Bekleyin okuyun ve öğrenin... #Örkün

KAREN - Bölüm 31 - Bekleyiş


            Genç adam ilgili bakışlarla etrafı gözetliyordu. Muazzam büyüklükteki alana kurulmuş okul, bir hale gibi dağın etrafını çeviriyordu. Krallık şehriyle kıyaslanmayacak olsa da Marn şehrinden birkaç kat daha geniş bir bölgeye kurulmuştu ve bu alan sadece 20-30 bin kişi içindi…

            Dikkatini kaybettirecek kadar hayranlık uyandıran binaları izlemeden edemiyordu. Enine ya da dikine uzanan beyaz taşlarla inşa edilmiş bu yapıların bazıları aşırı büyük bazılarıysa daha ufak tefek boyutlara sahipti.

Her birinin kullanım amacı oldukça farklı gibi görünüyordu. Lakin binaları dikkat çekici kılan şey, bir ustanın elinden çıkmış gibi görünen şekil ve oymalarla süslenmiş olmalarıydı.

            Ayrıca genç adamı ağzı açık bırakacak şekilde her yönden yayılan kaynağı bilinmez bir antik auraydı. Bu aura sanki havanın kendisiyle birleşmiş gibi her an hissediliyordu.

            Daha sormadan ustasının tembel sesini işitti. “Bu hissettiğin şey bölgeyi sarmalayan koruyucu bir formasyon. Benim açımdan oldukça güçsüz fakat yine de gayet güçlü bir tanesi. En azında oldukça işlevsel, kim yaptıysa övgüyü hak ediyor.”

            Karen, koruyucu formasyonları biliyordu. Kendi şehrinde bile bir tane vardı. Lakin o tam olarak bir koruyucu formasyon değildi. Ayrıca kendini sürekli hissettirecek düzeyde de değildi. Düşüncesinin aksine aklına takılan ustasının övgüde bulunmuş olmasıydı. Bu nadiren yaşanan bir durumdu ve tabi ki meraklanmıştı.

            -Övülecek kadar nesi özel?- diye sordu. Bu sırada diğer katılımcıların gittiği büyük beyaz bir binaya doğru ilerlemeyi sürdürdü. Muhtemelen sınava kadar tüm katılımcılar bu binada konaklıyordu.

            Ustası da merak ettiklerini açıkladı. “Eğer konuda uzman değilsen formasyon kurmak oldukça zordur. Ve uzman olsan bile çok işlevli bir formasyon kurmak çok daha zordur. İşte bu yüzden formasyon övgüye değer dedim. En güçlü yanı savunması gibi duruyor fakat saldırı yapabilecek bir durumda olduğu da aşikâr.

En özel kısmı ise yeryüzünde ve havada bulunan ruhsal gücü çekerek bölgede yoğunlaştırıyor. Bu sayede öğrencilerin tükettiği ruh gücü çok daha hızlı yenilenecektir. Tabi ki bunun sana bir faydası yok. Bu sıradan yetişimciler için faydalı, senin gibi göklerden tonla şans çeken biri için oldukça gereksiz…”

Ustasının övgüden uzak iğneleyici sözlerine karşı kaşlarını çattıysa da cevap vermedi. Ne yani şanslı olmak suç muydu?

En azından Karen’in bu durumdan öğrendiği şey şuydu ki, bu dünyada yaratılan herhangi bir şeyin değerini belirleyen basitçe iki faktör vardı. Gücünün boyutu ve bu gücün işlevsel olup olmadığıydı.

Genç adam düşünceli ifadesiyle, çift kanatlı geniş kapıdan içeri girdi. Onu karşılayan genişçe bir salondu. Etrafa yayılmış birçok oturma grupları ve masalar genç yaşlardaki savaşçılarla kaynıyordu. Ortam oldukça gürültülüydü.

Görüldüğü kadarıyla bu insanlardan çok azı birbirini tanıyordu. Yine de birkaç günlük bekleyişleri yüzünden sıkılmış ve diğerleriyle sohbet etmeye başlamışlardı.

