetlendirmişti.

Karen’in bir Youren olarak hem yetişim hem de savaş tekniğine sahip olması güçlü bir arka plan ile anlaşılabilir bir sonuca dayanıyordu.

Bu genç adam hakkında öğrendikleri arasında Vian’ı heyecanlandıran en önemli şey, Youren savaşçısı olarak canlı bir ruha sahip olmasıydı. Bu gerçekten nadirdi.

Hoş nasıl bir yaratığa sahip olduğunu öğrenemediyse de üzerine gitmedi. Övgülerini sunup konuyu kapatmayı uygun gördü.

Karen ise onun gibi Youren olan erken yaşlardaki bu çocuğun yay şeklinde ruh silahına sahip olduğunu öğrenmişti. Bu daha önce duyduğu lakin karşılaşmadığı bir konu olduğundan merakı üst düzeydi. Yine de çocuk onu zorlamadığı için o da Vian’ın özeline girmemek için özen gösterdi.

Ayrıca Vian, Noe denen bir özniteliğe sahipti. Bu öznitelik, savaşçıyı hassas bir algı ve keskin hisler konusunda üst sıralara taşıyabilen ender bir olguydu.

İkili konuştukça sohbet koyulaşmış ve birbirleri hakkındaki merakları ateşlenmişti.

-------

Son günün akşam saatlerine kadar alımlar hız kesmemişti. Başvurular kapandığında katılımcı sayısı 1872’ydi.

Karen büyük çoğunluğun eleneceğini öngörse de bu sayı onun için hala muhteşemdi.

Hava karardıktan sonra ardına kadar açık giriş kapısı kapatıldı. Geniş salonda yüzlerce savaşçı uğultuya dönen sohbetleriyle alanı dolduruyordu.

“Herkesin sessiz olmasını rica ediyorum.” Gök gürültüsünü andıran bu ses adeta zeminin titremesine neden olmuştu.

Devasa salondaki yüzlerce kişi endişeyle anında çenelerini kapatıp sesin sahibini aradı.

Karen ve Vian’da irkilip doğruldu. Bakışları salonun ortasında mor renkli bir cübbe kuşanmış orta yaşlı adamın üzerine düştü.

Vian hafifçe fısıldadı. “Bölge Üstadı Jeong!”

Bu sırada aynı isim birçok gencin ağzından yüksek sesle dile getirilmişti. Bu orta yaşlı, uzun siyah sakallara ve kalın kaşlara sahip sert duruşlu adamın yaydığı aura dillere destandı. Karen ustasından sonra karşılaştığı en baskıcı ve engin aurayı bu adam sayesinde deneyimlemiş oldu.

Geniş kalabalıktaki birçok genç hızla bu adama saygılarını sunmaya başladı. Adam ise hafifçe kafasını eğerek gençleri onayladı.

Bu sırada Karen sormadan edemedi. “Bölge üstadı nedir?”

Vian, bu soruya şaşırsa da gülümseyerek hızlıca cevapladı. “Yıldız Ruhu’nda, diğer okullarda olduğu gibi yönetim sistemi çok katmanlıdır. Bu katmanlardaki yöneticiler güçlerine göre sıralanıyor. En altta Büyük Usta’lar var. Ortalama 4.-5.Kıdeme ulaşmış, sıradan eğitimciler ve diğer başka konularla ilgilenen savaşçılara verilen genel unvandır.

Onlardan sonra ise Bölge Üstat’ları geliyor. Tüm Yıldız Ruhu Okuluna ait alan 7 bölgeye ayrılmıştır. Ve bu bölgelerden sorumlu yöneticiler 5.-6.Kıdem dolaylarındadır. 6.Kıdem yetişimindeki Bölge Üstadı Jeong, buranın yani güney bölgesinin yöneticisidir. Yani Bölge Üstatları bir nevi Şehir Lordu gibidirler.

  Üçüncü katmanda ise 7.Kıdemli yöneticiler var. Kimse kaç kişi oldukları bilmiyor. Pek kendilerini göstermezler. Onların unvanına ise Koruyucu Lord deniyor.

En üstte ise 8.Kıdemli Patrik Yulan var. Gerçi babamın söylediğine göre aslında en üstteki kişi Patrik değil. Onunda arkasında 9.Kıdeme ulaşmış olduğundan şüphelenilen biri ya da birileri varmış.

Gerçek değilse bile hala okula bağlılıkları bulunan birçok mezun öğrenciye sahipler. Özellikle Yeryüzü Efendisi olmayı başarmış ünlü ikili, Orion ve Yuesan gerçeği var!”