Etraf açıkça mesafeli ve nazik gelişigüzel sohbet havasındaydı. Bunun dışında çevrede ön plana çıkan birkaç auranın varlığı genç adamın dikkatini çekti. Hatta bazılarının seviyesini tespit edemiyordu. Ucu ucuna 4.Kıdemin ruh gücünü kavrayabiliyor olsa da bazıları tespit edebileceğinden daha baskıcı ve üstün auralara sahipti.

Yüzlerce kişinin bulunduğu bu salonda hangi auranın kime ait olduğu ise tespit edilmesi imkânsız gibiydi. En azından uzak mesafeden.

Genç adam giriş kapısının tam karşısında duvar kenarında bulunan geniş masaya baktı. Masada oturanların hepsi, altın ipliklerden oluşmuş yıldızlı gökyüzü tasvirini andıran işlemeleriyle gayet hoş görünen beyaz cübbeler giymişlerdi. Aynı işlemeyi kapıda kontrolleri yapan öğrencinin cübbesinde de görmüştü.

Sıkılmış ifadelerle kendi aralarında sohbet etmeye çalışan bu, 2.Kıdem yetişimindeki yedi kişinin burada bulunma amacını anlamamıştı lakin tahminen katılımcılara yardımcı olmak ya da yanlış bir şey yapmalarını engellemek içindi.

Hoş etraftaki katılımcıların onlara olan ilgisi ve sohbete dâhil olma istekleri yüzünden canlarından bezmiş gibiydiler.

Karen, etrafı gözlemeye devam etti. Üst kata çıkan merdivenlerin olduğu kısımdaki tabelayı görünce üst katta herkese ait yatak odalarının bulunduğunu keşfetti.

Bu gürültüden haz etmese de bilgisiz hali canını sıkıyordu. Çoğu kişiyi duyabileceği bir yer seçip sandalyelerden birine oturdu. Gözlerini kapatmış halde sakince çevreyi dinlemeye koyuldu.

Bir saat sonra dinlediği birçok saçma dedikodudan sonra bile keyifliydi. Neredeyse okul hakkındaki her şeyi öğrenmiş ve hatta bölgeyi gezmiş kadar bilgi sahibi olmuştu.

Öğrendiklerine göre; Yıldız Ruhu Savaşçı Okulu aslen tek bir kişi tarafından kurulmuştu. Bu adam eşsiz bir savaşçıydı ve aynı zamanda ölümsüz olmayı başarmış Ölümsüz Yıldız diye bilinen bir üstattı.

Henüz 10.Kıdemdeyken okulun temellerini atmış ve kendi öğrencilerini okulu geliştirmeleri için geride bırakıp gitmişti. Bu olay birkaç yüzyıl önceydi. Ayrılışından bir asır sonra Ölümsüz olduğu haberi kıtaya yayılmış ve birçok insanı şok etmişti.

Lakin bu haberden sonra Üstat Ölümsüz Yıldız’ı ne gören ne de duyan olmuştu. Adeta kaybolup gitmişti. Yine de okul işlemeye devam etti. Söylenilene göre üstadın okuldaki hayat kristali hala sağlamdı ve bu onun yaşadığını gösteriyordu.

Bu yüzden kimse okula bulaşmaya cüret edememişti ve okul sürekli gelişmeyi başarmıştı. Şu an Yıldız Ruhu Savaşçı Okulu Daergon krallığındaki en güçlü üç okuldan biriydi. Ve dedikoduya göre güç sıralamasında ikinciydi. Bu üç okul dehşet verici güçlere sahipti. Daergon krallığına bağlı olsalar da aslen krallıktan daha güçlüydüler.

Okulun şuan ki patriği, Daergon kralıyla aynı yetişime sahipti. Yani 8.Kıdem bir diğer adıyla Kral seviyesinde bir savaşçıydı.

Bu konularla ilgili birçok şey duymuş olsa da Karen bunları umursamıyordu. Sonuçta işine yaramayan konulardı. Asıl önem verdiği konular okulun işleyişiyle alakalıydı.

Okulun eğitim sistemi, genç adamın kendi şehrindekinden tamamen farklıydı. Burada ders falan işlenmiyordu! Her öğrenci kendi yolunu çizip buna göre ilerleyebiliyordu. Okulun kaynaklarını kullanmak içinse başarı puanı gerekiyordu. Hatta deneyimli üstatlara danışmak ve eğitimlerini almak bile başarı puanları tek ödeme biçimiydi.

Okul, öğrencilere başarı puanı kazanmak için düzinelerce yol sunuyordu. Bunların içinde, verilen görevleri yapmak, üstatlara veya eğitmenlere hizmet etmek ve hatta hızlı gelişip deha düzeyinde potansiyelin olduğunu göstermek bile başarı puanı kazanmayı sağlayabiliyordu.

Bunun yanı sıra savaşçı turnuvalarında gösterilecek başarılar, bireysel meydan okumalar ve okula ait yaratık bölgesindeki canavarları öldürüp ruh kristallerini okula vermek en çok puan kazandıran şeylerdi.

Ve bu başarı puanları size her şeyi sağlayabiliyordu! İhtiyaç duyulan teknikleri ve büyülü silahları almanın tek yolu da puanlardan geçiyordu…

Onun dışında herhangi bir şey yapmasanız bile dostane savaşlar ve devamlı meditasyonla, dışarıda olduğundan çok daha hızlı gelişmek mümkündü. Sonuçta hem böyle zengin ruhsal auraya sahip toprakları, hem de bu kadar seçkin savaşçıyı bir arada bulmak inanılmaz zor olmalıydı…

Genç adam bu konunun dışındaysa birçok farklı alanda uzmanlaşabileceğini de duymuştu. Okul oldukça geniş kapsamlı eğitim verebiliyordu. Geniş yelpazeli savaşçılık eğitimi bir yana, hap yapımı, formasyon teknikleri, tılsım ve büyülü teknikler hatta Karen’in daha önce duymadığı bazı tuhaf konularda bile eğitim almak mümkündü. Neredeyse her işin ehli bu kapıların ardında mevcuttu.

 Derin bir nefes çekip kafasını salladı. Daha yeni doğmuş gibi hissetmekten kendini alamadı. Diğer konularda bir temel edinene kadar savaşçılık yolunda yürümeyi düşünüyordu.

Sonuçta bilmediği konularda eğitim almak onu sadece yavaşlatırdı. Önce kendi gelişimini artırmaya özen göstermeliydi. Bu sırada ise boş zamanlarında diğer konular hakkında bilgisini genişletip neleri bilgi dağarcığına eklemesi gerektiğine karar verebilirdi.

Gerçi daha öğrenci olup olamayacağı bile meçhuldü. Dereyi görmeden paçayı sıvamanın da anlamı yoktu.

Genç adam yerinden kalkıp üst katta yatacak bir yer bulmaya karar verdi. Duyduklarından yola çıkarak, masada sohbetlerine devam eden öğrencilere selam verdi.

Saygılı bir şekilde kalacak bir oda istediğindeyse öğrencilerden biri ona fındık boyutunda camdan yapılmış gibi görünen siyah bir boncuk uzattı.

Karen ilk kez böyle bir şey görse de umursamadan boncuğu alıp üst kata yollandı. Siyah boncuğun üzerinde sanki içinde yüzüyormuş gibi görünen sarı renkli bir numara vardı. -1169-

Ustasının dediğine göre bu küçük bir formasyonun anahtarıydı. Odaları saran bariyerler mevcuttu ve bu anahtar ait olduğu odaya girip çıkmayı sağlıyordu. Genç adamın bunun gibi en basit şeyleri dahi bilmediği için canı sıkılmıştı. Yüzlerce kitabı ne diye okumuştu ki?

Gözlerini devirerek odasını aramaya koyuldu. Her katta yaklaşık beş yüz oda vardı ve üçüncü kata çıkınca odasını buldu. Hepsi tek tip olan bu küçük odaların kapı kısmında sadece simsiyah zar benzeri bir yüzey vardı.

Karen tedirgin bir halde boncuğu tutan elini yüzeye uzattı. Zarda aniden bir boşluk belirdi ve kolu hiçbir şeye temas etmeden içeri daldı. Bundan keyif almış gibiydi.