Vian genel geçer anlatımına rağmen Orion ve Yuesan isimlerini telaffuz ederken hayranlık duyan küçük bir çocuğun gözlerine sahipti.

Karen aldığı bilgileri hızlıca hazmederken başka bir şey sormaya vakit bulamadı. Kulaklarına çalınan o sert ses tekrar duyuldu.

“Siz gençlerin okulumuza verdiği önem bu üstadın ruhuna huzur veriyor. Burada olmanızdan memnunum.”

Karen adamın haşin duruşuna rağmen kibirden uzak tavırlarını hayranlıkla izledi. Sonuçta bu adamdan önce tanıdığı tek güçlü kişi İblis Duhan’dı ve onun kişiliğini açıklamaya gerek bile yoktu.

Sanki ilk kez güçlü biriyle karşılaşmış gibi keyifle adamı dinlemeye koyuldu. Tabi ki onun düşüncelerini hisseden ustası ise sayıp sövmekle meşguldü.

“Birçoğunuzun, Yıldız Ruhu’nun sınavları konusunda bilgili ve aşina olduğunu tahmin ediyorum. Lakin aranızda bilmeyenlerde mevcuttur. Kısaca açıklamama izin verin. Yıldız Ruhu kendi yolu ve Ata Patriğimiz Ölümsüz Yıldız’ın emri gereği sadece iki tür sınavı şart koşar.

İlki, zihninizi, yanı ruhunuzun en ulaşılmaz kısmını test ederken ikinci aşama da, okulumuzun özel tarafı olan Yıldız Ruhunu deneyimlemenizi ve bununla başa çıkıp çıkamayacağınızı test edecektir.

Biz diğerleri gibi, hali hazırdaki teknikleriniz ve savaş gücünüzle öne çıkabileceğiniz basit bir okul değiliz.

Burada önemli husus, zihninize ne kadar hâkim olabildiğiniz ve ruhunuzun ne kadar sağlam bir temele sahip olduğudur.

Bu temellerdir ki, sizi şuan olduğunuzdan çok daha üstün bir geleceğe taşıyabilecek yegâne unsurlardır.”

Adamın sert sesi salondaki herkesi hipnotize etmiş gibiydi. Sözlerindeki kudret neredeyse gözle görülebilecek cinstendi. Genç savaşçılar huşu içinde ve derin bir saygının izi bulunan gözlerle izliyor ve dinliyordu.

Karen dahi onlar kadar olmasa da açıkça etkilenmişti. Yine de ustası beklenmedik yorumlarıyla dikkatini dağıtmayı başardı.

“Hah! Gerzek herif, boş kelamlara ruh gücünü katıp hokkabazlık yapıyor. Anca çocukları etkilersin zaten hımmf!”

Karen şaşkınlıkla bakakaldı. Biraz düşünüp dikkatini verince fark etti ki bu adam konuşurken ruh aurası da hafifçe dalgalanıyordu. Yani muhtemelen ruh gücünü kullanıyordu.

Ne yaptığını anlayacak düzeyde değildi fakat ustasının sözlerine bakılırsa gerçekten bir hokkabazlık yapıyor gibiydi.

Çaktırmadan içten içe ustasını övdü. Arada bir onun ne derece dehşet verici bir figür olduğunu unutuyordu.

Bölge Üstadı Jeong bir süre daha konuştuktan sonra gülümseyerek gözden kayboldu. Gerçekten de biranda herkesin ortasında kayboluvermişti.

Geride kalanlar şaşkınca onun biraz önce bulunduğu boş alana bakakaldılar.

            Karen ise ustasının bu savaşçı hakkındaki her şeyi tek tek gösterip anlattığından tam olarak ne yaptığını ve ne tarafa gittiğini sanki görmüş gibi biliyordu. Biraz önceki saygısının bir kısmını zar zor koruyabilmişti.

            Ustasının aşağılayıcı tespitleri ve fırçaları yüzünden gözünde canlanan şey Bölge Üstadı Jeong’un tüm teknikleri ifşa olmuş gerçek bir hokkabaz oluşuydu. Sadece çocukları etkilemeye çalışan basit bir adam gibiydi.

            Karen durumu bu hale getiren şeyin ustasının tavırları olduğunu gayet iyi biliyordu.

Açıkça hiç tanımadığı bir adamın gözleri önünde tüm ilgiyi toplamasını kıskanıyor hatta böyle durumlara açıkça gıcık oluyordu ve hedefini yerin dibine sokmadan rahat edemiyordu.