Kolunu geri çekti ve diğer elini uzattı. Bu sefer sert bir his veren siyah zara dokunmuştu. Açıkça duvar gibi hissettiriyordu. Biraz daha kurcaladıktan sonra boncuğu önüne alarak odaya girdi.

Oda sadece on metrekare civarında ve sade döşenmişti. Tek kişilik bir yatak, masa sandalye ikilisi dışında bir şey yoktu. Sağ tarafında kapısız başka bir giriş ise banyoya ulaşıyordu.

Karen yiyecek bir şeyler olmadığını görünce kaşlarını çattı. Aslında yemeksiz birkaç gün idare edebilecek haldeydi fakat daha yeni bir savaşçı olduğu için yemek yememeye henüz alışabilmiş değildi.

Yüzüğüne annesinin zorla koydurduğu birkaç parça yemek aklına gelince gülümsemesi yayıldı.

Güzelce yiyip içtikten sonra yatakta lotus pozisyonuna geçti. -Çalışma zamanı!- diye söylendi.

-----

            Genç adam ertesi sabahın erken saatlerine kadar çalışmasına devam etti. Ustasının hala yardımcı olmamakta direnen hali yüzünden yetişimine ve tekniğine zaman harcamıştı.

            Ertesi sabah pozisyonundan gerinerek kalktı. Gereğinden fazla olan enerjisi yüzünden uyumayı düşünmüyordu. Ve keyfi oldukça yerindeydi çünkü gelişimi beklemediği düzeyde hızlanmıştı.

            Ruh özünün saflığı arttığı için 1.Kıdemin sınırlarına dayanmıştı. Henüz bir çaylak olduğu düşünülse de gelişiminin sınıra ulaşıp ulaşmadığını kolayca anlayabiliyordu.

            Normalde yetişim sırasında emdiği ruh gücü özü bedenini güçlendirerek aurasının da yükselmesine neden oluyordu. Lakin sınıra dayandığı zaman emdiği ruh gücü adeta boşa gidiyor ve hiçbir gelişim yaşamasına izin vermiyordu.

            Gelişim dünyasında Kıdem sınırları dışında herhangi bir darboğaz olmadığı bilinen bir gerçekti. Yeteri kadar ruh gücü özü emebildiğiniz sürece sınırlara ulaşmak oldukça kolaydı.

            Ancak bu Kıdem sınırlarına ait darboğazı aşmak zordu. Ve tahmin edilebileceği üzere devam eden süreçte seviye ilerledikçe zorluk katlanarak artıyordu.  

Birçok farklı etkene bağlı olmakla birlikte sınırları aşmak soyut bir durum olarak kabul ediliyordu. Yani gelişimci ne kadar hazırlık yaparsa yapsın o boğazı aşıp aşamayacağı göklerin kontrolündeydi. Gerçi bu bilgilerin hepsi ustasından öğrendiklerine dayanıyordu.

Karen, derin bir nefes alıp sakince aurasının dışarı sızmasına izin verdi. Bedenine yayılan aurada saklı engin kudreti hissetmekten keyif alıyordu. Göğsünü şişirip, yumruklarını sıktı.

İlk değişimi yaşadığında sahip olduğu güce kıyasla arada muazzam bir fark vardı. Hatta genç adam düne oranla bile dikkate değer ilerleme kaydettiğinden emindi.

Tükenmek bilmez mirası da düşünülürse gücünün akranları arasında ön plana çıkması oldukça normaldi. Yine de genç adam kendine fazla güvenmeye cüret edemiyordu.

Akranlarından güçlü görünse de ustasının söylediğine göre ağır bir bedel ödendiği takdirde akıl almaz boyutlarda güç açığa çıkarabilen teknikler birçok yerde mevcuttu.

Düşüncelerini, derinleştirmeden dağıttı. Sakin bir gülümsemeyle etrafına bakındı. Yapacak bir şeyi olmadığından aşağıdaki lobiye inme kararı aldı.

Geniş salon düne kıyasla daha sessiz ve sakindi. Gerçi sabahın bu erken saatlerinde yine de kalabalık sayılırdı.

Pek fazla çevreye dikkat etmeden bir köşeye çekilip oturdu. Bir süre sonra canı sıkıldığı için diğer gençleri izleyip sohbetlerine dinlemeye başlamıştı.