Karen’e göre ustası, kibir konusunda bile Yeryüzü Efendisi kıdemine ulaşmayı başarmıştı!

Genç adam ustasının karakterine karşı gözlerini devirip Vian ile olan sohbetine kısa bir süre daha devam etti. Ardından ikili yollarını ayırıp odalarına çekildiler.

-------

            Karen’in heyecanlı olacağı beklenebilirdi lakin kendisinin de şaşırdığı üzere tuhaf bir şekilde sakin ve huzurluydu.

            Birkaç saat boyunca fazla olan enerjisiyle tekniğine çalıştıktan sonra bacakları ve kolları sızlamaya başlamıştı.

            Yıldırım arkları, ellerinden omuzlarına kadar tırmanan afacan çocuklar gibiydi. Sade yumrukları gösterişsiz olsa da yıldırımla yıkanan bu yumrukların güçleri dehşet vericiydi.

Herhangi bir hedefe temas etmediği için sahip oldukları güç sürekli kollarında geziniyordu. Ve bu hafif bir sancıya neden oluyordu. Hoş eskisine nazaran artık daha kolay kullandığı da açıktı.

            Genç adam Yıldırım Ateşi’yle işini bitirince Kan Yıldırımı Hız Tekniğinin 1.Seviyesi olan Yıldırım Adımı’na geçiş yaptı.

            Savaş tekniğine göre daha az kullanabildiği bu teknik uzun sürede ciddi anlamda acı verici bir hal alıyordu.

            Saydam yıldırım arklarıyla kaplanan ayakları ve bilekleri hızını birkaç kat arttırabiliyordu.

            Karen bu tekniği oldukça sevmişti. O kadar hızlı hareket ediyordu ki, sanki uçmayı deneyimliyormuş gibi hissediyordu.

Henüz tam anlamıyla kontrole sahip olmadığı için manevra anlarında yavaşlaması gerekiyordu. Bu yüzden sürekli tekrar yaparak aşinalığını ve kabiliyetini arttırmaya çalışıyordu. Bu konuda da ilerleme kat ediyordu fakat devamlı kullanım yüzünden bacaklarına kramplar girmeye başlıyordu.

Şuan için bedeni, İki Yıldırım Ateşi yumruğunu ve beş dakikalık Yıldırım Adımı tekniğine ancak dayanabiliyordu.

İkisini birlikte kullanamasa da ardı ardına kullanabilirdi. Sonuçta dayanamaması vücudu yüzündendi. Eğer daha fazla dayanabilseydi, böyle bir ruh gücüyle aralıksız aylarca teknikleri sürdürebilirdi…

İşi bitince yorulan ve hafifçe sızlayan bedeniyle Ruh Sarayında uzandı. Fark ettiği üzere teknikleri aşırı kullanınca, Ruh Sarayında bile olsa bedenindeki rahatsızlık gerçekti. Bu yüzden mola vermesi gerekiyordu.

-------

Dinlenirken aynı zamanda gözlerini kapatıp sakince nefes almaya başladı. Kısa süre içinde yine aynı görüntüye bakar haldeydi.

Muazzam kan rengindeki fırtına her zaman olduğu gibi dehşet vericiydi. Karen’i şoka sokan devasa boyutlardaki Kan Yıldırımları fırtınadan birbiri ardına fırlıyordu.

Adeta gökyüzünün kralları tüm heybetleriyle yeryüzüne inmeye karar vermişlerdi. Ve akıl almaz güçleriyle temas ettikleri her yeri yakıp yıkıyor tüm alanı tarumar ediyorlardı.

Genç adam ansızın üzerine akın eden başka bir devasa yıldırımın etkisiyle gözlerini araladı.

Terle kaplanmış suratıyla yavaşça yattığı yerden doğruldu. Biraz nefeslendikten sonra yetişimine odaklandı. Uzun denemelerin ardından kıdeminin zirvesindeki durumunda boşa kürek çekiyor gibi hissetti.

İşini bitirince meditasyon halindeki ustasını bilgilendirip mekandan ayrıldı. Güneşin doğmasına daha vakit vardı. Banyo yaptıktan sonra rahatça yatağına uzanıp gözlerini kapadı.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1301

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1108

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 916

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 843

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 732

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 683

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 661

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 562

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 424

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 74

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16649 Üye Sayısı
  • 452 Seri Sayısı
  • 22399 Bölüm Sayısı


creator
manga tr