            Düne oranla yeni bir şey konuşulmuyordu. Tabi bazı çok ‘özel’ sohbetler konu dışındaydı. Karen o kadar insan içinde birbirleriyle cilveleşen çiftleri görünce kuru kuru öksürüp başka yöne baktı. Bilinmeliydi ki genç adam bir kitap kurduydu ve tek sevgilisinin de yetişim dünyası olduğu söylenebilirdi.

            Özel sohbetleri görmezden geldiği sırada ustasının sesini işitti. “Solunda, duvar kenarında tek başına oturan velet seni dikizliyor. Ne tuhaf bir cinsel tercih!” diye söylendi. Karen anlık bir şok hissiyle dönüp baktı.

            Ustasının dediği gibi mesafede tek başına oturan 12-13 yaşlarındaki çocukla bakışları biran buluştu. Çocuk irkilerek anında bakışlarını başka bir yöne çevirdi.

-Gerçekten bana bakıyordu… Gerçi niyetinin ne olduğundan emin değilim. En azından kesinlikle tahmin ettiğin şey değil!-

Bakışlarını kaçırmış ve alakalı değilmiş rolünü iyi beceren ufaklığa tekrar baktı. Çocuk kendisi gibi siyah uzun saçlara sahipti ve turkuaz renkli lüks kıyafetler giymişti. Biraz dikkat edinci yetişiminin 1 Kıdemin başlarında olduğunu keşfetti. Tabi bu onun için şaşkınlık vericiydi.

12-13 yaşında bu seviyeye gelmesi oldukça dikkat çekiciydi. Buna rağmen ruh özü saflığı seçilemiyordu.

Karen, hem ruh gücünü hem de özündeki saflığı ustasının yardımıyla hiç yokmuş gibi gizleyebiliyordu. Hatta ruh gücünü kullansa bile saflığının gerçek derecesi baskılanmış ve dışarıdan tam olarak tespit edilmesi zorlaştırılmış vaziyet oluyordu. Bu da ustasının aldığı önlemlerden biriydi.

            Genç adam aldığı yardım sayesinde bunu başarabiliyordu. Diğerlerinin aurası konusunda ise neredeyse sorunsuz bir gözlem kabiliyeti vardı. Buna rağmen karşısındaki çocuğun ruh gücünü hissedebilse de saflık derecesini okuyamıyordu. Onun için bu durum gayet yeniydi.

            Hemen ustasına danıştı. Cevap gecikmedi. “O da senin gibi özünü gizleyen bir şeye sahip anlaşılan. Hoş benim bakışlarımdan kaçması mümkün değil. Hehehe!”

            Karen etkilendi. Daha sormadan ustası tekrar konuştu. “Şuan bu binadaki en saf ruh onunki… Tabi senin gibi şanslı bir piçi saymazsak…”

            Genç adam şaşkınlık içindeydi. Hiçbir şeyi önemsemeyen ustası bugün iki kez övgüde bulunmuştu. Bu tabi ki şaşırılacak bir konuydu.

Çocuğa gelirsek onun potansiyeli konusunda yorumunu duyunca etkilenmiş olsa da son yorum kaşlarını çatmıştı. -Niye her şeyi bana bağlıyorsun yahu? Kıskanç ihtiyar!-

            Öfkeli ses şimşek kadar hızlı geldi. “Kim kıskanç! Arsız piç! Ustan hakkında doğru konuş……” Karen keyifli bir gülümsemeyle ustasının küfürlerini görmezden geldi. Nasılsa eğitim vermiyordu, yani canını yakması mümkün değildi. Niye endişelenecekti ki?

            Bu sırada ona herhangi tehlikeli bir hissiyat yaşatmayan bu çocuğa karşı merakına yenik düşmüştü. Sakince yerinden kalkıp çocuğun yanına doğru yürümeye koyuldu.

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1323

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1122

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 939

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 861

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 745

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 696

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 677

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 618

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 573

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 449

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 147

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 123

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 117

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 88

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17410 Üye Sayısı
  • 466 Seri Sayısı
  • 23463 Bölüm Sayısı


creator
manga tr